İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlyas Çınar Başvurusu (B. No: 2015/14)

1. Başvuru, yayımlanan haberin kişilik haklarını zedelediği

Başvuru No2015/14Tarih12 Aralık 2018Okuma12 dk · 2.364 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İlyas Çınar Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/14
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.364 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yayımlanan haberin kişilik haklarını zedelediği

iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibar

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Özel bir yayın kuruluşu olan Samanyolu televizyonunda,

18/7/2009 tarihinde başvurucu hakkında bir haber yayımlanmıştır. Söz konusu

haber, o tarihte başvurucu hakkında yasa dışı "Ergenekon" örgütünün üyesi olduğu iddiasıyla yürütülen

ceza davasına ilişkindir. Haberin konuşma bölümü şu şekildedir:

"Yasa dışı Ergenekon

örgütünün hedeflerini hayata geçirmek için birbirinden farklı gruplar

oluşturduğu ve bunlarla topluluğu yönlendirmeye çalıştığı iddia ediliyor. Star

gazetesinde yayınlanan habere göre onlardan biri Kırklar grubu. İddiaya göre

yapılan operasyonlarda D. P. ve emekli Albay İlyas Çınar'dan (başvurucu) Kırklar doc.

isimli dosya ele geçirildi. Kırklar tabiri işte

ekranda orjinal haliyle gördüğünüz bu dökümanda geçiyor. Yani derin Ergenekon isimli belgede bu

oluşumun şifreleri çözülür alt birim olan kırk kişiye dağıtılır. Kırk görevli

bu sistemin dağılımını teknik bir şekilde Türk insanına sunar. Bu öğretinin ve

uygulamanın bizzat sahibi Ergenekondur. İddiaya göre

derin Ergenekon isimli belgeden yasa dışı örgütün TSK içine sızmaya çalıştığı

anlaşılıyor. Ergenekonun görev alanlarının içinde

Türk ordusunun çok önemli yeri vardır. Türk ordusu içinde bu görev ve

görevliler Alpler ve Erenler olmak üzere iki misyona ayrılırlar her birim Türk

ordusunun kült birimlerini oluşturur. Alpler özel harp dairesinin

faaliyetlerini devam ettirir Erenler ise işin parapsikolojik

siprütüal yada başka bir

anlatımla ilahi yönünün sergilenmesini yapar. Bu sistemin idarecileri çok

özeldir. Sistemin başında görülmezler ve asla deşifre olmazlar. Derin Ergenekon

isimli belgenin başka sanıklarda da ele geçirilmiş olması son derece dikkat

çekici. Örneği İlyas Çınar'dan çıkan bu döküman aynı

zamanda S. E.'de de çıkmıştır. İddiaya göre Kırklar

grubu Ergenekonun kurduğu çok sayıdaki gizli gruptan

bir tanesi. Üyeleri arasında İlyas Çınar gibi isimlerin yanında K. A. ve E. G.

gibi sanıklar var."

7. Başvuru konusu haber verilirken ekranda başvurucunun

emniyetten çıkış görüntüleri ile haberde bahsedilen ceza davasında başvurucunun

birlikte yargılandığı diğer sanıklarla çekildiği resimler yayımlanmıştır.

8. Başvurucu, bu haber nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği

iddiasıyla Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. aleyhinemanevi

tazminat davası açmıştır. Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Mahkeme) görülen

davada aldırılan bilirkişi raporuna göre dayanağı soruşturma evrakı olduğu için

haberde gerçeklik unsuru bulunmaktadır. Bunun yanında haberin yayımlanmasında

kamu yararı bulunduğu sonucuna da varılmıştır. Öte yandan bilirkişi raporunda,

haberin özle biçim arasında bulunması gereken uyum gözetilmeden yayımlandığı

sonucuna varılmıştır. Nitekim haberde, başvurucu hakkındaki ceza yargılaması

devam ediyor olmasına rağmen "Ergenekon"

adında bir örgütün ve "Kırklar Grubu"

adında bir grubun varlığının sabit olduğu, başvurucunun bu grupta söz konusu

örgüt için çalıştığının kesin bir dille öne sürüldüğü belirtilmiştir. Raporda

ayrıca gerçek bir haberin kamuya duyurulmasında kamu yararı bulunmasına rağmen

haber konusunun somut olayda olduğu gibi işlenerek yargılamayı etkileyici,

masumiyet karinesini ihlal edici ve sanığın peşinen suçlu görülmesini sağlayıcı

biçimde verilmesinde kamu yararı bulunmadığı belirtilmiştir.

9. Mahkeme 13/11/2012 tarihinde söz konusu davayı reddetmiştir.

Mahkeme, söz konusu haberin Star gazetesinde yayımlanan bir habere dayanılarak

verildiğini, ayrıca haberde bahsedilen olguların başvurucunun sanık sıfatıyla

bulunduğu derdest bir ceza davasındaki iddianamede yer aldığını belirtmiştir.

Bu sebeple Mahkeme, söz konusu haberin güncel ve gerçek olduğunu, habere

kamuoyunun ilgisi bulunduğunu ve haberde konu ile ifade arasındaki düşünsel

bağlılığın da korunduğunuifade etmiştir.

10. Başvurucu, Mahkemenin ret kararını temyiz etmiştir. Yargıtay

4. Hukuk Dairesi (Daire) 15/5/2014 tarihinde mahkeme kararını onamıştır.

11. Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme talebinde

bulunmuştur. Daire 28/10/2014 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmiştir.

Karar düzeltmenin reddine dair karar başvurucuya 26/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

12. Başvurucu 26/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "İlke" kenar başlıklı 24.

maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan

kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

B. Uluslararası Hukuk

14. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifade ve

basın özgürlüğü ile itibarın korunmasını isteme hakkı arasındaki ilişkiyle

ilgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu verildiği bir karar için Haci Boğatekin (B.

No: 2014/18101, 26/10/2017, §§ 16-20) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, başvuru konusu haberin yorum katılmak suretiyle

kesinliği henüz netleşmemiş ifadeler kullanılarak gerçeklikten

uzaklaştırıldığını belirtmiştir. Başvurucu bu nedenle haberin basın özgürlüğü

sınırları içinde görülemeyeceğini ve bu haber nedeniyle şeref ve itibar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca söz konusu haberde

kullanılan ifadelerin yargıyı etkileyebilecek nitelikte olması nedeniyle

masumiyet karinesinin, açtığı tazminat davasının yetersiz bir gerekçeyle

reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

18.Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda başvurucunun tüm iddiaları,

Anayasa'nın 17. maddesinde öngörülen şeref ve itibar hakkı kapsamında

incelenecektir.

20. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.

maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

1. Genel İlkeler

a. Bireyin Şeref ve

İtibarın Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü

21. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişisel

şeref ve itibara üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde devletin

pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibara

yönelik olarak basın ve yayın yolu ile yapılan saldırılara karşı bireyin

korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş

olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B.

No: 2013/6617, 8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

b. Demokratik Toplum

Düzeninin Bir Gereği Olarak İfade ve Basın Özgürlüğü

22. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi daha önce Anayasa'nın 26.

maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli

olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir

toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi, her bireyin

gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu pek çok kez ifade

etmiştir (Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36).Bu bağlamda

ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlidir ve demokrasinin

işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve

tutumların iletilmesi, bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi

araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), § 63).

c. Basının Ödev ve

Sorumlulukları

23. Ancak Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri sınırsız bir ifade

özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine

ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."

biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri

kullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddenin

ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına basın için de geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar getirmektedir (Basının görev ve sorumluluklarına

ilişkin olarak bkz. Orhan Pala,

B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül

ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015,

§ 35; Fatih Taş [GK], B. No:

2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı,

B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 43).

24. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının

şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle adı

verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz eder (Orhan Pala, § 47). Basın özgürlüğü,

ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi

verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır.

Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilir eleştiri sınırlarını

aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar

ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içermektedir (Orhan Pala, § 48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.

[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir

Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61).

d. Çatışan Haklar

Arasında Dengeleme

25. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,

başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan

kişisel itibarın korunmasını isteme hakkı ile şikâyet konusu haberi yapan

kişilerin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve

bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına

alınan ifade özgürlüğü arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini

değerlendirmektedir (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 27, 41,

52; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §

49; İlhan Cihaner

(2), § 49; Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§

56-58). Bu, soyut bir değerlendirme değildir.

26. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için mevcut

olaya uygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:

i. Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, yayının genel yarara

ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı

ii. Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı

iii. Haber veya makalenin yayımlanma şartları

iv. Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerin

türü, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları

v. Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği

vi. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili

kişinin önceki davranışları

vii. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığı

27. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre, bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, § 44; Ergün

Poyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç,

§§ 58-66; İlhan Cihaner

(2), §§ 66-73). Bunun için başvurucuya yönelik haberlerin

-yayımlandığı bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde

değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder

Balıkçı, § 45). Başvurucunun kişisel itibarının korunmasını isteme

hakkının gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile korunmaması Anayasa'nın 17. maddesini ihlal

edecektir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

28. Başvuru konusu haber, yayımlandığı tarihte Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) içinde yapılandığı ileri sürülen yasa dışı bir oluşuma ilişkin

olarak yürütülen bir dizi soruşturma ve ceza davasını ele almaktadır. Bu

itibarla başvuru konusu haber güncel olduğu gibi haberin kamuoyuna sunulmasında

kamu yararı olduğu da açıktır.

29. Başvurucu, haberin yayımlandığı tarihte emekli bir albaydır.

Somut olayda başvurucunun eleştiriye katlanma yükümlülüğünün bir siyasetçi,

aktif bir kamu görevlisi ya da toplum tarafından yaygın olarak tanınan bir

şahsiyet kadar olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte başvurucunun emekli bir

TSK mensubu olduğu da gözönüne alındığında TSK içinde

yapılandığı ileri sürülen yasa dışı bir oluşuma ilişkin başvuru konusu haberin

basın özgürlüğü yönünden yararlanabileceği korumanın geniş olması gerektiği

kabul edilmelidir.

30. Başvuru konusu haber, yayımlandığı tarihte devam etmekte

olan bir ceza davasında kabul edilen iddianamede yer alan olgulara ilişkindir.

Başvurucu, haberde yer alan olguların hakkında yürütülen ceza davasında kabul

edilen iddianamede yer almadığına dair bir iddiada bulunmamıştır. Başvurucunun

esas şikâyeti, henüz dava devam ediyor olmasına rağmen iddianamede yer alan

olguların doğruluğu ispatlanmış bir şekilde, kesin bir dille sunulmuş

olmasıdır.

31. Başvuru konusu haberde, ayrı bir şekilde ele alındığında

başvurucunun anılanyasa dışı örgüte üye olduğunu ve

haberde bahsedilen eylemleri gerçekleştirdiğini kesin bir dille anlatan

ifadelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte haberin bütününde

aktarılanların henüz birer iddiadan ibaret

olduğuna vurgu yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla haberin tamamı

bağlamında aktarılanların henüz devam eden bir ceza davasında sanık sıfatıyla

bulunan başvurucu hakkındaki iddialara ilişkin olduğu yoruma yer bırakmayacak

bir açıklıkta anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi de bu sebeple gerekçesinde,

haberin konusu ile ifade edilişi arasında düşünsel bağlılık bulunduğu sonucuna

varmıştır. Başvuru konusu haberde bunun dışında başvurucuya hakaret içeren ya

da ona karşı şiddeti teşvik eden bir ifade de bulunmadığı görülmektedir (benzer

bir değerlendirme için bkz. İlhan Cihaner (2), § 88).

32. Yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı mercilerinin

farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da dikkate alındığında

somut olayda devletin şeref ve itibar hakkı bağlamındaki pozitif

yükümlülüklerine aykırı davranmadığı değerlendirilmiştir.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlal

bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

34. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu olayda şeref ve itibar

hakkının ihlal edilmediği açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu sonuca; başvuru konusunun Anayasa'nın

özel hayatın korunmasına ilişkin 20. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğine yönelik (2014/13327 ve 2015/97 numaralı başvurular kapsamında

açıklanan) farklı gerekçeyle katılmaktadır.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/12/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun açmış olduğu tazminat davasında görevlendirilen

bilirkişinin düzenlediği raporda, “…haber konusunun olduğu gibi işlenerek

yargılamayı etkileyici, masumiyet karinesini ihlâl edici ve sanığın peşinen

suçlu görülmesini sağlayıcı biçimde verilmesinde kamu yararı bulunmadığı…” nın belirtilmesine karşın, derece mahkemesi kararlarında bu

raporun aksini ortaya koyan yeterli gerekçenin bulunmaması karşısında, ortada

bir takdir zaafının söz konusu olduğu; haberi veren TV’nin FETÖ terör örgütünün

medya yapılanması kapsamında faaliyette bulunduğu gerekçesiyle kapatıldığı ve

birçok çalışanı hakkında davalar açıldığı, bu davaların bir kısmında mahkûmiyet

kararları verildiği; başvurucuya isnat edilen örgüt üyeliği iddiasıyla yapılan

yargılamada, böyle bir örgütün mevcut bulunmadığı yönünde Savcılık Esas

Hakkındaki mütalâasının yanısıra, bu yargılamayı

yapan hâkimler ve savcılarla ilgili olarak davalar açıldığı ve yargılamaların

devam ettiği maddi bir vakadır.

Tüm bu olgular karşısında, başvurucu hakkındaki haberin tamamen

yönlendirmeye, onu kamuoyu önünde küçük düşürmeye, şeref ve itibarını

zedelemeye, masumiyet ilkesine aykırı biçimde suçlu göstermeye yönelik ve

örgütsel bir faaliyetin icrası cümlesinden bir yayın olduğu ve bu mahiyeti

itibariyle basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesine imkân bulunmadığı

açıkça görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasanın 17/1. Maddesinde

düzenlenen maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile 36.

Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlâline karar verilmesi

gerektiği kanaatine vardığımdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

İlyas ÇINAR

Vekili

:

Av. Celal

ÜLGEN

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/14, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir
  13. B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Özgüldür
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Eren
  20. Ülgen
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/14
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Serdar Bayraktutan Başvurusu (B. No: 2015/2353)
  • İsa Elal Başvurusu (B. No: 2015/7508)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2014/19436)
  • Alperen Ak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7633)
  • Selma Ertaş Başvurusu (B. No: 2015/6818)
  • Şehnaz Ayhan Başvurusu (B. No: 2015/16392)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.