İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.ö. Başvurusu (B. No: 2019/38132)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması ve

Başvuru No2019/38132Tarih18 Kasım 2020Okuma26 dk · 5.236 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm M.Ö. Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2019/38132
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.236 kelime·26 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması ve

tutuklulukta makul sürenin aşılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 20/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B.

No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

(GATA) profesör tabip albay olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile irtibatlı

olduğu gerekçesiyle 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten çıkarılmıştır.

11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

FETÖ/PDY'nin GATA'daki yapılanmasıyla bağlantılı olarak başvurucunun da

aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır.

12. Anılan soruşturma kapsamında başvurucuya

ulaşılamaması sebebiyle ifadesinin alınmasına yönelik Ankara 7. Sulh Ceza

Hâkimliğince 18/8/2016 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri

çıkartılmıştır.

13. Başvurucu, hakkındaki yakalama emrine istinaden

18/3/2019 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yakalanmış ve

gözaltına alınmıştır.

14. Emniyet görevlileri tarafından ifade alma işlemi sırasında

başvurucuya FETÖ/PDY üyesi olma ve 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili isnatlar

yöneltilmiştir. Bu işlem esnasında bir müdafii de hazır bulundurulmuştur.

Başvurucu 18/3/2019 tarihli ifadesinde özetle 1981 yılında girdiği üniversite

sınavı sonucunda Gülhane Askeri Tıp Fakültesini kazandığını, bu fakülteden

mezun olmasının ardından 1992 yılında başladığı lisansüstü çalışmaları

sonrasında (tıp alanında) doktor unvanı aldığını ve 2011 yılında profesör

olduğunu, 2012 yılında Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Daire Başkanı olarak

atandığını, hakkında 2014 yılında bazı gazetelerde "Genelkurmayda FETÖ

Karargahı" haberleri çıkması nedeniyle yaklaşık iki yıl çalıştığı bu

görevden kendi isteğiyle ayrıldığını, bu tarihten meslekten ihraç edilene kadar

ise GATA'da öğretim üyesi olarak (Askeri Sağlık Hizmetleri Bölümü Ana Bilim

Dalı Başkanı) çalıştığını, FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını

savunmuştur.

15. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 19/3/2019 tarihinde

Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklama talep yazısı

şöyledir:

"...Şüpheli M.Ö.'in 667 sy KHK lar

kapsamında fetö ile iltisaklı olduğundan bahisle ihraç edilmesi ve fetö terör

örgütünün GATA yapılanmasında isminin geçmesi nedeniyle hakkında soruşturmaya

başlanılmıştır.

Erzurum C.Başsavcılığınca beyanı alınan

İ.Y. etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek, 1985

yılında GATA da eğitime başladığı dönemde M.Ö. kendisiyle birlikte örgüt

toplantılarına katıldığını beyan etmiştir.

Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında

faydalanmak isteyen E.K. alınan beyanında özetle; M.Ö.'in GATA da fetö

toplantılarına katıldığını, beyan ve teşhis etmiştir.

Tanık F.Ş. ve D.A. alınan beyanlarında;

şüphelinin GATA içerisinde fetö üyesi olarak bilindiğini, belirtmişlerdir.

Tanık İ.H.C. alınan beyanında özetle;

geçmiş yıllarda İstanbul'da bir fetö toplantısına katıldığını, bu toplantının

M.Ö. tarafından öğrenilmesi üzerine kendisine karşı olan tutum ve davranışlarının

olumlu yönde değiştiğini, ayrıca kendisini toplantıya götüren şahıslar

tarafından da şüpheli M.Ö.'in fetö üyesi olarak bilindiğini, beyan etmiştir.

GATA da görevli C.B. mağdur sıfatıyla

alınan beyanında; M.Ö.'in sık sık fetö üyesi olarak tanınan diğer şahıslar ile

birlikte gördüğünü belirtmiştir.

Ayrıca şüphelinin GATA imamı firari

R.A.nın altında sivil imamlık yaptığı istihbar olunan Ö.A. isimli şahıs ile

patates hat olarak tabir edilen telefon hatlarıyla görüştüğü belirtilmiştir.

Tüm bu hususlar şüpheli aleyhine

kuvvetli suç şüphelerini oluşturmaktadır, ayrıca 2016 yılından bugüne şüpheli

hakkında yakalama kararı çıkartılmış olup, bu süre zarfında kaçak olarak

saklandığı, bu hususunda şüpheli hakkında kaçma şüphesinin olduğunu

göstermektedir.

Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine

dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama

nedeninin bulunduğu anlaşılmakla;

Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi

dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın[Ceza Muhakemesi Kanunu] 100. vd. maddeleri uyarınca

tutuklanmasına, ...[karar verilmesi talep olunur.]"

16. Başsavcılığın talep yazısının içeriği ve başvurucuya

yönelik suçlama, sorgu işlemi öncesinde Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından başvurucuya anlatılmıştır. Bu sırada başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur. Hâkimlik, sorgu sonunda başvurucunun FETÖ/PDY silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"Şüphelinin üzerine atılı bulunan

Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçuna ilişkin olarak şüphelinin savunması,

şüpheli hakkındaki taraf beyanları, tutanaklar, şüphelinin operasyonel hat

kullandığı ve örgütsel irtibatına ilişkin tespit, araştırma tutanakları, MASAK

raporu ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir

somut delillerin bulunduğu, atılı suçun katalog suçlardan olduğu, soruşturmanın

henüz tamamlanmadığı, delillerin tamamının henüz toplanmadığı, şüphelinin örgüt

içindeki konumunun hangi seviyede olduğunun henüz net olarak tespit

edilemediği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hakkında soruşturma

yürütülen şahısların kolaylıkla yurt dışına kaçtıkları da dikkate alındığında

adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ise somut

dosyada ölçülülük ilkesine uygun olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 100. maddesi

ile ilgili düzenlemeler ile AİHS [Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi] 5. maddesindeki tutuklama

şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında

şüphelinin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar

verildi.]"

17. Başvurucu 22/3/2019 tutuklama kararına itiraz etmiş,

Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 2/4/2019 tarihinde itirazın kesin olarak reddine

karar vermiştir.

18. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının

7/10/2019 tarihli iddianamesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

19. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY'nin, Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yetkilendirilmiş olduğu görev itibarıyla GATA'ya

ayrıca önem verdiğinden bahsedilmiş ve GATA'ya önem verme amacının ise "yapılan

sağlık muayeneleri neticesinde doğrudan TSK’ya tabip ve rütbeli personel

kazandırmak, halen TSK içerisinde çalışan örgüt elemanlarının önünü açarak üst

rütbelere ve kritik görevlere taşımak, TSK bünyesinde görev yapmakta iken

kendilerinden olmayan başarılı personelin kariyerlerine son vererek GATA’da tek

söz sahibi olmak, örgüt mensuplarına kadro açmak ve bu yöntemlerle TSK’yı ele

geçirmek" olduğu belirtilmiş; değerlendirmeyi destekleyen tanık

beyanlarına da yer verilmiştir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz.

Tuncer Çaycı, B. No: 2017/7656, 3/6/2020, §19).

20. FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerce GATA'da uygulanan

genel illegal yöntemler; kendilerinden olmayan çalışana mobbing uygulanması,

zor görevlerin verilmesi, bu kişilerin terfi ettirilmemesi, stratejik görevlere

getirtilmemesi, istem dışı tayin edilmesi, yurt dışında eğitim imkânlarından

faydalandırılmaması şeklinde sıralanmıştır. İddianamede örgütün söz konusu

hedeflerine ulaşmak amacıyla bazı yöntemleri etkin ve sürekli olarak kullandığı

ifade edilmiş, bu yöntemlerin ayrıntıları açıklanmış, çok sayıda mağdur,

müşteki ve tanık beyanlarına yer verilmiştir. Bu yöntemler kısaca şöyledir:

i. Sağlık Raporlarıyla İlgili Yöntemler: Askerî okullara

girmeye hak kazanan adayları gerçek dışı sağlık raporlarıyla elemek, TSK içinde

görev alan rütbeli personelin rutin sağlık muayenelerinde gerçek dışı raporlar

düzenleyerek pasif görevlere geçmelerini sağlamak veya emekliye sevk etmek,

aktif pilot olan rütbeli personelin kariyerini ve uçuşlarını engellemek

amacıyla gerçeği yansıtmayan sağlık raporları düzenlemek, bazı rütbeli

personellerin ordudan ilişiğinin kesilmesi amacıyla gerçek dışı laboratuvar

sonuçları ve sağlık raporları düzenleyerek uyuşturucu kullandıkları gerekçesi

ile haklarında işlem yapılmasını sağlamak, askerî okullara girmesini

engelleyecek rahatsızlığı olup da örgüte yakın olan kişilere sağlam raporu tanzim

edilerek bu kişilerin TSK'ya girmelerini sağlamak şeklinde girişimlerde

bulunulduğu belirlenmiştir.

ii. GATA Etik Kurulunca Yapılan Usulsüzlüklerle İlgili

Yöntemler: GATA Etik Kurulunun birçoğunun örgüte mensup kişilerden oluştuğu,

GATA’da görevli olan akademik personel hakkında asılsız ihbarlar, internete

yansıyan haberler ya da başkaca konular olduğu gerekçesiyle GATA Etik Kurulunca

incelemeler başlatıldığı, inceleme nedeniyle bu kişilerin akademik

kariyerlerinin ilerlemesi amacıyla yapılan sınavlara katılamadıkları veya

başarısız sayıldıkları, soruşturma sürecini uzatarak önemli kadrolara

atanmalarının engellendiği, örgüt mensubu kişiler hakkında başlatılan inceleme

ve soruşturmalarda da soruşturmaların sonuçsuz kalmasının sağlandığı tespit

edilmiştir.

iii. Puan Yükseltmek Amacıyla Çıkarılan ve Akademik

Değeri Olmayan Bilimsel Yayınlarla İlgili Yöntemler: Akademik kariyerde önemli

avantaj sağlayan akademik yayın (makale, dergi, poster, kitap gibi) sayılarını

artırabilmek ve yayımlatabilmek için örgüt içinde bulunan kişilerin bilimsel

gerçeği yansıtmayan çok sayıda yayını birlikte çıkardığı, bu sebeple diğer

adaylara karşı yüksek puanlar aldığı ve açılacak yardımcı doçentlik, doçentlik

ve profesörlük sınavlarında önemli avantaj sağladığı, örgüt mensuplarının

toplamış olduğu puanlarla diğer adayların önüne geçtiği ve kariyerlerinin

engellendiği görülmektedir.

iv. Yardımcı doçent, doçent ve profesör

unvanlarının/kariyerlerin ve kadroların engellenmesine ilişkin bir kısım tanık

beyanına yer verilmiştir (Bu yöndeki açıklamalar için bkz. Tuncer Çaycı, § 20).

21. İddianamede ayrıca FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve ne

tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna dair genel açıklamalar yapıldıktan

sonra başvurucu yönünden değerlendirmelerde bulunulmuştur. Başsavcılık,

başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığını ileri sürmüştür. Bu

suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:

i. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye

olma suçu iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan

İ.Y.nin başvurucuya ilişkin olarak "…benim FETÖ/PDY terör örgütü ile

ilk tanışmam lise yıllarında oldu … C.T. isimli şahıs ilk tercihimi GATA Tıp

Fakültesine yaptırdı, o zamana kadar GATA'yı bilmiyordum bile sınavı kazanarak

beni Ankara'ya gönderdiler. 1985 yılı Ankara iline C.T. isimli şahıs getirdi,

bununla beraber giriş şartlarından olan hastane sınavlarında yanımda durdu ve

muayeneleri geçtim, orda o dönem okuyan M.Ö. isimli öğrenci ile tanıştırdı ...

bu dönemde öğrencilerle ilgilenen M.Ö. isimli şahıstı, okulda toplantılara

katılan benim bildiğim T.K., F.Y., Z.Y. ve ben vardım bunlar benim

sınıfımdaydı, ….2005 yılında Yardımcı Doçentliğe müracaat ettim beni sınavdan

geçireceğini söylediler M.Ö. isimli şahıs yardımcı olacağını söylemiş, ancak

sınavı geçemedim" şeklinde beyanda bulunması,

ii. FETÖ/PDY'ye üye olma suçu iddiasıyla yürütülen bir

soruşturmada etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemesi üzerine ifadesi

alınan E.K.nin başvurucuya ilişkin olarak "...GATA okul hayatı

dönemimde Fetullah Gülen cemaati ile ilgili karşılaştığım birkaç hususu

paylaşmak istiyorum. ...Bu şahıs bizden üst sınıflarda eğitim gören M.S. isimli

şahıstı. Kendisi okuldaki kendinden küçük öğrencileri etrafına toplar, onlarla

ilgilenir, onlara sohbet verir ve hafta sonları ışık evlerine götürürdü. Çok

iyi derecede Fetullah Gülen Cemaatinin bir mensubuydu. ...Bunun yanı sıra benim

alt devrelerim olan M.Ö., M.T. isimli şahıslarda yine iyi birer Fetullah Gülen

cemaati mensubuydu. Yine bu şahısların aynı devresi olan B. isimli soyadını

hatırlayamadığım bir şahıs vardı. O da iyi bir cemaat mensubuydu. M.Ö., M.T. ve

B. isimli şahıslarda aynı M.S.nin yaptığı gibi kendi devreleri ile sohbetler

organize eder, çevrelerindeki dindar insanları cemaate çekmeye çalışırlar, adam

kazandırmak için çaba sarf eder, bunu da Allah rızası için yaptıklarını dile

getirirlerdi." şeklinde anlatımda bulunması ve ifade sonrasında

fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,

iii. FETÖ/PDY'nin GATA yapılanmasına ilişin olarak

yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğünde bilgi sahibi olarak ayrı ayrı ifadeleri alınan Ö.F.Ş. ve D.A.

başvurucuya ilişkin olarak "….M.Ö. isimli şahsı biliyorum kendisi hakkında

GATA’nın imamı olduğuna dair birçok söylem duydum…" şeklinde beyanda

bulunmaları,

iv. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde

mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulan İ.H.C.nin ifadesinde

"...Biz Harbiye Orduevine döndük. Kahvaltıda Prof. Tbp. Kd. Alb. M.Ö. (o

zaman yüzbaşı idi) ve Yrd. Doç. Tbp. Yzb. R.T. ile karşılaştık. Beni oraya

götürdüğünü şifreli ifadelerle T.F. bu kişilere söyledi. M.Ö. çok sevindi.

T.F.ye 'sendeki de ne cesaret lan' dedi. R.T.nin ve M.Ö.’in bana karşı tavır ve

hareketleri o günden sonra çok değişti. ...Örgüt üyesi olduğunu bildiğim 2010

yılında GATA'da albay rütbesinde olan C.D. bana bir gün M.Ö. ve R.T.nin, Tab.

Kıd. Alb. T.Ş.in çekmecesinden Yüksek Lisans sorularını çaldığını, ayrıca

soruları T.F. ve A.T.ye vermişler. R.T. ve M.Ö. o tarihlerde T.Ş.nin asistanı

idi. Ertesi gün yapılan yüksek lisans sınavında T.F. ve A.T. başarılı

olduklarını bana söyledi. Ben de bu şekilde bilgi sahibi oldum…" şeklinde

anlatımda bulunması,

v. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur/müşteki

sıfatıyla anlatımlarına başvurulan H.B.nin ifadesinde "...Ben Ankara

ilinde ikamet ederim, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığında Dekan olarak

görev yaparım. ... Prof. Tbp. Alb. M.Ö., Doç. Sağ. Alb. T.F. ve Doç. Sağ. Alb.

A.T. haklarında 2015 yılında PERGİN (Personel Güvenlik İnceleme Yönergesi)

başlatılmıştır..." şeklinde beyanda bulunması,

vi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur sıfatıyla

anlatımlarına başvurulan C.B.nin ifadesinde "... E.Ö.A. sürekli görev

yaptığım biri, benim emeklilik olayımda etkin olan kişidir. Sağlık

komutanlığında görevli olmasına rağmen GATA'ya gelerek ... ile görüşüp toplantı

yapıyordu. Bu toplantılara, başka kliniklerde çalışan ..., M.Ö., ... devamlı

katılırlardı. Ayrıca E.K. da sık sık görürdüm. Bu kişilerin yaptığı mesai

sonrası toplantıları, bir sivil memur bana bildirdi. Bende durumu hem ana bilim

dalı başkanına hemde istihbarat subayına söyledim. Ben ihbarda bulunduktan

sonra sivil memurun yeri değiştirildi. Toplantılara da başka bir yerde yapmaya

başladılar, bunu dışında başkaca bir resmi işlem yapılmadı...." şeklinde

beyanda bulunması,

vii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihli

ve S.2016/108366 sayılı yazısı ekinde [soruşturma dosyasına] gönderilen "HASSAS

BİR KONUDA MEKTUP" başlıklı 13/12/2013 tarihli on üç sayfadan oluşan

isimsiz ve imzasız ihbar mektubunun içeriğinde "...Genel Kurmay

Lojistik Başkanlığı Sağlık Daire Başkanının en kıdemli üyesinin M.Ö. olduğunu,

her zaman 'Biz hizmet için buradayız. Bizim asıl meselemiz adam yetiştirmek'

dediğini, bu şahsın cemaatin önemli konumunda bulunduğunu çok kişi hakkında

asılsız haber yaparak önünü kapattığını, twitter hesabı ile GATA KULİS'i

kurduğunu, artık isimsiz bir mektup yerine çok daha etkili GATA KULİS'i

kullanmaya başladığını, M.Ö.’in bir konuşmasında 'Bizim gayemiz hizmet'e,

hizmet etmektir. Bu yolda generallik olursa bizim için bu bir çakıl taşıdır.

Alır{!} cebimize koruz. Yolumuza devam ederiz' dediğini, hedefinde GATA Sağlık

Bilimleri Enstitü Müdürü olmak olduğunu, TSK adına sahip olduğu milli gizli

bilgileri cemaatin ABD'deki merkezine aktardığını, cemaat mensuplarınca bazı

GATA çalışanlarının dinlendiğini ve bu bilgilerin GATA Kulis'te servis

edildiğini..." şeklinde ifadelerin yer aldığı belirtilmesinin yanı

sıra Genelkurmay Başkanlığının 12/1/2015 tarihli ve 132 Dis.Sb. sayılı yazısına

göre "konuyla ilgili olarak ihbarda isimleri geçen M.Ö.’in de bulunduğu

(21) şahısla ilgili olarak idari soruşturma başlatıldığı, iddia edilen

olayların somut bilgi, belge ve delile dayanmadığının tespit edildiği, dosyanın

bu haliyle Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderildiğini ve hâlen soruşturmanın

devam ettiği..." bilgisinin verilmesi,

viii. [Yukarıda değinilen mektup haricinde] aynı kişi

tarafından farklı tarihte gönderilen ikinci ihbar mektubunun içeriğinde "...kendisinin

TSK mensubu olduğunu, Fetullah Gülen cemaatiyle 1996 yılında tanıştığını,

ekteki [yukarıdaki] mektubu 2013 Temmuz ayında yazdığını, … bunların

ordudan emir almadıklarını doğrudan FETÖ’den emir aldıklarını, ordu içerisindeki

FETÖ mensuplarının bir çoğunun çocuklarını askeri liseye oradan da harp

okullarına sokmaları yönünde emir aldıklarını ve bu şekilde baskı altında

tutulduklarını, TSK Kulis ve GATA KULİS’in bu yapının bir parçası olduğunu,

GATA KULİS'in başlarda TSK içerisinde iken M.Ö.’nün (M.Ö.) çabaları ile

malzemesi bollaşınca ayrı bir kulis olarak açıldığını, … geçmiş yıllarda GATA

çalışanları ve aileleri hakkında çok sayıda asılsız ses kaydı ve video

çıkartıldığını, bunlarda M.Ö.’nün (M.Ö.) parmağının olduğu…” şeklinde

anlatımların yer alması,

ix. Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan çalışmalar

sonucunda; başvurucunun, başkalarının kimlik bilgileri kullanılarak rızaları

olmaksızın alınan ve "patates hat" olarak tabir edilen telefon

hatları üzerinden FETÖ/PDY mahrem hizmetlerinde görevli GATA mahrem imamı

olduğu kolluk birimlerince değerlendirilen R.A. isimli kişiye bağlı olarak

faaliyet yürüten GATA sivil imamlarından [hakkında hâlen yakalama

emri bulunmaktadır] Ö.A. ile irtibatlı olduğu, bu kapsamda HTS raporları göz

önünde bulundurularak yapılan ortak baz incelemesinde başvurucunun adına

kayıtlı0 535 276... numaralı telefon hattı ile Y.N. adına kayıtlı 0 507 426 ...

numaralı telefon hattının sık sık aynı bazdan sinyal verdikleri, bu anlamda

anılan iki cep telefonu hattının da başvurucu tarafından fiilen kullanıldığı,

ayrıca örgütün GATA sivil imamı olduğu ileri sürülen Ö.A. tarafından

kullanıldığı tespit edilen toplam beş adet cep telefonu hattı ile başvurucunun

fiilen kullandığı [Y.N. müstear adına kayıtlı] telefon hattının yapılan toplu

baz çakıştırmasında; 600 metre mesafede 1.200 saniye ortak baz verdiklerinin

tespit edildiği, bu şekilde başvurucunun Ö.A. ile irtibatlı olduğu ve adı geçen

bu kişiye bağlı olarak örgütsel hiyerarşi içinde yer aldığı hususlarının tespit

edilmesi.

22. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 10/10/2019

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2019/442 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

23. Mahkemenin aynı tarihte yaptığı tensip incelemesinde "Tutuklu

sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, yasada yer alan ceza miktarı,

kuvvetli suç şüphesi bulunması, eylemin katalog suçlardan sayılması, bu aşamada

adli kontrol kararının yetersiz olacağı" gerekçesiyle başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.

24. Başvurucu 18/10/2019 tarihinde müdafii aracılığıyla

tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiştir.

25. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi 24/10/2019 tarihinde "kuvvetli

suç şüphesinin varlığı, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan katolog

suçlardan olması, tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada

öngörülen cezasının alt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli

kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı" gerekçesiyle

itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

26. Başvurucu 20/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

27. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da

benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

28. 17/12/2019 tarihli duruşmada Mahkeme, başvurucunun

operasyonel herhangi bir hat kullanıp kullanmadığının tespiti için bilirkişi

raporu aldırılmasına karar vermiştir.

29. Bilirkişi tarafından hazırlanan 9/3/2020 tarihli

raporda; Y.N. adına kayıtlı olup fiilen başvurucu tarafından kullanıldığı

değerlendirilen telefon hatları ile başvurucunun bizzat adına kayıtlı telefon

hattının baz karşılaştırmasında 17/6/2011 ile 30/9/2013 tarihleri arasında

Ankara içinde ve dışında (örnekleme yoluyla İstanbul, Afyon, Balıkesir, Van, İzmir,

Sakarya illerinde yapılan tespitler) farklı zamanlarda yan yana baz verdikleri,

ayrıca başvurucunun hem kendi adına kayıtlı olan hem de başkası adına kayıtlı

olup fiilen kendisinin kullandığı kolluk birimlerince belirlen telefon hatları

ile GATA sivil imamlarından Ö.A. tarafından kullanıldığı tespit edilen 0

554 538... ve 0 536 938... numaralı telefon hatlarının bir kısmı ile farklı

tarihlerde defalarca ortak uyumlu baz verdikleri, yine başvurucunun kullandığı

tespit edilen telefon hatlarının HTS raporları arasında yapılan karşılaştırmada

bazlar ve kayıtlar arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı, bu kapsamda baz

istasyonları ile mahal bilgilerinin ortak olduğu, çoklu şekilde ortak baz veren

istasyonların veri analizlerinin zaman dilimi olarak birbirini takipte yüzde

yüz uyumlu oldukları, bu veriler çerçevesinde Y.N. adına kayıtlı olan telefon

hatlarının fiilen başvurucu tarafından kullanıldığı kanaatine ulaşıldığı ifade

edilmiştir.

30. Mahkeme en son olarak 24/9/2020 tarihinde yaptığı

değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar

gerekçesi şöyledir:

"Tutuklu sanığın üzerine atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, yasada yer alan ceza miktarı, kuvvetli suç şüphesi

bulunması, eylemin katalog suçlardan sayılması, bu aşamada adli kontrol kararının

yetersiz olacağı inancı dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]"

31. Başvurucu hakkındaki dava bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdest olup başvurucunun

tutukluluk hâli devam etmektedir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

32. İlgili hukuk için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

33. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, benzer

iddialarla suçlanan ve aynı ihbar mektubunda ismi geçen bir kısım kişilerin

tutuklanmadığını veya yargılama sonucunda haklarında beraat kararları

verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinde somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğunu, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, bu delillerin

değerlendirilmesi sonucunda adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını

ifade etmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucu hakkında soruşturmada tutuklama

tedbiri uygulayan mercilerin bu hususta yetkili/görevli oldukları, tutuklamaya

dair verilen kararlara ilişkin gerekçeler kapsamında temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline sebebiyet veren bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlik

içerdiğinin söylenemeyeceği görüşündedir.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

olarak başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrar ederek Bakanlık görüşünü

kabul etmediğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

38. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

39. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının özünün

tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğu anlaşıldığından anılan

şikâyetlerin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

3. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

40. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, §§

47-52; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

43. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat

edilen suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 16). Buna göre somut

delil mahiyetindeki tanık ve şüpheli ifadeleri ile başvurucunun operasyonel hat

kullanmak suretiyle örgüt hiyerarşisinde sivil imam olarak adlandırılan

örgüt üyesi ile irtibat kurduğuna dayanılmıştır.

44. İddianamede ise suçlamaya ilişkin olarak başvurucunun

örgütsel irtibatı bulunduğuna ilişkin şüpheli ile tanık beyanlarına ve ihbar

mektuplarına, ayrıca başvurucunun başkası adına kayıtlı cep telefonu hatlarını

kullanarak GATA'nın sivil imamı ile devamlılık arz edecek şekilde

irtibat kurduğuna dair HTS raporlarına dayanılmıştır (bkz. § 21). Dolayısıyla

somut olayın koşullarında başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının bu olgular temelinde incelenmesi gerekmektedir.

45. Başsavcılıkça, FETÖ/PDY'nin GATA'nın sivil

imamlarından olduğu emniyet birimlerince ifade edilen Ö.A. ile başvurucu

arasında sürekli bir irtibatın bulunmasını ve bu irtibatların da operasyonel

hat olarak tabir edilen başkaları adına kayıtlı cep telefonlarıyla

sağlanmasını suçlamaya dayanak bir olgu olarak kabul edildiği görülmektedir.

Birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde örgüt hiyerarşisinde mahrem imam

olarak adlandırılan örgüt üyelerinin gizliliği en üst seviyede sağlamak üzere

operasyonel hat olarak tabir edilen başkaları adına ya da FETÖ/PDY

kontrolündeki bir kurum/kuruluş adına kayıtlı telefonlarla irtibat kurduklarına

yönelik değerlendirmeler yapıldığı bilinmektedir. Buna göre başvurucu ile

Ö.A.nın kullandığı belirlenen cep telefonu hatlarının Ankara içinde ve dışında

farklı zamanlarda yan yana devamlı olarak baz verdikleri tespit edilmiştir

(bkz. §§ 21, 29). Soruşturma mercileri operasyonel hatlar vasıtasıyla ile

kurulan bu irtibatı, başvurucunun Ö.A.nın denetimine bağlı olarak örgüt

hiyerarşisi içerisinde yer aldığı şeklinde değerlendirmiştir.

46. Öte yandan Gülhane Askeri Tıp Fakültesinde öğrenim

gördükleri ve GATA'da çalıştıkları anlaşılan -bir kısmı da FETÖ/PDY üyesi

olmakla suçlanan- kişilerin alınan ifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda

bulundukları görülmektedir. Bu kişilerden E.K." başvurucunun Gülhane

Askeri Tıp Fakültesindeki eğitim döneminde kendi devreleri ile sohbet adı

verilen toplantılar organize ettiğini ve yapılanmaya eleman kazandırmak için

çaba sarf ettiğini, iyi bir FETÖ mensubu olduğunu", C.B. ise

"başvurucunun -örgüte mensubiyeti bulunduğunu düşündüğü diğer çalışanlarla

birlikte- GATA'da yapılan mesai sonrası toplantılara katıldığını" ifade

etmiştir (bkz. § 21). Söz konusu tanık anlatımları yer, kişi ve eylem bilgileri

ihtiva etmekte ve bu anlamda yargı makamlarına denetim yapma imkânı

tanımaktadır.

47. Bu koşullarda başvurucunun GATA'nın sivil

imamlarından olduğu ifade edilen Ö.A. ile devamlılık arz edecek şekilde

operasyonel cep telefonu hatları ile irtibat kurmasına ilişkin olgunun

-yukarıda yer alan tanıklar E.K. ve C.B.nin beyanları ile birlikte

değerlendirildiğinde- kuvvetli suç belirtisi olarak kabulü gerekir. Sonuç

olarak başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan ve tutuklama için

gerekli olan kuvvetli belirtinin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla

suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının

bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu

yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk

Özdemir, [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75; benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Metin Evecen, § 58; Mustafa Mendeş, B.

No: 2018/1349, 30/10/2018, § 51).

48. Diğer taraftan yargılanmasına devam olunan başvurucu

hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş

olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar

gözardı edilmemelidir.

49. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY

ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,

§§ 78, 79).

50. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 31; Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 148).

51. Somut olayda Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesine ve delillerin henüz toplanmamış

olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 16).

52. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 4.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir. Nitekim

başvurucu hakkında darbe teşebbüsünden kısa bir süre sonra çıkarılan yakalama

emri uzunca bir süre infaz edilememiştir (bkz. §§ 12, 13).

53. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

54. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de -gizlilik,

hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık

atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi- dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için delillerin

tamamının henüz toplanmadığını, şüphelinin örgüt içindeki konumunun hangi

seviyede olduğunun henüz net olarak tespit edilemediğini, işin niteliğini ve

önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

ölçülü olduğu ve - yaklaşık 3 yıl yakalama emrine istinaden aranması da

gözönüne alındığında- adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna

varmasının (bkz. § 16) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

57. Başvurucu; makul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle

tutukluluğunun hukuka aykırı olarak devam ettirildiğini, tutukluluğunun tedbir

olmaktan çıktığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

58. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında verilen

tutukluluğa ilişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağı

belirtilmiştir.

59. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

olarak başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

60. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir."

61. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelik bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

3. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

62. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan, [GK],

2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

63. Başvurucu 18/3/2019 tarihinde gözaltına alınmış ve

Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/3/2019 tarihli kararıyla FETÖ/PDY silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaki dava

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde

derdest olup başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir (bkz. § 31). Buna

göre başvurucunun tutukluluk süresi yaklaşık 1 yıl 8 aydır.

64. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca 15

Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY

ile bağlantılı olduğu iddia edilen GATA çalışanlarına yönelik olarak Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.

Anayasa Mahkemesince başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası

incelenirken suç işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna

ulaşılmıştır (bkz. §§ 37-51).

65. Diğer yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza

mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan

tutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamaları incelendiğinde genel

olarak delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına veya kaçma şüphesine,

isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında

olmasına, atılı suçların yasada öngörülen cezanın miktarına, adli kontrol

tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayanıldığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 16, 17,

24, 26, 31).

66. Türk yargı organlarınca; FETÖ/PDY'nin devletin

anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri

kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler

taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi

amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir

terör örgütü olduğu kabul edilmektedir (Selçuk Özdemir, §§ 20, 21; Alparslan

Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 10; Mustafa Baldır, B.

No: 2016/29354, 4/4/2018, § 74).

67. FETÖ/PDY bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere

farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken

diğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan bazen de yasal

yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal

alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir.

FETÖ/PDY, emniyet teşkilatı ve yargı organları da dâhil olmak üzere neredeyse

ülkedeki bütün kurum ve kuruşlarda illegal bir biçimde örgütlenmiştir. Bu

örgütlenmenin başlıca özellikleri hiyerarşi temelinde ve hücre tipi bir

sistemle gerçekleştirilmesi, itaat ve teslimiyet anlayışıyla hareket edilmesi,

kendisine kutsallık atfetmesi ve gizliliği esas almasıdır. FETÖ/PDY mensubu

kamu görevlilerinin devlete olan sadakati, yapılanmaya olandan sonra gelmekte

hatta onun karşısında bir değer ifade etmemektedir. Dolayısıyla bu kişiler,

devletin amaçlarından ziyade yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyette

bulunmaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; Erdal Tercan, §

205).

68. Başvurucuya isnat edilen suçlamaların niteliği, başvurucunun

bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilen

örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların

özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve

yeterli olduğu sonucuna varılmıştır (Metin Güneş (2), B. No: 2018/17593,

10/3/2020, § 42). Öte yandan anılan türdeki soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğu konusunda da herhangi bir

tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52).

69. Bu bağlamda isnat edilen silahlı terör örgütüne üye

olma suçu gibi ağır nitelikteki suça ilişkin kuvvetli suç şüphesi altında

bulunduğu kabul edilen başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin olarak

derece mahkemelerince açıklanan kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun

bırakılmanın meşru nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli

olması, soruşturma/kovuşturma sürecinin zor ve karmaşık olması ve

soruşturma/kovuşturma sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit

edilmemiş olması dikkate alındığında yaklaşık 1 yıl 8 aylık tutukluluk

süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali Rıza SÖNMEZ Başvurucu : M.Ö. Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/38132, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Tutuklamanın
  14. B. Tutukluluğun
  15. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  16. B. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/38132
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Turgay Gökkoyun Başvurusu (B. No: 2018/10156)
  • Osman Şanal Başvurusu (B. No: 2017/22051)
  • Asaf Mete ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20800)
  • İsmet Delen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/13241)
  • Fehmi Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/18920)
  • Şaban Apak Başvurusu (B. No: 2017/36028)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.