İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsa Turan Başvurusu (B. No: 2014/2962)

1. Başvuru, başvurucu hazır bulunmaksızın dinlenen gizli tanık beyanının

Başvuru No2014/2962Tarih12 Kasım 2019Okuma16 dk · 3.176 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsa Turan Başvurusu

Karar tarihi
12 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2014/2962
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.176 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu hazır bulunmaksızın dinlenen gizli tanık beyanının

hükme esas alınmasının ve yargılamanın uzun sürmesinin adil yargılanma hakkını;

farklı tarihlerde belirli bir gruba cuma namazı kıldırmasının ve cuma

hutbesindeki sözlerinin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil

olarak kullanılmasının din ve vicdan özgürlüğünü; iletişiminin uzun süre

dinlenmesinin de haberleşme özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 1957 doğumlu olan başvurucu, olayların meydana geldiği

tarihte Adana'da ikamet ettiğini ve fahri

imam olarak görev yaptığını beyan etmiştir.

8. Başvurucu, PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçunu işlediği

gerekçesiyle 8/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 11/9/2011 tarihinde

serbest bırakılmıştır. Daha sonra başvurucu hakkında, Adana Cumhuriyet

Başsavcılığının 21/12/2011 tarihli iddianamesiyle PKK/KCK terör örgütüne üye

olma, terör örgütü propagandası yapma ve birden fazla kişi ile tehdit suçundan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinde

(Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

9. Başvurucu hakkında bir gizli tanık ifade vermiştir. Mahkemece

bu gizli tanığın celse arasında belirlenecek bir günde dinlenmesine ve sanık

müdafilerinin gizli tanığa sorulmasını istedikleri hususları on gün içinde

Mahkemeye bildirmelerine karar verilmiştir. Gizli tanık celse arasında

Mahkemece ve Cumhuriyet savcısı huzurunda, sanıklar ve müdafileri hazır

bulunmaksızın dinlenmiş ve Mahkemeye bildirilen sorular gizli tanığa

sorulmuştur.

10. Mahkeme 17/1/2013 tarihinde başvurucunun PKK/KCK silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay, tehdit suçundan 3 yıl 9 ay hapis

cezasıyla mahkûmiyetine, terör örgütü propagandası yapma suçundan ise

kovuşturmanın ertelenmesine hükmetmiştir.

11. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianame ve sanık savunmalarını

özetleyerek başlamış; daha sonra kesinleşmiş yargı kararlarına göre PKK terör

örgütüne bağlı bir örgüt olan KCK'nın yapısını ve

işleyişini kısaca açıklamıştır.

12. Mahkeme tarafından, PKK terör örgütünün amaçları

doğrultusunda yayın yapan bazı internet sitelerinde terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan'ın "demokratik çözüm

çadırı" adı altında çadırlar kurulması talimatı verdiği ve bu

doğrultuda 22/3/2011 tarihinde Adana'nın Şakirpaşa-Ova

Mahallesi içinde çadır kurulduğu belirtilmiştir. Yine PKK terör örgütünün amacı

doğrultusunda yayın yapan bazı internet sitelerinde 2011 yılının Mart ve Nisan

aylarında yayımlanan iki haberde terör örgütü lideri Abdullah Öcalan tarafından

verilen talimat üzerine sivil itaatsizlik eylemlerine başlanıldığı ve bu

kapsamda cami, okul, hastane gibi kamu kurum ve kuruluşlarına alternatif olarak

"sivil cuma namazı",

"sivil 23 Nisan",

"sivil sağlık taraması"

vb. eylemler yapıldığı ifade edilmiştir.

13. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucuya ilişkin yapılan

değerlendirmeler ise özetle şöyledir:

i. Başvurucu hakkında soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı,

kovuşturma evresinde ise Mahkeme tarafından gizli tanık dinlenmiştir. Dinlenen

gizli tanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinin başvurucuya

ilişkin kısımları şu şekildedir:

"KCK Kandil odaklı

şehirlerdeki PKK yapılanmasının illegal sivil uzantısıdır... KCK bir devlet

modeli gibi faaliyet göstermektedir, yani yasama, yürütme ve yargı güçleri

bulunmaktadır. Yasama, Kandilde KONGRA-GEL denen Halk Kongresi eliyle yürütülür

ve alınan kararlar yürütme organı eliyle gerçekleştirilir. Yürütmenin altında

kent konseyi, kent konseyinin altında il ve ilçe konseyleri, il ve ilçe

konseylerinin altında mahalle komiteleri, mahalle komitelerinin altında sokak

komiteleri, sokak komitelerinin altında hane komiteleri vardır. Yargı, Halk

Mahkemeleri adıyla yürütülmektedir. Halk arasında meydana gelen olaylara bu

mahkeme bakar, bu mahkeme kişilere ceza verme yetkisine sahiptir. KCK, Türkiye

yapılanmasında 5 ayrı bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerden bir tanesi de

Çukurova bölgesinde Adana, Mersin, Malatya, K.Maraş,

Hatay, G.Antep illeri dahildir. Adana’da KCK

faaliyetleri kapsamında Yürütmeye bağlı olarak... İnanç Komitesinde; 1-) M.B.,

2-) M.K., 3-) A.E., 4-) M.E.O., 5-) H.G., 6-) İsa Turan bulunmaktadır... Bana

burada (23) rakamı ile gösterilen şahıs İsa Turan'dır. Kendisi sivil

itaatsizlik adı altında müzahir kitleye namaz kıldırır. Camiye inanç komitesi

tarafından imam olarak atanmıştır. MELE olarak bilinir. İnanç komitesinde yer

alır halkı devlete karşı kışkırtır. Gülbahçe

Mahallesinde bulunan Hicret Camii sorumlusudur."

ii. Gizli tanık kovuşturma evresinde, Cumhuriyet savcılığında

verdiği ifadeyi aynen tekrar ettiğini beyan etmiştir.

iii. Başvurucu hakkında iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması

tedbiri uygulanmıştır. Mahkeme, başvurucu ile M.K. arasında 6/8/2011 tarihinde

yapılan bir görüşmede Hicret Camisi'ne resmî olarak atanan imamın derhâl

gönderilmesi gerektiğinin konuşulduğunu tespit etmiştir.

iv. Hicret Camisi imamı A.Y. 11/8/2011 tarihinde polis merkezine

başvurarak başvurucunun da içinde bulunduğu bazı şahıslar hakkında şikâyetçi

olmuştur. Müşteki imam şikâyetinde Hicret Camisi'nde imamlık yapmaması ve

camiyi terk etmesi için tehdit edildiğini, kendisinin yerine başvurucunun

imamlık yapacağının söylendiğini ifade etmiştir. Müşteki imam ayrıca devlet

tarafından kendisine tahsis edilen cami lojmanına da aynı kişilerce el

konulmaya çalışıldığını beyan etmiştir. Müşteki, kovuşturma evresinde ise

şikâyetlerinden vazgeçmiştir.

v. Başvurucunun 12/8/2011

tarihinde "sivil teravih namazı" kıldırdığı; ayrıca Adana Gülbahçesi Mahallesi'nde bulunan Hicret Camisi'nde

19/8/2011 tarihinde yaklaşık 400 kişilik bir gruba, 2/9/2011 tarihinde ise

yaklaşık 600 kişilik bir gruba "sivil

cuma namazı" kıldırdığı tespit edilmiştir.

vi. Başvurucunun "sivil

cuma namazı" kıldırdığı 19/8/2011 tarihinde PKK terör örgütünün

amacı doğrultusunda yayın yapan bir haber sitesinde “Cuma'da operasyona tepki” başlığıyla bir haber yapılmıştır.

Haberin ilgili kısmı şu şekildedir:

“Adana Merkez Seyhan İlçesi Gülbahçe Mahallesi

Hicret Camii'nde bir araya gelen yüzlerce kişi, Sivil Cuma namazını kıldı.

Namaz öncesi Mele Mehmet İsa Turan Kürtçe hutbe okudu. Turan, askeri ve siyasi

operasyonlara değinerek, 'İslam dininde mazlum halka inkar, imha ve katliamlar

uygulanması meşru değildir. Bu meşru olmayan uygulamaları yüce Allah kitabında

yasaklıyor. Ama bu mübarek günler ve ay devletin uygulamaları nedeniyle

gencecik insanlar ölüyor. Yeter artık kimseler ölmesin. Bu yangının sönmesi gerek

yoksa bu yangın hepinizi yakar. Onun için bu mübarek ayın hürmetine bu yangın

söndürülsün' dedi.”

vii. Mahkeme, inanç komitesinde görevlendirildiğini tespit

ettiği M.K. ile M.B. arasında yapılan bir telefon görüşmesinde başvurucunun

Hicret Camisi'ne görevlendirildiğinin ve maaşının ödenebilmesi için para

topladıklarının ancak mahalle komisyonu tarafından bu paraya el konulduğunun

konuşulduğunu ifade etmiştir.

viii. Başvurucu ile M.K. arasında 29/8/2011 tarihinde yapılan

bir telefon görüşmesinde ise 30/8/2011 tarihinde kutlanacak Ramazan Bayramı ile

ilgili olarak sivil bayram namazı

eylemi organize ettikleri tespit edilmiştir.

14. Mahkeme netice itibarıyla başvurucunun PKK/KCK

yapılanmasının inanç komitesinde yer aldığını, örgüt içinde aldığı bu görev

doğrultusunda başlatılan sivil itaatsizlik eylemleri kapsamında "sivil imam" olarak görev yaptığını,

bu çerçevede terör örgütünün propagandasını içeren vaaz ve hutbeler verdiğini

belirtmiştir. Mahkeme ayrıca Gülbahçesi Mahallesi'nde

bulunan Hicret Camisi'ne sözleşmeli imam olarak atanan mağdurun camiyi terk

etmesi ve lojmanı boşaltması konusunda başvurucunun da içinde bulunduğu

sanıklar tarafından tehdit edildiğini, daha sonra terör örgütü PKK tarafından

bu camide imam olarak başvurucunun görevlendirildiğini ve bu görev kapsamında

12/8/2011, 19/8/2011 ve 2/9/2011 tarihlerindeki "sivil cuma namazlarında" imamlık

yaptığını tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun maaşının ise cemaatten

toplanan paralar ile terör örgütü tarafından verildiğini belirtmiştir. Bu

şekilde Mahkeme, başvurucunun terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olup

görevlendirmesi doğrultusunda hareket ederek organik bağ oluşturmak suretiyle

terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği sonucuna varmıştır.

15. Mahkemece sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, Yargıtay

9. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu 29/11/2013

tarihinde onanarak kesinleşmiştir.

16. Başvurucu, Yargıtay ilamından 3/3/2014 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmiştir.

17. Başvurucu 6/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK], B. No: 2014/15440,

22/5/2019, §§ 28-39) ve Levon Berç Kuzukoğlu

ve Ohannes Garbis Balmumciyan ([GK], B. No: 2014/17354, 22/5/2019, §§ 46-48)

başvuruları hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; bir gizli tanığın Mahkemece dinlenmesi esnasında kendisinin

duruşmada hazır edilmediğini ve bu nedenle silahların eşitliği ilkesi gereği

tanığa soru sorma hakkını kullanamadığını, ayrıca gizli tanığın beyanlarının

tutarsız ve akla aykırı olması nedeniyle delil olarak kullanılamayacağını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi Baran

Karadağ (B. No: 2014/12906, 7/5/2015) kararında gizli tanıkların

sorgulanması ile ilgili ilkelerini belirlemiştir. Buna göre ilk olarak tanığın

kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak

gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel

unsuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Üçüncü olarak hükmün büyük

ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılama

detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer sanık veya müdafii

tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış

tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delil ise ve

dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise adil yargılanma

hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (Baran

Karadağ, § 68).

22. Mahkemece tanığın kimliğinin hangi nedenle gizlendiğine

ilişkin bir açıklama yapılmamış ise de gerekçeli karar incelendiğinde başvurucu

hakkındaki mahkûmiyet kararı, gizli tanık beyanının yanı sıra iletişim tespit

kayıtlarına, PKK terör örgütünün talimatları doğrultusunda başvurucunun "sivil cuma namazları" kıldırması

eylemlerine, resmî olarak atanan cami imamının başvurucu tarafından tehdit

edilmiş olmasına ve PKK terör örgütünün amacı doğrultusunda yayın yapan

internet sitelerinde yer alan somut haberlere dayandırılmıştır. Bu kapsamda

gizli tanık anlatımlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil

niteliğinde olmadığı, gizli tanık beyanına dayanılmasının yargılamanın bir

bütün olarak adilliğine zarar vermediği ve bunun adil yargılanma hakkına

aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun iddiaları

24. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

25. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,

17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

26. Somut olayda başvurucunun 8/9/2011 tarihinde gözaltına

alınmasıyla başlayan yargılama süreci 29/11/2013 tarihinde Yargıtay tarafından

verilen onama kararı ile sonlanmıştır.

27. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam

2 yıl 2 ay 21 gün sürdüğü, yargılama sürecinin bütünü dikkate alındığında

başvurucunun haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

28. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Din ve Vicdan

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; İslam dininin Şafii mezhebine mensup olduğunu,

yıllardır bu mezhebe mensup kişilere fahri imam olarak namaz kıldırdığını, bazı

cuma namazlarını havanın uygun olduğu günlerde açık alanda kıldırdığını, burada

hutbeler verdiğini belirtmiştir. Başvurucu bahse konu hutbelerde kimi zaman

siyasi iktidarın toplum düzeniyle ilgili yanlış uygulamalarını da eleştirel bir

bakışla dile getirdiğini, toplulukla birlikte açık veya kapalı alanda namaz

kılmak fiilinin ancak bir ibadet olarak değerlendirilebileceğini, kendisinin

ise bu fiil nedeniyle cezalandırıldığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca,

hiçbir şiddet eylemi içermeyen ibadet, eylem ve düşünce açıklamasının suç

vasfına dönüştürülemeyeceğini ifade ederek din ve vicdan özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi Metin

Birdal kararında, kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir (Metin Birdal, § 48). Bu kapsamda başvurucunun "sivil cuma namazı" kıldırmış

olmasının terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil

olarak kullanılması da din ve vicdan özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki

doğurabileceğinden başvurucunun Anayasa'nın 24. maddesinde koruma altına alınan

hakkına bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir.

31. Somut olayda, başvurucunun "sivil

cuma namazı" kıldırmış olmasının terör örgütüne üye olmak

suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil olarak kullanılmasının, kamu

güvenliği ve suçların önlenmesine yönelik çalışmaların bir parçası olduğu

açıktır. Bu anlamda, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile

maddi ve manevi varlığın korunması hakkı din ve vicdan özgürlüğünün doğal

sınırlarını oluşturmaktadır (bkz. Esra Nur

Özbey, B. No: 2013/7443, 20/5/2015, §§ 69-75). Sonuç olarak somut

olayda din ve vicdan özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa’nın kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunmasına ilişkin 17. maddesinin

birinci fıkrası kapsamında kişilerin yaşamının, maddi ve manevi varlığının

korunması meşru amaçlarını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bundan sonra başvuru

konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı

değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

32. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

33. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

34. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,

17/7/2018, § 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme

esas alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev

alanının dışındadır (Türk Ceza Muhakemesi Hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler

için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

35. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

36. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütü üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

37. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararlarında

delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını göstermeleri

gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki denetimi temel

haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığının

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlı

olacaktır (Metin Birdal, § 72).

38. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun

din ve vicdan özgürlüğüne yapılan müdahalenin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap verip vermediği

sorusuna cevap bulacaktır.

39. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün üyesi

olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından sunulan

bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için

benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak

ve dikkatle incelemiştir.

40. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin

başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu

ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece

mahkemesi diğer bazı deliller yanında "sivil

cuma namazı" adı altında birden fazla kez namaz kıldırmış

olmasını ve hutbede söylediklerini başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve

eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).

41. Nitekim ilk derece mahkemesi; mahkûmiyet hükmünde bir gizli

tanığın başvurucu hakkındaki ifade ve teşhisine, iletişimin dinlenmesi

kayıtlarına ve PKK terör örgütü yanlısı yayınlar yapan bazı internet

sitelerindeki haber ve yazılara da dayanmıştır. Başvurucunun Abdullah Öcalan'ın

talimatlarıyla 2011 yılının Ağustos ve Eylül aylarındaki birçok "sivil cuma namazında" imamlık yaptığı

ve hutbe okuduğu tespit edilmiş, camiye resmî olarak atanan imamı camiyi ve

lojmanı terk etmesi için tehdit ettiği belirtilmiştir. Yine PKK terör örgütünün

amaçları doğrultusunda yayın yapan internet siteleri, başvurucunun kıldırdığı

"sivil cuma namazlarını"

propaganda hâline getirerek haberleştirmiştir.

42. Bu itibarla ilk derece mahkemesi başvurucunun KCK

yapılanması içindeki inanç komitesi faaliyetlerinin ve "sivil cuma namazları" kıldırma

eylemlerinin onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle

ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte

olduğunu ilgili ve yeterli biçimde ortaya koymuştur. Bu şekilde Mahkeme,

başvurucunun şikâyetine konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil olarak

kullanılmasının acil bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını göstermiştir.

43. Sonuç olarak başvurucunun din ve vicdan özgürlüğüne yapılan

müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak

değerlendirilemez.

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun din ve vicdan

özgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık

olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Haberleşme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu, gizli olarak ve çok uzun süreyle telefonunun

dinlendiğini iddia ederek haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014,

§§ 18, 19).

48. Somut olayda başvurucu, haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiaları yönünden ihlal iddialarının konusunu belirtir şekilde

iletişimin dinlenmesine esas alınan derece mahkemesi veya hâkim kararları ile

ilgili somut bilgi, belge ve kanıt sunmadan soyut bir şekilde dinlemenin iki

yıla yakın bir süre devam ettiği iddiasında bulunmuştur.

49. Bu kapsamda başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve bu suretle hukuki

iddialarını ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu

tarafından yerine getirilmemiştir.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu kapsamda kalan

iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : İsa TURAN Vekili : Av. Yasemin DORA ŞEKER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2962, 12 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Din ve Vicdan
  10. C. Haberleşme
  11. A. 1. Adil yargılanma hakkının
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2962
Tarih
12 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • İzzet Ablak Başvurusu (B. No: 2013/8527)
  • Sedat Ekici Başvurusu (B. No: 2016/7368)
  • Celal Uyğur Başvurusu (B. No: 2016/12442)
  • Tuna Tuç Başvurusu (B. No: 2016/80432)
  • Mehmet Ali Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2335)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2016/71413)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.