İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Leyla Darıcı Başvurusu (B. No: 2014/15837)

30043

Başvuru No2014/15837Tarih23 Mart 2017Okuma10 dk · 2.034 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Leyla Darıcı Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/15837
R.G. Tarih ve Sayı
19/4/2017 -
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.034 kelime·10 dk okuma·20 bölüm

30043

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gerekli yasal tedbirlerin alınmaması sonucu bir

alışveriş merkezinde ölüm olayının gerçekleşmesi ve bu olaya ilişkin

soruşturmaların makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle yaşama hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2014/19374 sayılı bireysel başvuru dosyası konu yönünden

irtibatı nedeniyle 2014/15837 sayılı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmiş ve inceleme 2014/15837 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden

yürütülmüştür.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucunun oğlu 1990 doğumlu H.B.H. İstanbul'da 1/12/2006

tarihinde gittiği bir alışveriş merkezinde yürüyen merdivenden düşerek yaşamını

yitirmiştir.

A. Olaya İlişkin Ceza Soruşturması Süreci

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı),

olaya ilişkin bir soruşturma açmış ve bu soruşturma sonucunda olay tarihinde

söz konusu alışveriş merkezinin genel müdürü olarak görev yapan Z.H.K. hakkında

taksirle öldürme suçundan kamu davası açmıştır.

11. Dava, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmüştür.

Mahkeme 4/11/2011 tarihinde, yargılama sırasında yaptığı keşif ve bu keşif

sonrasında dosyaya sunulan bilirkişi mütalaasına göre olayda bir kusurunun

bulunmadığı gerekçesiyle Z.H.K.nin beraatine karar vermiştir. Mahkemenin kararına esas aldığı

bilirkişi raporunda, müteveffanın ve alışveriş merkezinin inşaatını

gerçekleştiren şirket ile alışveriş merkezini işleten şirketin teknik

sorumlularının olayda müşterek kusurlarının bulunduğu belirtilmiştir. Bu karar,

temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir.

12. Mahkeme, söz konusu bilirkişi mütalaasında olayda kusurları

bulunduğu belirtilen kişiler hakkında gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet

Başsavcılığına ihbarda bulunmuştur.

13. Bu ihbar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında yeni

bir soruşturma açmış ve 5/3/2013 tarihinde söz konusu kişiler hakkında taksirle

öldürme suçundan başka bir kamu davası açmıştır. İddianamede, müteveffanın

alışveriş merkezindeki alt kata inişi sağlayan yürüyen merdivenin hareketli

korkuluğu üzerine arkası iniş yönüne dönük olacak şekilde bindiği sırada

dengesini kaybederek düştüğü ve İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde yürütülen

yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporunda şüphelilerin olayda

müteveffayla birlikte müşterek kusurlu olduğunun belirtildiği ifade edilmiştir.

14. 5/3/2013 tarihli iddianameyle açılan ve İstanbul 4. Asliye

Ceza Mahkemesinde (4. Asliye Ceza Mahkemesi) görülmekte olan davada, olaydaki

sorumluluğun belirlenmesi bakımından yeni bilirkişi incelemelerinin

gerçekleştirilip bilirkişilerin mütalaalarını dosyaya sunmalarının beklendiği

ve davanın son duruşmasının bu nedenle 16/5/2017 tarihine ertelendiği anlaşılmıştır.

B. Olaya İlişkin Tazminat Davası Süreci

15. Başvurucu 24/11/2011 tarihinde, olay nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü manevi zararlarının karşılanması talebiyle olayın gerçekleştiği

alışveriş merkezinin inşaatını gerçekleştiren şirket ile alışveriş merkezini

işleten şirket aleyhine İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası

açmıştır.

16. Bu davada yargılamanın 31/1/2013 tarihli ikinci celsesinde

verilen ara kararı gereğince 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kamu

davasının sonucunun beklendiği ve davanın son duruşmasının bu nedenle 28/3/2017

tarihine ertelendiği anlaşılmıştır.

17. Başvurucu, söz konusu yargılamaların devam ettiği17/9/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; oğlunun yaşamını yitirdiği olaya ilişkin ceza

soruşturması ile görülmekte olan tazminat davasının makul sürede

sonuçlandırılmadığını ve devletin yürüyen merdivenlere ilişkin güvenlik

kuralları ile bu merdivenlerin tesisatı için belirlenen standartları zorunlu

olmaktan çıkarıp bu kurallar ve standartların belirlenmesini ilgili inşaat ve

işletme sahiplerinin inisiyatifine bırakması nedeniyle oğlunun yaşamını

korumadığını belirterek Anayasa'nın 17. ve 36. maddelerinde güvence altına

alınan yaşama ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

ihlalin tespiti ile tazminata karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

21. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, oğlunun

ölümünün gerekli yasal tedbirlerin alınmaması sonucu gerçekleşmesi ile bu olaya

ilişkin soruşturmaların makul sürede sonuçlandırılmamasına ilişkindir. Bu

nedenle söz konusu iddiaların Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşama hakkı kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.

23. Diğer taraftan başvurucu, yürüyen merdivenlerin imalatı ve

kullanımına ilişkin standartların bu merdivenleri kullanan kişilerin yaşamının

kullanımdan doğan potansiyel tehlikelerden korunması bakımından yetersiz

olduğunu, bireylerin yaşamlarının korunması bakımından bu standartların

iyileştirilmesi için devletin gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığını,

dolayısıyla bu tür merdivenlerde kullananların düşmesini önleyen mekanizmaların

bulunmamasının bu konudaki yasal düzenlemelerdeki eksikliklerden

kaynaklandığını, somut olayda da oğlunun -ilgili düzenlemelerdeki eksiklik

nedeniyle- bu nitelikte bir mekanizması bulunmayan yürüyen merdivenden düşüp

yaşamını yitirdiğini iddia etmiştir. Başvurucu, bu gerekçelerle somut olayda

devletin yaşamı korumaya ilişkin pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiğini deileri sürmektedir.

24. Ancak yukarıda olaylar ve olgular bölümünde ifade edildiği

üzere olaya ilişkin ceza ve tazminat davaları devam etmekte olup bu davalarda

olayın gerçekleşme koşulları ile bu koşullara göre ölümde bir sorumluluğun

bulunup bulunmadığı araştırılmaktadır. Bu nedenle olayın gerçekleşme koşulları

henüz belirlenmediğinden Anayasa Mahkemesinin söz konusu iddiayı bu aşamada

değerlendirebilmesi mümkün değildir. Başka bir ifadeyle somut olayda ölümün

ilgili mevzuattaki bir boşluktan kaynaklanan yürüyen merdivendeki bir eksiklik

nedeniyle mi yoksa müteveffanın veya üçüncü bir kişinin kişisel kusuru sonucu

mu gerçekleştiği sorusu, bu konuda bir inceleme yapılabilmesine olanak verecek

ölçüde cevaplandırılabilmiş değildir.

25. Bu nedenle inceleme, doğal olmayan ölüm olayını devletin

etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında; diğer bir ifadeyle yaşama hakkının

usul boyutuyla sınırlı olarak yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle

ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda başvurucu, müteveffanın

annesidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

27. Diğer taraftan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı

anlaşılan yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Yaşama hakkına ilişkin soruşturmanın etkili olabilmesi için

diğer şartların yanında soruşturmanın makul bir sürat ve özenle yürütülmesi

gerekmektedir (Deniz Yazıcı, B.

No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96) .

29. Anayasa Mahkemesinin bu tür olaylara ilişkin başvurulara

yönelik inceleme görevi, hukuk sisteminin caydırıcı etkisinin ve yaşama hakkı

ihlallerinin önlenmesinde oynaması gereken rolün zayıflatılmaması için yetkili

mercilerin Anayasa'nın 17. maddesi ile öngörülen dikkatli ve özenli inceleme

şartını ne ölçüde yerine getirdiklerini belirlemekten ibarettir (Perihan Uçar ve diğerleri, B. No:

2013/5860, 1/12/2015, § 52).

30. Somut olayda başvurucunun oğlu 1/12/2006 tarihinde yaşamını

yitirmiştir. Olay hakkındaki davalar devam etmektedir. Başvurucu, bu

davalardaki sürecin bir bütün olarak makul süratle yürütülmediğini iddia

etmektedir.

31. Yaşama hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlaline kasten

sebebiyet verilmediği durumlarda etkili soruşturmaya ilişkin pozitif

yükümlülüğün her olayda mutlaka bir ceza soruşturması yürütülmesini

gerektirmediği ve mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk

yollarının açık olmasının yeterli olabileceği öncelikle belirtilmelidir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§ 59).

32. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarında, muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan bir kusurun

olduğu durumlarda ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi

kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmesi gerekir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§ 60).

33. Başvurucu, oğlunun kasıtlı bir eylem sonucu yaşamını

yitirdiğini iddia etmemektedir. Öte yandan başvuru belgelerinde ölümün kasıtlı

bir eylem sonucu gerçekleştiği yönünde şüphe uyandıracak bir bilgi veya bulgu

da bulunmamaktadır. Bununla birlikte yukarıda ifade edildiği üzere somut olayın

gerçekleşme koşulları henüz belirlenemediğinden ölüm olayının hangi nitelikteki

bir eylem -ihmal veya ağır ihmal içeren- sonucu gerçekleştiği konusunda da bir

açıklık bulunmamaktadır.

34. Dolayısıyla somut olayda söz konusu yollardan hangisinin

yaşama hakkının usul boyutu kapsamında etkili yürütülmesi gerektiği konusunda

bu aşamada Anayasa Mahkemesi tarafından bir değerlendirme yapılabilmesi ve buna

göre şikâyete ilişkin bir sonuca varılabilmesi mümkün değildir.

35. Diğer taraftan somut olayın koşullarına bakıldığında olayın

gerçekleşmesinin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen ölüm

olayının aydınlatılamamasının ve ölüme neden olan eylemin niteliğinin açıklığa

kavuşturulamamasının üzerinde durulması gereken asıl mesele olduğu açıkça

görülmektedir.

36. Olaya ilişkin ceza soruşturmasında ölüme neden olan eylemin

niteliği henüz belirlenememiştir. Görülmekte olan tazminat davasında ise sözü

edilen ceza davasının sonuçlanmasının beklendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi, somut olayın kendine özgü bu özelliğini dikkate alarak

süreci bir bütün hâlinde ele alıp buna göre etkili soruşturma yükümlülüğünün

ihlal edilip edilmediğini değerlendirecektir.

37. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın makul bir özen

ve süratle yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirmelerindeki tespitin,

başvuruya konu olayın kendine özgü koşullarına, soruşturmadaki davalı, şüpheli

veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın karmaşıklık derecesine ve

soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsur ya da güçlüklerin bulunup

bulunmadığına göre farklılık gösterdiğinin belirtilmesi uygun olacaktır(Fahriye Erkek ve diğerleri, 2013/4668,

16/9/2015, § 91).

38. Öte yandan soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlüklerin

bulunduğu bir durumda dahi yetkililerin süratle -mümkün olduğu ölçüde- hareket

ederek olayı aydınlatabilmeleri, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması

açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz

Yazıcı, § 96).

39. Somut olay bu bağlamda incelendiğinde başvuruya konu ceza

soruşturmasında olaydaki kusur durumuna ilişkin keşif ve bilirkişi

incelemelerinin gerçekleştirildiği, olayın aydınlatılması için bazı teknik

incelemelerin yapılmasına ihtiyaç duyulduğu, ilgili soruşturma makamlarının da

bu yönde araştırmalar gerçekleştirmesi nedeniyle soruşturma dosyasının

ilerlemesinde güçlük yaşanmasının kaçınılmaz olduğu ileri sürülebilir.

40. Ancak bu durum -başvuruya konu soruşturmadaki suçlamanın

niteliği, suçlanan kişilerin sayısı ve olayın karmaşıklık derecesi dikkate

alındığında- soruşturma sürecinin olayın gerçekleşmesinin ardından on yılı

aşkın bir süredir devam etmesini haklı kılmamaktadır. Soruşturmada, anılan

sürenin geçmesine rağmen sonuca ulaşılmasını sağlayacak nitelikte ilerleme

kaydedilerek olaydaki kusur durumunun netleştirilemediği açıkça görülmektedir.

41. Dolayısıyla başvuruya konu olayın koşulları bir bütün olarak

ele alındığında soruşturmaya ilişkin gecikmenin makul olmadığı kanaatine

varılmıştır. Bu makul olmayan gecikme nedeniyle yetkili mercilerin, hukuk

sisteminin caydırıcı etkisinin ve yaşama hakkı ihlallerinin önlenmesinde

oynaması gereken rolün zayıflatılmaması için Anayasa'nın 17. maddesi ile

öngörülen dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirdikleri

söylenemeyecektir.

42. Bu durumun da hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması

ilkesiyle açıkça bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşama hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, yaşama hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle

80.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

46. Yaşama hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

47. Kararın bir örneğinin İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesine ve

İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

48. Yaşama hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşama hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesine ve

İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Leyla DARICI

Vekili

:

Av. Salman

AKDAĞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15837, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaya İlişkin Ceza Soruşturması Süreci
  9. B. Olaya İlişkin Tazminat Davası Süreci
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Yaşama hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Akdağ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15837
Tarih
23 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Ali Bacacı Başvurusu (B. No: 2014/18688)
  • İsmail Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15674)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2014/17143)
  • A. Ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14438)
  • Tevfik Acar Başvurusu (B. No: 2014/979)
  • Sait Dizman Başvurusu (B. No: 2014/14509)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.