İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Ekrem Erhun ve Colette Monique Jourovsky Erhun Başvurusu (B. No: 2013/3588)

1. Başvurucular,

Başvuru No2013/3588Tarih18 Eylül 2014Okuma16 dk · 3.143 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Ekrem Erhun Ve Colette Monique Jourovsky Erhun Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/3588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.143 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

12/7/1995 tarihinde İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları alacak

davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/5/2013 tarihinde

İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 9/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/3/2014 tarihli görüşüne karşı

başvurucular 2/4/2014 tarihinde beyanlarını sunmuşlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisi, Pamukbank T.A.Ş. ile 29/7/1992

tarihinde “Borsa Kredisi Sözleşmesi” imzalamış

ve 1.000.000.000 TL limitli kredi için 85.000.000 TL nominal değerdeki hisse

senetlerini bankaya rehin olarak vermiştir.

8. Anılan Banka tarafından 30/9/1992 tarihli ihtarname ile

başvurucuların murisine borç bakiyesini belirten kredi hesap özeti gönderilmiş,

bu ihtarnameye başvurucuların murisi itiraz etmiştir.

9. Adı geçen Banka, 21/6/1993 tarihinde hisse senetlerinin

bir kısmının borca mahsup edildiğini bildirmiştir.

10. Başvurucuların murisi 12/7/1995 tarihinde Pamukbank

T.A.Ş. aleyhine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, Banka

tarafından haber verilmeksizin borsa işlemleri yapıldığını ileri sürerek hisse

senetlerinin iadesini ve bu hisse senetlerine düşen kar

payının tahsilini talep etmiştir.

11. Başvurucuların murisinin 28/12/1995 tarihinde vefatı

üzerine başvurucular davaya devam etmişlerdir.

12. Mahkemece bilirkişi raporu alınarak, 4/12/1997 tarih ve

E.1995/894, K.1997/1084 sayılı ilamla; davanın kısmen kabulüne, davacının

davalı bankaya tevdi ettiği 85.000.000 TL nominal değerdeki hisse senedinin

kredi tutarlarından mahsubundan sonra 580.500.000 TL nominal değerdeki hissenin

aynen iadesine ve 580.500.000 TL kar payının tahsiline

karar verilmiştir.

13. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/1998

tarih ve E.1998/3327, K.1998/7931 sayılı ilamıyla; taraflar arasındaki

sözleşmenin değerlendirilmemesi ve eksik bilirkişi raporuna dayalı hüküm

kurulması nedeniyle karar bozulmuştur.

14. Karar düzeltme istemi, aynı Daire tarafından

reddedilmiştir.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sırasında 26/12/2001 tarihinde başvurucular Mahkeme heyetinin davadan

çekilmesini talep etmiş ve Adalet Bakanlığına şikayette

bulunmuşlardır.

16. Mahkeme heyetinin davadan çekilmesi üzerine dava dosyası

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

17. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi yaptığı yargılama

sonunda; 7/7/2004 tarih ve E.2002/1759, K.2004/906 sayılı kararla; taraflar

arasındaki sözleşmeye göre davalının defterlerinin esas olacağı, davalının

sözleşme hükümlerine aykırı fiilinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir.

18. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 4/7/2006

tarih ve E.2004/11930, K.2006/7908 sayılı ilamıyla; davalının gönderdiği

ihtarnamelere davacının itiraz ettiği dikkate alınarak, davalının yaptığı

işlemlerden davacının sorumlu olup olmayacağı değerlendirilip, sorumlu

tutulamayacağı kabul edildiğinde davacının isteyebileceği hisse senedi ve kar payı miktarının belirlenerek sonucuna göre karar

verilmesi gerektiği kanaatiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

19. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 25/12/2006 tarih ve

E.2006/12238, K.2006/13789 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

20. Başvurucular, 9/9/2004 tarihinde Pamukbank T.A.Ş.

aleyhine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları davada, hisse

senetlerinin iade edilmemesi nedeniyle munzam zararın tazminini talep etmişler,

Mahkemece 6/2/2007 tarih ve E.2004/938, K.2007/20 sayılı ilamla, dava

dosyasının, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1759 esas sayılı dava

dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.

21. Yargılama sırasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)

davaya feri müdahil olarak katılmıştır.

22. Yargılama sırasında Pamukbank T.A.Ş. ticaret sicilinden

terkin edilmiş, davalı sıfatıyla Halk Bankası A.Ş. davaya devam etmiştir.

23. Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan

yargılama sonunda; 7/10/2009 tarih ve E.2007/163, K.2009/544 sayılı kararla;

asıl davada davanın kısmen kabulüne, 107.342 lotluk hisse senedinin aynen

davacıya iadesine, temettü ödemeleri ve faiz talebinden kaynaklanan 32.561,41

TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen davanın konusu asıl davada verilen karar

ile halledilmiş olduğundan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına

hükmedilmiştir.

24. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/12/2011

tarih ve E.2010/510, K.2011/17293 sayılı ilamıyla; talepten fazlaya karar

verildiği, birleşen davada ölen davacı adına hüküm kurulduğu, bilirkişi

raporunda davacının talep edebileceği hisse senedi miktarının 10.342 lot olarak

belirtilmesine rağmen Mahkemece 107.342 lot hisse senedinin aynen iadesine

karar verildiği, asıl ve birleşen davalarda yargılama giderleri ve vekalet

ücreti için ayrı ayrı hüküm kurulmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın

bozulmasına karar verilmiştir.

25. Karar düzeltme istemi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

18/5/2012 tarih ve E.2012/4056, K.2012/8144 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

26. Ticaret mahkemelerinin tek hâkimli mahkeme olarak devam

etmesi nedeniyle yargılamaya İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam

edilmiştir.

27. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 22/2/2013 tarih ve E.2012/149, K.2013/37 sayılı kararla; asıl davanın

kabulüne 463,5 lot hissenin ve 477,70 TL kar payı

alacağının Halk Bankası A.Ş.'den alınarak davacının

mirasçılarına verilmesine, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar

verilmiştir.

28. Davalı feri müdahil TMSF tarafından karar temyiz edilmiş

olup, temyizden feragat edilmesi nedeniyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi,

22/1/2014 tarih ve E.2013/10137, K.2014/1321 sayılı ilamla feri müdahilin

temyiz isteminin reddine karar vermiştir.

29. Karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine hüküm

31/3/2014 tarihinde kesinleşmiştir.

30. a. Başvurucu Mahmut Ekrem Erhun

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunarak, davalı Pamukbak

T.A.Ş. yetkililerinin hisse senetleri bedelini zimmetlerine geçirdikleri ve

TMSF yetkililerinin bu olayı açığa çıkarmadıkları iddiasıyla güveni kötüye

kullanma ve görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmalarını talep

etmiştir.

b. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/10/2008 tarih ve

Soruşturma numarası 2008/34664, K.2008/22784 sayılı kararla iddia edilen eylem

tarihinin 1993 yılı olduğu, 1998 yılı itibarıyla zamanaşımının dolduğu

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

31. a. Başvuruculardan Mahmut Ekrem Erhun

20/11/2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne başvurarak

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını ileri sürmüş, talebi 4818/03 başvuru

numarasına kaydedilmiştir.

b. Başvurucular 17/6/2007 tarihinde AİHM'e

başvurarak yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını ileri sürmüşler,

talepleri 53842/07 başvuru numarasına kaydedilmiştir.

c. AİHM, 1/4/2008 tarihinde her iki başvurunun

birleştirilmesine karar vermiştir.

d. AİHM, 16/6/2009 tarihinde, 13 yıl 10 aydan fazla süren

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS)'nin 6/1. maddesinin ihlal

edildiğine, 4818/03 numaralı başvuru için Mahmut Ekrem Erhun'a

9.000 Euro, 53842/07 numaralı başvuru yönünden her iki başvurana ortaklaşa

10.000 Euro manevi tazminat ödenmesine, adil tatmine yönelik diğer tüm

taleplerin reddine karar verilmiştir.

32. Başvurucular, 21/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

33. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga

Borçlar Kanunu’nun 96., 98., 101. ve 105. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Mahkemenin 18/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 21/5/2013 tarih ve 2013/3588 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

35. Başvurucular, 12/7/1995 tarihinde murisleri tarafından

Pamukbank T.A.Ş aleyhine açılan alacak davasında verilen kararların Yargıtay

tarafından bozulduğunu, Pamukbank T.A.Ş.'nin Halk Bankası

tarafından devralınması üzerine davalı olarak Halk Bankası A.Ş.'nin davaya devam ettiğini, TMSF'nin

feri müdahil olarak davaya katıldığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AİHM'e yaptıkları başvuru sonucunda 16/6/2009 tarihinde AİHS'in 6/1. maddesinin ihlal edildiğine ve manevi

tazminatın tahsiline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararları sonrasında

7/10/2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararda

Mahkemece, hükmün bozulması için kasıtlı hatalar yapıldığını, kararın Yargıtay

11. Hukuk Dairesince bozulduğunu, karar düzeltme isteminin feri müdahil TMSF

tarafından yapılmasına, davacılar ve davalı tarafından talepte bulunulmamasına

rağmen Yargıtay 11. Hukuk Dairesince TMSF'nin borcu

üstlenen olarak kabul edildiğini ve karar düzeltme isteminin reddedildiğini,

bozmaya uyarak yargılamaya devam eden İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesince

22/2/2013 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Mahkemece

tarafsız yargılama yapılmadığını, çelişmeli yargılama ilkesine uyulmadığını,

gerekçenin çelişkili olduğunu, davalı Halk Bankasının yargılamanın bir kısmında

vekaletsiz olarak davaya katıldığını, raporlara yaptıkları itirazların

karşılanmadığını ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini,

davalının sunduğu gerçeklere aykırı belgelere göre rapor verildiğini,

13/10/1999 tarihli celseye katılan Hâkimin Mahkemenin tabii Hâkimi olmadığı

gibi geçici olarak atanan Hâkim de olmadığını, anılan Hâkimin dosyanın

bilirkişiye teslimini gerçekleştirdiğini, bu şekilde “tabii hâkim ilkesinin” ihlal edildiğini, Mahkemece

davalının defter kayıtlarında bilirkişilerce inceleme yapılmasına karar

verilmesinin silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiğini, davalının verilen

kesin sürelere rağmen belgeleri sunmadığını, AİHM kararının üzerinden 4 yıldan

fazla süre geçtiği halde yargılamanın devam ettiğini belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

36. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,

başvurucuların, İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları davanın

kısmen kabulüne karar verilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal

ettiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan ihlal iddialarının tamamı hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının, tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, kanuni hâkim

güvencesinin ihlali iddiaları ile yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaları kapsamında değerlendirilmiştir.

Öte yandan başvurucuların, davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil

yargılanma haklarının ihlali iddiaları ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılama Sürecine ve Sonucuna İlişkin Adil Yargılanma

Hakkı ile Mülkiyet Hakkının İhlali İddiaları

37. Bu başlık altında başvurucuların, hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının, tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, kanuni hâkim

güvencesinin ihlali iddiaları ile yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

39. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

40. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

41. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

42. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

43. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

44. Başvuru konusu olayda,

başvurucular 12/7/1995 tarihinde murisleri tarafından İstanbul 9. Asliye

Ticaret Mahkemesinde açılan alacak davasında verilen kararların Yargıtay

tarafından bozulduğunu, bozma kararı sonrasında 7/10/2009 tarihinde davanın

kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararda Mahkemece, hükmün bozulması için

kasıtlı hatalar yapıldığını, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulduğunu,

karar düzeltme isteminin feri müdahil TMSF tarafından yapılmasına davacılar ve

davalı tarafından talepte bulunulmamasına rağmen Yargıtay 11. Hukuk Dairesince TMSF'nin borcu üstlenen olarak kabul edildiğini ve karar

düzeltme isteminin reddedildiğini, bozmaya uyarak yargılamaya devam eden İstanbul

24. Asliye Ticaret Mahkemesince 22/2/2013 tarihinde davanın kısmen kabulüne

karar verildiğini, Mahkemece tarafsız yargılama yapılmadığını, çelişmeli

yargılama ilkesine uyulmadığını, gerekçenin çelişkili olduğunu, davalı Halk

Bankasının yargılamanın bir kısmında vekaletsiz olarak davaya katıldığını,

raporlara yaptıkları itirazların karşılanmadığını ve raporlar arasındaki

çelişki giderilmeden karar verildiğini, davalının sunduğu ve gerçeklere aykırı

belgelere göre rapor verildiğini, 13/10/1999 tarihli celseye katılan Hâkimin

Mahkemenin tabii Hâkimi olmadığı gibi geçici olarak atanan Hâkim de olmadığını,

anılan Hâkimin dosyanın bilirkişiye teslimini gerçekleştirdiğini, bu şekilde

tabi hâkim ilkesinin ihlal edildiğini, Mahkemece davalının defter kayıtlarında

bilirkişilerce inceleme yapılmasına karar verilmesinin silahların eşitliği

ilkesini ihlal ettiğini, davalının verilen kesin sürelere rağmen belgeleri

sunmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

45. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, başvurucuların yargılamanın sonucuna yönelik ihlal iddialarına karşı

yargısal başvuru yollarını tüketip tüketmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini

bildirmiştir.

46. Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru hakkı olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra kullanılabilir.

Başvurucular, ihlale neden oluğunu ileri sürdükleri İstanbul 24. Asliye Ticaret

Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararı temyiz etmemişler ve

bu anlamda olağan kanun yollarını tüketmeden bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

Karar feri müdahil TMSF tarafından temyiz edilmiş ve bilahare temyizden feragat

edilmiş, başvurucular ise temyiz talebinde bulunmamışlardır. Dolayısıyla

başvurucular, ihale neden olduğunu ileri sürdükleri iddialara ilişkin olarak

olağan kanun yollarına başvurmadıkları için yargısal yollar tüketilmemiştir.

47. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

48. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Başvurucular, murisleri tarafından İstanbul 24. Asliye

Ticaret Mahkemesine açılan alacak davasının makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

50. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılama yapılmadığına

yönelik ihlal iddialarına karşı görüş sunulmayacağını, ancak AİHM tarafından

verilen 16/6/2009 tarihli kararın dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.

51. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı

da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

52. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

53. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu alacak davasında, 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

54. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

12/7/1995 tarihidir. Ancak başvurucular AİHM'e

başvurup makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek ihlal iddiasında

bulunmuşlar ve AİHM tarafından 16/6/2009 tarihinde, makul sürede yargılama yapılmadığı

gerekçesiyle başvuruculara toplam 19.000,00 Euro tazminat ödenmesine karar

verilmiştir. Dolayısıyla davanın açıldığı 12/7/1995 tarihinden itibaren, AİHM

tarafından karar verilen 16/6/2009 tarihi arasındaki dönem makul sürede

yargılama yapılmadığı iddiası açısından değerlendirilmeksizin, 16/6/2009

tarihinden itibaren başlayan yargılama süreci nazara alınarak değerlendirme

yapılmıştır.

55. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanından

intikalle takip etmekte olduğu bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldığı an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

56. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erdiği

22/1/2014 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

57. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucuların murisleri tarafından 12/7/1995

tarihinde açılan alacak davasında Mahkemece tarafların delillerinin toplandığı

ve 4/12/1997 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 17/11/1998 tarihinde bozulması üzerine

Mahkemece bozma kararına uyularak bilirkişi raporu alınmış, 7/7/2004 tarihinde

davanın reddine karar verilmiştir. Kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince

4/7/2006 tarihinde tekrar bozulması üzerine Mahkemece bozma kararına uyularak

7/10/2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir. Kararın Yargıtay

11. Hukuk Dairesince 20/12/2011 tarihinde tekrar bozulması üzerine Mahkemece

bozma kararına uyularak bilirkişi raporu alınmış ve 13/2/2013 tarihinde davanın

kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın feri müdahil TMSF tarafından temyizi

sonucunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, temyizden feragat edilmesi nedeniyle

22/1/2014 tarihinde temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Karar düzeltme

yoluna başvurulmayan karar, 22/1/2014 tarihi itibarıyla kesinleşmiştir.

58. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

59. Başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, mülga1086 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun hükümlerine tabi bir

yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve 4 yıl 7 ay 6 gün devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

60. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

61. Başvurucular, 200.000,00 TL

maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

62. 6216 sayılı Kanun'un“Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak

şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

63. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin, AİHM tarafından verilen karar tarihi olan 16/6/2009

tarihinden itibaren, İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın

kesinleştiği tarihe kadar 4 yıl 7 ay 6 gün devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara

ayrı ayrı 1.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

65. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Yargılama sürecine ve

sonucuna ilişkin olarak adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının“başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı 1.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucular

:

Mahmut Ekrem ERHUN

Colette Monique

JOUROVSKY ERHUN

Temsilci : Mahmut Ekrem ERHUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3588, 18 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Jourovsky Erhun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3588
Tarih
18 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Cevriye Keçeciler Başvurusu (B. No: 2014/2803)
  • Fatih Hilmioğlu Başvurusu (B. No: 2014/648)
  • Lokman Çiftçi Başvurusu (B. No: 2013/9690)
  • Mesut Aşkın Başvurusu (B. No: 2014/1456)
  • Mehdi Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2013/8492)
  • S.ö. Başvurusu (B. No: 2013/7087)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.