İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ips İletişim Vakfı Başvurusu (B. No: 2015/14758)

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere

Başvuru No2015/14758Tarih30 Ekim 2018Okuma15 dk · 2.930 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ips İletişim Vakfı Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/14758
R.G. Tarih ve Sayı
4/12/2018-30615
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.930 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere

erişimin engellenmesi kararı verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, www.bianet.org adresindeki

Bağımsız İletişim Ağı isimli web sitesi üzerinden internet haberciliği

yapmaktadır.

10. Bahse konu internet haber sitesinde 30/8/2006 tarihinde "Sıcak İş İlişkileri Değil Taciz"

başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Haber şöyledir:

"... Air'in

genel müdürü ... tarafından taciz edildiklerini belirten dört kadın çalışan

şikayetlerini şirket sahibi ...'ye iletti. Dilekçelerden görünen, işyeri iktidarı

sadece erkeklerde olmayınca, taciz daha çok dile getiriliyor.

... Air'in dört

kadın personeli genel müdür ... hakkında işyerinde cinsel taciz şikayetinde

bulundu. Şikayetin şirket sahibi ...'ye yapılması,

ayrıca genel müdürün işten çıkarılıp savcılığa verilmesinde öne çıkan ismin de

... olması işyerlerinde üst kademelerde çalışan kadınların olmasının önemine

işaret ediyor.

Genellikle siyasi partiler, meclis gibi

alanlarda gündeme gelen kadın kotalarını hayatın her alanında düşünmekte fayda

var.

Ağustos başında medyada taciz gündeme

geldiğinde bianet'in yaptığı haberlerde ve aldığı

görüşlerde öne çıkan nokta tacizin bir güç gösterisi boyutunun da olduğu ve

genellikle yüksek makamlardaki erkekler tarafından daha düşük makamlarda olan

ve/veya yükselmeye çalışan kadınlara uygulandığıydı.

... Air örneğiyse

alıştığımız erkek patron ve kadın sekreter ya da stajyer senaryolarından daha

farklı. Kadın çalışanlar ve tacizle suçlanan genel müdür ...'nin yanında bir de şirket sahibi ... var.

Taciz işyeri hayatının tuzu

biberi değil

Kadın çalışanların dilekçelerine göre, ...'nin tacizleri bir kereye mahsus değil sürekliymiş -yapılan

yemek davetleri sürekli tekrarlanıyor, cevapsız çağrılar bir değil yirmi tane

ve ... kadınlara "kalemin çalışması için yapmaları gerekenler"

konusunda ipuçları veriyor.

Dilekçelerde ... ayrıca ... Hava Yolları'nda

genel müdürken kadın çalışanların iç çamaşırı aldığında kendisine gösterdiğini,

o sıcak ilişkileri özlediği belirtilmiş. Görünen o ki, işyerinde cinsel taciz

suçu iş hayatının tuzu biberi.

Hiyerarşik konumun da

etkisiyle...

Dilekçelerde öne çıkan bir başka noktaysa

kadın çalışanlardan en az birinin fazla mesai isteği şeklinde gelen tacize

karşı, "durumu ... Hanım'a sorayım" demesi ve ofise erken gitmesi

gerektiğinde de ... Hanım'la birlikte gitmesi.

... de, şirket içi hiyerarşilerin cinsel taciz

söz konusu olduğunda ne kadar etkili olduğunun farkında ve savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde ... için "hiyerarşik konumunun da

etkisiyle çalışanlara yönelik sarkıntılık, laf atma ve cinsel taciz

eylemlerinde bulunmuştur" diyor.

Kadın kotaları neden önemli?

... Air davası

savcılığa daha yeni yansıdı; ... cinsel tacizin cezasını yargıda bulması

gereken bir suç olduğunu savunurken ... de ...'nin

kendini hala Amerika'da zannettiğini ve işten çıkarılmasının nedeninin genel

müdürlükten doğan haklarının ve hisselerinin gasp edilmesi olduğunu iddia

ediyor.

Ancak şimdiye kadar ortaya çıkan dilekçe ve

anlatımlardan, işyerlerinde iktidarın sadece erkeklerin elinde olmamasının ne

kadar farklı sonuçlar doğurabileceği görülüyor.

Eğer şirket sahibi ...'nin

yerine bir erkek olsaydı, -kendisi taciz konularına duyarlı olsa bile-

çalışanlar onun duyarlılığından şüphe edip şikayetlerini saklayabilirlerdi.

Vaktiniz olur da Hürriyet'in İnternet sitesine

girip habere yapılan yorumları okursanız, erkek okuyucuların ağırlıklı olarak

taciz iddialarının komplo olduğuna inandığını görürsünüz.

Böyle bir dengede kadınların şikayetlerinin

ciddiye alınmayacağını, hatta taciz şikayetleri yüzünden suçlanacaklarını

düşünmek çok da saçma değil.

İşyeri de dahil olmak üzere cinsiyet

ayrımcılığı, taciz gibi konuların çözümü tabii ki kadın yöneticilere de yer

verilmesi basitliğinde değil. Kaldı ki, yöneticiliğe getirilen kadınların da

kadın haklarını savunmaya hazır ve istekli olması gerekiyor.

Ancak gene de cevapsız çağrıları, gösterilen

iç çamaşırları ve kalem çalıştırma tüyolarını iş hayatının tuzu biberi olarak

görmeyen üst düzeyli kadın çalışanların sayısının artırılmasında sonsuz yarar

var. (EK/TK)

Açıklama: ... vekili Av. ... tarafından

gönderilen Mahkeme kararlarından, ... hakkında yapılan "cinsel tacizde

bulunma" suçlamasına ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının

2006/48687 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara

yapılan itirazın da Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 200/748 değişik iş sayılı

kararı ile red edildiği görülmektedir.

Bu şikayette bulunan

kişiler hakkında da "iftira" suç isnadı ile dava açılmış, Bakırköy

13. Asliye Ceza Mahkemesini'nin 2007/761 E sayılı

dosyası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, sonrasında da Ceza

Muhakemeleri Kanunu'nun 231/5 maddesi uygulanarak, "hükmün açıklanması

geri bırakılmıştır."

11. Haberde bahsi geçen havayolu şirketinin genel müdürü,

haberin yayımlandığı www.bianet.org

sitesinin de aralarında bulunduğu birçok internet haber sitesinde yer alan

haber içerikleri nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek

internet içeriğine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur.

12. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 23/6/2015 tarihinde haber

içeriğine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Gerekçeli karar şöyledir:

"Yayın içerikleri incelendiğinde,

belirtilen linklerdeki yayın içeriklerinin her ne kadar haber niteliği

taşımakta ise de haberin güncel değerinin kalmadığı, haberin durmasının itiraz

edenin ticari itibarını zedelediği ve kişilik haklarını ihlal ettiği

anlaşılmakla linklerdeki yayın içeriğine erişimin engellenmesine karar

verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur."

13. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 8. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 21/7/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

14. Ret kararı başvurucuya 27/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 26/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için bkz. Ali Kıdık, B.

No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu, şikâyet konusu haberin bir havayolu şirketinde

kadın çalışanlara yönelik tacizden ve akabinde yaşanan olaylardan yola

çıkılarak yönetici pozisyonlarında kadın çalışan olmasının işyerlerinde

kadınlara cinsel tacizin önlenmesindeki önemi ile ilgili olduğunu ifade

etmiştir. Başvurucu, çalışma hayatındaki önemli bir soruna dikkat çekmek

amacıyla yapılan bu haberin güncelliğini yitirmesi gerekçe gösterilerek

erişimin engellenmesine karar verildiğini hatırlatmıştır. Başvurucuya göre

başvuruya konu haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır, haber gerçek

ve günceldir. Başvurucu,haberin

özle biçim arasında denge kurularak verildiğini belirtmiş; erişimin

engellenmesi kararı verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali

niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü ile bireyin şeref ve itibar

hakkının dengelendiği bir dizi kararı zikredilmiş; başvurucuların ifade

özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında -demokratik bir

toplumun gerekleri dikkate alınarak- adil bir dengenin kurulması gerektiği

ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

20. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesinin ve “Basın hürriyeti” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(26)

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

22. İnternet üzerinden yayın yapan bir haber sitesinde

yayımlanan habere erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme

kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede

bulunulmuştur.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

24. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

25. Kanunilik ölçütüne ilişkin bir şikâyette bulunulmamıştır.

Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet

Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen

Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır. .

ii. Meşru Amaç

26. Başvuruya konu habere erişimin engellenmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine

Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

27. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı için

Anayasa Mahkemesinin Ali Kıdık

(bkz. §§ 41-67) kararına bakılabilir.

(2) 5651

Sayılı Kanun'un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı

Tespitler

28. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından

çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı

bir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul kanun

koyucunun internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin

yapılabilmesi, özel hayatın ve kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde

korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir

koruma tedbiri kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §

55).

29. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişimin

engellenmesi tedbirinin alınmasını ancak bir görünüşte haklılık veya ilk

bakışta (prima

facia) haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancak

internet yayınının kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha

ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. Anayasa

Mahkemesine göre bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin

yayımlanması gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme

yapılmaya gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı

Kanun'un 9. maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§

62, 63).

(3) Şeref

ve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar

30. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesine göre ortada ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarının

korunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucuna

ulaşmıştır (Ali Kıdık,

§§ 66, 67).

(4) Genel

İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

31. Somut olayda erişiminin engellenmesine karar verilen haber

30/8/2006 tarihinde www.bianet.org

isimli internet haber sitesinde yayımlanmıştır. Haber, çalışma hayatında

kadınlara yönelik cinsel taciz sorununu ele almaktadır. Haberde, işyerlerinde

yönetici pozisyonunda daha fazla kadın bulunması hâlinde mağdur şikâyetlerinin

ciddiye alınması olasılığının artacağı ve taciz vakalarının önüne

geçilebileceği iddia edilmekte; bu iddia bir havayolu şirketinde yaşanan

olaylar örnek verilerek temellendirilmeye çalışılmaktadır.

32. Habere göre şirketin bazı kadın çalışanları tarafından

kendilerine cinsel tacizde bulunduğu belirtilerek havayolu şirketinin genel

müdürü olan müşteki hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Haberde bu

şikâyetin şirketin kadın sahibi tarafından ciddiye alındığı, müştekinin işine

son verildiği ve müşteki hakkında hiyerarşik konumunun da etkisiyle çalışanlara

yönelik cinsel taciz eyleminde bulunduğu ileri sürülerek savcılığa suç

duyurusunda bulunulduğu bilgisine yer verilmiştir. Haberde, işyeri sahibinin

kadın olmasının ve kadın haklarını savunmasının çalışanların olay karşısında

sessiz kalmayıp şikâyette bulunmalarında teşvik edici bir etken olduğu ifade

edilmiştir. Haber; müşteki hakkındaki suç duyurusunun savcılığın kovuşturmaya yer

olmadığına ilişkin kararıyla sonuçlandığı, şikâyette bulunanlar hakkında iftira

suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davalıların

cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verildiği yönündeki açıklamalara yer verilerek sonlandırılmıştır.

33. Söz konusu haberin toplumun önemli sorunlarından biri olan

çalışma hayatında kadına yönelik gayriahlaki tutum ve yaklaşımlar ile ilgili

olduğu, dolayısıyla kamu menfaatine ilişkin bulunduğu ve bilgilendirme

değerinin yüksek olduğu tartışmasızdır. İş yaşamında cinsel taciz olaylarının

süregelen bir toplumsal mesele olduğu, somut olay üzerinden geçen zamanın bu

gerçeği değiştirmediği dikkate alındığında bir havayolu şirketinin genel müdürü

ile ilgili bazı iddiaların da yer aldığı haberin yayımlanmasının kamusal

faydası yüksek bir tartışmaya katkı sunduğunda kuşku bulunmamaktadır. Üstelik

haberde müşteki hakkında açılan soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığına

ilişkin kararla sonuçlandığı, şikâyette bulunanlarla ilgili ise iftira suçundan

ceza verildiği bilgisi de yer almaktadır.

34. Müşteki; haberin gerçeği yansıtmadığını, haber nedeniyle

şeref ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesine göre internet içeriğine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur.

İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği müştekinin talebini kabul etmiştir. Mahkeme

kararının gerekçesinde; haber niteliği taşımakta ise de yayın içeriğiningüncelliğini yitirmiş olduğu, internet ortamında

yer almaya devam etmesinin müştekinin itibarını zedelediği ve kişilik haklarını

ihlal ettiği belirtilmiştir.

35. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin

engellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına

müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratle

giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §

29). Buna karşılık somut olayda ilk derece mahkemesi,yayımlanmasının üzerinden dokuz yıl geçen

-2006 yılının Ağustos ayından itibaren internet ortamında yer almaya devam

eden- haber ile şeref ve itibara yapıldığı ileri sürülen saldırının çelişmeli

bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacını

ortaya koyabilmiş değildir. Haber içeriklerinin incelenmesinden de 5651 sayılı

Kanun'un 9. maddesine göre içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin

uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum bulunmadığı görülmektedir.

36. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamaları

nedeniyle bireylerin şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarak

gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafi

edilmesi olduğu nazara alındığında özellikle somut başvuruya konu benzer

uyuşmazlıklar açısından koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları

olduğu anlaşılmaktadır. Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasında

içeriğe erişimin engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zaman

sahiptir (Ali Kıdık,

§ 86).

37. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönünde

tutulduğunda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılama

olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin

engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli

kabul edilemez.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

40. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler ortaya konulmuştur.

41. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

42. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir,

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

43. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan

veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan

mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

44. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

45. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberin

içeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

46. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90

TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 7. Sulh Ceza

Hâkimliğine (2015/1534 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90

TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama

giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

IPS İletişim

Vakfı

Temsilcileri

:

1. Nadire

MATER

2. Ertuğrul

KÜRKÇÜ

Vekili : Av. Oya Meriç EYÜPOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14758, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  12. D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Mater
  19. Kürkçü
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14758
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Leyla Doğan ve Salih Doğan Başvurusu (B. No: 2015/4662)
  • Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/17196)
  • Şevket Karataş Başvurusu (B. No: 2015/12554)
  • Burcu Özkan Başvurusu (B. No: 2017/28895)
  • İskenderun Demir ve Çelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/941)
  • Ecvet Leventoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7620)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.