İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kahraman Eraslan Başvurusu (B. No: 2015/7024)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve haksız tutuklama

Başvuru No2015/7024Tarih26 Aralık 2018Okuma13 dk · 2.684 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kahraman Eraslan Başvurusu

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/7024
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.684 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve haksız tutuklama

dolayısıyla tazminat isteğinin kabul edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; açılan tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütülen bir soruşturma kapsamında 25/4/2001 tarihinde gözaltına alınmış ve

28/4/2001 tarihinde tutuklanmıştır.

7. Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığının 25/5/2001 tarihli

iddianamesi ile teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan cezalandırılması istemiyle

aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

8. Dava, Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/66 sayılı

dosyası üzerinden başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

9. Başvurucu, yargılandığı davada 5/12/2001 tarihinde tahliye

edilmiştir.

10. Devam eden yargılama sonucunda Doğubayazıt Ağır Ceza

Mahkemesinin 6/10/2006 tarihli kararı ile teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan

açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Ayrıca

30/10/2001 tarihli ek iddianameyle 7/1/1932 tarihli ve 1918 sayılı Kanun'a

muhalefet suçundan açılan davadan da başvurucunun beraatine

karar verilmiştir.

11. Anılan karara karşı yapılan temyiz talebi, Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 18/12/2008 tarihli ilamı ile reddedilerek hüküm kesinleşmiştir.

12. Başvurucu 4/2/2013 tarihli dava dilekçesi ile teşekkül

hâlinde kaçakçılık suçundan 28/4/2001 tarihinde tutuklandığını, 221 gün sonra

5/12/2001 tarihinde serbest bırakıldığını, isnat edilen suç ile ilgili olarak

yapılan yargılama sonunda açılan davanın düşürülmesine karar verildiğini

belirterek 50.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle

Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, tazminat

talebini 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalanan veya

Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun'a dayandırmıştır.

13. Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 12/4/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun haksız tutuklamaya yönelik tazminat taleplerinin reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Davaya konu kararda yapılan

incelemede davacı Kahraman Eraslan'ın Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin

2001/66 Esas 2006/219 karar sayılı sayılı dosyası kapsamında 28/04/2001

tarihinde tutukalandığı, 05/12/2001 tarihinde tahliye

edildiği, yapılan yargılama neticesinde tutuklanmasına neden olan Teşekkül

Kaçakçılığı suçundan düşme kararı verildiği, kararının 07/11/2006 tarihinde

kesinleştiği, kesinleşen kararının davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

Kararın kesinleştiği tarihte 5271 sayılı CMK

yürürlükte bulunduğundan tazminat koşullarını CMK 141 ve devamı maddeleri

gereğince değerlendirilmiştir. Buna göre CMK 142 maddesi gereğince karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat davası açılabilir. Kararın 07.11.2006 tarihinde kesinleşmiş olması

nedeniyle tazminat davası süresinde açılmadığından davanın reddine karar vermek

gerekmiştir.

(466

sayılı yasa kapsamında değerlendirme yapmak gerekirse de 466 sayılı yasanın 1/6

maddesi gereğince 'Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer

olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine

mahal olmadığına karar verilen' kişiler ancak tazminat talep edebilirler

davacının tutuklu kalmış olduğu suç hakkında dava zamanaşımı nedeniyle düşme

kararı verilmiştir. Dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davacı hakkında

yargılamaya devam edilememiştir. Ortada beraat kararı olmaması nedeniyle de

tutuklamanın haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Yargıtay 9.Ceza Dairesi

2000/3062 Esas, 2000/3113 Karar ve 05.12.2000 tarihli ilamıda

aynı doğrultudadır.)

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Kahraman

Eraslan'ın haksız tutuklamaya yönelik maddi ve manevi tazminat talebinin

reddine karar vermek gerekmiş ..."

14. Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin tazminat talebinin reddine dair

kararı, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda

anılan karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/1/2015 tarihli ilamıyla "davacının tazminat talebinin dayanağı olan

Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/66 esas, 2006/219 karar sayılı ceza

dava dosyasında davacının tutuklanmış olduğu teşekkül halinde kaçakçılık suçu

yönünden 765 sayılı TCK'nın 102/4 maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin

dolduğu gerekçesi ile düşme kararı verildiği, tutuklama tarihinde yürürlükte olan

466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi

Hakkında Kanun hükümlerine göre, davacının tazminat talep etme hakkı

bulunmadığının anlaşılması ve mahkeme tarafından aynı yönde yapılan

değerlendirme sonucu gerekçeleri gösterilerek davanın reddine karar

verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığı" gerekçesiyle

onanarak kesinleşmiştir.

15. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararı başvurucuya 17/3/2015

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 14/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,

Devletten isteyebilirler."

18. 466 sayılı mülga Kanun’un 1. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"6.

Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma

yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar

verilen;

...

kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde

Devletçe ödenir."

19. 466 sayılı mülga Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"1 inci maddede yazılı

sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına

esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen

kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı

tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza

mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini

isteyebilirler."

20. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesi şöyledir:

"(1) Ceza Muhakemesi

Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1

Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.

(2) Bu

tarihten önceki işlemler hakkında ise, 7.5.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun

Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

21. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 60.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Zarar ve ziyan yahut

manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine

müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı

tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan

itibaren on sene mürurundan sonra istima

olunmaz."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Herkesözgürlük

ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın

öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

...

c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek

için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten

sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin

varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve

tutulması;

...

5. Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama

veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir."

23. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 5.

maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam

veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin

ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N.C./İtalya [BD], B. No: 24952/94,

18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin 5.maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı

fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere

başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına

uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink/Hollanda,

B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).

25. AİHM'e göre bir müdahalenin telafi

edilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı AİHM'in

sonradan zaman bakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan, B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya ((k.k.)

B. No: 68163/01, 28/9/2006) kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı

tarihten önce başvurucunun gözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek

Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin

yanı sıra (5) numaralı fıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; bir süre tutuklu kaldığı yargılama neticesinde

esasa ilişkin karar verilmemesinde kendisinin kusurunun bulunmadığını, bu

yargılama sırasında tutuklu kaldığı süre açısından kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

28. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

29. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

30. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hakkında hüküm verildiği tarihtir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

31. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma

kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması

ayrıca gerekmez. AİHM ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33).

32. Somut olayda başvurucu 28/4/2001 tarihinde tutuklanmıştır.

Tutuklu olarak devam eden yargılamada Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin

5/12/2001 tarihli kararı ile başvurucu tahliye edilmiş ve 9/10/2006 tarihli

kararla da hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar

verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz talebi Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 18/12/2008 tarihli ilamı reddedilerek hüküm kesinleşmiştir.

33. Bu belirlemelere göre başvurucunun bir suç isnadına bağlı

olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, ilk derece mahkemesinin tahliye

kararının verildiği 5/12/2001 tarihinde sona ermiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğa ilişkin sürecin Anayasa

Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce sona erdiği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Hukuka Aykırı Olarak

Hürriyetten Yoksun Bırakılmaya Rağmen Tazminat İsteminin Kabul Edilmemesine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, tutukluluk hâlinin yaşandığı davanın zamanaşımı

nedeniyle düşmesine karar verilmesinde kendi kusurunun bulunmadığını, bu

nedenle haksız tutukluluk nedeniyle açtığı tazminat davasının reddedilmesinin

de hukuka aykırı olduğunu belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının; yine kendisiyle aynı durumda bulunan K.Ö. isimli kişinin konu ve

şartları bire bir aynı tazminat davasının kısmen kabul görerek kesinleşmesine

karşın kendi davasının reddedilerek olumsuz sonuçlandığını belirterek eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

36. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası, üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi ile dokuzuncu fıkrası şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.'

...

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin

Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesi

kapsamında incelenmesi gerekir.

38. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır (bkz. §§ 29, 30). Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme

karşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., § 14).

39. Somut olayda başvurucu 28/4/2001 tarihinde tutuklanmış ve

5/12/2001 tarihinde de tahliye edilmiştir. Bu itibarla başvurucunun tutuklama

suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında hukuki olmadığına ilişkin iddiası, Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi kapsamında değildir.

40. Başvurucu ayrıca tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

41. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci

fıkralarında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişilere

tanınan güvencelere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir (Safkan Aydoğdu, B. No: 2014/7498,

5/4/2017, § 43).

42. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise bu

esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifade

edilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "bu

esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişiler" tabiri ile

maddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırı bir işleme tabi

kılınmanın kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Buna göre maddenin

ikinci veya üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırı şekilde kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü, beşinci, altıncı,

yedinci ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerden yararlandırılmaması hâlinde

uğranılan zararlar devlet tarafından ödenecektir (Safkan Aydoğdu, § 44).

43. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edilip edilmediğini

belirleyebilmesi için öncelikle başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarında

belirtilen esaslar dışında bir işleme tabi tutulup tutulmadığını incelemesi

gerekmektedir. Yapılacak bu inceleme sonucunda başvurucunun Anayasa'nın 19.

maddesinin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi

tutulduğu ve bu kapsamda uğradığı zararın devlet tarafından tazminat hukukunun

genel prensiplerine göre ödenmediği tespit edilirse Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlali söz konusu

olabilecektir (bkz. § 24).

44. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hürriyetinden yoksun

bırakılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuka

uygun olup olmadığını inceleyememektedir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin dışında olması nedeniyle hukukiliğini inceleyemediği bir hürriyetten

yoksun bırakılma hâlini, dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiği

iddiasını incelemesi de mümkün değildir. Anılan şikâyet bakımından da zaman

bakımından yetkisizlik söz konusudur (Aziz

Yıldırım (4), B. No:

2014/4476, 16/4/2015, § 34; Safkan Aydoğdu, §

46).

45. Zira bireysel başvuruya konu müdahaleyi telafi etmeyi

amaçlayan hukuk yollarının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihten sonra olumsuz biçimde sonuçlanması, müdahaleyi her zaman

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi içine sokmaz. Bu bağlamda 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurularda zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra

tüketilmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır (bkz. § 25; Safkan Aydoğdu, § 47).

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a göre kurulan Komisyon, aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ceza hukuku

kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku

kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme

kararlarının geç ya da eksik icra edildiği yahut icra edilmediği iddialarıyla AİHM'e yapılan başvuruları incelemekle görevlidir.

49. 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle

6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre benzer iddialarla Anayasa

Mahkemesine yapılan ve münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih

itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvuruların da Komisyon

tarafından incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür.

50. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

51. Anayasa Mahkemesi, yakın zamanda verdiği Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvuru

yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir, makul bir başarı şansı sunma

ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olup olduğunu belirtmiş ve

bireysel başvuru yoluna başvurmadan önce tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır.

52. Somut olayda bu içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum

söz konusu değildir. Buna göre (Tazminat Komisyonuna) başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Kahraman

ERASLAN

Vekili

:

Av. Tamer

ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7024, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. Makul Sürede
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Başpınar
  18. Eraslan
  19. Çelik
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7024
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Aliye Türk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/33574)
  • Şuayp Yüksekdağ Başvurusu (B. No: 2015/9921)
  • Alaattin Torun Başvurusu (B. No: 2015/5589)
  • İlyas Çınar Başvurusu (B. No: 2015/14)
  • Serdar Bayraktutan Başvurusu (B. No: 2015/2353)
  • İsa Elal Başvurusu (B. No: 2015/7508)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.