İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2016/71413 Tarih:

M.b. Başvurusu (B. No: 2016/71413)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/71413)

Karar Tarihi: 12/11/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvurucunun 20/10/2017 tarihli ve 2017/36467 numaralı

bireysel başvurusu, hukuki irtibat nedeniyle 20/5/2019 tarihinde 2016/71413

numaralı bireysel başvuruda birleştirilmiştir.

5. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2019 tarihinde

tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul

edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği şikâyetine

ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan yürütülen

bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY)

üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

edilmiştir. Hâkimlik 19/7/2016 tarihinde başvurucunun müsnet

suçtan tutuklanmasına karar vermiştir.

10. Başvurucu, tutuklama kararına ve tutukluluğun devamına

yönelik kararlara müteaddit defa itiraz etmiş; son olarak İzmir 17. Ağır Ceza

Mahkemesi 21/9/2017 tarihinde tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itirazın

kesin olarak reddine karar vermiştir.

11. Başvurucu 16/12/2016 ve 20/10/2017 tarihlerinde 2016/71413

ve 2017/36467 numaralı bireysel başvurularda bulunmuştur.

12. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17/7/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açılmıştır.

13. İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi 19/1/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/8 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

14. Mahkeme 27/5/2019 tarihinde başvurucunun beraatine

karar vermiştir. Mahkeme ayrıca beraat eden başvurucunun gözaltında ve

tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararının kesinleştiğinin

tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ve her hâlde

kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde oturduğu yere en yakın

ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak suretiyle

tazminat davası açma hakkının bulunduğunun ihtarına da hükmetmiştir.

15. Karar, istinaf kanun yoluna başvurulmadan 3/6/2019 tarihinde

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2)

Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,

ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara

geçirilir.

..."

17. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, tutuklamanın hukuki şartları oluşmamasına rağmen tutuklandığını

ve tutuklama kararının gerekçesiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetlerine yönelik

incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiği, bu kapsamda

yapılacak incelemede olağanüstü hâl şartlarının dikkate alınması gerektiği ve

şikâyetin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu

belirtilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; silahlı terör

örgütüne üyeliği veya örgütle irtibatlı olup olmadığı hususunda herhangi bir

araştırma yapılmadan özgürlüğünden yoksun bırakıldığını; FETÖ/PDY ile irtibatlı

olduğunu gösterecek en ufak bir delile rastlanmadığını belirterek Bakanlık

görüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013 §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi

gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz

olması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı

şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek

başına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en

azından etkili olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §

29).

23. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak

yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu

hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü anlaşılmaktadır. Anılan bent

uyarınca, haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili

olarak soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da

kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda

anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak kişilere

tazminat imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki

yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine

engel teşkil etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.

24. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde, kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

25. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin

-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

uyarınca- yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından

bağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -anılan

fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıyla

tazminat talep etme imkânları da mevcuttur.

26. Anayasa Mahkemesi, tutuklamanın hukuki olmadığı,

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddialarıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat davası açma

yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu

olduğuna karar vermiştir (birçok karar arasından bkz. Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§

34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse, B. No: 2014/12036, 16/11/2016,

§§ 28-38). Anayasa Mahkemesi, tutuklandıktan sonra beraat eden veya haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönünden de bu yolun bireysel

başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,

7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,

B. No: 2014/983, 18/5/2016,§§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023,

19/4/2018, §§ 38-42).

27. Somut olayda, hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki

olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 27/5/2019 tarihinde beraat kararı

verilmiş ve hüküm 3/6/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre başvurucu,

hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca tazminat talebinde bulunma

imkânına sahiptir. Nitekim başvurucunun yargılandığı İzmir 16. Ağır Ceza

Mahkemesince de hükümle birlikte başvurucuya bu imkânın hatırlatıldığı

görülmektedir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava

yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk

yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Muzaffer

KORKMAZ

Başvurucu

:

M.B.

Vekili

:

Av. Üsame Oğuzhan AŞLIK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/71413, 12 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası