İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehlika Betül Yedikardeş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/42843)

1. Başvuru, kayyıma devredilen şirketlerin hisse devir

Başvuru No2019/42843Tarih14 Aralık 2023Okuma18 dk · 3.503 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehlika Betül Yedikardeş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Aralık 2023
Başvuru Numarası
2019/42843
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.503 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kayyıma devredilen şirketlerin hisse devir

işlemlerinin muvazaalı olduğunun aksi ispat edilemez kanuni karine hâline

getirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 11/12/2019 ve 3/7/2020 tarihlerinde

yapılmıştır. Komisyon, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

4. 2020/20550 numaralı başvuru eldeki başvuruyla

birleştirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular Akfel Commodities Turkey Holding Anonim

Şirketinin (Akfel Holding/Şirket) hissedarıdır.

7. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılığın talebi üzerine İstanbul 13. Sulh

Ceza Hâkimliği 1/12/2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanması ile (FETÖ/PDY) irtibatı ve örgüte finansal desteği

bulunduğuna dair tespitler nedeniyle Akfel Holdinge ve bağlı şirketlerine

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyım olarak atanmasına karar

vermiştir. Kararda, 6758 sayılı Kanun ile kabul edilen 15/8/2016 tarihli ve 674

sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname'nin (674 sayılı KHK) 19. maddesinin ikinci fıkrası ve

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi

dayanak gösterilmiştir. Kararın gerekçesinde Mali Suçları Araştırma Kurulunca

(MASAK) hazırlanan 29/11/2016 tarihli inceleme raporuna atıfta bulunularak

Akfel Holdingin %83.74 hissesinin şüpheli M.F.B.ya, %14.78 hissesinin şüpheli

M.A.B.ya ait olduğu, diğer 3 hissenin de %0.49 oranında diğer aile fertlerine

ait olduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca Şirket tarafından para havalesi

yapılan gerçek ve/veya tüzel kişilerin büyük çoğunluğunun FETÖ/PDY'ye üye olma

ve terörizmin finansmanı suçlarından haklarında soruşturma yapılan kişiler

oldukları vurgulanmıştır. Bununla birlikte Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarına

göre Şirketin mal veya hizmet alımlarına ilişkin verdiği Form Ba

bildirimlerinde bazı şirketlerin yer almadığı dolayısıyla paraların hangi

amaçla gönderildiğinin tespit edilemediği ifade edilmiştir. Ayrıca Şirketin

hesaplarından FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatları tespit edilerek kapatılan

bazı kurumlara havale işlemleri yapıldığının tespit edildiği izah edilmiştir.

8. M.F.B. hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde

(Mahkeme) kamu davası açılmıştır. Söz konusu soruşturma ve kovuşturmada

başvurucular taraf değildir. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen 2020/57135 soruşturma numaralı başka bir dosyada, Merve Baltacı

Shimmel dışındaki başvurucular hakkında da FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

başlatılan soruşturmanın 17/3/2023 tarihinde takipsizlikle sonuçlandığı

anlaşılmaktadır.

9. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 11/2/2019 tarihli

kararıyla; Akfel Holding ile Akfel Grubu Baltacı Ailesi ve Akfel Holding ile

Akfel Grubu şirketleri tarafından, Akfel Holding ve Akfel Grubu şirketlerinin

hisselerine ilişkin yapılmış olan devir ve temlik işlemlerinin muvazaalı kabul

edilerek geçersiz sayılması ve söz konusu devirlerin ticaret sicilinden resen

terkin edilmesine karar verilmiştir. Kararda 6/2/2018 tarihli ve 7086 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 4. maddesi ile 25/7/2018 tarihli 7145 sayılı

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun'un geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrası dayanak gösterilmiştir. Kararda

özellikle Baltacı Ailesi, Akfel Holding ve Akfel Grubu şirketleri ile

ilgili soruşturmanın başladığı 21/5/2014 tarihinden yasal düzenlemenin

yürürlüğe girdiği tarihe ve/veya TMSF'nin kayyım olarak atandığı tarihe kadar

anılan şirketlerin hisselerine ilişkin yapılmış olan devir ve temlik işlerinin

muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılmasına ve söz konusu devirlerin ticaret

sicilinden resen terkin edilmesine karar verildiği belirtilmiştir.

10. Bu kararın infaz işlemlerini yapacak olan kamu

kurumlarında tereddütlerinin giderilmesine yönelik olarak 11/2/2019 tarihli

kararda tespiti yapılan dönemi kapsayan tüm hisse devirlerinin belirtilmesi ve

bu şekilde ilgili kurumlara bildirilmesi Başsavcılıkça talep edilmiştir. Bunun

üzerine İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, 4/3/2019 tarihli kararda aynı

gerekçeye dayanılarak ayrıca tespit edilen hisse devirleri tek tek

belirtilerek, belirtilen hisse devirlerinin ticaret sicilinden resen terkin

edilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucuların 4/3/2019 tarihli karara yaptıkları

itirazı inceleyen İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 24/5/2019 tarihinde itirazı

yerinde görmeyerek itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucuların benzer

itirazları Mahkeme tarafından da 29/6/2020 tarihli duruşmada incelenerek söz

konusu taleplerin hükümle birlikte değerlendirilebileceği gerekçesiyle

reddedilmiştir.

12. Nihai kararlar, başvurucular vekili tarafından

24/11/2019 ve 29/6/2020 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucular vekili 11/12/2019

ve 3/7/2020 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

13. 674 sayılı KHK'nın 19. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti,

iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi

uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca

varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu atanır."

14. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,

K.2021/45 sayılı kararıyla iptal edilen 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesi

şöyledir:

"4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde

ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu

maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış

olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve

ticaret sicilinden resen terkin edilir."

15. 7145 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde

ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten Fonun

kayyım olarak atandığı tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan

devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret

sicilinden resen terkin edilir."

16. 5271 sayılı Kanun’un 133. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)

Suçun bir şirketin

faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde;

soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin

yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim

organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı

veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile

birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle

kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret

sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.

(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım

hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma

veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat

kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın

tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.

(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine

karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre

başvurabilirler.

17. Anayasa Mahkemesi 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin

iptali istemini incelemiş ve 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı

kararıyla anılan maddeyi iptal etmiştir. İptal kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

367. Kuralda, 5271 sayılı Kanun’un 133.

maddesi gereği kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin

olarak soruşturmanın başladığı tarihten, kuralın yürürlüğe girdiği tarihe

kadarki süreçte yapılan devir ve temliklerin muvazaalı kabul edilerek iptal

edileceği hükme bağlanmıştır.

...

370. Kuralla, 5271 sayılı Kanun’un 133.

maddesi gereği kayyım atanan şirketlerde ceza soruşturmasının başladığı tarih

ile kuralın yürürlüğe girdiği tarihler arasında hukuk düzeninin öngördüğü

şekilde şirket ortaklık pay ve hakkı elde eden kişilerin devir ve temliklerinin

geçersiz sayılarak iptal edilmesi, Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen

mülkiyet hakkını sınırlandırdığı gibi hukuk düzeninin öngördüğü şekilde geçerli

olarak yapılan devir ve temliklerin temelinde yatan işlemlerin (hisse devir

sözleşmesi, alacağın temliki vs.) geçersiz sayılması suretiyle Anayasa’nın 48.

maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğü de sınırlandırılmaktadır.

371. Mülkiyet hakkı ve sözleşme

özgürlüğüne sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin

de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca

temel haklara sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama

sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

372. Kuralın millî güvenliğe ve kamu

düzenine aykırı faaliyetlerin odağı hâline gelebilecek şirketlerin mal

varlığının kaçırılmasının önlenerek bunların anılan faaliyetlerde finanse

edilmesini engellemek amacıyla ihdas edildiği dolayısıyla meşru bir amacının

olduğu ve bu amacı gerçekleştirmek için elverişli ve gerekli olduğu

söylenebilir.

373. Kuralla, kayyım atanan şirketlerde

ceza soruşturmasının başladığı tarihten 8/3/2018 tarihine kadarki süreçte

şirket ortaklarının pay ve haklarına ilişkin üçüncü kişilerle yaptıkları devir

ve temlikler muvazaalı kabul edilerek iptal edilmekte ve resen ticaret

sicilinden terkin edilmektedir. Kural, yapıldığı dönemde yürürlükteki hukuk

kurallarına göre geçerli olarak varlık kazanmış ve tamamlanmış hukuki işlemlere

doğrudan müdahale ederek bu işlemlerin geçerliliğini ortadan kaldırmaktadır.

374. Kural kapsamındaki devir ve

temlikler (sözleşmeler), aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni

bir karine oluşturulmak suretiyle geçersiz hale getirilmektedir. Başka bir

ifadeyle kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve hakkını devralan iyiniyetli

üçüncü kişilerin kuralla getirilen kanuni karinenin aksini yani işlemin

muvazaalı olmadığını iddia ve ispat etme imkânları bulunmamaktadır. Bu yönüyle

kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki keyfîlikleri

önleyecek yasal güvencelerin temin edilmediği anlaşılmaktadır.

375. Buna göre hukuki ilişkinin

kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte olan kanun hükümlerine uygun olarak

kazanılan şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat edilmesi

mümkün olmayan kanuni bir karineyle muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan

kaldırılmasını öngören kural, kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet

hakkı ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama

getirmektedir.

376. Bu çerçevede kuralın olağan dönemde

Anayasa’ya aykırı olduğu yönünde yapılan tespit, kuralların olağanüstü dönemde

Anayasa’ya aykırı olup olmadığı hususunda herhangi bir değerlendirmeyi

kapsamamaktadır.

377. Açıklanan nedenlerle kural

Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

..."

18. Anayasa Mahkemesi 7145 sayılı Kanun'un geçici 1.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının iptali istemini incelemiş ve 30/6/2022

tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla anılan maddenin iptali

istemini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

1015. Şirket ortaklık pay ve haklarının

mülkiyet hakkı kapsamında olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan

Anayasa’nın 48. maddesinin birinci fıkrasında 'Herkes, dilediği alanda çalışma

ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.'

denilmek suretiyle sözleşme özgürlüğü güvenceye bağlanmıştır. Sözleşme

özgürlüğü devletin kişilerin istedikleri hukuki sonuçlara ulaşmalarını

sağlaması ve bu bağlamda kişilerin belli hukuki sonuçlara yönelen iradelerini

geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukuki sonuçların

doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması anlamına gelmektedir. Sözleşme

özgürlüğü uyarınca kişiler, hukuksal ilişkilerini özgür iradeleriyle ve sözleşmelerle

düzenlemekte serbesttir. Sözleşme özgürlüğü, sözleşme yapma serbestisinin yanı

sıra yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir.

1016. Kuralla, 5271 sayılı Kanun’un 133.

maddesi gereğince kayyım atanan şirketlerde ceza soruşturmasının başladığı

tarih ile TMSF’nin kayyım olarak atandığı tarihler arasında hukuk düzeninin

öngördüğü şekilde şirket ortaklık pay ve hakkı elde eden kişilerin devir ve

temliklerinin geçersiz sayılarak iptal edilmesi, Anayasa’nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet hakkını sınırlandırdığı gibi hukuk düzeninin öngördüğü

şekilde geçerli olarak yapılan devir ve temliklerin temelinde yatan işlemlerin

(hisse devir sözleşmesi, alacağın temliki vs.) geçersiz sayılması suretiyle

Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğüne de

sınırlama getirilmektedir.

1017. Kuralın millî güvenliğe ve kamu

düzenine aykırı faaliyetlerin odağı hâline gelme şüphesi bulunan şirketlerin

mal varlığının kaçırılmasının önlenerek bunların anılan faaliyetlerin finanse edilmesinde

kullanılmasını engellemek amacıyla ihdas edildiği dolayısıyla meşru bir

amacının olduğu ve bu amacı gerçekleştirmek için elverişli ve gerekli olduğu

anlaşılmaktadır.

1018. Kuralla, kayyım atanan şirketlerde

ceza soruşturmasının başladığı tarihten TMSF’nin kayyım olarak atandığı tarihe

kadarki süreçte şirket ortaklarının pay ve haklarına ilişkin üçüncü kişilerle

yaptıkları devir ve temlikler muvazaalı kabul edilerek iptal edilmekte ve resen

ticaret sicilinden terkin edilmektedir. Kural belirli bir dönemde yapılan ve o

dönemde hukuken varlık kazanmış ve tamamlanmış hukuki işlemlere yönelik

müdahale öngörmektedir.

1019. Kural kapsamında işlemin yapıldığı

dönem şartları (ceza soruşturmasının başlaması) muvazaanın varlığının ortaya

konulmasında yeterli bir olgu olarak görülmüş ise de kuralda kişilerin somut

olay koşullarında devir işleminin geçerli hukuki nedenlere dayandığını ispat

etmesini engelleyen herhangi bir durum öngörülmemiştir.

1020. Dolayısıyla kuralda kayyım atanan

şirketlerde ortaklık pay ve hakkını devralan iyiniyetli üçüncü kişilerin

muvazaanın olgusal temelini oluşturan gerçek iradeye aykırı işlem tesis

edildiğinin aksini iddia ve ispat etme imkânlarının olmadığı söylenemez. Bu

yönüyle kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki

keyfîliği önleyecek yasal güvencelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

1021. Bu açıdan hukuki ilişkinin

kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte olan kanun hükümlerine göre kazanılan

şirket ortaklık pay ve hakkının muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan

kaldırılmasını öngören kuralla mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğüne getirilen

sınırlamanın ölçülü olmadığı söylenemez.

1022. Açıklanan nedenlerle kural,

Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi

gerekir."

19. Anayasa Mahkemesi 7082 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul

Edilmesine Dair Kanun'un 12. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının iptali

istemini incelemiş ve 31/5/2023 tarihli ve E.2018/77, K.2023/105 sayılı

kararıyla anılan fıkraları iptal etmiştir. İptal kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"...

260. Dava konusu kurallar ile 7086

sayılı Kanun’un 4. maddesi benzer niteliktedir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021

tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu maddenin Anayasa’ya

aykırı olduğuna ve iptaline hükmedilmiştir.

261. Anılan kararın gerekçesinde kural

kapsamındaki devir ve temliklerin (sözleşmeler), aksinin iddia ve ispat

edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karine oluşturulmak suretiyle geçersiz hâle

getirildiği, başka bir ifadeyle kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve

hakkını devralan iyiniyetli üçüncü kişilerin kuralla getirilen kanuni karinenin

aksini yani işlemin muvazaalı olmadığını iddia ve ispat etme imkânlarının

bulunmadığı, bu yönüyle kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak

ve bu konudaki keyfîlikleri önleyecek yasal güvencelerin temin edilmediği;

hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerine

uygun olarak kazanılan şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat

edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karineyle muvazaalı olduğunun kabul edilerek

ortadan kaldırılmasını öngören kuralın, kişilere aşırı bir külfet yükleyerek

mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir

sınırlama getirdiği belirtilmiştir (AYM, E.2018/81, K. 2021/45, 24/6/2021, §§

369-376) .

262. Dava konusu kurallar açısından söz

konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı

Kanun’un 4. maddesinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu

kurallar yönünden de geçerlidir.

263. Açıklanan nedenlerle kurallar,

Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Anayasa Mahkemesinin 14/12/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucular, tarafı olmadıkları soruşturma

dosyasında bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimlikleri tarafından Anayasa

aykırı düzenlemelere dayanılarak ve gerekçesiz olarak hukuka aykırı karar

verilmesinden ve bu kararların kendilerine tebliğ edilememesinden

yakınmaktadır. Başvurucular bu gerekçelerle masumiyet karinesi ile kanunsuz suç

ve ceza olmaz, silahların eşitliği, hukuki güvenlik ve eşitlik ilkeleri ile

adil yargılanma, gerekçeli karar, savunma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

22. Bakanlık görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat

hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınmasının

faydalı olacağı belirtilmiştir.

23. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanında işlem

tarihinde haklarında soruşturma olmadığını, Merve Baltacı Shimmel haricindeki

başvurucular hakkındaki soruşturmanın da takipsizlikle sonuçlandığını beyan etmiştir.

Başvurucular ayrıca müdahalenin beş yılı aşkın zamandır devam etmesini ayrıca

şikâyet konusu yaparak başvuru formundaki beyanlarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların temel şikâyeti hisse devirlerinin

muvazaalı kabul edilmesine yöneliktir. Sulh Ceza Hâkimlikleri devrin muvazaalı

olup olmadığı yönünde bir inceleme yapmadan doğrudan kanuni düzenlemelere atıf

yaparak karar verdikleri gözetildiğinde başvurucuların şikâyetlerinin

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak

Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan Anayasa

Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararında,

incelemenin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılmadığı gözetildiğinde eldeki

bireysel başvuruda da Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında bir inceleme

yapılmayacaktır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

27. Geçersiz kabul edilen şirket hisselerinin

başvurucular adına kayıtlı olması mülkün var olduğu sonucuna ulaşılması için

yeterli görülmüştür.

a. Genel

İlkeler

28. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat

Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

29. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân

sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının

olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna

göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı

yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı

zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola

başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken

dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki

iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı

sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili

ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan, B. No:

2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).

30. Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet

ve miras haklarına sahiptir." hükmüne yer verilerek mülkiyet hakkı

güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 5. maddesi ise insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve

görevleri arasında saymıştır. Mülkiyet hakkının etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin bu haklara müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz.

Anayasa’nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde 35. maddesi uyarınca

devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere söz

konusu temel hakların korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 37; AYM, E.2019/11,

K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Türkiye Emekliler Derneği, B. No:

2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §

43).

31. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet

hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir. Koruyucu

önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise

müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari

ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına müdahalenin malik üzerinde

doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün değilse

malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal

birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülüklerinin

bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., B.

No: 2014/8649, 15/2/2017, § 46, 48).

32. Devletin taşınmaz mülkiyetinin kaybı sonucunu doğuran

kamu gücü işlemlerinin hukuka aykırılığı iddialarını ileri sürebileceği,

gerekirse mülkten yoksun bırakan işlemin sonuçlarını telafi edebilecek başvuru

yollarının oluşturulması Anayasa'nın 40. maddesinin gereğidir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

33. Somut olayda mahkemelerce başvurucuların hisse

devirlerinin muvazaalı olmadığı iddiası, 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile

7145 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayalı olarak

davanın esası incelenmeden reddedilmiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi

24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararında yukarıda alıntılanan

7086 sayılı Kanun'un 4. maddesini Anayasa'nın 13., 35. ve 48. maddelerine

aykırı görerek iptal etmiştir. Bu kararda söz konusu devirlerin, aksinin iddia

ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karine oluşturulmak suretiyle

geçersiz hâle getirildiği vurgulanmıştır. Böylelikle hukuki ilişkinin kurulduğu

tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerine uygun olarak kazanılan

şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan

kanuni bir karineyle muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan kaldırılmasını öngören

kuralın, kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet hakkı ve sözleşme

özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna

varılmıştır. 7082 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarının iptaline ilişkin 31/5/2023 tarihli ve E.2018/77, K.2023/105sayılı

kararında da benzer şekilde hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibarıyla

yürürlükte olan kanun hükümlerine göre kazanılan şirket ortaklık pay ve

hakkının muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan kaldırılmasını öngören kuralla

mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ölçüsüz olduğu

ifade edilmiştir (bkz. §§ 17, 19).

34. Dolayısıyla anılan iptal kararları doğrultusunda

hisse devrinin geçersiz sayılmasına ilişkin kararlara karşı açılan davanın

esasının incelenmemesi nedeniyle somut olayın koşullarında mevcut davanın

etkili bir başvuru yolu olma kapasitesini yitirdiği değerlendirilmiştir. Bu

itibarla söz konusu devir işlemine ilişkin olarak aksi ispat edilemeyen bir

karineden hareketle bu devir işleminin muvazaalı olmadığının ortaya konulması

imkânının kaldırılmış olması mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili

başvuru hakkının ihlaline yol açmıştır.

35. Açıklanan gerekçeyle Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.

maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

VI. GİDERİM

36. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılamaya

hükmedilmesini talep etmiştir.

37. Başvuruda tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu

kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

38. Bu ihlal kararının başvurucu tarafından açılan

davanın esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği vurgulanmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini giderecek şekilde

yeniden yapılacak yargılamada ilgili uyuşmazlık hakkında gereken kararı vermek

Mahkemenin takdirindedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2020/41)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 811,50 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 19.611,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Kenan YAŞAR Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucular : 1. Mehlika Betül YEDİKARDEŞ 2. Melike BALTACI 3. Merve BALTACI SHIMELL 4. Şükriye BALTACI Başvurucular Vekili : Av. Coşkun ATILĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/42843, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. VI. Giderim
  16. A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru
  17. B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  18. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı
  19. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/42843
Tarih
14 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Serdar Güzelçay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2022/66987)
  • Emre Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/36761)
  • Aysu Yenidünya Başvurusu (B. No: 2020/3277)
  • Uğur Ali Naki Yüreğiçatal Başvurusu (B. No: 2020/22948)
  • E. E. Başvurusu (B. No: 2021/15139)
  • Ahmet Kardam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/29604)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.