İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kazım Ünal Başvurusu (B. No: 2018/22785)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

Başvuru No2018/22785Tarih19 Kasım 2020Okuma20 dk · 4.067 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kazım Ünal Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/22785
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.067 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet

haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet

yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında

başvurucu 26/4/2018 tarihinde İzmir'de gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucunun ilk ifadesi aynı tarihte İzmir Emniyet

Müdürlüğünde kolluk tarafından alınmıştır. Başvurucu emniyetteki savunmasında

özetle;

i. 1998 yılında Kocaeli Üniversitesi Halkla İlişkiler

bölümünü kazandığını ve 2000 yılında buradan mezun olduğunu, üniversite eğitimi

süresince okuldan arkadaşlarıyla kiraladıkları evde kaldığını, mezun olduktan

sonra 2013 yılına kadar taksi şoförlüğü yaptığını ve zaman içinde açık öğretim

fakültesinde eğitimini dört yıla tamamladığını, 2013 yılında Zaman gazetesinde

şoför olarak işe girdiğini, sonrasında da Dünya Gençlik Merkezi isimli yerde

şoförlük yaptığını, toplamda bir buçuk yıl çalıştığını, 17-25 Aralık

operasyonlarından sonra 2014 yılının başlarında istifa ederek işten

ayrıldığını, buradan ayrıldıktan sonra da değişik yerlerde şoför olarak

çalıştığını, yaklaşık yedi aydır da İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ifade etmiştir.

ii. Herhangi bir dernek, vakıf ya da sivil toplum

kuruluşu üyesi olmadığını ve ticari işletmede ortaklığının da bulunmadığını

belirtmiştir.

iii. Hiçbir zaman FETÖ/PDY'ye ait yurtlarda veya evlerde

kalmadığını, büyük oğlunun -kendisi Zaman gazetesinde çalışırken personel

indirimi olduğu için-ilkokul 3. ve 4. sınıfı Özel Işık Aktaş Yamanlar

İlkokulunda okuduğunu, işten ayrıldıktan sonra devlet okulunda eğitim görmeye

devam ettiğini, küçük oğlunun da devlet okulunda eğitim gördüğünü, çocuklarının

hiçbir zaman yurtlarda kalmadığını ifade etmiştir.

iv. Örgüte müzahir herhangi bir gazete, dergi vb. yayına

aboneliğinin bulunmadığını, Bank Asyada hesabının olduğunu ve sadece Bankanın

kredi kartını kullandığını, bunun dışında Bankaya herhangi bir para yatırma

işlemi yapmadığını ifade etmiştir.

v. FETÖ/PDY ile ya da bu örgütün mensupları ile hiçbir

bağlantısının bulunmadığını, iş ilanına istinaden başvuru yapması üzerine işe

alındığını, hiç kimsenin referansının bulunmadığını, hiçbir zaman FETÖ/PDY'nin

sohbet toplantılarına katılmadığını ve örgüt adına ulaştırılmak üzere

kendisinden para talep eden kimsenin de olmadığını, pasaportunun bulunmadığını

ve hiç yurt dışına çıkmadığını ifade etmiştir.

vi. [M.A.] isimli kişiyi tanımadığını, şoförlük yapması

sebebiyle tanımadığı kişilerin kendisini arayabildiğini, bu kişinin de bu

nedenle aramış olabileceğini, görüşme içeriğini hatırlamadığını ifade etmiştir.

vii. Aynı otelde aynı tarihlerde konakladıkları tespit

edilen kişileri [M.A.] ve [S.A.yı] tanımadığını ve onların kim olduklarını da

bilmediğini ifade etmiştir.

viii. Kendi adına kayıtlı bulunan telefon hattını uzun

zamandır kullandığını, başka telefon hattının bulunmadığını ayrıca FETÖ/PDY'nin

kriptolu haberleşme programlarını kullanmadığını veya telefonuna yüklemediğini

ifade etmiştir.

ix. Zaman gazetesinde çalıştığı dönemde hiçbir zaman

sorumlu olmadığını, sadece şoförlük yaptığını ve gazete dağıtmadığını, bu

yöndeki beyanları kabul etmediğini ifade etmiştir.

12. Başvurucu ifadesi alındıktan sonra aynı tarihte

Başsavcılığa sevk edilmiştir. Başsavcılık başvurucuyu terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması istemiyle 26/4/2018 tarihinde İzmir Sulh Ceza Hâkimliğine

sevk etmiştir.

13. İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte

başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde emniyetteki

savunmasına benzer şekilde beyanda bulunmuş ve suçlamaları kabul etmemiştir.

14. İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler [F.Ö.] ve Kazım Ünal'ın üzerlerine

atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin bulunduğu, şüphelilerin tutuklanmalarına

karar verilmesinin kamu düzeninin sağlanması ve yeni bir suç işlenmesinin önüne

geçilmesi için de gerekli olduğu, bir diğer yandan eylemin meydana geliş

şekline nazaran yasadaki yaptırım miktarı dikkate alındığında şüphelilerinbu

aşamada serbest bırakılmaları halinde kaçacakları hususunda şüphe oluşturduğu,

esasen Anayasanın 90. maddesi uyarınca ülkemiz için de bağlayıcı olan Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi ve bu maddenin yorumuyla Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin tutukluluk tedbiri konusundaki yerleşik karar ve

gerekçelerinde, kişilerin kaçma riskinin bulunması, kamu düzeninin sağlanması

ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla tutukluluk tedbirinin

uygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, iş bu soruşturma dosyasında da AİHM'nin

belirttiği bu kriter ve ölçütlerin mevcut olduğu, tüm bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile

sağlanamayacak olması dikkate alınarak 5271 Sayılı CMK' nın 100. ve devamı

maddelerine göre tutuklanmalarına ... karar verildi."

15. Başvurucunun tutuklama kararına 26/4/2018 tarihinde

yaptığı itiraz, İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 10/5/2018 tarihinde

kesin olarak reddedilmiştir.

16. Başsavcılık 4/5/2018 tarihli iddianame ile

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı

yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

17. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY'nin yapılanmasına ve

faaliyetlerine ilişkin açıklamalar yapılmış, sonrasında başvurucuya yönelik

suçlama ve delillere yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY

hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğini iddia etmiştir. Bu bağlamda iddianamede; başvurucunun, hakkında

FETÖ/PDY yöneticisi olma suçundan soruşturma yürütülen M.A. ile iki kez telefon

irtibatının bulunduğu, örgütle iltisaklı kişilerle aynı tarih aralığında aynı

otelde konakladığı, FETÖ/PDY ile irtibatlı işyerlerinde çalışma kaydının

bulunduğu ve FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma

yürütülen M.A.B.nin şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde "Kazım Ünal

2013-2014 yıllarında FETÖ/PDY Hatay İli Çankaya Eyaleti Altıntaş Bölgesi yapıya

ait gazete sorumlusuydu. Şu anda 30-35 yaşlarındadır. Evlidir" şeklindeki

beyanına yer verilmiştir.

18. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 21/5/2018

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/281 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı

tensip incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir.

19. Başvurucunun tutuklama kararına 28/5/2018 tarihinde

yaptığı itiraz İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 4/6/2018 tarihinde

kesin olarak reddedilmiştir.

20. Başvurucu, anılan kararı 19/6/2018 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

21. Başvurucu 18/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Mahkeme 13/9/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında Savcılıktaki

ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur.

23. Mahkeme aynı duruşmada M.A.B.yi tanık olarak

dinlemiştir. Tanık M.A.B.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığı tanıyorum. 2014 yılı mayıs

ayından sonra örgüt tarafından muhasebecilik görevi ile görevlendirildim. Hatay

ili Çankaya eyaleti altıntaş bölgesinde muhasebeci olarak görevlendirildim. O

dönem içerisinde iki ya da üç kez karşılaştım. Altıntaş bölgesinde örgüte bağlı

medya kuruluşlarından olan Zaman gazetesi sorumlusuydu. Bölgeden ve esnaflardan

gelen gazete aboneliklerinin takibini yapıyordu. Para işlerini yapıp

yapmadığını bilmiyorum fakat genelde bölgeden gazete aboneliği başlatılacağı

zaman listeler kendisine iletiliyordu. Ayrıca kendisini Konak Yağhaneler

Köstence Köprüsü civarında ofis benzeri bir yerde kendisi gibi gazete aboneliği

işi ile sorumlu olanların bulunduğu yerde abone listesini kendisine teslim

etmiştim. Bu şekilde de bir kaç kez gördüm. Ben kendisinin gazetede şoför

olarak çalıştığını bilmiyorum kendisini iki ya da üç kez gördüm.

[sanığın "... gazetede şoför

olarak çalışırken bütün dağıtım bürolarını geziyordum beni bu şekilde görmüş

olabilir mi? " şeklindeki sorusu üzerine]

"Benim sanığı gördüğüm mekan örgüte

bağlı Konak'ta Eşrefpaşa'da üç katlı bir binada örgüte bağlı toplantıların

yapıldığı binada kendisi ile karşılaştım. Kendisi bana oranın bölgecisi

tarafından o bölgenin gazete aboneliğinden sorumlu olarak tanıtıldı. Bir defa

abone listesini verdim. Ben zaten o bölgenin muhasebe işine üç veya dört ay

baktım."

24. Mahkeme 13/9/2018 tarihli duruşma sonunda

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

25. Mahkeme 13/11/2018 tarihli duruşmada A.A.yı tanık

olarak dinlemiştir. Tanık A.A.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ben sanığı taksicilik yaptığı için

tanırım. Bizim Alsancak'ta cafemiz vardı. Ayrıca sanık benim komşumdur. Sanık

benim evimde yakalandı. Sabaha 06.00-07.00 civarı ben işten geliyordum. Eşim

çocuğu okula gönderecekti. Bende hava daha aydınlanmamış olduğu için eşim ve

oğluma bakıyordum. Dışarıda bir kalabalık gördüm. Eşime bakmak için aşağıya indim,

kapı açıktı. Yukarı çıkarken sanık ile denk geldik 'Ne oldu falan' dedim, o da

'Bilmiyorum, galiba beni arıyorlarmış' dedi. Sanık ile beraber içeriye girdik,

balkondan dışarıya bakmak amacıyla içeriye girdik. Balkonda bizi polisler

gördü, yukarıya geldiler."

26. Cumhuriyet savcısı 13/11/2018 tarihli duruşmada esasa

ilişkin mütalaasını sunmuştur. Mütalaanın ilgili kısmı şöyledir:

"İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne

02/08/2016 tarihinde yapılan ihbarda sanığın toplantılara gittiğini ve para

topladığının bildirilmesi üzerine sanık hakkında soruşturma yürütülerek kamu

davası açıldığı,

Duruşmada dinlenen tanık [M.A.B.nin] ... şeklinde beyanda

bulunduğu,

İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla

Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22/02/2018 tarihli tutanak

başlıklı raporda;

Sanığın üzerine kayıtlı GSM hattı ile

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tepe yöneticilerinden [M.A.]ile 2013 yılında 2 kez görüşme

kaydının bulunduğunun,

Sanığın FETÖ irtibatı olduğu belirlenen

şirketlerde SGK kaydının olduğunun,

Sanığın FETÖ irtibatlı tesiste 2015

yılında konaklama kaydının olduğunun belirlendiği,

Bank Asya'nın 03/10/2018 tarihli yazısı

ekinde gönderilen ve sanığa ait olan hesap özeti incelendiğinde sanığın

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yöneticilerinin talimatına uygun bir hesap

hareketinin bulunmadığının belirlendiği,

İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından

düzenlenen 28/08/2018 tarihli raporda sanığın ByLock kaydının bulunmadığının

belirlendiği,

Siber Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğü'nün 22/06/2018 tarihli yazısında sanığa ait dijital materyal kaydının

olmadığının bildirildiği,

SGK İl Müdürlüğü'nün 11/06/2018 tarihli

yazısında sanığın SGK kayıtlarının gönderildiği,

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün

07/06/2018 tarihli yazısı ve eklerinde sanığın örgütle ilişkili herhangi bir

eğitim kaydına rastlanmadığının belirtildiği,

İzmir İl Dernekler Müdürlüğü'nün

01/06/2018 tarihli yazısında sanığın örgütle bağlantılı dernek üyelik kaydının

bulunmadığının belirtildiği,

Sanığın lehinde ve aleyhindeki deliller

birlikte değerlendirildiğinde, SGK kaydının evinin geçimini sağlamak amacıyla

çalışmak zorunda olan kişilerin bu çalışmasının tek başına silahlı terör örgütü

üyesi olma suçu için delil olarak kabul edilemeyeceği, tepe yöneticilerden [M.A.] ile telefon irtibatının örgütsel

mahiyette olduğuna yönelik bir iddianın bulunmadığı, konaklama kaydının da aynı

şekilde silahlı terör örgütü üyesi olma suçu için delil olarak kabul

edilmediği, soyut ihbarın herhangi bir eylem ve olay içermediği, bu deliller

dışında tanık [M.A.B.nin] beyanının da tek başına delil olarak kabul

edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçtan mahkum

olması için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunamadığından

delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa

olunur."

27. Mahkeme 13/11/2018 tarihli duruşma sonunda

başvurucunun tahliyesine ve başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama şeklinde

adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.

28. Mahkeme 30/4/2019 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İzmir SGK İl Müdürlüğünün

08/05/2018 tarihli cevabi yazı içeriğinin incelemesinden; sanığın Bera Özel

Eğitim ve Yurt Hizm. Turz. San.ve Tic. A.Ş, Yıldıztepe Eğitim Basım Yayın Dağ.

Paz. Tur. Tic. A.Ş, Dünya Gençlik Merkezi Derneği isimli örgüte bağlı

kurumlarda çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.

Bu kapsamda sanığın FETÖ/PDY silahlı

terör örgütüne bağlı kurumlarda çalıştığı anlaşılmakla, örgüt için insan

kaynağı sağlanan, örgüt için gelir oluşturan, örgüte bağlı kitap, kırtasiye ve

matbaa şirketlerinin ürünlerinin pazarlandığı ve istihbari bilgi toplama

merkezi niteliğinde olan yerlerde çalışmasının sanığın üzerine atılı suçun

unsurlarının değerlendirilmesi açısından delil olarak kabulü gerekmektedir.

Sanığın bu yerlerde çalışmasının ekonomik ve sosyal gerçekliklerle

açıklanamayacağı, zira sanığın tek bir yerde değil, örgüte ait 3 ayrı yerde çalıştığı,

sanığın bu şekilde örgüte bağlı kurumlarda çalışma istek ve iradesini ortaya

koyduğu yönünde Heyetimizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.

Tanık [M.A.B.nin] mahkememizdeki beyanına göre; ... sanığın

Altıntaş bölgesinde örgüte bağlı medya kuruluşlarından olan Zaman Gazetesi

sorumlusu olduğunu, bölgeden ve esnaflardan gelen gazete aboneliklerinin

takibini yaptığını, para işlerini yapıp yapmadığını bilmediğini, fakat genelde

bölgeden gazete aboneliği başlatılacağı zaman listelerin kendisine iletildiğini,

Konak Yağhaneler Köstence Köprüsü civarında ofis benzeri bir yerde kendisi gibi

gazete aboneliği işi ile sorumlu olanların bulunduğu yerde abone listesini

kendisine teslim ettiğini, bu şekilde de bir kaç kez gördüğünü, sanığın

kendisine oranın bölgecisi tarafından o bölgenin gazete aboneliğinden sorumlu

olarak tanıtıldığını, bir defa abone listesini verdiğini beyan ettiği

anlaşılmış olup; tüm dosya kapsamından sanığın Zaman Gazetesinde çalıştığının

sabit olduğu, tanığın beyanlarının da sanığın Zaman Gazetesindeki çalışmalarına

ilişkin olduğu, ayrıca tanık anlatımlarının yer, zaman ve kişi gibi somut

veriler içerdiği anlaşılmakla dosya kapsamına uygun düşen ve sanığa iftira

atmasını gerektirir sebep bulunmayan tanık anlatımlarına itibar edilmesi gerektiği

yönünde Heyetimizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.

Tüm bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir mensubu

olarak, örgütün ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda hareket ettiği, örgüt

için insan kaynağı sağlanan, örgüt için gelir oluşturan, örgüte bağlı kitap,

kırtasiye ve matbaa şirketlerinin ürünlerinin pazarlandığı ve istihbari bilgi

toplama merkezi niteliğinde olan yerlerde çalıştığı, sanığın Altıntaş

bölgesinde örgüte bağlı medya kuruluşlarından olan Zaman Gazetesi sorumlusu

olduğu, bu kapsamda örgütün lider ve yöneticilerinin talimatlarına istinaden,

bağlılık ve kararlılıkla, örgütün organik yapısına dahil olup süreklilik arz

eden şekilde bir emir komuta zinciri içerisinde, kendisine biçilen görevi

yerine getirmek için hareket ettiği, FETÖ/PDY tepe yöneticilerinden olan ... [M.A.] isimli şahsın adına kayıtlı

olan .. ve ... numaraları ile kendi adına kayıtlı olan ... GSM numarası ile2

(iki) kez irtibat kurduğu, İzmir ili Karaburun ilçesi Asya Otelcilik Turizm

isimli yerde 12/09/2015 günü ile 13/09/2015 günü arasında FETÖ/PDY şüphelisi 2

(iki) şüpheli şahısla konaklama kaydının bulunduğu, soruşturma kapsamında İzmir

4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2018/2977 Değişik İş Numaralı kararına istinaden

20/04/2018 tarihinde yapılan eş zamanlı operasyon kapsamında sanığın komşusu

[A.A.nın] banyosunda yakalandığı, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/401

Esas sayılı dosyası içeriğine göre; sanığın oğlu [F.Ü.nün] örgütün

talebe evi olan 'ihlas evi'nde kaldıklarının ve gün içerisinde gelip

gittiklerinin tespit edildiği, bu kapsamda yukarıda ifade bulan suçun

unsurlarının sanık açısından oluştuğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın

tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin

mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından

itibar edilmemiştir."

29. Karar başvurucu tarafından istinaf edilmiştir.

30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla istinaf mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

31. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

32. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz bir

kararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklama

nedenlerinin somut gerekçelerle açıklanmadığını, kaçma şüphesinin olmadığını

tüm bu nedenlerle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde, tutuklama kararında kuvvetli suç

şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama kararının verildiği

andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile İstanbul Anadolu Sulh

Ceza Hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği

belirtilmiştir.

35. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun

savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate

alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı

hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifade

edilmiştir.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

37. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

38. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

39. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.

Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

42. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

43. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi, §§

85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

45. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye mensubiyeti olduğu iddiasıyla yürütülen

soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

46. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

47. İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,

başvurucunun 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerçekleştiren FETÖ/PDY'nin üyesi

olduğuna dair kuvvetli şüphelerin bulunduğu belirtilmiş ve başvurucu yönünden

kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların dosyada bulunduğu sonucuna

varılmıştır (bkz. § 14).

48. İddianamede ise hakkında FETÖ/PDY yöneticisi olma

suçundan soruşturma yürütülen M.A. ile başvurucunun iki kez telefon irtibatının

bulunduğu, örgütle iltisaklı kişilerle aynı tarih aralığında aynı otelde

konakladığı, FETÖ/PDY ile irtibatlı işyerlerinde çalışma kaydının bulunduğu

olgularına ve FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma

yürütülen M.A.B.nin şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde başvurucunun Zaman

gazetesi abonelik sorumlusu olduğu yönündeki beyanlarına dayanılarak

başvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı iddia edilmiştir (bkz. § 17).

49. Anayasa Mahkemesi Selçuk Özdemir kararında ve

sonrasında verdiği birçok kararda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

somut olgular içeren anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75, benzer

nitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edildiği diğer

kararlar arasından bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§

47-52, Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).

50. Anayasa Mahkemesi, kişinin suçla itham edilebilmesi

için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış

olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğun amacının, yürütülen

soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini

oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli

süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadına esas

teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının

sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak

olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73; Mehmet Haberal, B.

No: 2012/849, 4 /12/ 2013, § 71).

51. Dolayısıyla soruşturma makamlarınca başvurucunun

örgütle irtibatlı olan Zaman gazetesinin abonelik sorumlusu ve örgütle

bağlantısının olduğuna dair beyanlar içeren tanık ifadesinin tutuklamanın

hukukiliği bağlamında başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç

işlediğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî

olduğu söylenemez.

52. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve

kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar

gözardı edilmemelidir.

53. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama

dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 271; Selçuk

Özdemir, § 78).

54. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş

olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede

uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında

barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için

Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).

55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 31) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 148).

56. Somut olayda İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında

olmasına, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, delillerin

toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 5.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

58. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin

ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut

olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe

girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların

kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

60. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı

söylenemeyecektir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığına ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

62. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde)bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 19/11/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Kazım ÜNAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/22785, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  16. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/22785
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Güler Ertugay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/34088)
  • Sürmi Öztünç Başvurusu (B. No: 2019/17454)
  • Aycan Akyürek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20778)
  • İbrahim Halil Baran Başvurusu (B. No: 2017/27013)
  • Gülkan Sarp Başvurusu (B. No: 2018/34523)
  • Kahraman Eraslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/8541)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.