İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Levent Özaslan Başvurusu (B. No: 2014/16529)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/16529Tarih23 Mart 2017Okuma12 dk · 2.396 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Levent Özaslan Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/16529
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.396 kelime·12 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; suçta kullanılan araca el konulması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1966 doğumlu olup başvuru tarihi itibarıyla Kozan M

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktadır. Başvurucu oto

galericiliği işiyle iştigal etmektedir.

A. Bireysel Başvurudan

Önceki Olaylar

9. Kozan Asayiş Şube Ekiplerince 16/12/2013 tarihinde bir ihbarı

değerlendirmek üzere başvurucuya ait 01 D 1133 plakalı 2012 Model Audi Marka

araçta yapılan aramada aracın bagaj kısmında yedek lastik altında 1 gram esrar

bulunmuş, ayrıca diğer şüphelilerden İ. T.'nin

ikametine yakın bir yerdeki ormanlık alanda bidonlar içerisinde saklanmış kubar esrar maddesi ele geçirilmiştir. "Olay, yakalama

ve muhafaza altına alma" tutanağında başvurucunun aracında ele geçirilen

esrar miktarı sehven 1.490 gram olarak yazılmıştır.

10. Başvurucu 18/12/2013 tarihinde gözaltına alınmış ve Kozan 2.

Sulh Ceza Mahkemesinin (Sulh Ceza Mahkemesi) 19/12/2013 tarihli kararıyla da

uyuşturucu madde (esrar) ticareti yapma suçundan tutuklanmıştır.

11. Başvurucaya ait araç Emniyet

Müdürlüğü bahçesinde muhafaza altına alınmış ise de Cumhuriyet savcısının

talimatıyla araç başvurucaya iade edilmek istenmiş,

ancak başvurucunun tutuklu bulunması nedeniyle 20/12/2013 tarihinde

başvurucunun oğluna yediemin sıfatıyla teslim edilmiştir.

12. Kozan Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) 20/12/2013

tarihinde Sulh Ceza Mahkemesinden, başvurucuya ait aracın başkasına devir ve

temlikinin önlenmesinin temini amacıyla aracın trafik kayıtlarına, 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b) bendi uyarınca el konulması ve "satılamaz devredilemez"

şerhinin işlenmesi talep edilmiştir. Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarihli

kararıyla talebin kabulü ile anılan hüküm uyarınca araca el konulması ve trafik

siciline "satılamaz devredilemez" şerhi işlenmesine karar

verilmiştir.

13. Başvurucu vekilinin 3/7/2014 tarihli talebi üzerine Kozan

Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi), 7/7/2014 tarihli kararla aracın

tescil kayıtlarına "satılamaz devredilemez" şerhi işlenmek suretiyle

araca el konulmasına yönelik kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

14. Şerhin kaldırılmasına ilişkin kararın gerekçesiz olması

üzerine başvurucu vekilince aynı Mahkemeye başvurularak kararın

gerekçelendirilmesi talebinde bulunulmuştur. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/9/2014

tarihli kararında, "satılamaz devredilemez" şerhinin kaldırılma gerekçesi,

başvurucuya ait araçta ele geçirilen esrarın 1 gram olması ve soruşturma

evrakının kapsamı şeklinde açıklanmıştır.

15. Başvurucu 20/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Bireysel Başvurudan

Sonraki Gelişmeler

16. Başsavcılığın 28/10/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucunun

"uyuşturucu madde (esrar) ticareti yapma" suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

17. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, başvurucu yönünden

tutuklu olarak sürdürülmüştür. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2015 tarihli kararı

ile başvurucunun "uyuşturucu madde (esrar) ticareti yapma" suçundan

mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

18. Karar, Yargıtay 20. Ceza

Dairesinin 6/6/2016 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

21. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve

E.2013/8830, K.2013/18335 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının davasının dayanağını teşkil

eden...Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar ile neticelendirilen hazırlık soruşturması sırasında davacıya ait araca ve araçta bulunan çayasuç konusu olduğu iddiasıyla31/12/2007tarihinde el

konulduğu, bilahare 1/2/2008 tarihinde aracın davacıya iade edildiği ve davacı

hakkında 10/4/2008 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiği, aracın üzerinde bulunan çaylarla ilgili soruşturmanın sürdürülerek

çayın sahipleri olan ... ve ...hakkında müsadere talebiyle ... Asliye Ceza

Mahkemesine ceza davasının açıldığı, davacının el konulan aracıyla suç konusu

olduğu iddia edilen çaylar arasındaki hukuki bağın bu suretle

ilişkilendirilemediği, davacının haksız yere el konulan aracıyla ilgili

tazminat davası açabileceği ve CMK'nın 141/1-j

maddesindeki tazminatın yasal şartların oluştuğu kabul edildiğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir."

22. Yine Yargıtayın anılan Dairesinin 23/9/2013

tarihli ve E.2013/14435, K.2013/21106 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacıların yargılandığı .... Asliye

Ceza Mahkemesinde müdafiliklerini yapan ... tarafından, elkonulan ... plakalı

aracın kasko değerinin yarısı olan 36.000 TL teminatın 29/9/2005 tarihinde

yatırılması üzerine aracın iadesinin sağlandığı ve bu teminatın aynı şekilde

Av. .... tarafından 10/11/2010 tarihinde iade alındığı anlaşılmakla, tazminat

istemine dayanak 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-j maddesinde 'eşyasına veya diğer

malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması

için gerekli tedbirler alınmayan yada eşyası veya diğer malvarlığı değerleri

amaç dışı kullanılan

veyazamanındageriverilmeyenkişilerinmaddîvemanevîhertürlüzararlarınıDevletten

isteyebilecekleri' hükmü dikkate alındığında, davacılar hakkında .... Asliye

Ceza Mahkemesinin 2006/139 esas, 2006/460 karar sayılı ceza dava dosyasında

yapılan yargılama sonunda sanıkların (davacıların) beraatine

hükmedilerek elkonulan araç ve teminatın iadesine karar verildiği ve temyiz

üzerine hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28/6/2010 tarihli ilamı ile onanarak

kesinleşme tarihine kadar, elkonulan ... plakalı aracın iadesi için 29/9/2005

tarihinde yatırılan ve 10/11/2010 tarihinde sanıkların (davacılar) müdafileri

aracılığı ile geri alınan 36.000 TL teminat bedelinin yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede iadesinin sağlanamamış olması karşısında, koruma

tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı [Kanun'un]

141/1-j ve devamı maddelerinde belirtilen koşulların davacılar yönünden

gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle bu yöne ilişkin olarak

uğranıldığı iddia edilen maddi zararla ilgili olarak, teminatın davacılardan

hangisinin nam ve hesabına yatırılıp (ödendiği) ve iade alındığı tespit

edilerek bu kişiye (davacıya) teminatın yatırıldığı tarihten iade edildiği

(geri ödendiği) tarihe kadar sadece işlemiş olan yasal faizin ödenmesine karar

verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile davanın yatırılan teminata ilişkin olarak

talep edilen yasal faiz bedeli yönünden de reddine karar verilmesi Kanun'a

aykırı olup, .. hükmün ... BOZULMASINA ... karar verildi."

23. Aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906,

K.2015/19237 sayılı ilamının ilgili kısmı da şöyledir:

"... 5271 sayılı [Kanun'un] 'Tazminat

istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminat nedenleri

konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararın verilmesi

zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bu nedenlere dayalı istemlerde, davanın

sonuçlanmasına gerek bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Örneğin, ... hakkındaki arama kararı ölçüsüz

bir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl

davada hüküm verilmesini veya verilen hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek

bulunmamaktadır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğa İlişkin Şikâyetler

25. Başvurucu, aracında ele geçirilen 1 gram esrarın

tutanaklarda tahrifat yapılarak 1.490 gram gibi gösterilerek resmî belgede

tahrifat yapılmak suretiyle haksız olarak tutuklandığını ifade etmiştir.

Yaklaşık on aydır tutuklu bulunduğunu belirten başvurucu, bu sürede tüm

deliller toplandığı hâlde henüz kamu davası açılmadığını ifade etmiştir.

Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin otuz günlük süre aşılarak yapıldığı ve

matbu gerekçelerin tekrarlanması suretiyle tutukluluğun devamına karar

verildiği şikâyetini dile getirmiştir. Başvurucu sonuç olarak ihlalin tespiti

ve 1 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, haksız olarak tutuklandığı,

matbu gerekçelerle tutukluluğun devam ettirildiği ve tutukluluk süresinin makul

olmadığı şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir.

28. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 16). Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

29. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun, iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya ölçülü olmayan birtakım şekli koşulların

öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan

başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

30. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "suç isnadına bağlı

olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33).

31. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun, devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

32. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan

ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve manevi her

türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta

bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'un

tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden

itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen

bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.

33. Bu yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

süresinin Kanun'da öngörülen azami süreyi aşıp aşmadığının veya makul olup

olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen hukuk

yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm

olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, § 48).

34. Somut olayda başvurucu 18/12/2013 tarihinde gözaltına

alınmış ve 19/12/2013 tarihinde tutuklanmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu

olarak sürdürülen yargılama sonunda 13/12/2015 tarihli kararı ile başvurucunun

"uyuşturucu madde (esrar) ticareti yapma" suçundan on yıl hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş; anılan mahkûmiyet hükmü Yargıtay

20. Ceza Dairesinin 6/6/2016

tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

35. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak süresi içinde

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Mahkûmiyet kararının

kesinleşmesiyle birlikte tutukluluk sürecine ilişkin olarak sadece tazminat

talebinde bulunabileceği dikkate alındığında, bu talep yönünden etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yolu tüketilmeksizin bireysel

başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir (Hamit Kaya, §

49). Öte yandan bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucunun anılan tazminat yolunu tüketmesi için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi de geçmemiştir.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Araca El Konulmasına

İlişkin Şikâyet

37. Başvurucu, el koyma kararının araca ilişkin taşıt siciline

şerh düşülmesi suretiyle icrası ile yetinilmesi gerekirken aracına fiilen el

konulmasından yakınmıştır.

38. Başvurucunun bu şikâyetinin mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

39. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

40. Somut olayda 16/12/2013 tarihinde yapılan arama sonucu

başvurucunun aracında 1 gram esrar maddesi bulunması sebebiyle araç Emniyet

Müdürlüğü bahçesinde muhafaza altına alınmış ise de Başsavcılığın talimatıyla,

başvurucunun cezaevinde bulunması nedeniyle 20/12/2013 tarihinde oğluna

yediemin sıfatıyla teslim edilmiştir. Başsavcılığın talebi üzerine Sulh Ceza

Mahkemesinin 20/12/2013 tarihli kararıyla aracın trafik kayıtlarına 5271 sayılı

Kanun'un 128. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca el konulmasına

ve "satılamaz devredilemez" şerhinin işlenmesine karar verilmiştir.

Başvurucu vekilinin talebi üzerine Ağır Ceza Mahkemesince 7/7/2014 tarihli

kararla aracın tescil kayıtlarına "satılamaz devredilemez" şerhi

işlenmek suretiyle el konulmasına yönelik kararın kaldırılmasına karar

verilmiştir.

41. Başvurucunun, aracın trafik siciline "satılamaz

devredilemez" şerhi konulmasına yönelik bir şikâyeti bulunmamaktadır.

Başvurucu, aracın trafik siciline şerh düşülmesiyle yetinilmesi gerekirken

araca fiilen el konulmuş olmasını şikâyet konusu etmektedir.

42. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

hâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası

veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri

verilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

43. Yukarıda atıfta bulunulan Yargıtay kararlarından da

anlaşıldığı üzere (bkz. § 21-23) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma işleminin hukuka

aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk

yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm

olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,

30/3/2016, § 28).

44. Başvurucu 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak,

ceza soruşturması sırasında aracının trafik kaydına şerh düşülmesiyle

yetinilmeyerek aracına fiilen de el konulmuş olmasının hukuka uygun olmadığı

iddiasını öne sürerek tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Dolayısıyla

mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya

ilişkin olarak başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

45. Açıklanan gerekçeyle başvurucunun aracına el konulmasına

ilişkin şikâyetin diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Levent

ÖZASLAN

Vekili

:

Av. Ömer

CİHANGİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16529, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bireysel Başvurudan
  7. B. Bireysel Başvurudan
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tutukluluğa İlişkin Şikâyetler
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. B. Araca El Konulmasına
  13. A. Başvurunun başvuru
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Özaslan
  21. Cihangir
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16529
Tarih
23 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Bilekli Başvurusu (B. No: 2014/15018)
  • Galip Öğüt Başvurusu (B. No: 2014/5863)
  • Kenan Karavil Başvurusu (B. No: 2014/6886)
  • Mehmet Zait Kozat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17108)
  • A.a. ve A.a. Başvurusu (B. No: 2015/3941)
  • Ümit Balaban Başvurusu (B. No: 2014/5206)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.