İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlker Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/19041)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/19041Tarih24 Mayıs 2018Okuma17 dk · 3.486 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İlker Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
24 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/19041
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.486 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde uzman erbaş

olarak görev yapmaktadır.

9. Başvurucu, Tunceli 4. Komando Tugay Komutanlığında görevli

olduğu sırada anılan birlik tarafından terörle mücadele faaliyetleri kapsamında

kırsalda yürütülen operasyona katılmış ve 7/7/2011 tarihinde teröristlerle

girdiği çatışma esnasında arazinin dik ve kayalık olması sebebiyle sağ ayak

bileğinin burkulması sonucunda yaralanmıştır.

10. Başvurucunun olay mahallinde sağlık personeli tarafından

gerçekleştirilen ilk müdahalesinin ardından Tunceli Devlet Hastanesinde yapılan

muayenesi neticesinde 11/7/2011 tarihli sağlık kurulu raporu ile ayak

bileğindeki zedelenme nedeniyle otuz gün istirahati uygun görülmüştür.

11. Aynı şikâyeti nedeniyle 18/10/2011 tarihinde Elazığ Asker Hastanesine (Hastane) yatışı yapılan

başvurucuya 19/10/2011 tarihinde mozaikoplasty ameliyatı yapılmıştır. Başvurucu,

anılan Hastane tarafından düzenlenen 25/10/2011 tarihli sağlık kurulu raporu

ile iki ay hava değişimi verilmek suretiyle 26/10/2011 tarihindetaburcu

edilmiştir.

12. Başvurucuya istirahatinin bitiminden sonra aynı Hastanede

fizik tedavi uygulanmış, bu tedavinin ardından 2/2/2012 tarihinde düzenlenen

sağlık kurulu raporu ile "...şikâyetleri

tam olarak iyileşmeyen hastanın şifası zaman ister"

değerlendirmesiyle bir buçuk ay hava değişimi verilmiştir.

13. Aynı Hastane tarafından düzenlenen 3/4/2012 tarihli raporda

başvurucu hakkında "Sınıfı görevine

devam eder" kararı verilmiştir. Söz konusu raporda ayrıca,

başvurucunun üç ay süreyle uzun koşu, yürüyüş, engebeli arazi yürüyüşü,

pentatlon, şınav, uzun-yüksek atlamadan muafiyetinin

uygun olduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucu sağ ayak bileğindeki ağrı ve hareket kısıtlılığı

şikâyetlerinin artarak devam etmesi üzerine Gülhane Askeri Tıp Akademisi

Hastanesine (GATA) sevk edilmiştir. GATA'da 24/11/2014 tarihinde artroskopi

ameliyatı yapılan başvurucu 27/11/2014 tarihli sağlık kurulu raporu ile bir

buçuk ay istirahat verilmek suretiyle taburcu edilmiştir.

15. Ameliyatı sonrasında 19/1/2015 tarihinde GATA'da ilk kontrol

muayenesi yapılan başvurucuya 22/1/2015 tarihli sağlık kurulu raporu ile bir ay

hava değişimi verilmiştir. Söz konusu raporda ayrıca "Şifası için zaman ister" değerlendirmesinde

bulunulmuştur.

16. 20/2/2015 tarihinde GATA'da ikinci kontrol muayenesi yapılan

başvurucunun 25/2/2015 tarihli sağlık kurulu raporu ile altı ay süreyle 500

metre üzeri koşulardan, yürüyüşlerden, uzun atlama, yüksek atlama, pentatlon,

halata tırmanma, teçhizatlı-teçhizatsız koşu, paraşütle atlama, bedenî

yeterlilik testleri, eğitim gibi sportif faaliyetlerden muafiyetinin uygun

olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda "Şifası

için zaman ister" değerlendirmesine de yer verilmiştir.

17. Başvurucunun müracaatı üzerine Tunceli Devlet Hastanesi

tarafından engellilik durumunun tespiti için düzenlenen4/6/2015 tarihli sağlık

kurulu raporunda ayak bileği artriti teşhisine istinaden başvurucunun

engellilik oranının % 8 olduğu belirtilmiştir. Raporun

geçerlilik süresi "sürekli" olarakbelirlenmiştir.

18. Başvurucu, engellilik durumunu tespit eden söz konusu sağlık

raporundan sonra daTSK emrinde ve aynı sınıfta görev

yapmaya devam etmiştir.

19. Görevine devam eden başvurucu 3/8/2015 tarihinde Millî

Savunma Bakanlığına (MSB) başvurmuştur. Başvuru dilekçesinde kalıcı olarak %8

oranında engellihâle gelmesine sebep olan yaralanma

olayının görevi sırasında ve görevi nedeniyle meydana geldiğini belirten

başvurucu, mesleğini eskisine göre ve emsallerine nazaran daha fazla efor sarf

ederek yerine getirebilecek olması sebebiyle efor kaybından doğan maddi

zararının ve ayağında kalıcı sakatlık oluşmasından duyduğu üzüntü nedeniyle

uğradığı manevi zararınınkarşılanmasını talep

etmiştir. Başvurucu, söz konusu başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddi

üzerine 8/10/2015 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı

davası açmıştır.

20. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 21/10/2015 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde Elazığ Asker Hastanesi tarafından

düzenlenen ve "Sınıfı görevini yapar" tespitini içeren 3/4/2012

tarihli sağlık kurulu raporunun başvurucunun yaralanması sonucu verilen kati

nitelikte bir rapor olduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuştur. Bu kabulden

hareket eden Mahkeme, efor tazminatı talebinde bulunan başvurucunun eylemi ve

eylemden doğan zararı 3/4/2012 tarihli sağlık kurulu raporu ile öğrendiği,

dolayısıyla bu tarihten itibaren 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca bir yıliçinde

zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun ise bu

süreyi geçirdikten sonra 3/8/2015 tarihinde idareye yaptığı başvurunun zımnen

reddi üzerine 8/10/2015 tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı ifade

edilmiştir. Kararda ayrıca, efor tazminatı talebinde bulunan başvurucunun 2014

yılı ve sonrasında muayene edilmesinin ve hakkında raporlar düzenlenmesinin

rapor sonuçları ve engellilik oranı dikkate alındığında zararınöğrenilmesine

ve dava açma süresine bir etkisinin bulunmadığı da vurgulanmıştır.

21. Karşıoy gerekçesinde ise

başvurucunun dava açma süresinin başlangıcına esas alınan 2012 tarihli raporun

düzenlenmesinden sonra 2014 yılında yeniden muayene ve ameliyat edildiğine

dikkat çekilmiştir. Bu itibarla başvurucunun yeniden hastaneye sevk edilip

rapor aldırılarak ya da tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılarak rahatsızlığının

ne olduğu, hangi sebeple oluştuğu, hangi tarihte ortaya çıktığı ya da

çıkabileceği, 2012 yılındaki rahatsızlıkla 2014 yılındaki rahatsızlık arasında

ne tür bir ilişkinin bulunduğu, tedavi sürecinin ve zararın devam edip

etmediği, zararın artıp artmadığı gibi hususların açıklığa kavuşturulmasından

sonra zararın ortaya çıktığı tarihin ve zararı öğrenme tarihinin, dolayısıyla

davada süre aşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir.

22. Nihai karar başvurucuya 3/12/2015tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu 11/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Kanunlar

25. İlgili Kanunlar için bkz.

Kemal Özelmacı, B. No: 2015/19043,

24/5/2018, §§ 22, 23.

2. Danıştay İçtihadı

26. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

31/5/2016 tarihli ve E.2016/4241, K.2016/3896 sayılıkararının

ilgili kısımları şöyledir:

"Tam yargı davaları,

idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle,

tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin

ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.

İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir

hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle

ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya

işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla

birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve

hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.

...

Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 13'üncü

maddesinde öngörülen 1 ve 5 yıllık sürenin, eylemin idariliğinin

ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur. Aksi yorumun, zarara

yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla

kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama

özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır."

27. Danıştay Onuncu Dairesinin 11/10/2000 tarihli ve

E.1998/4016, K.2000/5130 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava; davacının çocuğunun, 10.11.1993

tarihinde Diyarbakır'da bulunan bir gıda marketine atılan bomba sonucuyaralanmasındanveolayıtakibenyapılan tedavilersonrasındavücudunda daimi

sakatlık oluştuğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın

yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.

...

İdarenin faaliyet alanı içinde yer alan

eylemlerin neden olduğubedensel zararların kesin

sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılacağı, Yasada öngörülensüreninuğranılanbedenselzararailişkinkesin sağlık

raporunun ilgili tarafından öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı

Danıştay'ın yerleşik kararlarında kabul edilmiş bulunmaktadır.

...

Buitibarla, davacının çocuğunun vücudunda oluştuğu ileri

sürülen kalıcı zararınhangi tarihte öğrenildiği

belirlenmeden 2577 sayılı Yasa'nın 13/1. maddesinde öngörülen idareye başvuru

süresi hesaplanamaz.

...

Sonuç olarak, davacının çocuğunun vücudunda

oluştuğu ileri sürülen kalıcı zarara ilişkin kesin sağlık kurulu rapor tarihi

araştırılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda hukuka uygunluk

bulunmamaktadır."

28. Aynı Dairenin 10/3/2006 tarihli ve E.2004/8082, K.2006/1835 sayılıkararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava, davacının9.9.2001 tarihinde Bingöl

ili, Karlıova ilçesi, Yiğitler köyünde hayvan otlatırken, yerde bulunan

patlayıcı maddenin patlaması sonucu yaralanması nedeniyle bazı organlarının

işlevini yapamaz hale gelmesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen ... TL maddi,... TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır.

...

[2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi] hükmüne görebaşvurmasüresininişlemeyebaşlayabilmesiiçin

ilgililerin sadece eylemi öğrenmesi yeterli olmayıp, eylemnedeniyleuğranılan

zararın da tam olarak ortaya çıkması gerekmektedir.

Öte yandanidarieylemlerinnedenolabileceğibedenselzararların,

ancak kesin sağlık raporlarıyla öğrenilmesi mümkündür.

...olayda davacı hakkında düzenlenmiş kesin

sağlık kurulu raporlarının incelenmesi suretiyle 2577 sayılı Yasa'nın 13.

maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin başlangıç tarihinin belirlenmesi

yönünde davacının tetkikleri ve tedavisinin ne zaman sona erdiğinin tespit

edilerek bu tarih itibariyle davalı idareye bir yıl içerisinde başvurup

başvurmadığı, Sağlık Bakanlığı'na karşı açılmış bir davasının bulunup

bulunmadığının araştırılmasıgerekirken, bu hususlar

araştırılmaksızın davanın süre yönünden reddi yolunda verilen Mahkeme kararı

hukuka uygun bulunmamaktadır."

29. Aynı Dairenin 5/5/2008 tarihli ve E.2006/4636, K.2008/3154 sayılıkararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava, davacının 23.11.2002 tarihinde

geçirmiş olduğu kaza nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü ...TL maddi ve ...TL

manevi zararınyasal faiziyle ödenmesi istemiyle

açılmıştır.

...

Davacının oluşan bedensel zararı 20.12.2002

tarihli rapor ile öğrendiği, bu tarihten itibaren 2577 sayılı Yasanın 13.

maddesi uyarınca bir yıl içinde bu davanın açılmasıgerektiğinden

bahisle bir yıllık süre geçirildikten sonra açılan davanın esasının

incelenemeyeceği gerekçesiyle temyize konu karar verilmiş ise de; dosyada

mevcut belgelerden, davacının kaza sonrası tedavisinin devam ettiği, 20.12.2002

tarihinde düzenlenen raporun kesin rapor olmadığı, bu rapor sonrası da

hastaneye yatış yapıldığı, ancak davacı hakkında düzenlenen 21.4.2004 tarihli

rapor ile hastaya konulan tanı belirtilmek ve çalışma gücü kaybına ilişkin oran

belirlenmek suretiyle zararın kesin olarak ortaya konulduğu görülmektedir.

Bu durumda, idarieylemlerden

doğan bedenselzararlarda, hastalıkveyasakatlığın

tespit edildiği kesinleşmiş sağlık kurulu raporununverildiğitarihtenitibarenbiryıliçerisinde

ilgili idareye başvurulması gerektiğinin kabulü gerekmekte olup, davacının

geçirdiği kaza sonucu uğradığı zararın 21.4.2004 tarihli rapor ile saptandığı

dikkate alındığında, bu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde 24.6.2004

tarihinde açılan bu dava süresinde bulunmaktadır."

B. Uluslararası Hukuk

30. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017,§§ 19-28.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, görevi sırasında ve görevi sebebiyle yaralanması

sonucunda vücudunda kalıcı sakatlık meydana geldiği yönünde düzenlenen sağlık

raporu üzerine süresinde dava açtığını belirtmektedir. Başvurucu, davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu her ne kadar eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucunun şikâyetlerinin özü, idari

eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açtığı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu

itibarla belirtilen ihlal iddiası da adil yargılanma hakkının güvencelerinden

biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,§

34).

37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer

bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

38. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

39. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

40. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir.

42. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

43. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

1602 sayılı mülga Kanun'un 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla

somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2)Meşru Amaç

44. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defalar incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari

işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en

genel ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı

bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48,49; Çölbeyi Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No:

2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

45. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

46. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

47.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

derece mahkemelerinin, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması

gerektiğiyle ilgiliyorumlarının mahkemeye erişim

hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım, § 46). Bu kapsamda dava

açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı

ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan

nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını

anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

48. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıcında 3/4/2012

tarihli sağlık kurulu raporunun esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğinden şikâyet etmektedir.

49. Yukarıda yer verilen (bkz. §§ 26-29) Danıştay içtihadında

ortaya konulduğu üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini

istemiyle açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi

için ortada idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında

illiyet bağı bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin

veya yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı; öte yandanidarieylemlerinnedenolabileceğibedenselzararların

ancak kesin sağlık raporlarıyla öğrenilmesinin mümkün olduğu kabul

edilmektedir.

50. Bu bağlamda somut olayda öncelikle tam yargı davası

açılmasına sebep olan, bir başka ifadeyle tazmini istenilen zararın ne

olduğunun, bu zararın ne zaman doğduğunun, başvurucunun söz konusu zarardan ne

zaman haberdar olduğu ya da haberdar olması gerektiğinin ortaya konulması

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından önem arz

etmektedir.

51. Somut başvuruda, salt operasyon sırasında sakatlanmaktan

doğan zararların tazmininin talep edildiği bir davanın söz konusu olmadığı

anlaşılmaktadır. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası

açmasının sebebinin terörle mücadele faaliyetleri kapsamında katıldığı

operasyon esnasında sakatlanması neticesinde vücudunda "kalıcı"

nitelikte bir maluliyet oluşması ve bu sebeple çalışma gücü kaybına uğraması

olduğu görülmektedir. Hâlihazırda TSK'daki görevine devam eden başvurucunun

mesleğini eskisine göre ve emsallerine nazaran daha fazla efor sarf ederek

yerine getirebilecek olması sebebiyle efor kaybından doğan maddi zararının ve

ayağında kalıcı sakatlık oluşmasından duyduğu acı ve üzüntü nedeniyle uğradığı

manevi zararınınkarşılanması için dava açtığıanlaşılmaktadır.Nitekim başvurucunun gerek 3/8/2015

tarihli idareye başvuru dilekçesinde gerekse 8/10/2015 tarihli dava

dilekçesinde bu hususu açıkça vurguladığı görülmektedir.

52. Buna göre somut olayda tazmini talep edilen zarar, askerî

operasyon sırasında meydana gelen sakatlanma sonucunda çalışma gücünün kısmen

ve kalıcı olarak kaybedilmiş olmasından doğan zarardır. Bu zararın ise çalışma

gücünün kısmen ve kalıcı olarak kaybedildiğini ortaya koyan kesin nitelikteki

sağlık raporuyla öğrenileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

53. Bu itibarla öncelikle Mahkeme tarafından dava açma süresinin

başlangıcına esas alınan 3/4/2012 tarihli sağlık raporunun, tazmini talep

edilen zararın öğrenilmesine imkân sağlayan bir mahiyet taşıyıp taşımadığının

açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

54. Mahkeme gerekçeli kararında 3/4/2012 tarihli sağlık

raporunun başvurucunun yaralanması sonucu verilen ve sınıfı görevini yapacağını

tespit eden kesin nitelikte bir rapor olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte

söz konusu raporda başvurucunun kalıcı nitelikte maluliyete/çalışma gücü

kaybına uğradığına ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirmeye yer

verilmediği, bilakis rahatsızlığın etkilerinin geçici olduğu kanaatine

ulaşılmasını sağlayacak şekilde başvurucunun sportif faaliyetlerden geçici

olarak (üç ay süreyle) muafiyetinin uygun olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Öte yandan söz konusu sağlık raporunun düzenlenmesinden sonraki süreçte de

başvurucunun aynı rahatsızlığa yönelik tedavisinin devam ettiği, hatta

şikâyetlerinin artmasınedeniyle 24/11/2014 tarihinde

ikinci kez ameliyat edildiği, bu ameliyat sonrasında düzenlenen sağlık kurulu

raporlarında rahatsızlığın iyileşmesinin zaman alacağı yönünde

değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun söz konusu

rahatsızlığa bağlı olarak oluşan mevcut sağlık durumu itibarıyla kalıcı olarak

çalışma gücü kaybına uğradığının ise ilk kez Tunceli Devlet Hastanesi

tarafından düzenlenen 4/6/2015 tarihli sağlık kurulu raporu ile tespit edildiği

görülmektedir.

55. Bu tespitlere göre başvurucunun askerî operasyon sırasında

sakatlanması nedeniyle kalıcı nitelikte çalışma gücü kaybına uğradığına dair

herhangi bir tespit içermediği açık olan 3/4/2012 tarihli sağlık raporunun

tazminat istemine konu edilen zararın öğrenilmesine imkân sağlayan bir mahiyet

taşıdığından söz edilemez.

56. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, Mahkemenin zararın

öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkân tanımayan nitelikteki sağlık

raporunun düzenlendiği 3/4/2012 tarihini esas alarak dava açma sürelerini

belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını aşırı derecede

zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın

süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

Yönünden

58. Başvurucu bireysel başvuru dilekçesinde, AYİM’in

kuruluş ve yapısı itibarıyla bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığından

şikâyet etmiş; bireysel başvuruda bulunduktan sonra Anayasa Mahkemesine verdiği

9/8/2016 tarihli dilekçesinde ise bireysel başvuruya dayanak davasını süre aşımından

reddeden askerî hâkimlerin bir kısmı hakkında FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle işlem

yapıldığına dikkat çekerek adil yargılanmadığını ileri sürmüştür.

59. Somut başvuruya konu Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna

varıldığından başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

61. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

62. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

63. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci

fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine

GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin 21/10/2015 tarihli ve

E.2015/1622, K.2015/1644 sayılı kararıyla ilgilidir),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

İlker YILMAZ

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19041, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Çalış
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19041
Tarih
24 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Pınar İçel Başvurusu (B. No: 2017/35260)
  • Fatih Dokur Başvurusu (B. No: 2017/32217)
  • C. C. A. Başvurusu (B. No: 2018/2337)
  • Ahmet Altuntaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19616)
  • Hakan Altıncan Başvurusu (B. No: 2016/13021)
  • Sema Calgav ve Oya Yamak Başvurusu (B. No: 2015/13950)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.