İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Zait Kozat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17108)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/17108Tarih9 Mart 2017Okuma12 dk · 2.405 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Zait Kozat Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/17108
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.405 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuru neticesinde

yeterli tazminat verilmemesi, açılan davanın reddedilmesi ve makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/10/2014 tarihinde İstanbul 26. Asliye Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,

başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/1/2015 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, murislerinin Diyarbakır ili Lice ilçesinde

18/7/1994 tarihinde meydana gelen terör örgütü üyeleri ve güvenlik güçleri

arasındaki çatışmada öldüğünü, güvenlik nedeniyle göç etmek zorunda

kaldıklarını iddia etmişlerdir.

9. Başvurucular 22/12/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

10. 14/7/2006 tarihli ve 2006/4-448 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması talebiyle yapılan başvuruda

başvuruculara toplam 14.666,67 TL ödenmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucular tarafından sulhname imzlanmayarak tazminat miktarının yeterli olmadığı

gerekçesiyle belirtilen işlem aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava

açılmıştır.

12. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 17/4/2008 tarihli ve

E.2006/1861, K.2008/550 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Dava dosyasının incelenmesinden; 18.7.1999

günü saat 14.30 sıralarında PKK Terör Örgütü mensuplarınca Lice İlçe Merkezinde

bulunan Jandarma Komando Bölük Komutanlığı hizmet binasına, çevre nöbetçilerine

ve nizamiye nöbetçilerine kimlikleri ve sayıları tespit edilemeyen örgüt

elemanlarınca roket ve uzun namlulu silahlarla ateş açıldığı, güvenlik güçleri

tarafından karşılık verildiği, meydana gelen çatışma esnasında olay yeri

yakınında bulunan evlerin, mermi ve sıcaklığın etkisiyle alev alarak yandığı,

murisin olay sırasında evde bulunduğu evinin çatışmadan dolayı ateş alması

nedeniyle yanarak öldüğü,5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine ölümden

kaynaklanan zararların karşılanması için 22.12.2004 günlü ve 5567 sayılı

başvuru dosyası ile davacılar tarafından komisyona başvurulduğu, Komisyonca

4.8.2006 gün ve 2006/4-6271 sayılı karar ile toplam 14.666,67-YTL ödenmesine

karar verildiği, 14.7.2006 gün ve 448 sayılı sulhnameye

davet yazısının davacıya gönderildiği bilahare 15.10.2006 tarihinde ise

uyuşmazlık tutanağı düzenlendiği, bakılan davada ise 14.7.2006 gün ve 448

sayılı sulhnameye davet yazısının dava konusu

edildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca; ölüm

hallerinde 7000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu

bulunan miktarın, elli katı tutarında ilgililere nakdi ödeme yapılacağı hususu

açıktır.

Davacı sulhnameye

davet yazısının iptalini istediğine göre, aylık katsayı esas alınırken sulhnameye davet yazısının düzenlendiği tarihteki (işlem

tarihi) memur aylık katsayısının esas alınması gerekmektedir.

Buna göre; davacıların maddi tazminat

istemlerine ilişkin olarak; 7000 gösterge rakamının

işlem tarihinde (2006 yılı Bütçe Kanununa göre 1.7.2006-31.12.2006 tarihleri

arasında ) geçerli olan memur aylık katsayısı olan 0,04373 ile çarpımının elli

katı olarak hesaplanan 15.305,50-YTL miktarın davacılara önerilmesi gerekirken,

komisyon tarafından düşük katsayı esas alınarak bulunan 14.666,67-YTL' nin davacılara teklif edildiği görülmektedir.

Bu durumda, yanlış katsayı uygulanarak bulunan

miktara ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacıların manevi tazminat istemine gelince;

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun ve Yönetmelikte manevi zarara uğrayan ilgililerin manevi tazminatlarının

karşılanacağına ilişkin bir hüküm yer almadığından davacıların manevi tazminat

talebinin karşılanmasına hukuken imkan bulunmamaktadır.

Davacılara ödeme yapılırken 5233 sayılı

Kanunun 9. maddesinde yer alan; "Birinci fıkranın (e) bendine göre

belirlenen nakdi ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medeni

Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır" hükmü gereğince, hükmedilen

tazminatın, her bir davacıya miras hissesi nispetinde ödenmesi gerektiği de

kuşkusuzdur...”

13. Kararın idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 2/4/2015 tarihli ve E.2011/9599,

K.2015/1881 sayılı kararı ile kısmen onama kısmen bozma kararı verilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir;

"...Davacıların maddi tazminat

istemlerine ilişkin olarak; yanlış katsayı uygulanarak komisyon tarafından

düşük katsayı esas alınarak bulunan 14.666,67-TL' nin

davacılara teklif edilen miktara karşılık Mahkeme tarafından 7000 gösterge

rakamının işlem tarihinde (2006 yılı Bütçe Kanununa göre 1.7.2006-31.12.2006

tarihleri arasında ) geçerli olan memur aylık katsayısı olan 0,04373 ile

çarpımının elli katı olarak hesaplanan 15.305,50-TL miktarın davacılara

ödenmesi yolunda verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Temyize konu Mahkeme

kararının, yasal faize ilişkin kısmına gelince;

Terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler sonucunda salt toplumun bir bireyi olmaları

nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının sosyal risk ilkesi

gereğince sulhen karşılanması amacıyla çıkarılan 5233

sayılı Kanun, kapsamında bulunan maddi zararların sulhen

karşılanması için 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinden ayrı, özel bir usul

öngörmektedir. Bu prosedüre göre, Kanunda belirtilen süreler içinde ilgili

valiliklere yapılan başvurular, valilikler nezdinde oluşturulan komisyonlarca

değerlendirmeye tâbi tutulmakta ve başvuranın zarara uğradığı sonucuna varılması

halinde, saptanan zararının ödenmesine karar verilerek, bu miktar üzerinden

düzenlenen sulhname tasarısı davet yazısı ile

birlikte hak sahibine tebliğ edilmektedir. Hak sahibinin, sulhname

tasarısını 30 gün içinde imzalaması halinde uyuşmazlık sulhen

çözümlenmiş olmakta; sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ise ilgililerin

yargı yoluna başvurma hakları saklı bulunmaktadır.

Bu çerçevede 5233 sayılı Kanunun 6.

maddesinde, zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin, zarar

konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde ve herhalde olayın

meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar

konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları halinde gerekli

işlemlere başlanacağı, Zarar Tespit Komisyonunun her başvuru ile ilgili

çalışmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorunda

olduğu, zorunlu hallerde bu sürenin vali tarafından üç ay daha uzatılabileceği

kurala bağlanmıştır.

5233 sayılı Kanun uyarınca yapılan başvuruların

sonuçlandırılması için yasa koyucu tarafından belirli süreler öngörülmüştür.

Bu nedenle, belirli bir miktarın ödenmesini

içeren zarar tespit komisyonu kararlarının iptali ve uğranıldığı ileri sürülen

zararların tazmini istemiyle açılan davalarda, idare mahkemesince belirli bir

zararın tazminine hükmedilmesi durumunda, kural olarak zarar tespit komisyonu

karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.

Buna göre, davacıların da talebi olduğu

için hükmedilen tazminata komisyonun karar tarihi olan 14.07.2006 tarihinden

itibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesi gerekirken, ,tazminatın

davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte

davacılara ödenmesine karar verilmesinde mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.

Temyize konu Mahkeme

kararının, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına gelince;

Görüldüğü üzere; 5233 sayılı Kanun, yargısal

ve bilimsel içtihatlarla kabul edilen "sosyal risk" ilkesinin

yasalaşmış halidir. Bu nedenle, "sosyal risk ilkesi" uyarınca tazmini

gereken uyuşmazlıklarda adı geçen Kanunun uygulanması zorunlu bulunmaktadır.

Başka bir ifadeyle; 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan

davalarda, zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağının bulunmadığı,

fakat kişilerin salt toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle zarar gördükleri ve

bu nedenle ortaya çıkan bu zararın paylaştırılması gerektiği hallerde, idari

yargı yerince 5233 sayılı Kanunun uygulanması suretiyle bir karar verilmesi

gerekmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere, 5233 sayılı

Kanunun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

sonucu uğranılan maddi zararların tazminini öngörmesi, diğer bir deyişle,

manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında; 5233 sayılı Kanun

kapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta, davacının manevi tazminat

isteminin reddine karar verilmesi yolunda verilen kararda hukuka aykırılık

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kısmen

kabulü ile,

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nin 17/04/2008

tarih ve E:2006/1861; K:2008/550 sayılı kararının dava konusu işlemin iptali ve

maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısımlarının

oybirliği ile, manevi tazminat talebinin reddine dair kısmının ise oyçokluğuyla

ONANMASINA, kararın faize ilişkin

kısmının ise oybirliği ile BOZULMASINA..."

14. Başvurucular tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş;

aynı Dairenin 14/4/2016 tarihli ve E.2016/235, K.2016/2598 sayılı kararı ile

karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

15. Bozma kararı üzerine Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin

18/5/2016 tarihli ve E.2016/615, K.2016/534 sayılı kararı ile bozmaya uyma

kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Bu nedenle, belirli bir miktarın

ödenmesini içeren zarar tespit komisyonu kararlarının iptali ve uğranıldığı

ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davalarda, idare mahkemesince

belirli bir zararın tazminine hükmedilmesi durumunda, kural olarak zarar tespit

komisyonu karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.

Buna göre, davacıların da talebi olduğu

için hükmedilen tazminata komisyonun karar tarihi olan 14.07.2006 tarihinden

itibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

1 - Mahkememizin 17/04/2008 tarih ve E:2006/1861, K:2008/550 sayılı kararı

ile davalı idare tarafından davacıya ödenmesine hükmedilen15.305,50-TL

tazminata komisyon karar tarihi olan

15/07/2006 tarihinden işleyecek olan yasal faizin davalı idare tarafından

davacılara ödenmesine,

2 - Mahkememizin 17/04/2008 tarih ve E:2006/1861, K:2008/550 sayılı

kararının esasa ilişkin hükümleri yönünden kesinleşmiş olması nedeniyle söz

konusu karar ile hüküm altına alınan yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm

kurulmamasına,

3 - Davacı tarafından yapılan 261,80-TL temyiz ve KD yargılama giderinin

davanın sonucunda oluşan haklılık durumuna göre 1/3'ü olan 87,25-TL'nın

davacıların üzerinde bırakılmasına, geri kalan 174,55-TL yargılama giderinin

davalı idare tarafından davacılara ödenmesine..."

16. Başvurucular tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine,

dosya Danıştayda karar verilmek üzere beklemektedir.

B. İlgili Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

18. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, miras bırakanlarının terör olayları nedeniyle

18/7/1994 tarihinde çıkan çatışmada yanarak hayatını kaybettiğini ve yerleşim

yerlerini terk etmek zorunda bırakıldıklarını, söz konusu ölüm olayı nedeniyle

uğradıkları zararların karşılanması talebiyle yaptıkları başvuruda zararlarına

karşılık Komisyon tarafından çok düşük bir bedel teklif edildiğini, bu bedeli

kabul etmeyerek açtıkları davada işlemin iptal edilerek maddi tazminat

taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, temyiz edilen bu kararın

karmaşık olmamasına rağmen altı yıldır karara bağlanmadığını, Komisyona başvuru

tarihinden itibaren on yıl geçmesine rağmen zararlarının tazmin edilmediğini ve

bu sürenin makul olmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat isteminde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Başvurucuların

ihlal iddiası aşağıdaki başlık altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

25. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (22/12/2004)ile nihai kararın Danıştayca

verilmemiş olması ve devam eden bir yargılama olduğu dikkate alınarak toplam on

iki yıl olan yargılama süresinde, başvurucular açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süresinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

27. 30/1/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

28. Başvurucular,

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenle

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

29. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında -davaya

konu miktarda dikkate alınarak- başvuruculara net 14.400 TL manevi tazminatın

ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucuların adli yardım talebi kabul edildiği ve ihlal

kararı verildiği için yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde

bırakılmasına ve 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 14.400 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Mehmet

Zait KOZAT

2. Hanımşa UZUNKAYA

3. Gülşen ANAR

4. Necla

KOZAT

5. Halim

KOZAT

6. Mahmut

KOZAT

7. Gülten

YETKİN

Vekili

:

Av. Ramazan

DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17108, 9 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Kozat
  19. Kozat
  20. Kozat
  21. Yetkin
  22. Demir
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17108
Tarih
9 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • A.a. ve A.a. Başvurusu (B. No: 2015/3941)
  • Ümit Balaban Başvurusu (B. No: 2014/5206)
  • Mustafa Soyözen Başvurusu (B. No: 2014/4810)
  • Ümit Balaban Başvurusu (B. No: 2014/5951)
  • Aziz Gülşen Başvurusu (B. No: 2014/20070)
  • Hekber Tamer Başvurusu (B. No: 2014/17564)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.