İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Soyözen Başvurusu (B. No: 2014/4810)

1. Başvuru, bir yayanın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının

Başvuru No2014/4810Tarih23 Mart 2017Okuma12 dk · 2.476 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Soyözen Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/4810
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.476 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir yayanın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının

etkili soruşturulmaması nedeniyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucunun eşi 1970 doğumlu Hülya Soyözen

(H.S.) 29/9/2012 tarihinde saat 16.00 sıralarında yolda karşıdan karşıya geçmek

isterken bir aracın çarpması sonucu olay yerinde yaşamını yitirmiştir. Kaza

yerinde kolluk tarafından aynı tarihli tespit tutanağı düzenlenmiştir. Söz

konusu tutanakta, müteveffanın yola aniden çıkıp araçlara ilk geçiş hakkını da

vermeyerek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

10. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

tarafından aynı gün olay hakkında resen soruşturma açılmış ve olay yeri

incelemesi yapılmıştır.

11. Olay yeri incelemesinin gerçekleştirilmesinden sonra doktor

bilirkişi refakatinde müteveffaya ilişkin ölü muayenesi yapılmıştır. Ölü

muayene tutanağında, müteveffanın kesin ölüm sebebinin çarpma sonucu gelişen

kafa travmasına bağlı doku hasarı ve komplikasyonları olduğu ve sistematik

otopsiye gerek bulunmadığı belirtilmiştir.

12. Soruşturmada, kazaya karışan aracın şoförü olan şüpheli E.D.

ve kazanın gerçekleştiği anda aynı araçta bulunan tanıklar E.C. ve G.K.nin de ifadeleri alınmıştır.

13. E.D.nin 30/9/2012 tarihinde

kolluğa vermiş olduğu ifadenin ilgili bölümü şöyledir:

“Çalıştığım işyerinin aracıyla yemek

dağıtımına çıkmıştım. Yanımda şirkette muhasebecilik yapan G.K. ile sevkiyatçı E.C. bulunuyordu. Tahmini olarak 70-80 km ile

sol şeritten ilerliyordum. T... kavşağı civarında sağ

taraftan bir bayan karşıdan karşıya geçmek için yola fırladı. Ben kornaya

bastım ancak bayan hiçbir tarafa bakmadan yoluna devam etti. Ben bayan yoluna

devam edince tekrar kornaya bastım ve frene bastım ama duramayarak aracın sağ

tarafıyla bayana çarptım. Çarpmanın etkisiyle bayan sağ tarafa düştü.

Yanımdakiler araçtan inerek bayanın yanına gittiler ve 112’yi aradılar. Ben

olayın şokuyla araçtan inemedim. Daha sonra polisler olay yerine geldi. ...

Bayan kontrolsüz bir şekilde ana yola çıktı ve bu nedenle kaza meydana geldi.

Kazanın meydana geldiği yere çok yakın yerde üst geçit bulunmaktadır (...)”

14. E.C. ve G.K. ifadelerinde özetle yolun en sol şeridinde

ilerlediklerini, aracın süratinin fazla olmadığını, bir kadının sağ

taraflarından aniden koşmaya başlayarak yolu geçmeye çalıştığını, E.D.nin bu anda aracın kornasını çaldığını ama kadının

durmayarak koşmaya devam etmesi nedeniyle frene bastığı, duramadan kadına

çarptığını belirtmişlerdir.

15. E.D. hakkında düzenlenen adli raporda, alkolsüz olduğunun

tespit edildiği belirtilmiştir.

16. Başvurucu, olayı gördüğünü ileri sürdüğü üç kişinin ismini

vekili aracılığıyla soruşturma makamlarına bildirmiş ve bu kişilerin

dinlenilmelerini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca şüphelinin kaza sırasında

mobil telefonuyla konuşup konuşmadığının tespit edilebilmesi amacıyla görüşme

kayıtlarının ilgili kurumlardan getirtilmesini istemiştir.

17. CumhuriyetSavcısı 18/10/2012

tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş ve bu kararı

Cumhuriyet Başsavcısının onayına sunmuştur. Karar gerekçesinde; kaza tespit

tutanağına göre şüphelinin olayda kusurunun bulunmadığı, müteveffanın, kazanın

gerçekleştiği yere 61 metre mesafede bir yaya üst geçidi olduğu hâlde yola

aniden çıkıp E.D.nin aracına ilk geçiş hakkını da

vermeyerek kazaya sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

18. Söz konusu karar, Cumhuriyet Başsavcı Vekilince kusura

ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gerekçesiyleCumhuriyet

Savcısına iade edilmiştir.

19. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından olay yerinde

2/11/2012 tarihinde bilirkişi refakatinde bir keşif yapılmıştır. Bu keşfe

başvurucu, vekili ve ismini bildirdiği tanıklar katılmamıştır. Bilirkişi,

raporunu 6/11/2012 tarihinde hazırlamıştır. Raporda;olayda şüphelinin bir kusurunun bulunmadığı,

kazaya müteveffanın kusurlu davranışlarının sebepolduğu

belirtilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/11/2012 tarihinde olay hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinde kazaya

müteveffanın sebep olduğu belirtilmiştir.

21. Başvurucu, vekili aracılığıyla bu karara itiraz etmiştir.

İtirazında şüphelinin aracını süratli kullandığını, bunun kaza yerine yakın

işyerlerinde bulunan kişilerce görüldüğünü, talep ettiği hâlde isimlerini

bildirdiği tanıklar dinlenmediği gibi şüphelinin olay sırasında telefonla

konuşup konuşmadığının da belirlenmeye çalışılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu

ayrıca, kaza yerinde yapılan keşfin günü ve saatinin soruşturma dosyasında

vekâletnamesi olduğu hâlde vekiline değil kendisine tebliğ edilmesi nedeniyle

bu keşfe katılamadıklarını iddia etmiştir.

22. İtirazı inceleyen Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza

Mahkemesi), 1/4/2013 tarihli kararıyla, başvurucunun tanıkları dinlenildikten

ve kaza öncesi araç kullanırken telefonla görüşme yapıp yapmadığının

belirlenmesine yönelik olarak şüphelinin mobil telefonuna ait kayıtlar ilgili

operatörden getirtildikten sonra Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden

(Trafik İhtisas Dairesi) kusura ilişkin rapor alınarak yeniden bir

değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı

kararının eksik soruşturma nedeniyle kaldırılmasına karar vermiş ve soruşturma

dosyasını Cumhuriyet Başsavcılığına iade etmiştir.

23. Ağır Ceza Mahkemesinin bu kararından sonra Cumhuriyet

Başsavcılığı, olay yerinde -başvurucunun isimlerini bildirdiği tanıkların hazır

bulunacağı- yeni bir keşif yapılmasına karar vermiş; ayrıca şüpheliye ait

telefona ilişkin görüşme dökümünün alınması için ilgili kurumlarla yazışmalar

gerçekleştirmiştir. Bu yazışmalar sonucunda istenen görüşme tutanakları

gönderilmiş ancak şüpheli E.D.nin kaza anında bir

görüşme gerçekleştirdiği belirlenememiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni keşif gününü ve saatini

başvurucu vekiline bildirmiş ayrıca kolluğa yazı yazarak başvurucunun ismini

bildirdiği kişilerin tanık olarak dinlenilmeleri için keşif günü ve saatinde

olay yerinde hazır edilmelerinin sağlanmasını istemiştir. Ancak bu kişiler,

3/7/2013 tarihinde gerçekleştirilen keşfe katılmamıştır. Keşifte hazır bulunan

başvurucu vekilinin beyanına göre, bu kişiler keşif gününden ve saatinden

haberdar olmuş ve kendisine de keşfe katılacaklarını beyan etmişlerdir.

25. Keşfe ilk keşiftekinden farklı bir bilirkişi katılmış ve bu

bilirkişi, raporunu 8/7/2013 tarihinde hazırlamıştır. Söz konusu raporda,

soruşturmada düzenlenen ilk bilirkişi raporundaki tespitlerden farklı olarak

olayda müteveffanın birinci derecede, şüphelinin ise ikinci derecede kusurlu

olduğu belirtilmiştir.

26. Bu rapor üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma

dosyasına sunulan bilirkişi raporları arasındaki kusur durumuna ilişkin

çelişkileri gidermek için soruşturma dosyasını Trafik İhtisas Dairesine

göndermiş; Daireden, 2/11/2012 ve 3/7/2013 tarihli keşif tutanaklarını

ayrıntılı olarak inceleyip dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında farklılık

bulunması hususunu da değerlendirerek taraflara ait kusur durumlarını

ayrıntılarıyla tespit etmesini istemiştir. Daire, 18/11/2013 tarihinde raporunu

düzenleyerek Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Bu raporun ilgili

bölümleri şöyledir:

" ...

Savcılığınızın 9/9/2013 tarihli istem

yazısında belirtilen hususlar dikkate alınarak dosya tümüyle incelenmiştir.

Olay mahallinin konumu, çarpma noktasının yeri, şüpheli ve tanık ifadelerinde

belirtilen yayanın yolun sağından koşarak kontrolsüzce kaplamaya girdiği

yönündeki beyanlar, olay mahallinde yolun yaya geçidine kapatılmak üzere demir

bariyerlerle bölünmüş olması, kazanın meydana geldiği yerde söz konusu

bariyerin yayalar tarafından kesilmiş olduğu ve şüpheli sürücünün bu durumu

öngörebilmesinin mümkün olmadığı, olay mahallinin 61 metre gerisinde yaya üst

geçidinin bulunması, ifadelerde sürücünün kaplamaya giren yayayı gördüğünde

korna ile uyarıp fren tedbirinde bulunduğu belirtilmekle, çarpma noktasının

yeri ve araçtaki hasar durumu da dikkate alındığında şüpheli sürücüye kusur

izafe edilen ve 3/7/2013 tarihinde yapılan keşfe binaen hazırlanan 8/7/2013

tarihli bilirkişi raporu, oluşa uygun bulunmamış olup 2/11/2012 tarihinde

yapılan keşfe binaen hazırlanan 6/11/2012 tarihli bilirkişi raporuna iştirak

edilmiştir.

...

Bu duruma göre;

1)Şüpheli

sürücü E...D... idaresindeki kamyonet ile yaya trafiğine

kapalı D-200 karayolu üzerinde en sol şeridi takiben seyri sırasında olay

mahalline geldiğinde yolun sağından soluna geçmek üzere kontrolsüzce ve koşarak

kaplamaya giren müteveffaya çarpması ile karıştığı kazada atfı kabil kusur bulunmamaktadır.

2) Müteveffa yaya Hülya Soyözen,

olay mahalline 61 metre mesafede bulunan yaya üst geçidini kullanarak geçişini

gerçekleştirmesi gerekirken; nizamlara aykırı olarak yaya geçişi demir

bariyerlerle engellenmiş D-200 karayoluna giriş yaptığı, buna rağmen şüpheli

sürücü idaresindeki araca ilk geçiş hakkını tanımaması ve korunma tedbiri

almaması sonucu kendi ölümüyle neticelenen kazada dikkatsiz, özensiz ve

nizamlara aykırı davranışlarından dolayı asli ve tamamen kusurludur.

(...)"

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 12/12/2013 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“... böylece toplanan deliller ve alınan

bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporlarıyla maktulün

kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla; kusur

yokluğu nedeniyle şüpheli hakkında atılı suç nedeniyle kamu adına kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına (karar verildi).”

28. Başvurucunun bu karara itirazı, Ağır Ceza Mahkemesinin

14/2/2014 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

29. Nihai karar, başvurucu tarafından 10/3/2014 tarihinde

öğrenilmiş olup 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Taksir" kenar başlıklı 22. maddesinin

ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun

açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne

aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen

neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(...) ."

31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar"kenar

başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi

sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde

edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi

alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı,

süresi ve mercii gösterilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, eşinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olaya

ilişkin soruşturmanın yetkili makamlar tarafından olayın aydınlatılması

bakımından önem arz eden delillerin toplanmaması, etkili katılımının

sağlanmaması ve makul süratte tamamlanmaması nedenleriyleetkili

yürütülmediğini belirterek Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerinde güvence altına

alınan adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve ihlalin tespiti ile tazminata karar verilmesi taleplerinde

bulunmuştur.

34. Bakanlık görüşünde, başvurucunun söz konusu şikâyetlerinin

Anayasa'nın 17. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 2. maddeleri

çerçevesinde incelenmesinin doğru olacağı ve bu incelemede Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) ve Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin içtihatlarının

yararlı olacağının değerlendirildiği ifade edildikten sonra bireysel başvuruda

ileri sürülen şikâyetlerin soruşturma aşamasında da ileri sürülüp soruşturma

makamlarınca incelendiği nazara alındığında başvuruda yaşama hakkının ihlal

edilmediğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

36. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

37. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun iddialarının yaşama

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşama hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).

40. Başvurucu, başvuruya konu olayda yaşamını yitiren

müteveffanın eşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır. Öte yandan başvurunun kabul edilebilirlik bakımından da

incelenmesi gerekir.

41. Ceza soruşturmasının etkili olması için diğer şartların

yanında soruşturma makamlarının ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.

Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesi

imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık

oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

42. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkını

koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap

vermelerini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük kesin olarak bir sonuç elde

etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Anayasa'nın 17.

maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma veya

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

43. Başvuruda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olay hakkında

resen ve derhâl bir soruşturma açılarak bu soruşturmada kazaya ilişkin

sorumluluğun tespit edilebilmesi bakımından olay yerinde inceleme yapıldığı,

müteveffanın kesin tıbbi ölüm sebebinin tespit edildiği, kaza yerinde bilirkişi

refakatinde iki kez keşif yapılarak Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas

dairesinden kusur durumuna ilişkin ayrıntılı rapor alındığı, bunun yanında

başvurucunun iddialarına ilişkin delillerin de toplandığı ve elde edilen tüm

delillere göre kazaya müteveffanın sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılıp

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

44. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma

ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2014, § 58). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir usul, ancak Anayasa Mahkemesinin somut olaylara

ilişkin elinde bulunan kesin ikna edici nitelikteki bulgulara dayalı olarak

benimsenebilir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58).

45. Öte yandan soruşturma makamlarınca olayın sebebinin objektif

analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir değerlendirmesine dayalı

olması da gerekmektedir (Cemil Danışman,

§ 99).

46. Somut olay bu bağlamda incelendiğinde soruşturma

makamlarının, başvurucunun iddiasının aksine, olayı aydınlatabilecek ve varsa

sorumlulukların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit ettikleri,

bu konuda soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösterecek bir

eksikliğin bulunmadığı, ayrıca soruşturmada olayın sebebinin objektif bir

değerlendirmesi yapılarak elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız

bir analizine dayalı olarak sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.

47. Bununla birlikte ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak

hususlardan biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma

sürecinin kamu denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda ölen kişinin

yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde

katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri,§

58).

48. Soruşturmaların makul bir sürat ve özenle yürütülmesi de

gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler

bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri

olayın aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka

aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü

verilmemesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014,§

96).

49. Başvuruya konu soruşturma 14/2/2014 tarihinde

tamamlanmıştır. Bu durumda soruşturma, olayın meydana gelmesinden (29/9/2012)

yaklaşık 1 yıl 4 ay 15 gün gibi bir süre sonra tamamlanmış olmaktadır. Bir

soruşturmanın makul süratle yapılıp yapılmadığına ilişkin tespit, başvuruya

konu olayın kendine özgü koşullarına, soruşturmadaki şüpheli veya sanık

sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın karmaşıklık derecesine ve

soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlüklerin bulunup

bulunmadığına göre farklılık gösterebilir. Başvuruya konu olayın konusu ve

özelliğine göre soruşturmanın ölü muayenesi, olay yeri incelemesi, keşif ve

bilirkişi incelemeleri ile iletişim kayıtlarının çıkartılması gibi teknik ve

zaman gerektiren bazı araştırmalar yapılmasını gerektirdiği nazara alındığında

bu sürenin makul olmadığı söylenemeyecektir.

50. Diğer taraftan soruşturmada; başvurucunun delillerini ileri

sürebildiği, verilen kararlara ve soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi

raporlarına itiraz edebildiği, talepleri doğrultusunda araştırmaların

derinleştirildiği, elde edilen delillerden ve delil toplama işlemlerinden

haberdar edildiği görülmüştür.

51. Bu itibarla bu yöndeki iddialarının aksine soruşturmanın,

başvurucunun menfaatlerinin korunması için gerekli olduğu ölçüde kendisine açık

olduğu ve etkili katılımının sağlanmadığının söylenebilmesini mümkün kılan

herhangi bir durumun dabulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle başvuruda bir ihlalin bulunmadığının

açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Mustafa

SOYÖZEN

Vekili

:

Av. Zeynel

GÜVENÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4810, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  9. Yıldırım
  10. Özgüldür
  11. Akıncı
  12. Topal
  13. M. Emin KUZ
  14. Soyözen
  15. Güvenç
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4810
Tarih
23 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Ümit Balaban Başvurusu (B. No: 2014/5951)
  • Aziz Gülşen Başvurusu (B. No: 2014/20070)
  • Hekber Tamer Başvurusu (B. No: 2014/17564)
  • Muhabbet Uçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/4944)
  • Burhan Güneş Başvurusu (B. No: 2014/857)
  • Halit Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15366)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.