İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Leyla Ülgen Başvurusu (B. No: 2014/12007)

1. Başvuru, tutukluluğa ve devamına

Başvuru No2014/12007Tarih10 Ocak 2019Okuma14 dk · 2.830 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Leyla Ülgen Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2014/12007
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.830 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğa ve devamına

ilişkin kararlarda matbu gerekçelere yer verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; özel statülü mahkemece yargılama yapılması, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması, ana dilde savunma talebinin reddedilmesi,

mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması ve mahkûmiyet kararının gizli tanık

beyanına dayandırılarak delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yere

mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunarak başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrar ettiğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1990 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte

Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü 4. sınıf

öğrencisidir.

9. PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan Demokratik

Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) içerisinde faaliyet gösteren bir kısım

şahısların Erzincan ili dâhilinde terör örgütünün dağ kadrosuna eleman teminine

ilişkin istihbari bilgiler edinilmesi üzerine

soruşturma başlatılmıştır.

10. Bir kısım şüpheliler hakkında Erzincan 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 19/10/2011 tarihli kararıyla iletişimin

dinlenilmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanmış ve Erzurum Cumhuriyet

Başsavcılığı 18/12/2011 tarihinde soruşturma dosyasına kısıtlama (gizlilik)

kararı verilmesini talep etmiştir.

11. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddesi

ile görevli) 19/12/2011 tarihli kararı ile şüpheli

sayısının çok olması ve mevcut delil durumuna göre delillerin karartılması

tehlikesinin bulunması nedenleriyle soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu soruşturma kapsamında 18/12/2011

tarihinde gözaltına alınmıştır. Hakları hatırlatılarak 21/12/2011

tarihinde kollukta müdafii huzurunda alınan

ifadesinde başvurucuya; PKK terör örgütünün gençlik yapılanmasına, terör

örgütünün dağ kadrosuna eleman teminine ve örgütsel toplantılara katılımına

dair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu suçlamaları kabul etmediğini ifade

etmiştir.

13. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi 22/12/2011

tarihindeki müdafii huzurunda sorgusunun ardından

başvurucunun ve diğer iki şüphelinin silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmalarına karar vermiştir.

14. UYAP üzerinden yapılan incelemede 9/2/2012

tarihinde Cumhuriyet savcısı başvurucunun müdafine şüphelilerin ifadelerinden

bir suretini vermiştir. Başvurucu müdafinin dosyadaki gizlilik kararının

kaldırılması talepleri ise sırasıyla Erzurum 4. ve 2. Ağır Ceza Mahkemelerinin 17/2/2012 ve 6/4/2012 tarihli kararları ile reddedilmiştir.

15. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18/9/2012

tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği iddiasıyla ve diğer on altı kişi hakkında kamu davası

açılmıştır.

16. İddianame 18/10/2012 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Erzurum 4. Ağır Ceza (Mahkeme) Mahkemesinin (TMK

mülga 10. maddesi ile görevli) 7/11/2012 tarihli ilk

duruşmasında başvurucu kendisine sorulan tüm sorulara Kürtçe cevap vermiştir.

Mahkeme, bu durumu Kürtçe savunma yapmak

üzere tercüman atanması talebi olarak değerlendirmiş ve talebin

reddine karar vermiştir. Mahkemenin ret gerekçesinde başvurucunun eğitim düzeyi

ile önceki savunmalarını Türkçe olarak yapması itibarıyla Türkçeyi bildiğine

vurgu yapılmıştır. Bu duruşmada

Mahkeme başvurucu müdafinin talebi doğrultusunda başvurucunun tahliyesine karar

vermiştir.

17. Mahkemenin 5/12/2012 tarihli duruşmasında

gizli tanık Kuzey, 16/1/2013

tarihli duruşmasında da bir diğer gizli tanık Özgür

aynı ortamda olmaksızın ses değişikliği yapılarak dinlemiştir. Sanıklara, gizli

tanıklara soru sorma imkânı tanınmıştır. Başvurucu müdafi de bazı sorular

sormuş ve gizli tanıkların aleyhe olan ifadelerini kabul etmediklerini

belirterek beyanlarına itibar edilmemesini istemiştir.

18. Mahkeme 10/4/2013 tarihli kararı

ile başvurucunun üzerine atılı suçtan mahkûmiyetine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde; iletişimin tespitine ilişkin tüm kayıtlar, sanık Y.O.nun hazırlık beyanı ve gizli tanık beyanlarıyla bu

beyanın örtüşmüş olması birlikte değerlendirilerek başvurucunun Erzincan DYGM'nin aktif üyesi olduğu, gizli toplantılara katıldığı

ve örgüt tarafından verilen görevleri yerine getirdiği belirtilmiştir. Ayrıca

bir sivil toplum oluşumu olan Erzincan Demokratik Öğrenci Derneğinin

vatandaşların haklarını savunarak taleplerinin dile getirildiği etkinlikler

düzenlemesinin olağan olduğu vurgulanmıştır. Ancak

başvurucunun da üyesi olduğu derneğin faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen

gösteride; silah kullanmayı, kan dökmeyi, insanları bir biri ile çatıştırmayı,

ülkenin bir bölümünü ayırarak ayrı bir devlet kurmayı, ayrı bir yönetim yapısı

benimsemeyi tercih eden bu nedenle silaha sarılarak devlet görevlisi olup

olmadığına bakılmaksızın, çoluk çocuk ayrımı gözetmeksizin on binlerce insanın

ölümüne neden olan bir örgütün övülmesi, örgüt elemanlarının övülmesi, örgüt

liderinin övülmesi, bunların yaptıklarının benimsenerek topluma anlatılması,

toplum içerisinde bu yapılanları legalleştirme çabası hâline dönüşen bir

toplantının demokratik bir faaliyet olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı

açıklanmıştır. Dernek şemsiyesi altında başvurucunun da arasında

bulunduğu sanıkların yaptıkları gösterilerde kullanılan ifade, atılan sloganlar

dikkate alındığında dernek çalışması olarak kabulünün mümkün olmadığı

belirtilmiştir. Öğrenci derneğinin yasal bir dernek olmasına

rağmen kuruluş amacı etrafında değil de terör örgütünün sempatisinin

kazanılması, örgüt bilincinin yerleştirilmesi, örgüt adına faaliyetlerde

bulunulmasının sağlanması ve nihai olarak terör örgütünün silahlı dağ kadrosuna

katılımının sağlanması amacı etrafında birleşildiği ve bu faaliyetlerin Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) koruduğu haklardan örgütlenme, fikir

açıklama ve özgürlükler kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığına işaret

edilmiştir.

19. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 3/3/2014 tarihli kararıyla sanıklardan B.K.nın

tüm aşamalardaki, Y.O.nun savcılık ve sorgu

ifadeleri, başka dosya şüphelisi T.K.nın müdafii eşliğindeki kolluk beyanı ve başvurucunun örgüt

çağrısı üzerine düzenlenen bir kısım basın açıklamalarına katılması

nedenleriyle mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek

hüküm onanmıştır.

20. Nihai karardan 3/6/2014 tarihinde

haberdar olduğunu bildiren başvurucu, 1/7/2014 tarihinde süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, tutuklandığı 22/11/2011

tarihi ile tahliyesine karar verilen 7/11/2012 tarihi arasındaki tutuklama ve

makul şüphe olmaksızın tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbu

gerekçelere yer verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

24. Suç isnadına bağlı özgürlükten yoksun bırakılma hâllerinde,

derece mahkemesince hüküm verilmeden önce tutukluluk hâli sona eren bir

kişinin, en geç tahliye edildiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresi

içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak tutuklulukla ilgili

şikâyetlerini ileri sürmesi gerekmektedir (Cüneyt

Kartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 22).

25. Somut olayda başvurucu, Mahkeme tarafından mahkûmiyet kararı

verilmeden önce 7/11/2012 tarihinde tahliye

edilmiştir. Bu nedenle başvurunun tahliye kararının verildiği tarihinden

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buna göre 1/7/2014

tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu, 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi ve 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile görevli özel yetkili

savcılık ve mahkemelerin kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ve bu nedenle

yargılanmasının tarafsız yürütülmediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

28. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylara

ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair

hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

29. Anayasa'nın 37. maddesinde düzenlenen kanuni hâkim

güvencesi, Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddelerinde ifade edilen adil

yargılanma hakkının en önemli ögesi olan yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma

hakkının temelini oluşturmaktadır. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş

ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve dava

konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme

Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden

ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm

olarak ele alınmaktadır (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004;

E.2005/88, K.2008/166, 20/11/2008; Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 79).

30. Başvurucu, ihlal iddiasını salt özel yetkili mahkemede

yargılanmasına dayandırmış olup bu durumun neden kanuni hâkim ilkesine aykırı olduğunu

temellendirememiştir. Bir başka ifadeyle Mahkemenin hangi somut özelliğinin

adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda açıklamada bulunmamıştır. Bu

nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin

yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddialarını temellendirilmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Savunma İçin Gerekli

Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

32. Başvurucu, soruşturma aşamasında alınan gizlilik kararı

nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

33. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

34. Somut olayda soruşturma aşamasında kısıtlama (gizlilik)

kararı nedeniyle yargılamanın seyrini ve sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakıldığına ilişkin şikâyetin, yargılama esnasında

duruşmalarda dile getirilmediği gibi temyiz dilekçesinde de başvurucunun hangi

temel bilgi ve belgelere ulaşamadığının açıklanmadığı anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tercüman Yardımından

Yararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu, ana dilde savunma hakkı tanınmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüş yazısında; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına değinilerek başvurucunun kolluk sorgusunda

müdafii huzurunda Türkçe ifade verdiğine, eğitim

düzeyine ve mahkeme dilini bildiğine işaret edilmiştir.

b. Değerlendirme

38. Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı

takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanma hakkı yalnızca

hakkında suç isnadında bulunulan kişilere tanınmış bir haktır ve bu haktan

faydalanabilmek için sanığın ödeme gücü olup olmamasının bir önemi

bulunmamaktadır (Ali İlhan Bayar,

B. No: 2013/725, 19/11/2014, § 51).

39. Bu hak, Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsam ve

içeriğinden sadece mahkemede konuşulan dili bilmeyenlerin kullanabileceği bir

haktır. Mahkemenin dilini anlayan

ve konuşan bir sanığın başka bir

dilde -mensubu olduğu etnik dilde- savunma yapabilmesi için tercümandan

yararlanma talebinde ısrar edemeyecektir (Nihat

Baymiş, B.

No: 2014/10373, 30/6/2016, §§ 35-38).

40. Başvuru konusu olayda başvurucu 18/12/2011

tarihinde müdafii huzurunda kollukta ve 22/12/2011

tarihindeki sorgusunda Türkçe ifade vermiştir. Kovuşturma aşamasında ise 7/11/2012 tarihli ilk duruşmada Kürtçe savunma yapmayı talep

etmişse de eğitim düzeyi ile soruşturma aşamasında ifadelerini Türkçe verdiği

gerekçesiyle tercümandan yararlanma isteği kabul edilmemiştir. Bu durumda,

mahkemenin dilini anlayan ve konuşan başvurucunun, mensubu olduğu

etnik dilde savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma talebinin kabul

edilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı ve dolayısıyla adil yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle tercümandan yararlanma hakkına

yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, hukuka aykırı yorumlarla verilen mahkûmiyet

kararının gerekçesizolduğunu ileri sürmüştür.

43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

44. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını

gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği

anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

45. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi

yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı

gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın

gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 57).

46. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda davanın sonucuna

etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışılarak verilen kararda, hükme

ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu incelemesi

sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun

bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucu, üyesi olduğu Erzincan Demokratik Öğrenci

Derneğinin faaliyetlerine katılmasının suç olarak kabul edildiğini ve gizli

tanık beyanlarının delil olarak mahkûmiyet kararında esas alınmak suretiyle delillerin

hatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yere mahkûmiyet kararı verilmesi

nedenleriyle örgütlenme özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

49. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun PKK terör örgütünün

gençlik yapılanması içerisinde faaliyet göstermekle suçlandığının ayrıca

Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına atıfla gizli tanığın kimliğinin

gizlenmesinde makul gerekçelerin olup olmadığı ve gizli tanık beyanının hükmün

dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi

gerektiğini bildirmiştir.

50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Mevcut

başvurunun koşullarında iddianın aksine anılan derneğin yasa dışı olduğu

söylenilmediği gibi başvurucunun dernek üyesi olmasından dolayı değil şiddet

yöntemlerine başvuran terör örgütünün silahlı dağ kadrosuna katılım sağlanması

amacıyla PKK terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde faaliyet göstermesi

nedeniyle cezalandırıldığı (bkz. §§ 18-19) anlaşılmış ve başvurucunun

iddialarının özü yargılamanın sonucuna ilişkin olduğundan bu kapsamda

değerlendirme yapılmıştır.

51. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi

kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

52. Belirli bir davaya ilişkin sunulan delilin geçerli olup

olmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

53. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetimi kapsamında AİHM

kararlarına da yollamada bulunmak suretiyle verdiği bir kararında; muhakemenin

bir bütün olarak adil olması şartıyla sanıktan gelecek haksız müdahalelerden

korunması için yeterli sebep mevcutsa tanığın kimliğinin gizli tutulmasının

mümkün olabileceğini, mahkûmiyet kararının yalnızca kimliği açıklanmayan

tanığın ifadesine dayandırılamayacağı gibi bu ifadenin ağırlıklı rol oynayan

delil konumunda da olamayacağını, açık celse dışında verilen bu tarz ifadelerin

ancak savunma için tanığın ve ifadesinin inanırlığını

ve güvenilirliğini sorgulama fırsatını teminat altına alan telafi edici

önlemlerin sağlanması gerektiğini, savunma hakkı üzerindeki kısıtlamaların

asgaride tutulmuş olması ve bu kısıtlamaların tanığın korunmasını sağlamak için

gerekli olması gerektiğini, sanığın çıkarlarının ona karşı ifade veren tanığın

çıkarlarıyla dengelenmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2008/12, K.2011/104, 16/6/2011).

54. Somut olayda başvurucu hakkındaki silahlı terör örgütü

üyeliğinden yapılan yargılama sonucunda, başvuru dilekçesine ekli gerekçeli

karar ve diğer belgelerden gizli tanıkların kimliğinin neden gizlendiği

hususunda gerekçe gösterilmediği anlaşılmaktadır. Ne var ki başvurucu müdafinin

yargılama boyunca beyanları ve temyiz dilekçesi dikkate alındığında

itirazlarının esas olarak; tanığın kimliğinin gizlenmesinin gerekçesine,

dinlenme şekline ya da dolaylı soru sorma imkânı tanınmasına yönelik olmayıp

gizli tanık beyanının içeriğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte

başvurucunun mahkûmiyetine dair kararda gizli tanık beyanlarının tek başına belirleyici

delil olmadığı, iletişim tespit tutanaklarının ve diğer bir sanığın beyanının

mahkûmiyete esas alındığı vurgulanmıştır. Öte yandan kanun yolu merci de

mahkûmiyet kararının onanmasında gizli tanık beyanlarına dayanmamıştır (bkz. §

19).

55. Sonuç olarak; gizli tanıklara soru

sorma imkânı tanınan başvurucu müdafinin gizli tanık beyanlarına karşı

itirazlarını dile getirdiği ve mahkûmiyet kararının gizli tanık anlatımları

üzerine inşa edilmediği gözetildiğinde, başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkemenin ve Yargıtayın kararlarında

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan

bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tercüman yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Leyla ÜLGEN

Vekili

:

Av. Mahmut

KAÇAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12007, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Mevcut
  10. A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
  11. Özgüldür
  12. Sevtekin
  13. Kaçan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12007
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Feramuz Bekkaya Başvurusu (B. No: 2015/1165)
  • Gültekin Avcı Başvurusu (B. No: 2015/17921)
  • Berko İlaç ve Kimya San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/14612)
  • Ramazan Orkun Altınışık Başvurusu (B. No: 2015/6468)
  • Ali Demir Başvurusu (B. No: 2015/3357)
  • Necdet Üner Başvurusu (B. No: 2014/2317)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.