İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Akçayoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1950)

1. Başvuru, işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet

Başvuru No2014/1950Tarih13 Eylül 2017Okuma16 dk · 3.161 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsmail Akçayoğlu Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/1950
R.G. Tarih ve Sayı
17/10/2017-30213
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.161 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuya -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir

tarihte- Tarsus Belediyesince (Belediye) Yeni Hal (meyve sebze hali)

kompleksinde 88 numaralı "komisyonevi"

tahsis edilmiştir. Belediye Encümeninin 20/8/1992 tarihli kararından

anlaşıldığı üzere bu dükkânın tahsis hakkının 1/3 payı başvurucuya aittir.

9. Belediye Meclisi 5/9/2005 ve 1/10/2009 tarihlerinde bu hal

kompleksi içindeki işyerlerinin satışına karar vermiştir. Yapılan ilk kısmi

ihalede istekli olmaması üzerine ihale iptal edildikten sonra 2/12/2009

tarihinde Belediye Meclisi yeni bir karar almıştır. Buna göre Belediye Meclisi;

ihalenin yeniden yapılmasına, ihalede istekli çıkmaması durumunda daha önce

yapılan tahsislerin kaldırılmasına, tahsisi kaldırılan yerlerin ise

kiralanmasına karar vermiştir. Anılan karar doğrultusunda 17/2/2010-19/2/2010

tarihlerinde satış için ihale yapılmış ancak istekli çıkmaması ve pazarlık

sürecinde de teklif verilmemesi üzerine ihale iptal edilmiştir.

10. Bunun üzerine kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyle

Belediye Encümeninin 17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucunun 88 numaralı

işyerine ilişkin tahsisi iptal edilmiştir. Başvurucu tahsis işleminin iptaline

ilişkin bu idari işleme karşı Belediye aleyhine Mersin 1. İdare Mahkemesinde

(Mahkeme) 13/7/2010 tarihinde iptal davası açmıştır.

11. Mahkeme 24/12/2010 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; belediyelerin toptancı hallerini tahsis, satış

veya kiralama yöntemlerinden birini kullanmak suretiyle işletme ya da

işlettirme konusunda seçimlik bir takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.

Mahkemeye göre Belediyenin mülkiyeti kendisine ait olan iş- yerlerini kiralama

yöntemi ile işletebilme hak ve yetkisi bulunduğundan tercih ettiği işletim

yöntemi nedeniyle mevcut işyeri tahsislerinin iptali de zorunlu hâle gelmiştir.

Mahkeme bu gerekçelerle işyeri tahsisinin iptaline ilişkin idari işlemin

mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna vardığını belirtmiştir.

12. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Danıştay Sekizinci Dairesinin

(Daire) 4/10/2012 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Onama

ilamında kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise Dairenin 19/11/2013

tarihli ilamıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoy

yazısında 24/6/1995 tarihli ve 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin

Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

belediyeler yönünden; işyerleri için kiralama, tahsis veya satış yetkileri

verilmiş ise de mevcut tahsislerin iptaline yönelik bir hükmün mevcut olmadığı

belirtilmiştir. Ayrıca toptancı halleriyle ilgili düzenlemeler getiren yeni

kanun ile de tahsis sahiplerinin haklarının korunduğu ifade edilmiştir.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 14/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 552 sayılı KHK'nın 5/5/2007 tarihli ve 5652 sayılı Kanun'un

3. maddesiyle değiştirilmeden önceki hâlinin

"Tahsis" kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:

"Toptancı hallerde işyeri tahsisi,

üretici birliklerine öncelik verilerek yapılır.

Kamu emlakinden sayılan toptancı hallerde

işyeri tahsisi ilgili belediyece yapılır ve 1580 sayılı Belediye Kanununun 70

inci maddesinin (8) numaralı bendine göre ücret tahsil edilir. Bu yerler kiraya

verilemez.

Belediyelerin yapacağı işyeri tahsisinin usul

ve esasları, Bakanlıkça belirlenecek ilkeler çerçevesinde, belediye

meclislerince çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir."

17. 552 sayılı KHK'nın yürürlükteki hâliyle "Kiralama, satış ve tahsis" kenar

başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Belediyeler toptancı hallerini tahsis yoluyla

işletebilecekleri gibi kiralama veya satış yoluyla da işletir veya işlettirir.

İşyerlerinin kiralanması veya satılmasına

ilişkin işlemler, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin yüzde

onu üretici birliklerine kontenjan olarak ayrılır ve Ankara, İstanbul ve İzmir

Büyükşehir belediyesi sınırlarındaki haller hariç, halin bulunduğu il

sınırlarındaki üretici birlikleri arasında yapılacak ihale ile kiraya verilir.

Üretici birliklerine kiralanmış işyerlerinin herhangi bir nedenle boşalması

durumunda, toptancı halinde işyeri bulunmayan diğer üretici birliklerine tahsis

yapılır. Üretici birliklerine ayrılan işyeri sayısı kadar talep olmaması

halinde, diğer talep sahiplerine kiralama yapılabilir.

Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin

kiralanması veya satılması durumunda, gerçek ve tüzel kişiler en fazla bir

işyeri kiralayabilir veya satın alabilir. Doğrudan veya dolaylı olarak birden

fazla işyerinin aynı kişi tarafından kiralandığının veya satın alındığının

tespit edilmesi durumunda, kira sözleşmesi feshedilir, satış işlemi ise iptal

edilir. Ayrıca, bu kişilere belediye encümeni kararı ile 25.000 YTL idarî para

cezası verilir.

Kira süresi en fazla 10 yıldır. Kira süresi

sona erenler açılacak kiralama ihalelerine tekrar katılabilir. Kira bedeli her

yıl aylık olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer

298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme

katsayısı oranında artırılarak uygulanır.

Toptancı hallerinin tahsis yoluyla

işletilmesine karar verilmesi durumunda, tahsis ücreti, 3/7/2005 tarihli ve

5393 sayılı Belediye Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (f)

bendine göre belediye meclisince belirlenir. Tahsisin usûl

ve esasları Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri

Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve

kira sözleşmesine aykırı hareket ettikleri tespit edilenler yazılı olarak

uyarılır. Tespit edilen eksiklik ve aykırılık en fazla 20 gün içinde giderilmez

ise kira sözleşmeleri feshedilir.

İlgililer, sözleşmenin fesih bildiriminden

itibaren işyerini 30 gün içinde tahliye etmek zorundadır. Tahliye, öngörülen

sürede yapılmadığı takdirde belediye tarafından yapılır.

Kendilerine işyeri tahsis edilenlerin,

yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıkları veya sonradan kaybettiklerinin

tespiti durumunda, belediye encümeni tarafından tahsisin iptaline ve haldeki

işyerinden çıkarılmasına karar verilir.

İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren

haldeki yerini 30 gün içinde tahliye etmeye mecburdur. Bu süre sonunda tahliye edilmeyen

yerler, belediye zabıtası tarafından tahliye edilir.”

18. 552 sayılı KHK'nın 5652 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ilga

edilen "Tahsisin iptali" kenar

başlıklı 23. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun Hükmünde Kararnameye

dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerdeki şartları taşımadıkları veya sonradan

kaybettikleri tesbit olunanlar ile yönetmeliklerde

gösterilen diğer hükümler gereğince tahsisleri iptal edilenlerin toptancı

hallerdeki yerlerinden çıkarılmasına belediye encümenince karar verilir.

İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren

haldeki yerlerini 30 gün içerisinde tahliye etmeye mecburdurlar. Bu süre

sonunda tahliye edilmeyen yerler belediye zabıtasınca tahliye edilir."

19. 7/7/2012 tarihli ve 28346 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri

Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) geçici 1. maddesinin (12) numaralı fıkrası

şöyledir:

"1/1/2012 tarihinden önce kurulmuş

toptancı hallerindeki tahsisli işyerleri, mevcut tahsis sahiplerine Kanunun

yürürlüğe girdiği 1/1/2012 tarihinden itibaren hiçbir işleme gerek kalmaksızın

on iki yıl süreyle kiralanmış sayılır. Bu şekilde kiralanmış sayılan işyerleri

için sözleşmeler, bu Yönetmelik hükümleri ile son tahsis ücretleri esas

alınarak üç ay içinde yapılır."

20. Anayasa Mahkemesinin 25/2/2010 tarihli ve E.2007/65,

K.2010/43 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

5652 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyle

değiştirilen 552 sayılı KHK.'nin 21. maddesinin

birinci fıkrasında yer alan '' tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi'' ibaresi

ile belediyelere, belediye sınırları içindeki toptancı hallerini işletmeleri

bakımından kiralama ve satış yöntemleri yanında 'tahsis yöntemi'ni

de kullanabilecekleri konusunda yetki tanınmaktadır. Maddenin altıncı

fıkrasında toptancı hallerinin tahsis yoluyla işletilmesine karar verilmesi

durumunda tahsis ücretinin 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18.

maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisince

belirleneceği, tahsisin usûl ve esaslarının Sanayi ve

Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak

yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir. Dokuzuncu fıkrada ise kendilerine

toptancı hâlinde işyeri tahsis edilenlerin, yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıklarının

veya sonradan kaybettiklerinin tespit edilmesi durumunda belediye encümenince,

bu tahsisin iptaline ve toptancı halindeki işyerinden çıkarılmasına karar

verileceği hükmü getirilmiştir.

Yaş sebze ve meyvelerin toptan alım ve

satımının yapıldığı toptancı hallerinin maddenin birinci fıkrası gereğince kamu

mallarının kullanım yöntemlerinden birisi olan tahsis yoluyla da

işletilebilmesi konusunda belediyelere yetki verilmesi, tahsisin usul ve

esasları ile tahsis ücretinin belirlenmesi konularında temel ilkeler ile bunun

amaç ve çerçevesi yasama organınca belirlendikten sonra, toptancı hallerinin

yapı ve işleyişinde başta ekonomik gelişmeler olmak üzere, çevre ve günün

koşullarına uygun olarak ayrıntılı düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe

bırakılması, yasama yetkisinin devri ya da idareye Anayasa'dan kaynaklanmayan

bir yetkinin kullandırılması şeklinde nitelendirilemez.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar,

Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi

gerekir.

Kuralların Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisi

görülmemiştir."

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

" 1. İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

..."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum”

esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,

§ 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz

[BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129).

23. AİHM, "tahsis" veya bu anlama gelebilecek uzun

süreli kira sözleşmeleri kapsamında kullanılan işyerlerinin oluşturduğu ticari

itibar ve müşteri çevresi nedeniyle birçok açıdan şahsi bir hak niteliği

taşıdığı ve ekonomik bir mal varlığı değeri oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesi

anlamında işyerlerini "mülk" olarak kabul etmektedir (Iatridis/Yunanistan, B. No: 31107/96, 25/3/1999,

§§ 51-55). AİHM ayrıca, meslek ünvanının kazandırdığı

müşteri çevresini de "mülk" olarak kabul etmektedir (Van Marle ve

diğerleri/Hollanda [GK], B. No: 8543/79- 8674/79-8675/79-8685/79,

26/6/1986, § 41).

24. Stretch/Birleşik Krallık (B. No: 44277/98, 24/6/2003)

kararına konu olayda başvurucu, bir yerel yönetimden yirmi iki yıl süreyle bir

arazi kiralamıştır. Kira sözleşmesi gereğince başvurucu, kira bedeli ödeyecek

ve bu araziye sanayi işletmesi için altı bina inşa edecektir. Kira sözleşmesi

ayrıca kira süresinin bitiminde yirmi bir yıllık dönem için kira sözleşmesinin

yenilenmesi ihtimaline de yer vermektedir. Sürenin sonunda yerel yönetimin kira

sözleşmesine yenileme hükmü koymak suretiyle yetkisini aştığı gerekçesiyle kira

sözleşmesi yenilenmemiştir. Bu başvuruda AİHM, başvurucunun kira sözleşmesinin

yenileneceğine olan güvenle yaptığı yatırımlara ve bu sözleşmenin

yenilenmesinin geçersizliğinin oldukça geç bir tarihte ileri sürüldüğüne dikkat

çekerek sözleşmede yer alan yenilenme seçeneğinin kiralayan başvurucu açısından

mülkiyet hakkı kapsamında en azından “meşru bir beklenti” olarak

değerlendirilebileceğini kabul etmiştir (Stretch/Birleşik Krallık, § 35).

25. Iatridis/Yunanistan kararına konu olan olay, bavurucunun işlettiği sinemayı tahliye süreci ile

ilgilidir. Başvurucu, özel şahıs ile devlet arasında mülkiyeti konusunda

uyuşmazlık bulunan bir sinemayı kiralamış ve 1978 yılından itibaren işletmeye

başlamıştır. Taşınmazın mülkiyeti ile ilgili davalar ulusal mahkemeler önünde

sürerken 1984 yılında Maliye Bakanlığının kararı ile sinemanın da yer aldığı

taşınmaz, Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 1985 yılında başvurucudan

işgal bedeli istenmiştir. Başvurucu, 1989 yılında sinemadan tahliye edilmiştir.

Sinema, Belediye tarafından işletilmeye başlanmıştır. Başvurucu bu işleme karşı

açtığı davayı kazanmış ve tahliye işlemi iptal edilmiştir. Bu karara rağmen

Belediye sinemayı tahliye etmemiştir. Bunun üzerine başvurucu, hem sinemanın

kendisine devredilmesi hem de uğradığı zararların tazmini için dava açmıştır.

Diğer yandan idare, yerel mahkemenin başvurucunun sinemadan tahliyesine ilişkin

kararı iptal ettiğini ancak bu kararın sinemanın başvurucuya geri verilmesini

emretmediğini belirterek sinemayı tahliye etmemiştir. Davalar ve idarenin

sinemayı tahliye etmeme yönündeki tutumu sürerken başvurucu, AİHM’e başvurmuştur (Iatridis/Yunanistan, §§ 6-30).

26. Bu kararda AİHM ilk olarak sinema işletmecisi olan

başvurucunun Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün

birinci maddesi çerçevesinde bir mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığını

incelemiştir. AİHM, başvurucunun sinemayı kanunlara uygun bir kira akdine

dayanarak on bir yıl boyunca işlettiğine ve bu sürede belirli bir müşteri

çevresi oluşturduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkının mevcut

olduğunu kabul etmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 54). Başvurucu, bir sinema

işletmecisi olarak idare tarafından sinemadan tahliye edilmiş ve bu tahliye

işleminin iptaline karşın sinema kendisine iade edilmemiştir. AİHM’e göre başvurucu sinemanın yalnızca işletmecisi olduğu

için bu müdahale mülkiyetten yoksun bırakma olmayıp mülkiyetin kullanılmasının

kontrolü olarak da değerlendirilemez. Bu sebeple müdahale, birinci kural

çerçevesinde incelenmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 55). AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin,

mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin özellikle ve öncelikle hukuki bir

temelinin bulunmasını gerektirdiğini ifade etmiştir. Olayda ise tahliye işlemi

ulusal mahkeme tarafından iptal edilmiş olduğundan bu mahkeme kararından

itibaren bavurucunun tahliye işleminin bütün hukuki

temeli ortadan kalkmıştır. Bu gerekçeyle AİHM, kanunilik ölçütü yönünden

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Iatridis/Yunanistan, §§ 56-62).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, Belediye tarafından kendisine tahsis edilen

işyerini belirli bir yıllık tahsis bedeli karşılığında uzun bir süre boyunca

kesintisiz olarak kullandığını ve bu sayede bir müşteri çevresi ve ticari

itibar edindiğini ifade etmektedir. Başvurucu bununla birlikte Belediyenin söz

konusu tahsis işlemini kanunlara aykırı olarak keyfî bir biçimde iptal

ettiğinden yakınmaktadır. Başvurucuya göre hukuka aykırı olan bu iptal işlemi

yüzünden müşteri çevresi ve ticari itibarı zarar görmüş, mevcut alacaklarını

dahi alamayacak duruma düşmüştür. Başvurucu; işyerinin önce yüksek bir fiyattan

satışa çıkarıldığını, bu sebeple satılamayınca da yeniden tahsis edilmek yerine

başka bir kişiye kiraya verildiğini, böylece kazanılmış hakkının gözardı edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, sonuç olarak bu

gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

30. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile

Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539,

16/5/2013, § 31).

31. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen

mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,

B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31).

32. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî

hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının

kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

33. Somut olayda başvurucuya işyerinin tahsis edildiği tarih

açıkça belirtilmemekle birlikte Belediye Encümeninin 20/8/1992 tarihli kararına

göre en azından bu tarihten itibaren dükkânın tahsis hakkının 1/3 payının

başvurucuya ait olduğu anlaşılmaktadır. 17/3/2010 tarihinde iptal edildiğine

göre bu tahsis kararı uyarınca başvurucu yaklaşık 17 yıl 8 ay gibi bir süre

boyunca kesintisiz olarak ve yıllık belirli bir tahsis ücreti karşılığında bu

işyerini kullanmıştır. İşyerinin tahsisinin süresi ve kesintisiz oluşu dikkate

alındığında somut olay bakımından tahsisin başvurucuya bir müşteri çevresi ve

ticari itibar sağladığı, bunun ise başvurucu açısından ekonomik bir mal varlığı

değeri ifade ettiği değerlendirilmelidir. Dolayısıyla somut olayın koşulları

altında işyeri tahsisinin, başvurucu yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

34. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı verir(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

35. Başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen

işyeri tahsisinin iptal edilmesinin -ticari itibarı ve faaliyeti ile bu

kapsamda müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde gerçekleşebilecek olumsuz

etkileri gözetildiğinde- mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

36. Ancak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen ruhsat verilmeme işlemi

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

37. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(b) bendi gereğince, idari eylem ve işlemlerden doğan zararların tazmini

amacıyla idare aleyhine tam yargı davası açılması mümkündür.

38. Olayda başvurucunun, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden

işyeri tahsisinin iptaline ilişkin işleme karşı sadece iptal davası açtığı,

buna karşılık işlem dolayısıyla oluştuğu öne sürülen zararın tazminine yönelik

tam yargı davası açmadığı görülmektedir. İdari işleme karşı açılan davanın

reddedilmiş olması, söz konusu idari işlemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan davanın da olumsuz sonuçlanacağı anlamına gelmemektedir. Aksine idare

hukukuna göre işlem hukuka uygun olsa bile işlemden doğan zararların idarece

karşılanması gerektiği durumlar söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 28-39; Kocaman Balıkçılık İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/13827, 23/3/2017, §§ 26-45). Dolayısıyla açılacak tam yargı

davasının sonuçsuz kalacağı söylenemez. Ancak başvurucu, böyle bir davayı

açtığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Bu durumda

başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/9/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, yaklaşık 18 yılı aşkın bir süredir kesintisiz ve

çekişmesiz olarak toptancı halinde bulunan işyerini tahsis suretiyle

işletmiştir.

2. Çoğunluk, başvurucunun idareye karşı tam yargı davası

açmaması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul

edilemezlik sonucuna ulaşmıştır. Başvurucunun yargı sistemindeki mevcut tüm

yargı yollarını tüketmesini beklemek bireysel başvurunun amacı ve niteliğiyle

uyuşmamaktadır. Başvurucu, tahsisin iptaline ilişkin işleme karşı iptal davası

açmış ve bu yolu tüketmiştir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğu

düşüncesine varılmıştır.

3. 552 sayılı KHK’nın 21. maddesinin birinci fıkrasıyla

belediyelere toptancı hallerinde bulunan işyerlerini tahsis yanında ayrıca

kiralama veya satış gibi yollarla işletme hususunda takdir yetkisi verilmiştir.

Diğer taraftan bu kadar uzun süreli bir tahsis hakkı oluşturduğu iş ilişkileri,

müşteri çevresi ve ticari itibar gibi nedenlerle ekonomik bir değeri ifade

ettiğinden mülkiyet hakkı kapsamındadır. Mülkiyet hakkına yapılan bir

müdahalenin ölçülü olabilmesi için ise bu müdahalenin keyfî ve öngörülemez

nitelikte olmaması gerekir. Somut olay bakımından anılan KHK hükümleriyle

tahsisin iptali koşulları sınırlı olarak belirlenmiştir. Buna göre tahsis

koşullarının oluşmaması veya bu koşulların sonradan kaybedilmesi durumunda

tahsisin iptal edilebileceği öngörülmüştür.

4. Başvurucunun tahsis hakkının iptal edilmesinin tek

gerekçesinin, Belediyenin yaş sebze ve meyve hallerinde bulunan işyerlerini

kanuna göre kiralama, tahsis veya satış gibi yollarla işletmesi hususunda

tanınan takdir yetkisi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuru bakımından görevi bu takdir yetkisinin çerçevesini belirlemek olmayıp

bu yetki kullanılırken mülkiyet hakkının korunmasının gerekliliklerine uyulup

uyulmadığını denetlemektir.

5. Belediyelerin kanun ile kendilerine verilmiş takdir yetkisi

doğrultusunda toptancı hallerinin işletme yöntemini seçebilecekleri kuşkusuz

olsa da herhangi bir yöntem seçildikten sonra ise bunun nasıl iptal

edileceğinin öngörülebilir olması gerekmektedir. İşyeri tahsisinin kamu

makamlarınca tek taraflı olarak istenen bir zamanda iptal edilebileceğini kabul

etmek, tahsis sahibi yönünden öngörülemez ve belirsiz bir sonuca yol

açmaktadır. Bu tahsis dolayısıyla ticari itibar sağlayan, müşteri çevresi

edinen ve buna dayalı olarak ekonomik yatırımlarda bulunan kişilerin böyle bir

belirsizlikle karşılaşması onlar açısından ağır bir külfet ortaya

çıkarmaktadır. Diğer bir deyişle tahsisin iptaline ilişkin koşulların önceden

belirlenmemiş olması veya daha önce belirlenmiş koşulların gerçekleşmediği

hâlde bunlar gözetilmeden ve hiçbir makul gerekçe de ileri sürülmeden tahsisin

iptal edilmesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olması sonucunu

doğurmaktadır.

6. Sonuç olarak, somut olayda kamu makamlarının tahsisin

iptaliyle ilgili takdir yetkisinin önceden belirlenmiş ve öngörülebilir bir

koşul veya ölçüt dikkate alınmadan kullanılabileceği yönündeki işlemleri

mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaati olduğu açık olan başvurucuya

öngörülemez bir şekilde şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet yüklemiştir.

Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gereken

adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna varılmıştır.

7. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kanaatine

varıldığından çoğunluk kararına muhalif kalınmıştır.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

İsmail

AKÇAYOĞLU

Vekili

:

Av. Adil

AKTAY

Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1950, 13 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun başvuru
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Akçayoğlu
  20. Aktay
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1950
Tarih
13 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Ali Riza Zümbül Başvurusu (B. No: 2014/2328)
  • Hüseyin Avunçli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14084)
  • Bayram Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/10786)
  • Adnan Teke Başvurusu (B. No: 2014/17827)
  • Hamdiye Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/7680)
  • Enes Ulu Başvurusu (B. No: 2014/16751)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.