İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsa Reçber Başvurusu (B. No: 2013/4518)

1. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde

Başvuru No2013/4518Tarih21 Ocak 2015Okuma9 dk · 1.818 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsa Reçber Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/4518
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.818 kelime·9 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde

muvazzaf astsubay olarak çalışmakta iken istifa talebi ile idareye

başvurduğunu, ancak mecburi hizmet yükümlülüğünün henüz tamamlanmadığından

bahisle talebinin kabul edilmemesi üzerine, buna karşı açtığı davanın da

Mahkemece reddedildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 10., 14., 18. ve 48. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, yeniden yargılama ve

50.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/6/2013 tarihinde Ankara 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 24/9/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 2010 yılında TSK bünyesinde Piyade Astsubay

Çavuş rütbesiyle göreve başlamıştır.

6. Başvurucu, Ağrı 1. Mekanize Piyade Tugay, 3. Mekanize

Tabur Komutanlığında görev yapmakta iken, istifa talebinde bulunmuş, talebi 1. Mkz. P. Tug. K.lığı

tarafından 30/7/2012 tarih ve MRK.Ş.:1040-682-12 sayılı yazı ile reddedilmiştir.

7. Talebin reddine dair hukuki dayanak olarak 27/7/1967

tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 112. maddesi

gösterilmiştir.

8. Başvurucunun, 6/9/2012 tarihinde, istifa talebinin

reddine dair idari işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Üçüncü Dairesinde açtığı dava, anılan Mahkemenin 31/1/2013 tarih ve

E.2012/1447, K.2013/127 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Söz konusu kararın

ilgili bölümü şöyledir:

“…astsubaylık statüsünden istifa yolu ile

çıkabilmek için belli bir süre hizmet etmiş olmak şarttır. Memur hukuku bir

statü hukukudur. Statüler, şartları önceden tespit edilmek suretiyle belirgin

hale getirilmişlerdir. Bu statülere giren kimselerin önceden belirlenmiş olan

şartları kabul ettiği farz olunur. Bu statünün şartları kanun, tüzük,

yönetmelik gibi hukuk kaideleri ile önceden düzenlenmişlerdir. Bu şartların

personel alınmakta iken yayınlanmaları ve davacının iddia ettiği gibi statüye

alınırken kendilerine tebliğ edilmesi gerekmez. Statüye girmek isteyen

kimselerin ilgili mevzuatı inceleyip, kendisi için uygun bulduğu takdirde

statüye girmesi gerekmektedir.

Türk Silahlı

Kuvvetleri kurumsal niteliği gereği bünyesinde görev almak ve görevden ayrılmak

gibi konuların diğer kamu kurumlarına nazaran değişik şartları içermesi

tabiidir. Türk Silahlı Kuvvetlerine isteyerek başvuran ve seçilerek göreve

atanan ve kendilerine talep ettikleri bu statü verilen ve bunu kabul eden

kişilerin, bu statünün ilerde kendisine getireceği sorumlulukları da bildiği

kabul edilir.

Bu açıklamalar

ışığında, davacının, astsubay naspedildiği tarihten itibaren fiilen 10 yıl

hizmet etmediği ve dolayısıyla istifa etmesinin hukuken mümkün olmadığı

anlaşıldığından, istifa başvurusunun kabul edilmemesi işleminde herhangi bir

hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Keza, mecburi hizmete ilişkin yasal

düzenlemeler Silahlı Kuvvetlerinin yapısı ve hizmet ihtiyacı gözetilerek

Anayasal normlara uygun olarak düzenlenmiş olup bu düzenlemelerin uluslararası

sözleşmeler ile çatıştığını kabul etmek de mümkün değildir.”

9. Bunun üzerine başvurucu, 6/3/2013 tarihli dilekçesiyle

karar düzeltme talebinde bulunmuş olup, bu istemi, aynı Dairenin 2/5/2013 tarih

ve E.2013/550, K.2013/631 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya

22/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu, 21/6/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 926 sayılı Kanun’un “Subayların

ve astsubayların yükümlülüğü” başlıklı 112. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 10 yıl hizmet

etmedikçe istifa edemezler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 21/6/2013 tarih ve 2013/4518 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, TSK bünyesinde muvazzaf astsubay olarak

çalışmakta iken istifa talebi ile idareye başvurduğunu, ancak mecburi hizmet

yükümlülüğünün henüz tamamlanmadığından bahisle talebinin kabul edilmediğini,

buna karşı açtığı davanın da Mahkemece reddedildiğini, oysa herkesin dilediği

alanda çalışma özgürlüğü bulunduğunu, çalışma özgürlüğünün hiçbir şekilde

kısıtlanamayacağını, kimsenin zorla çalıştırılamayacağını, ayrımcılık içeren

uygulamalarda bulunulamayacağını, bu nedenlerle Anayasa’nın 10., 14., 18. ve

48. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, yeniden

yargılama ve 50.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. Başvurucu, her ne kadar mecburi hizmet yükümlülüğünün

ayrımcı uygulama niteliğinde olduğunu ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil

ettiğini ifade etmiş ise de, başvurucunun iddialarının

esas itibarıyla zorla çalıştırma yasağı ve çalışma özgürlüğüne bağlı olarak

Anayasa’nın 18. ve 48. maddelerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle,

ayrımcılık yasağının ihlali iddiasının ayrıca incelenmesine gerek

görülmemiştir.

1. Zorla

Çalıştırma Yasağının İhlali İddiası

15. Başvurucu, TSK’den istifa talebinin, mecburi hizmet

yükümlülüğünün henüz tamamlanmadığı gerekçesi ile reddedilmesinin, zorla

çalıştırma yasağını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

16. Anayasa’nın “Zorla

çalıştırma yasağı” kenar başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya

yasaktır.”

17. Anılan maddenin gerekçesinin ilk paragrafı şöyledir:

“Çalışma, iş görme kişinin serbest iradesiyle

yüklendiği bir faaliyet, diğer bir deyimle serbest iradeyle üstlenilen bir

yüktür. Bu yükün kişiye zorla kabul ettirilmesi, kendisinin, iradesi dışında

bir faaliyette bulunmaya mecbur bırakılması hem kişi hürriyetiyle bağdaşmayan

bir husustur; hem de bu duruma sokulan kişi için bir eziyet teşkil eder. Bu

nedenledir ki maddenin birinci fıkrası zorla çalıştırmayı yasaklamaktadır. Bu

fıkra ile aynı zamanda “Angarya yasağı” da getirilmiştir. “Angarya”, kişinin

emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılmasıdır...”

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı” başlıklı

4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda

tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu

çalışmaya tabi tutulamaz.”

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu başvurular ile

karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun

kabul edilebilir.

20. Anayasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasında “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz…”

düzenlenmesine yer verilmiş olmakla birlikte, burada geçen “zorla çalıştırma” kavramının tanımı

yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi “zorla

çalıştırma” kavramını, temel insan haklarına ilişkin uluslararası

sözleşmelerden ve ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve uygulamalarından

yararlanarak tanımlamıştır. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin uluslararası

kurallar, 29 Numaralı Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin Uluslararası

Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme’nin 2.

maddesinde düzenlenen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) de AİHS’nin

4. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağının kapsamının belirlenmesinde

esas alınan tanıma göre zorla çalıştırma: “Herhangi

bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur

edildiği tüm iş veya hizmetleri” ifade etmektedir. Buna göre, zorla

çalıştırmadan söz edilebilmesi için, kişinin ceza tehdidi altında ve rızası

bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30,

14/2/2013; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 27).

21. Diğer taraftan, Anayasa’nın 18. maddesinde zorla

çalıştırma yasağıyla birlikte angaryanın da yasak olduğu belirtilmiştir. Sözleşme’de yer almayan bu ifade, Anayasa’nın 18.

maddesinin gerekçesinde “kişinin emeğinin

karşılığını almadan zorla çalıştırılması”; Anayasa Mahkemesinin

çeşitli kararlarında da “bir maldan ya da

bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma” şeklinde

tanımlanmıştır (bkz. AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013; E.2006/21,

K.2006/38, 13/3/2006). Anılan kararlarda, hizmetlerin karşılığında kendilerine

ücret ödenen kişilerin bu yükümlülük kapsamındaki çalışmalarının angarya olarak

nitelendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Buna göre angarya, zorla

çalıştırmanın bedel ödenmeksizin yaptırılan şekli olarak kabul edilebilir.

Dolayısıyla angarya yasağı ile ilgili şikâyetlerin de zorla çalıştırma yasağı

kapsamında incelenmesi gerekir (B. No: 2013/5062, 14/1/2014, § 24; B. No:

2013/1244, 17/7/2014, § 33).

22. AİHM tarafından da AİHS’nin 4. maddesinin yorumlanmasında

ILO Sözleşmesi’nde yer alan tanıma başvurulmaktadır (bkz. Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, § 115-116). AİHM

içtihatlarında bu yöndeki bir şikâyet ile ilgili olarak öncelikle “zorla veya mecburi” bir çalıştırmanın olup

olmadığının tespiti yapılmaktadır. “Zorla”

çalıştırmada kastedilen, fiziksel veya zihinsel baskı sonucu çalışmadır. “Mecburi” çalışma ile yasal bir mecburiyet

veya bir zorunluluk kastedilmiyor. Diğer bir ifade ile mecburi çalışmayı salt

yasal bir yükümlülükten kaynaklanan bir çalışma olarak anlamak doğru olmaz, bu

tanımın başka unsurlarla desteklenmesi gerekir. Örneğin, özgür bir şekilde

akdedilmiş bir sözleşmenin gereği olarak yapılan çalışma, sadece bir tarafın

edimini yerine getirmemesi durumunda, bazı yaptırımlara maruz kalmayı taahhüt

etmiş olmasından dolayı Sözleşme’nin 4. maddesi kapsamına sokulamaz. Buna göre “mecburi” çalışma ile kastedilen “kişinin kendi isteği ile talip olmadığı”

bir işin ona herhangi bir ceza tehdidi ile ve rızası hilafına yaptırılmış

olmasıdır. Ayrıca kişinin bir işi önceden rızasıyla yapıp yapmadığı, bir kuruma

isteyerek girip girmediği, normal yurttaşlık veya mesleki yükümlülüğünün bir

parçası olan bir hizmeti ifa edip etmediği de dikkate alınmalıdır (Van Der Mussele/Belçika, 8919/80,

23/11/1983, § 32-41; Karlheinz

Schmidt/Almanya, 13580/88, 18/7/1994; Zarb Adami/Malta

17209/02, 20/6/2006; ayrıca

bkz. B. No: 2013/1244, 17/7/2014, § 33; 2013/1613, 2/10/2013, § 28).

23. Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin yukarıda belirtilen

ilkeleri çerçevesinde somut iddia değerlendirildiğinde; başvurucunun astsubay

olarak görev yaptığı kurumda, görevlendirilmesinin iradesi dışında, bir tehdit

veya baskı sonucu gerçekleştiği ya da katlanılmaz sıkıntılara yol açtığı

yolunda herhangi bir iddiasının bulunmadığı, başvurucunun çalışmış olduğu

kuruma isteğiyle girdiği, maaşını aldığı ve burada kalmasının bir tehdit ya da

baskı sonucu olmadığı, bu statüyü kabul ederken baştan itibaren kendisini

bağlayan yasal düzenlemelerden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla,

başvurucunun mecburi hizmet yükümlülüğünü henüz tamamlamamış bulunması

nedeniyle talebinin reddedilmiş olması, Anayasa ve AİHS bağlamında zorla

çalıştırma olarak nitelendirilemez.

24. Açıklanan nedenlerle, zorla çalıştırma yasağı hususunda

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Çalışma ve

Sözleşme Hürriyetinin İhlali İddiası

25. Başvurucu, istifa talebinin reddedilmesi nedeniyle

dilediği alanda çalışma özgürlüğünün kısıtlandığını, bu durumun Anayasa’nın 14.

ve 48. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa’nın “Çalışma

ve sözleşme hürriyeti” kenar başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme

hürriyetlerine sahiptir…”

27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca, Anayasa’da güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal

edildiğini iddia eden kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı

tanınmıştır.

28. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

29. Bireyin dilediği alanda çalışma özgürlüğü ve çalışma

hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınmış olmakla

birlikte AİHS’de düzenlenen haklardan değildir. AİHM de kamu hizmetine girme ya

da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme’de

ya da protokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir (bkz. Leander/İsveç, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 59; Kosiek/Almanya, B. No: 9704/82, 28/8/1986, §§

34-35; Massa/İtalya, B. No:

265-B, 24/8/1993, § 26; Neigel/Fransa,

B. No: 18725/91, 17/3/1997, § 44; ayrıca bkz. B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 24).

30. Açıklanan sebeplerle, başvurucunun ihlal edildiğini ileri

sürdüğü çalışma özgürlüğü, Anayasa ve AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden, başvurucunun bu iddiasının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Zorla

çalıştırma yasağının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

2.

Çalışma özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının “konu

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

21/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : İsa REÇBER Vekili : Av. Oğuz Evren KILIÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4518, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4518
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Rıda Boudraa Başvurusu (B. No: 2013/9673)
  • Kemal Toraman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1761)
  • Ayşe Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/8805)
  • Serhan Aykutlu Başvurusu (B. No: 2013/8808)
  • Haluk Yücel Başvurusu (B. No: 2013/8809)
  • M.b. ve D.b. Başvurusu (B. No: 2013/6697)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.