İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadir Emek Başvurusu (B. No: 2017/34279)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2017/34279Tarih11 Mart 2020Okuma12 dk · 2.314 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kadir Emek Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2020
Başvuru Numarası
2017/34279
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.314 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya gönderilen fotoğrafın sakıncalı bulunarak verilmemesi nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan

bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlü olarak Bandırma

1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

9. Başvurucuya başka bir ceza infaz kurumunda bulunan arkadaşı

E.A. tarafından 15/3/2017 tarihinde arkasında yazı bulunan bir fotoğraf

gönderilmiştir.

10. Söz konusu fotoğrafta yüzleri görünmeyen ve ikisi bazı

işaretler yapan üç kadının resmi bulunmaktadır. Fotoğrafın arkasındaki yazıda

ise başvurucunun nasıl olduğunun sorulduğu, nevruz bayramının kutlandığı ve bu

bayramın özgür kalmalarına vesile olması dileğinde bulunulduğu, mektubu

gönderenin bulunduğu ceza infaz kurumundaki arkadaşlarının iyi olduklarının

bildirildiği anlaşılmaktadır.

11. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

14/4/2017 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla fotoğrafın sakıncalı

bulunduğundan başvurucuya verilmemesine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinde; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin 3. fıkrası gereğince fotoğrafın

sakıncalı bulunduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı İzmir 2.

İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet başvurusu 5/5/2017 tarihli

kararla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; söz konusu fotoğrafın terör

örgütüne ilişkin işaretler taşıdığı, örgüt suçlarından hükümlü bulunanların

haberleşme olanağının ortadan kaldırılması gerektiği ve konuya ilişkin mevzuat

vurgulanarak Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu

belirtilmiştir.

13. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı İzmir

2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 30/5/2017 tarihli kararla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, itirazın dayanağını oluşturan İnfaz

Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer

verilmiştir.

14. Nihai karar 2/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 28/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Ceza İnfaz Kurumunun 21/11/2019 tarihli yazısında;

başvurucuya gönderilen mektubun sakıncalı bulunan fotoğrafın arkasında bulunduğu,

bunun dışında ayrıca bir mektubun bulunmadığı, fotoğrafın arkasında bulunan

yazıların ise fotoğrafla birlikte başvurucuya verilmediği belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

19. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek

durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

20. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu; fotoğrafa neden elkonulduğuna ilişkin somut bir

gerekçe belirtilmediğini, fotoğrafın sakıncalı bulunmasına rağmen fotoğrafla

birlikte mektubun da kendisine verilmediğini, bu nedenle haberleşme

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Bakanlık görüşünde; Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır

Ceza Mahkemesi kararlarındaki tespit ve sonuçların Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan

tarzda açık bir keyfîlik içermediği belirtilmiştir. Diğer yandan başvurucu

hakkında verilen kararların olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı bir zamanda

verilmiş olması dikkate alınarak başvurucu hakkında uygulanan tedbirin hukuki

olup olmadığı yönündeki incelemenin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

23. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlık görüşünün

Anayasa'nın temel hükümleri ile demokrasi ve özgürlükler açısından isabetsiz ve

haksız olduğunu belirtmiştir.

C. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Anayasa'nın "Haberleşme

hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüne

yapılan müdahale Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı

sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın,

ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar

açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca dayanmalı, demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır (Ahmet Temiz, § 36).

28. Disiplin Kurulu, başvurucunun gönderdiği fotoğrafın

başvurucuya verilmemesine karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu

makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede

bulunulduğu açıktır.

29. Somut olayda 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin

ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve

sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan,

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

30. Somut olayda Disiplin Kurulunca fotoğrafın başvurucuya

verilmeme sebebi olarak 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 3. fıkrası gereğince

fotoğrafın sakıncalı olması gösterilmiştir. Fotoğrafın arkasında yer alan

mektubun başvurucuya verilmemesine dair bir karar mevcut değildir. Bu kapsamda

fotoğrafın Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine

yapılan müdahalenin, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile

ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı,

bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci

fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, § 51).

31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre

demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru

amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla

ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin

kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.

32. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara

yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği vermelidir (Musa Kaya (2), B. No: 2013/2351,

16/9/2015, § 66).

33. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

hakları sınırlandırılabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya da bir

kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen

sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili

kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla somut olayda da mektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden

sakıncalı olduğu gerekçede gösterilmek zorundadır.

34. Somut olayda sakıncalı bulunan fotoğrafta üç kadının

yüksekçe bir yerden, kamyonetlerde oldukları görülen uzaktaki kişilere

baktıkları, kadınlardan birinin ellerini açtığı, bir diğerinin ise zafer

işareti yaptığı gözlenmektedir. Fotoğrafın arkasındaki yazının ise başvurucunun

arkadaşı olduğu anlaşılan E.A.nın başvurucunun hâlini hatırını sorduğu kişisel

bir mektup olduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 10). Disiplin Kurulu ve yargı

kararlarında yalnızca fotoğrafın sakıncalı bulunduğuna dair karar ve gerekçe

bulunmakta, fotoğraf arkasındaki mektubun sakıncalı bulunup bulunmadığına

ilişkin bir karara veya açıklamaya yer verilmemektedir. İnfaz Kurumunun konuya

ilişkin yazısında, mektubun fotoğrafın arkasında bulunması nedeniyle ayrıca bir

işlem yapılmadığı bildirilmiştir (bkz. § 16).

35. Fotoğrafın başvurucuya verilmemesine ilişkin Disiplin Kurulu

kararında, söz konusu fotoğrafın muhatabına verilmesinin neden sakıncalı olduğu

açıklanmadan, ilgili mevzuat hükmüne değinilmekle yetinilmiştir. İnfaz

Hâkimliği kararında ise fotoğrafın terör örgütüne ilişkin işaretler taşıdığı,

örgüt suçlarından hükümlü bulunanların haberleşme olanağının ortadan

kaldırılması gerektiği ve konuya ilişkin mevzuat vurgulanmıştır. Öte yandan

Disiplin Kurulu ve derece mahkemelerinin kararlarında, fotoğraftaki sakıncalara

ilişkin somutlaştırmaya gidilmediği gibi fotoğrafın arkasındaki mektuba yönelik

olarak da hiçbir gerekçeye yer verilmemiştir.

36. Ayrıca sadece söz konusu fotoğrafın sakıncalı bulunmasına

rağmen, fotoğrafın arkasında yer alan ve tamamen kişisel birtakım ifadelerin bulunduğu

anlaşılan mektubun, fotoğraf görülmeyecek şekilde ve içeriğinde sakıncalı

ifadelere rastlanması durumunda bunlar okunmayacak şekilde karalanarak

fotokopisi çekilmek suretiyle başvurucuya verilmesi şeklinde özenli ve esnek

bir yaklaşımın da sergilenmediği görülmektedir. Başka bir ifade ile mektubun

demokratik toplumun ölçütü olan çoğulculuk, hoşgörü, açık fikirlilik ve

tolerans temelinde yorumlanmak suretiyle müdahalenin ölçülü olduğunun, acil bir

toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığının ve/veya haberleşme hakkının kötüye

kullanıldığının ikna edici olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmediği sonucuna

varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

39. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarak 10.000

TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

42. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

43. İncelenen başvuruda başvurucunun göndermek istediği mektubun

sakıncalı bulunarak gönderilmemesi uygulamasına yönelik şikâyetinin İnfaz

Hâkimliğince reddedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

44. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

45. Öte yandan somut olayda yeniden yargılamanın başvurucunun

uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.

Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir

2. İnfaz Hâkimliğine (E.2017/1938, K.2017/2028) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : Kadir EMEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34279, 11 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  10. C. Değerlendirme
  11. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34279
Tarih
11 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Mulla Çakıroğlu Başvurusu (B. No: 2017/30951)
  • Azim Çiğil Başvurusu (B. No: 2017/39439)
  • Hakan Tezel Başvurusu (B. No: 2017/37679)
  • Osman Nuri Kurt Başvurusu (B. No: 2017/33011)
  • Kemal Çakır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13846)
  • Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk Başvurusu (B. No: 2017/31506)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.