İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kürşat Durmuş Başvurusu (B. No: 2019/25369)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

Başvuru No2019/25369Tarih21 Ekim 2020Okuma21 dk · 4.273 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kürşat Durmuş Başvurusu

Karar tarihi
21 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2019/25369
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.273 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucuya

İlişkin Süreç

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) Selam-Tevhid

Kudüs Ordusu isimli bir terör yapılanmasının olduğundan bahisle 12/5/2010

tarihinde soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturmanın başlatılmasına gerekçe

olarak ise 1990'lı yıllarda N.Ş. isimli kişinin önderliğinde kurulan söz konusu

örgütün bu kişinin 2004 yılında ceza infaz kurumundan çıkması üzerine tekrar

faaliyetlerine başlaması gösterilmiştir. Ancak bu soruşturma kapsamında

gazeteci/yazar, iş adamı, akademisyen, bürokrat, diplomat, siyasetçi, üst düzey

devlet yetkilisi konumundaki çok sayıdaki kişinin ailevi, mesleki, ticari ve

özel hayata ilişkin telefon görüşmelerinin anılan soruşturma gerekçe

gösterilerek dinlendiği hatta bu soruşturma kapsamında Başbakan'ın Filistin

Devlet Başkanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı dış politikaya ilişkin

telefon görüşmeleri ile Bakanlar ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)

Müsteşarı'nın devletin güvenliğine ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerek

kaydedildiği, bu görüşmelerin bir kısmının da yazılı hâle getirildiği tespit

edilmiştir (Ömer Köse ve Yurt Atayün, B. No: 2015/7285, 11/12/2018, §

7).

9. Başsavcılıkça Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamında

soruşturmaya dâhil edilen ve haklarında iletişimin tespiti ve teknik araçlarla

izleme kararı alınan kişilerin terörle ilişkilendirilebilecek herhangi bir

faaliyetinin olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir.

10. Selam-Tevhid Kudüs Ordusu isimli yapılanmayı

konu alan bu soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye

Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararları

bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinin

dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline

getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarında

olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Başsavcılıkça ceza soruşturması

başlatılmıştır.

11. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 22/7/2014

tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 26/7/2014 tarihinde başvurucuyu

tutuklanması istemiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

Hâkimlik, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç

şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle 29/7/2014 tarihinde tutuklama talebinin

reddine karar vermiştir.

12. Başsavcılık serbest bırakma kararına 4/8/2014

tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz talebi üzerine İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliği 8/8/2014 tarihli kararla başvurucu hakkında yakalama kararı

çıkartmıştır. Bu kapsamda Başsavcılık başvurucuyu tutuklanması istemiyle

yeniden İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik 14/8/2014

tarihinde, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî

casusluk amacıyla temin etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına karar

vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...Şüpheli Kürşat Durmuş'un

üzerine atılı devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal-askeri

casusluk amacı ile temin etme suçundan suç tarihi itibari ile yapmış olduğu

görev, çalıştığı birimdeki görev süresi, bir çok dinleme ve takip talebi

yazılarının altında imzasının bulunduğu, görevi nedeni ile dinlemelerin ve

teknik takiplerinin içeriklerinden haberdar olduğu, denetlemekle görevli olduğu

görevlilerin eylemlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı

olduğu bu suretle atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin var

olduğu, bu suça ilişkin yasada öngörülen ceza miktarı dikkate alındığından

tutuklama nedenlerinin var olduğu, devam eden soruşturmada delillerin yok

edimesi, gizlenmesi, değiştirilmesi, tanık veya mağdurlar üzerinde baskı

kurulması şüphesinin halen devam ettiği, suça ilişkin verilmesi muhtemel ceza

veya güvenlik tedbirleri değerlendirildiğinde adli kontrol tedbiri

uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devam

maddeleri gereğince şüphelinin tutuklanmasına... [karar verildi.]"

13. Başsavcılık; başvurucunun da aralarında olduğu 122

şüpheli hakkında 23/10/2015 tarihli iddianamesi ile devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme, suç

uydurma, resmî belgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka

aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya

değiştirme suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı

yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

14. İddianamede öncelikle Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanmasından (FETÖ/PDY) ve örgüt liderinin talimatları doğrultusunda Kudüs

Ordusu terör örgütü soruşturmasının başlatılması ve yürütülmesi sürecinden,

anılan soruşturmanın 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturması ile

bağlantısından ayrıntılı şekilde bahsedildikten sonra başvurucu ve diğer

şüpheliler hakkında suçlama konusu yapılan olay ve olgulara yer verilmiştir. Bu

bağlamda iddianamede özetle;

i. FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen ile

yöneticisi sanık E.U.nun talimatları doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmak ve görevlerini yapmasını engellemek amacıyla Selam

Tevhid Kudüs Ordusu adı altında bir örgüt kurgulanarak soruşturma

başlatıldığı, soruşturma kapsamında haklarında herhangi bir delil bulunmadığı

hâlde veya gerçeğe aykırı şekilde üretilen belgelerle başta Başbakan, Bakanlar,

MİT Müsteşarı ve milletvekilleri olmak üzere çok sayıda kişi, kurum, vakıf ve

derneğin iletişiminin tespit edilerek kayda alındığı, teknik araçlarla izleme

tutanakları düzenlendiği, bu kişilerin terör örgütü üyesi olarak gösterilmeye

çalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin millî güvenliği ya da iç veya dış

siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken, üst düzey devlet yetkililerinin

yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alındığı, bu kapsamda İstanbul ve Bursa

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde çeşitli kademelerde görev

yapan FETÖ/PDY üyesi emniyet teşkilatı mensuplarının gerçeğe aykırı şekilde

tanık beyanları aldıkları, haklarında terör örgütü üyeliğine ilişkin hiçbir

delil bulunmayan şikâyetçi ve mağdurlarla ilgili iletişimin tespiti ve teknik

araçlarla izleme kararı talep edebilmek için gerçeğe aykırı raporlar

düzenledikleri, usulsüz dinleme ve izleme yaptıkları, suç unsuru içermeyen

görüşmeleri imha etmeleri gerekirken iletişim tespit tutanağı hâline getirip

kişilerin terör örgütü ile irtibatları bulunduğu algısını oluşturmaya

çalıştıkları, sahte iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanakları

düzenledikleri, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili olarak İstanbul Emniyet

Müdürlüğünde bulunan belgeleri kaçırdıkları ve log kayıtlarını

sildikleri, FETÖ/PDY üyesi bir kısım şüphelinin ise MİT'e ait tırların 1/1/2014

tarihinde Kırıkhan, 19/1/2014 tarihinde ise Ceyhan'da durdurulması ve aranması

eylemlerinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.

ii. Suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan başvurucu ile aynı

dosyada yargılaması devam eden ve çoğu emniyet görevlisi olan şüphelilerin

Başbakan da dâhil olmak üzere çok sayıda devlet adamı, siyasetçi, akademisyen,

gazeteci, yazar, iş adamı, vakıf, dernek vb. kuruluşların başkan ve

görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduklarına dair herhangi bir

delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara göre

kurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamına dâhil ederek hukuka

aykırı şekilde yaptıkları dinleme ve takipler sonucunda elde ettikleri gizli

bilgileri Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine kullanarak bir kısım devlet

görevlisi ile vakıf ve yöneticilerinin terör örgütleriyle bağlantılı olduğu

yönünde algı oluşturmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini devirmeye

çalıştıkları iddia edilmiştir.

15. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

iddianame kabul edilerek E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması

başlamış ve 1/2/2016 tarihinde ilk duruşma yapılmıştır.

16. Mahkeme 2/2/2016 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar ...yönünden

üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre

tutuklu sanıklar yönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları,

müşteki beyanları, fiziki takip tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları,

görev belgeleri, tanık K.Y.nin ifadeleri ve bu tanık tarafından dosyaya sunulan

materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan gelen yazı cevapları,

teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses çözüm tutanakları, diplomatik

dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme yapılmış olması, mail adreslerinin

takip edilmiş olması' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut kanıtlar bulunması, sanıklara atılı bir kısım suçların tutuklama

nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11

alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda

öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması,

sanıkların savunmalarının henüz alınmamış oluşu, müştekilerin ve sanıklara

atılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun

sübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik

tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar

üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim

sağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nın 100 ve

devamı maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına, adı geçen

sanıklarla ilgili tahliye istemlerinin ayrı ayrı reddine... [karar verildi.]"

17. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da

benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

18. Mahkemece 2/9/2016 tarihinde yapılan duruşmada,

dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla

yargılaması yapılan E.2016/2 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar

verilmiştir. Anılan dosya hâkimler M.B. ve M.Ö.nün yargılandığı davadır. Bu

dava, adı geçen hâkimlerin görev ve yetkileri olmadığı hâlde -dava dosyalarını

da incelemeleri söz konusu olmadan- başvurucunun da aralarında olduğu çok

sayıda şüpheliyi FETÖ/PDY'den aldıkları talimat uyarınca tahliye etmelerine

ilişkindir (bu sürece ilişkin ayrıntılar için bkz. Mustafa Başer ve Metin

Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 149-161). Yargıtay 16. Ceza

Dairesinin birleştirmeye muvafakat etmemesi üzerine dosya, birleştirme

uyuşmazlığının çözülmesi için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 22/11/2016 tarihli kararıyla Mahkemenin

birleştirme kararının kaldırılarak yargılamanın Mahkemece yapılmasına karar

vermiştir.

19. Anılan karar üzerine yargılamaya Mahkemenin E.2017/2

sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkeme 9/3/2017 tarihinde yaptığı

duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar ... yönünden

üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre

tutuklu sanıklar yönünden 'iletişim tespiti tutanakları, araştırma raporları,

müşteki beyanları, fiziki takip tutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve

gizli tanık anlatımları, görev belgeleri, tanık K.Y.nin ifade ve teşhisleri ile

bu tanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve

Başbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses

çözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme

yapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılı

soruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlı

oldukları iddia edilen hâkim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyor

olması' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

kanıtlar bulunması, sanık ve müşteki sayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin

yoğunluğu, suçlamaların niteliği ile dosya kapsamının geniş oluşu sanıklara

atılı bir kısım suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak var

sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan

oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst

sınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıkların

savunmalarının henüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklar

lehine bu aşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklara

atılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun

sübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri

ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli

kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu

hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK'nın 100., 102/2-cümle.2 maddeleri

uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"

20. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da

benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

21. Mahkeme 20/6/2019 tarihli duruşmada yaptığı

değerlendirme sonucunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...FETÖ/PDY terör örgütünün kendi

içerisinde yapmış olduğu fişlemelerin çözümlenmesi neticesinde ortaya

çıkartılan veriler ışığında yapıldığı anlaşılan tespit uyarınca tutuklu

sanıklardan ... Kürşat Durmuş örgütsel konumlarına dair dosyada bulunan veri

inceleme raporları, tutuklu sanıklardan ... Kürşat Durmuş ... adlarına

kayıtlı/kullanılan GSM hatlarından FETÖ/PDY Terör Örgütü mensuplarının kriptolu

haberleşme aracı olarak kullandıkları tespit olunan ByLOCK programına dair

dosyada bulunan tespit ve değerlendirme tutanakları, davamıza konu 2011/762

sayılı soruşturmanın başlama sebebi olan K.Y. adlı şahsın 26/02/2014 tarihinde

İstanbul Emniyetinde ve 27/02/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığında verdiği ifadelerinde 04/03/2011 tarihli ve 06/04/2011 tarihli

ifadeleriyle ilgili aleyhe beyanları, 2011/762 sayılı soruşturma dosyasında

ifadesi alınan gizli tanık Ş.nin, 20/08/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca alınan ifadesinde 22/03/2013 tarihli ifadesiyle ilgili aleyhe

beyanları, bahse konu 2011/762 sayılı soruşturmanın yürütüldüğü tarihlerde

sanıklarla aynı birimde çalışmış olduğu anlaşılan M.S'nin İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığında verdiği 11/12/2014 tarihli aleyhe ifadeleri ve aynı yöndeki

dilekçesi, sanıkların, 2011/762 sayılı (08/08/2010 tarihinde K.Y. adlı şahsın

Bursa ilinde polis teşkilatına müracaatı ile başlayıp 20/10/2010 tarihinde

İstanbul TEM Şube Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılan) soruşturmanın (bu

soruşturma ile 17/08/2012 tarihinde birleştirilip de 12/05/2010 tarihli sanık

Y.A. imzalı yazı sonrası başlatıldığı anlaşılan 2010/1074 sayılı soruşturma)

yürütüldüğü süreçte, bulundukları konum ve ifa ettikleri görevleri, bahse konu

2011/762 sayılı (birleşen 2010/1074 sayılı) soruşturma dosyası üzerinden 6 kişi

(2010/1074) ve 232 kişi (2011/762) hakkında şüpheli/hedef şahıs olarak

soruşturma yürütüldüğü, yürütülen soruşturma kapsamında yapılan iletişimin

tespiti/dinleme işlemlerine konu seslerden bazılarının T.C. Başbakanlık

Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün 06/02/2015 tarihli 41654118/663-07/00211

sayılı yazıları ekinde bulunan Değerlendirme Raporu ve T.C. Cumhurbaşkanlığı

Genel Sekreterliğinin 26/01/2015 tarihli 80971375-663.07-125 sayılı yazıları

uyarınca Türk Ceza Kanununun 328 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen

"Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından,

niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgiler" kapsamında olduğunun

bildirilmesi, dosya münderacatında bulunan diğer tutanak, kayıt ve belgeler,

dosyamıza C.Başsavcılıklarınca gönderilen etkin pişmanlık hükümlerinden

yararlanmak isteyen kişilerin aleyhe beyan veya teşhislerine ilişkin evraklar,

müşteki beyanları, tanık anlatımları, tanzim olunan raporlar, görev belgeleri,

2011/762 sayılı soruşturma dosyası evrakları, iletişim tespit tutanakları,

teşhis, tespit ve takip tutanakları, tape kayıtları, dijital materyaller,

cevabi yazı içerikleri, hts kayıtları gibi tüm kayıt ve belgelerle sanıkların

tutuklu bulundukları bir kısım suçların (TCK Md. 312 ve 314) tutuklama

nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11

alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu gözetildiğinde; sanıklar aleyhine

tutuklama tedbirinin devamına yeter derecede kuvvetli suç şüphesini ortaya

koyan somut olguların halen varlığını sürdürdüğü, maddi gerçeğin tam olarak

ortaya çıkartılmasının sağlanması amacıyla tutukluluk halinin devamına karar

verilmesinin gerekliliği ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olamayacağı

değerlendirilerek tutuklama tedbirinin devamının işlendiği iddia olunan suçlara

ve dosyadaki mevcut delil durumuna göre ölçülü ve zorunlu olduğu kanaatine

varıldığından, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 100, 101, 102 maddeleri uyarınca

TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA ... [karar verildi.]"

22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, İstanbul

15. Ağır Ceza Mahkemesince 8/7/2019 tarihinde reddedilmiştir.

23. Anılan karar başvurucuya 9/7/2019 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 17/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumu

devam etmektedir.

B. İlgili Süreç

25. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

26. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında darbe

girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ

HUKUK

27. İlgili hukuk için bkz. Yurt Atayün. B. No:

2017/34216, 29/5/2019, §§ 36-44.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan, kendisini ilgilendirmeyen ve kişiselleştirilmemiş gerekçelerle

reddedildiğini, tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her seferinde

genel, soyut ve aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini, somut

gerekçeleri gösterilmeden beş yıllı aşkın süreyle devam eden tutukluluğunun

makul süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde, başvurucuya isnat edilen

suçlamanın niteliği, başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen terör

örgütünün (FETÖ/PDY) örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma

konusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun

devamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi

itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmektedir. Bakanlık,

başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinin Anayasa Mahkemesi ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile somut olayın kendine özgü

koşulları bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

bulunmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formundakilere benzer beyanlarda bulunarak Bakanlık görüşünü kabul etmediğini

ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun iddialarının özünün tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığına yönelik olduğu anlaşıldığından şikâyetlerinin

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

35. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan [GK],

2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Başvurucu 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki

süreçte, Selam-Tevhid Kudüs Ordusu soruşturmasındaki usulsüzlük iddialarına

ilişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

14/8/2014 tarihli kararıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal

veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçundan tutuklanmıştır. Bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâli devam

etmektedir. Buna göre başvurucunun tutukluluk süresi 6 yıl 2 ay 7 gündür.

37. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin

görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu belirlendikten

sonra zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bu sürenin uzatılabileceği

belirtilmiştir. Kanun'da bu uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği ifade

edilmiştir. Böylelikle uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresi azami beş

yıl olabilecektir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununla

birlikte 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı

Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 141. maddesiyle

-1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 136. maddesiyle de aynen kabul

edilerek yasalaşmıştır- anılan fıkraya eklenen son cümle ile 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölüm'ünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli

ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma

süresinin beş yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla anılan suçlara

ilişkin olarak kanun koyucu azami tutukluluk süresini 7 yıla çıkarmıştır.

Başvurucuya yöneltilen suçlamanın da bu kapsamda olduğu görülmektedir. Bu kanun

değişikliğinin başvurucunun tutukluluk süresinin beş yılı bulmasından önce

gerçekleşmesi dolayısıyla bu tutukluluk bakımından Kanun'da öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşıldığının kabulü mümkün değildir (Metin Güneş (2),

B. No: 2018/17593, 10/3/2020, § 34).

38. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca

17/25 Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen

emniyet mensuplarına yönelik olarak Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturma

kapsamında tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç

şüphesi altında olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapan ağır ceza

mahkemesi tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça

belirtilmiştir. Bu bağlamda soruşturma makamlarınca 17/25 Aralık operasyonları

öncesinde, suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünde görev yapan başvurucu ile aynı dosyada yargılaması devam eden çoğu

emniyet görevlisi şüphelinin çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci,

yazar, iş adamı, devlet kurumlarında görevli, vakıf, dernek vb. kuruluşların

başkan ve görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduğuna dair herhangi

bir delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara göre

kurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması kapsamına dâhil ederek

haklarında iletişimin tespiti ve kayda alınması kararı verilen kişiler

üzerinden bu kişilerin görüşme gerçekleştirdiği Başbakan, Bakan, MİT müsteşarı

dâhil önemli görevlerde bulunan birçok devlet görevlisini dinlediği ve

konuşmaları kayda alarak yazılı metin hâline getirdiği, başvurucunun da bu

süreçte resmî belgede sahtecilik yapmak suretiyle anılan dinlemelerin -hukuka

aykırı şekilde- gerçekleştirilmesini sağladığı belirtilmiştir. Buna göre

başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılan

ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriği dikkate

alındığında tutukluluğun ön şartı olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin

bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli olduğu

değerlendirilmiştir.

39. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza

mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan

tutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma

şüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göre

tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerinin

yetersiz kalacağına dayandığı görülmektedir.

40. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık iki yıl sonra

Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya

kalmıştır. Bu durumda başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin devam edip

etmediğinin değerlendirilmesinde FETÖ/PDY'nin özelliklerinden kaynaklanan

etkenlerin yanı sıra 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ortaya çıkan

koşulların da gözardı edilmemesi gerekir.

41. FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele

geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi

doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre

eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda

mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu Türk

yargı organlarınca kabul edilmektedir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, §§ 20, 21; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,

11/1/2018, § 10). FETÖ/PDY; bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere farklı

sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken diğer

taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan bazen de yasal

yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal

alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 26).

42. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok

kararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında

devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden

şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal

ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel

şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün 15 Temmuz 2016

tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğunu

kabul etmişlerdir (Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 74).

43. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma / kovuşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve adli süreçlerin güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir, § 78).

44. Öte yandan bu durumun, doğrudan darbe teşebbüsü ile

bağlantılı olmasa dahi FETÖ/PDY ile bağlantılı diğer suçlara ilişkin soruşturma

ve kovuşturmalar için de geçerli olduğu söylenebilecektir. Zira FETÖ/PDY'nin

yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası

ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya/kovuşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt

dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,

§§ 78, 79). Nitekim söz konusu soruşturma süreçlerinde birçok şüphelinin yurt

dışına kaçtığı görülmektedir.

45. Diğer taraftan başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı

olarak tutuklanmasına karar verilen devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçu Türk hukuk sistemi içinde

ağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça

ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasında sayılmıştır (Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835,

18/7/2018, § 46).

46. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği,

soruşturma/kovuşturma konusu olayların özellikleri, başvurucunun bağlantısı

bulunduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda belirtilen

örgütlenme biçimi ile FETÖ/PDY'nin yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi

ve ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunmasının bu yapılanma ile

ilgili olarak soruşturmaya/kovuşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına

kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştırması hususları birlikte

dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamına

ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Öte yandan somut olayda Başsavcılıkça yürütülen

soruşturma sonunda başvurucunun da aralarında bulunduğu 122 şüpheli hakkında

devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk

amacıyla temin etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veya

yönetme, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka aykırı olarak

kişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme

suçlarından düzenlenen iddianamenin Mahkemece kabul edildiği ve kovuşturma

aşamasının başladığı, 979 mağdurun ve 122 şüphelinin bulunduğu soruşturmanın

yaklaşık bir buçuk yılda tamamlandığı görülmüştür. Yargılamayı yapan Mahkeme

tarafından ise en geç otuz günde bir başvurucunun tutukluluk durumunun

değerlendirildiği, düzenli aralıklarla ve en geç üç ay arayla toplam 217

duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların, katılanların ve tanıkların

dinlendiği ve sair delillerin toplandığı belirlenmiştir. Bu itibarla genel

olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesinde Savcılık ve derece

mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamada

özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.

48. Bu bağlamda başvurucunun bağlantılı olduğu iddia

edilen örgütün özellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve darbe teşebbüsü

sonrası oluşan koşullar ile birlikte başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru

nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması,

soruşturma/kovuşturma sürecinin karmaşıklığı ve son olarak

soruşturma/kovuşturma sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin bulunmaması

hususları bir bütün olarak dikkate alındığında 6 yıl 2 ay 7 günlük tutukluluk

süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki

başvurulardan Ömer Köse (B. No: 2017/34237, 23/10/2019, § 76)

başvurusunda 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresinin, Metin Güneş (B.

No: 2018/17593, 10/3/2020, § 46) başvurusunda 4 yıl 11 aylık tutukluluk

süresinin ve Erkan Ünal (B. No: 2019/39894, 8/7/2020, § 53) başvurusunda

ise 5 yıl 11 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Kürşat DURMUŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/25369, 21 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucuya
  10. B. İlgili Süreç
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi
  18. B. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası
  19. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/25369
Tarih
21 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Cenk Çelik Başvurusu (B. No: 2018/13456)
  • Aladdin Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/36426)
  • Lokman Abur ve Özge Karaboğa Başvurusu (B. No: 2018/36676)
  • Sadi Taş Başvurusu (B. No: 2018/13891)
  • Murad Pınar Başvurusu (B. No: 2018/29621)
  • Vesile Baytar Başvurusu (B. No: 2018/33263)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.