İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali Bağdatlı ve Sezgin Ertaş Başvurusu (B. No: 2014/3911)

(Başvuru

Başvuru No2014/3911Tarih12 Ocak 2017Okuma20 dk · 3.905 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ali Bağdatlı Ve Sezgin Ertaş Başvurusu

Başvuru No
2014/3911
Karar tarihi
12 Ocak 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.905 kelime·20 dk okuma·16 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/3911)

Karar

Tarihi: 12/1/2017

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Engin

YILDIRIM

Üyeler : Recep

KÖMÜRCÜ

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Raportör : Hüseyin

MECEK

Başvurucular : 1.

Mehmet Ali BAĞDATLI

2. Sezgin ERTAŞ

Vekili : Av.

Nergiz ÖRS KIYMACI

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama sırasındaki

işkence ve kötü muamele iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 20/3/2014 tarihinde

İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca

31/12/2014 tarihinde 2014/3911 numaralı, Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca

2014/3912 numaralı başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. 2014/3912 numaralı bireysel

başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3911 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2014/3912 numaralı bireysel

başvuru dosyasının kapatılmasına ve incelemenin 2014/3911 numaralı bireysel

başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurunun bir örneği görüş için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/4/2016

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş 18/4/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir. Başvurucular vekili, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

9. Sırasıyla 1984 ve 1988 doğumlu

olan başvurucular Mehmet Ali Bağdatlı ve Sezgin Ertaş, Hatay’da ikamet

etmektedirler.

10. 2/6/2013 tarihinde İskenderun Anıt

Meydanı’nda, kamuoyunda "Gezi Parkı olayları" olarak adlandırılan

gösterilere destek amacıyla eylem gerçekleştirilmiştir. Eyleme katılan

başvurucuların yakalanması amacıyla polis memurları tarafından yapılan takip

sırasında başvurucuların bulunduğu aracın Feyzan Kanalı beton istinat duvarına

çarpması sonucunda trafik kazası meydana gelmiştir. Başvurucular kazadan sonra

polis memurlarınca darbedildiklerini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular hayati

tehlike geçirecek şekilde, aynı araçta bulunan diğer kazazedeler U.A., Ş.H. ve

D.Ş. basit tıbbi müdahaleyle giderilecek şekilde yaralanmışlardır.

11. 3/6/2014 tarihinde saat 00.20’de

meydana gelen kazayla ilgili olarak olay ve yakalama tutanağı tanzim

edilmiştir. Tutanakta İstanbul Taksim Meydanı Gezi Parkı’na 31/5/2013 tarihinde

yapılan müdahaleyi protesto etmek amacıyla 1/6/2013’te İskenderun’da yapılan

yürüyüş esnasında çıkan olaylarda gözaltına alınan şahıslara destek olmak

amacıyla 2/6/2013 tarihinde marjinal sol grupların katılımıyla yaklaşık 2.700

kişinin toplandığı, saat 20.00 sıralarında polis tarafından eylemin izinsiz ve

yasalara aykırı olduğu uyarısı yapılarak grubun dağılmasının istendiği ancak

grubun dağılmadığı, Şehit Pamir Caddesi’ne yürüyüşe geçtikleri, kolluk güçleri

tarafından göstericilere müdahale edildiği, grubun başındaki U.A. isimli

kişinin uyarıldığı; ancak, grubun uyarılara aldırmaması nedeniyle bazılarının

gözaltına alınarak göstericilerin kısmen dağıtıldığı, saat 23.00 sıralarında

çöp bidonlarıyla yollara barikat kurulduğu, göstericilerin polislere taş atmaya

başladıkları, taş atan bu grubun başında yine U.A. ve yanında bulunan Ş.H.,

Mehmet Ali Bağdatlı, Sezgin Ertaş ve D.Ş. isimli kişiler olduğu, bu kişilerin

göstericileri tahrik ettikleri, polisin müdahalesi sona erdikten sonra yakalanmaları

için takibe alındıkları, takip sonunda … adresindeki eve girdikleri, yapılan

araştırma sonucunda bu adreste A.K. isimli kişinin oturduğu tespit edilerek

arama kararı talep edildiği, henüz arama kararı verilmeden bu kişilerin …

plakalı araca bindikleri, aracın üzerlerinde resmî polis yeleği bulunan

görevliler tarafından durdurulmak istendiğinde araç sürücüsünün dur ihtarına

uymayarak aracı polisin üzerine sürdüğü, polisin havaya iki el ateş açtığı,

aracın polis tarafından takibe alındığı, su şebekesi çalışmalarından dolayı

yolun bozuk ve tozlu olması nedeniyle aracın gözden kaçırıldığı, bir süre sonra

aracın Şehit Ahmet Yaman Caddesi’yle 152. Sokak’ın kesiştiği yerdeki beton

istinat duvarına çarparak kaza yaptığının görüldüğü, sürücü koltuğunda U.A.nın

bulunduğu, şahısların İskenderun Devlet Hastanesine götürülerek tedavilerinin

yaptırıldığı kayıtlıdır.

12. 3/6/2013 tarihinde saat 00.20’de

tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda araç sürücüsü

U.A.nın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapması nedeniyle engel bir

cisme çarparak kazanın meydana geldiği belirtilmiştir.

1. Başvurucuların, Araçta

Bulunan Diğer Kişilerin ve Tanıkların Beyanları

13. Başvurucu Mehmet Ali Bağdatlı

11/6/2013 tarihinde kollukta verdiği beyanında araçla seyir hâlindeyken silahla

kendilerine ateş edildiğini, aracın hızlı bir şekilde sola doğru manevra

yapmasından sonra duvara çarptığını hatırladığını, hastanede kendine geldiğinde

arkadaşlarından öğrendiğine göre havaya ateş eden ve kaza sonrasında kendilerini

yere yatıran şahısların sivil polisler olduğunu öğrendiğini, kaza yapmalarına

neden olan polislerden şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun bu

beyanında işkence ve kötü muameleye ilişkin anlatımı bulunmamaktadır.

14. Başvurucu

Sezgin Ertaş 7/6/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığında ve 24/9/2013 tarihli

kollukta verdiği ifadelerinde arkadaşları A.K.nin evinde bir süre oturduktan

sonra evden çıkarak U.A.nın kullandığı araca binecekleri sırada arkalarında

bulunan, sonradan sivil polis olduğunu öğrendiği kişilerin ateş ederek

üzerlerine doğru gelmeleri üzerine hızlıca araca bindiklerini, daha sonra

polislerin araca elleriyle vurmaya başladıklarını, U.A.nın panikleyerek aracı

hareket ettirdiğini, virajı alamayarak köprü duvarına çarptıklarını, çenesinin

kırıldığını, kazadan sonra neler olduğunu görmediğini beyan etmiştir.

Başvurucunun bu beyanında işkence ve kötü muameleye ilişkin anlatımı

bulunmamaktadır.

15. Araç

sürücüsü U.A. 3/6/2013 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde araçta yolcu

olarak bulunan D.Ş., Ş.H., Mehmet Ali Bağdatlı ve Sezgin Ertaş’ı evlerine

bırakmak üzere yola çıktıklarını, bir aracın kendisini takip ettiğini, silah

sesi duyması üzerine panik hâlde uzaklaşmaya çalıştığı sırada virajı alamayarak

bir yere çarptığını, kaza sonrasında özel harekat polislerinin kendilerine

kelepçe taktığını, kazadan sonra yaralı hâldeyken müdahalede bulunan,

ayaklarıyla üzerlerine basan ve konuşmalarına izin vermeyen polislerden

şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.

16. Kaza

yapan araçta bulunan D.Ş. ve Ş.H. 3/6/2013 tarihli kollukta verdikleri

ifadelerinde kazanın nasıl meydana geldiğini tam olarak bilmediklerini, kaza

sonrasına ilişkin bir şey hatırlamadıklarını beyan etmişlerdir.

17. Polis

Memurları İ.A., İ.C., H.D., R.G. ve U.U. 4/6/2013 tarihli beyanlarında; Taksim

Gezi Parkı eylemlerine destek olarak Anıt Meydanı’nda toplanan yaklaşık 2.700

kişilik grubun saat 18.00’den 20.00’ye kadar gösteri yaptığını, grubun

dağılmayarak yürüyüş yapmak istediğini, uyarılara rağmen grubun dağılmaması

üzerine çevik kuvvet tarafından Şehit Pamir Caddesi üzerinde gruba müdahale

edilerek grubun dağıtıldığını, saat 23.00 sıralarında Fener Caddesi üzerinde

yine grupların toplanarak çöp bidonlarını yollara devirmek suretiyle barikat

kurarak eylem yaptıklarını, yolu trafiğe kapattıklarını, görevlilerin

ikazlarına uymayarak zorluk çıkardıklarını, taş, sopa ve şişe attıklarının

görülmesi üzerine gruba tekrar müdahale edildiğini, elinde megafonla baştan

sona kadar grubu yönlendirerek provoke eden U.A. isimli şahısla yanında bulunan

arkadaşlarının müdahale sonrasında arbededen faydalanarak kaçtığını, Piri Reis

Mahallesi … No.lu adrese girdiklerini, U.A. ile yanında bulunan ve grubu

yönlendiren diğer şahısların yakalanabilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığından

arama ve yakalama kararı talep edildiğini, evin yanında arama ve yakalama

kararının gelmesini bekledikleri sırada -saat 00.05 sıralarında- U.A.nın biri

bayan dört kişiyle… plaka sayılı araca bindiğini, bu esnada üzerinde resmî

polis yeleği bulunan bir polisinaraca yaklaşarak eliyle beklemelerini işaret

ettiğini ancak aracın hızlı bir şekilde polisin eline çarparak stadyum

istikametine doğru gittiğini, bir polisin havaya tabancayla iki el uyarı ateşi

açtığını, aracın ikazlara aldırmayarak stadyum yönüne doğru uzaklaştığını, iki

ekibin aracın kaçış istikametine doğru hareket ettiğini, cadde üzerinde su

şebekesi çalışması olduğundan çok hızlı ilerleyemediklerini, bu nedenle aracın

birden gözden kaybolduğunu, birkaç dakika kadar sonra aracı stadyumun yanında

kanal istinat duvarına çarpmış vaziyette gördüklerini, haber merkezine anons

yaparak olay yerine 112 sağlık ekiplerinin gelmesini talep ettiklerini,

ambulansı bekledikleri sırada aracın yanabileceği ve içindekilerin zarar

görebileceği endişesiyle araçta bulunan şahısların dışarıya çıkmalarına yardım

ettiklerini, bir süre sonra olay yerine iki ambulansın geldiğini, araç sürücüsü

olan ve tahkikat gereği aranan U.A.nın araçtan iner inmez avukat istediğini,

Mehmet Ali Bağdatlı’nın kendisinin avukat olduğunu beyan ettiğini, şahısların

tümünün ambulansla hastaneye götürüldüğünü ifade etmişlerdir.

19. Başvurucuların

arkadaşları tanıklar A.K. ve D.K. 3/6/2013 tarihli kolluktaki ifadelerinde,

olay gecesi başvurucularla arkadaşlarının evden dışarı çıktıklarını, polisin

hiçbir uyarıda bulunmadan beş altı el ateş ettiğini balkondan gördüklerini

ancak kazaya tanık olmadıklarını beyan etmişlerdir.

2. Adli

Muayene Raporları

20. Kaza

sonrasında başvurucular ve araçta bulunan diğer mağdurların İskenderun Devlet

Hastanesi tarafından adli muayeneleri yapılmıştır. Başvurucular kesin

raporlarını ibraz etmemişlerdir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nde (UYAP) de

anılan raporlar bulunmamaktadır.

21. Başvurucu Sezgin Ertaş’ın 3/6/2013

geçici raporunda (Bir kısmı okunamadı.) vücudunda 10x2 cm abrazyon (deri sıyrılması)

olduğu, hayati tehlikesinin bulunduğu kayıtlıdır. 11/6/2013 tarihinde

başvurucunun ifade vermek üzere adliyeye çağrıldığında kolluk tarafından tanzim

edilen tutanakta kuzeni I.E.nin beyanına göre başvurucunun çenesinin kırık

olduğu, evde yattığı, konuşamadığı, bu nedenle ifade vermeye gidemeyeceği

belirtilmiştir.

22. Başvurucu Mehmet Ali Bağdatlı’nın

raporunda, sağ omuz, humerus (omuzla dirsek arasındaki kemik) başı ve humerus

distalinde (dirsek kısmı) parçalı kırık olduğu, hayati tehlikesinin bulunduğu,

Antakya Araştırma Hastanesine sevk edildiği kayıtlıdır. Antakya Devlet

Hastanesinin raporu başvuru dosyasında bulunmamaktadır.

23. Başvurucularla aynı araçta bulunan

diğer kişiler vücutlarının muhtelif bölgelerinden basit tıbbi müdahaleyle

giderilecek şekilde yaralanmışlardır. H.Ş.nin raporunda, sol ön kol extansör

yüzde 10x25 cm’lik abrazyon; D.Ş.nin raporunda yüzde (Bir kısmı okunamadı.) 2x1

cm’lik abrazyon, çene altında 3x1 cm’lik abrazyon, sol ön kolda 5x3 cm’lik

abrazyon; U.A.nın raporunda, sağ ön kolda 5x3 cm’lik abrazyon, 2 cm kesi, sol

ön kolda 6x4 cm’lik abrazyon olduğu belirtilmiştir.

3. Başvurucuların

Soruşturma Sırasındaki Talepleri

24. Başvurucular vekili 18/6/2013

tarihli dilekçeyle başvurucularda oluşan yaraların hangisinin trafik kazası,

hangisinin polisin darbetmesi sonucunda olduğunun tespiti için rapor

aldırılmasını, gece saat 01.30 civarında Devlet Hastanesine getirilen

başvurucuları hangi polislerin getirdiğinin belirlenmesi için kamera

kayıtlarının istenmesini ve bununla ilgili şikâyetin tefrik edilerek ayrı bir

soruşturma yürütülmesini talep etmiştir.

25. Bu talepler Cumhuriyet Savcılığı

tarafından şüphelilerin kesin raporlarının aldırılmış olduğu, olaylar arasında

hukuki irtibat bulunduğu, şüphelileri hastaneye getiren polislerin kimliğinin

tespitinin olayla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

4. Soruşturma Sonunda

Verilen Karar

26. İskenderun Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/11/2013 tarihli ve 2013/6227 Soruşturma No.lu kararıyla

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümleri

şöyledir:

“…

03/06/2013 tarihli Olay ve Yakalama

tutanağının incelenmesinde; 02/06/2013 günü saat 18.00 sıralarında İskenderun

Anıt Alanında yaklaşık 2.700 kişinin katılımıyla gösteri düzenlendiği, U.A.nın

bu gösterinin başından sonuna kadar elinde megafon ile topluluğu provoke

ettiği, topluluğun Anıt Alanından Şehit Pamir Caddesine doğru yolu kapatarak

yürüyüşe geçtiği, grubun başında da U.A.nın bulunduğunun, grubun tüm uyarılara

rağmen yürüyüşe devam etmeleri üzerine olaya müdahale edildiğinin, bu sırada

çıkan arbede sırasında U.A. ile yanında bulunup grubu yönlendiren diğer

kişilerin olay yerinden kaçtıklarının, bu olayların saat 23.00'e kadar devam

ettiğinin, 23.00 sıralarında Fener Caddesi’nde bir grubun toplanarak çöp

bidonlarını yola devirip barikat kurdukları ve yolu trafiğe kapattıkları, bu

grubun başında da yine U.A. ile Ş.H., Mehmet Ali Bağdatlı, Sezgin Ertaş ve

D.Ş.nin bulunduğunun tespit edildiği, şahısların takip edildiğinde A.K.ye ait

Piri Reis Mah. … sayılı adrese girdiklerinin görüldüğü, şahısların

yakalanabilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığından arama ve yakalama kararı

alındığı ve 3/6/2013 günü saat 00.10 sıralarında arama yapmak için söz konusu adrese

gidildiğinde U.A.nın da aralarında bulunduğu biri bayan 4 erkek şahsın …

plakalı araca bindiklerinin görüldüğü, resmi kıyafetli polis memurlarınca söz

konusu aracın durdurulmak istendiği, ancak aracı polis memurlarının üzerine

süren şüphelilerin hızlı bir şekilde Piri Reis Mah. Şehit Ahmet Yaman Caddesi

istikametinden stadyuma doğru devam ettikleri, aracın durması için havaya doğru

iki el uyarı ateşi yapıldığını, ancak aracın durmayarak kaçtığının, yapılan

takip sonucu söz konusu aracın Şehit Ahmet Yayman Caddesi ile 152. Sokağın

kesiştiği Fezeyan Kanalı beton istinat duvarına çarparak kaza yapmış şekilde

bulduklarının, aracın şoför koltuğunda U.A.nın, sağ ön koltuğunda bir erkek

şahsın, arka koltukta ise 1 bayan 2 erkek şahsın bulunduğunun görüldüğü ve 112

sağlık ekiplerine haber verilmesi üzerine şahısların tedavi için hastaneye

götürüldüklerinin belirtildiği,

Cumhuriyet Başsavcılığımızın

2013/6730 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; U.A. hakkında … plakalı

aracıyla 02/06/2013 günü saat 23.50 sıralarında meydana gelen tek taraflı

trafik kazası sonucu Sezgin Ertaş, Mehmet Ali Bağdatlı, Ş.H. ve D.Ş.nin

yaralanması olayı hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçu açısından

soruşturma yürütüldüğü, bu soruşturma kapsamında alınan doktor raporlarına

göre; U.A. ile D.Ş.nin söz konusu kaza nedeniyle hayati tehlike geçirmeksizin

BTM ile düzelir derecede, Mehmet Ali Bağdatlı ve Sezgin Ertaş'ın hayati tehlike

geçirecek ve BTM ile düzelmeyecek derecede yaralandıklarının anlaşıldığı.

Yine bu dosyada mevcut trafik kaza

tespit tutanağına göre söz konusu kazanın oluşumunda … plakalı araç sürücüsü

U.A.nın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralım ihlal ettiğinin

belirtildiği,

Müştekiler her ne kadar kaza

sonrasında polisler tarafından darbedildiklerini iddia etmiş iseler de doktor

raporlarında belirtilen yaralanmaların geçirmiş oldukları trafik kazasından

kaynaklandığı, raporlarda başkaca bir yaralanmanın belirtilmediğinin

anlaşıldığı, dolayısıyla müştekilerin polisler tarafından darbedildiklerine

ilişkin iddiaların soyut iddia mahiyetinde olduğu ve görevli polis memurlarının

görevlerini kötüye kullanarak müştekileri ettiklerine dair müştekilerin soyut

iddiası dışında herhangi bir delil bulunmadığının anlaşıldığı,

Polis memurlarınca müştekilerin

aracına doğru ateş edilmesi iddiasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmede:

2559 Sayılı Polis Vazife ve

Salahiyetleri Kanunu'nun 16/7-c maddesi uyarınca polisin hakkında tutuklama,

gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin

ya da suç üstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak

ölçüde silah kullanmaya yetkili olduğunun, aynı maddenin 8. fıkrasına göre

silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde dur çağrısında

bulunulacağının, kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde önce

uyarı amacıyla silahla ateş edileceğinin, buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi

dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin

yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edileceğinin

düzenlendiği,

Soruşturma konusu olay kapsamında

yukarıda bahsedilen olay tutanağına göre; şüpheliler U.A., D.Ş., Ş.H., Mehmet

Ali Bağdatlı ve Sezgin Ertaş'ın 2911 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan dolayı

yakalanmaları amacıyla haklarında İskenderun C.Başsavcılığınca verilmiş

03/06/2013 tarihli arama kararı ve gözaltı talimatı bulunduğu, kolluk

görevlilerinin şüphelilerin araçla hareket halinde olduklarını görmeleri

üzerine durmaları için ikazda bulunmasına rağmen aracın hareket etmesi üzerine

durmalarını sağlamak amacıyla havaya iki el ateş edildiğinin belirtildiği, söz

konusu ateş etme olayının yukarıda açıklandığı şekilde Polis Vazife ve

Salahiyetleri Kanunu’nun 16/7-c maddesi uyarınca silah kullanma yetkisi

kapsamında kaldığının ve CMK 24/1 maddesi uyarınca bu eylem bakımından ilgili

polis memurlarının kanun hükmünü ifa nedeniyle cezai sorumluluklarının

bulunmayacağının anlaşıldığı,

Müştekilerin kaza yapmalarına polis

memurlarının neden olduğuna ilişkin iddiasıyla ilgili olarak yapılan

değerlendirmede, trafik kaza tespit tutanağına göre söz konusu kazanın sürücü

U.A.nın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralım ihlal etmesi

nedeniyle gerçekleştiği, bu hususta polis memurlarına atfı kabil herhangi bir

kusur bulunmadığının anlaşıldığı,

Tüm bu hususların bir arada

değerlendirilmesinde;

İskenderun ilçe Emniyet Müdürlüğünde

görevli polis memurları hakkında müştekilere yönelik kasten yaralama iddiası

bakımından atılı suçu işlediklerine dair delil bulunmaması, müştekilerin

aracına doğru silahla ateş etmeleri iddiası bakımından 2559 Sayılı Kanun'un

16/7-c ve TCK’nın 24/1 maddeleri uyarınca ve müştekilerin kaza yapmalarına

neden olma iddiası bakımından ise herhangi bir kusurlarının bulunmaması

nedeniyle KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA [karar verilmiştir].”

27. Bu karara başvurucular tarafından

yapılan itiraz, Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/1/2014 tarihli ve 2014/62

Değişik İş sayılı kararıyla “kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte

ve nitelikte delil ve neden bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir.

28. Ret kararı başvurucular vekiline

20/2/2014 tarihinde tebliğ edildiğinden 20/3/2014 tarihinde yapılan bireysel

başvurularda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 86. ve 87. maddeleri şöyledir:

“Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının

vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden

olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

…

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

…

İşlenmesi halinde, şikâyet

aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış

yaralama

Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili,

mağdurun;

…

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir

duruma,

…

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye

göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya

giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

…

(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.)

Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması

halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat

fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

…”

30. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı

Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu’nun 16. maddesi şöyledir:

“Zor ve Silah Kullanma

Madde 16- (Değişik madde:

02/06/2007-5681 S.K./4.mad)

Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında,

direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek

şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

…

Polis;

…

c) Hakkında tutuklama, gözaltına

alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da

suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak

ölçüde,

…

silah kullanmaya yetkilidir.

Polis, yedinci fıkranın (c) bendi

kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur"

çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde,

önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi

dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin

yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.

…”

31. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 90.

maddesi şöyledir.

“Yakalama ve yakalanan kişi hakkında

yapılacak işlemler

Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen

hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.

b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen

kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme

olanağının bulunmaması.

(2) Kolluk görevlileri, tutuklama

kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca

bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı

bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

33. Başvurucular 2/6/2013 günü

İskenderun Anıt Meydanı’nda yapılan Gezi Parkı eylemlerine katıldıklarını, saat

19.00’da kalabalık dağılırken polis müdahalesinin başladığını, saat 20.30’da

arkadaşları A.K.nin evine gittiklerini, evde D.Ş., U.A. veŞ.H.ile bir süre

oturduktan sonra saat 23.30 sıralarında evlerine dönmek üzere araca binecekleri

sırada kendileri hakkında verilmiş arama ve gözaltı kararı olmadan takip

edildiklerini, polis olduğunu anlamadıkları bir grubun koşarak kendilerine

yaklaşıp üzerlerine ateş açtığını,araç hareket ettikten sonra polisin

kendilerini takip ettiğini, aracı kullanan arkadaşları U.A.nın panikleyerek

aracın hâkimiyetini kaybedip duvara çarptığını, başvurucu Mehmet Ali

Bağdatlı’nın sağ omuz ve humerus, diğer başvurucunun çenesinin kırılarak hayati

tehlike geçirecek şekilde yaralandıklarını, arama ve yakalama kararı olmadan

peşlerine düşerek kazaya sebebiyet veren, hakaret, tehdit eden ve kötü

muamelede bulunan polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını,

2013/6227 numaralı dosyada soruşturma yapıldığını, şüphelilerin ifadesinin

alınmadığını, tanık olarak dinlenen polis memurlarının ifadelerinin

kopyala-yapıştır yöntemiyle matbu bir şekilde hazırlandığını, kendilerinde

oluşan yaraların kaza sonucunda mı yoksa polis şiddetinden mi kaynaklandığı

konusunda rapor aldırılması ve muayene oldukları hastanenin kamera

görüntülerinin incelenmesi taleplerinin reddedildiğini, polis tarafından

darbedilmemiş olsalar dahi polislerin haksız takibi sonucunda trafik kazasına

sebebiyet verdiklerini, buna rağmen gerekçeden yoksun olarak kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde

güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı ile hak arama hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma açılması ve

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

34. Bakanlık görüşünde, Cumhuriyet

Savcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda

belirtilen güvenlik güçlerinin eylemlerinin hukuki sınırlar içinde kaldığı

yönündeki değerlendirmenin yerinde olması, yürütülen soruşturmanın yeterli titizlikle

makul sürede sonuçlanması nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal

edilmediği belirtilmiştir.

35. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder(Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, aynı zamanda hak arama hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de bu iddiaları işkence ve kötü muamele

yasağının usul yükümlülüğü içinde kaldığından Anayasa’nın 36. maddesi yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmıştır.

36. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

37. Herkesin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması

amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet”

yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye

tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

38. Devletin bireyin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle

kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü

fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine

neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne

saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 81).

39. Buna göre bireyin, bir devlet

görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal

eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir

iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve

görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu

soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya

elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme rağmen

pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

40. 3/6/2014 tarihli olay tutanağına

göre (bkz.§ 11) başvurucular, kaza sırasında yanlarında bulunan arkadaşları

U.A., S.H. ve D.Ş. ile birlikte 2/6/2013 tarihinde İskenderun Anıt Meydanı’nda

saat 18.00 sıralarında kamuoyunda Gezi Parkı olarak adlandırılan eylemlere

destek olmak amacıyla yapılan izinsiz gösteriye katılmış, göstericilere yapılan

müdahale sonucunda birçok kişi gözaltına alınmış, göstericilerin başındaki U.A.

yanında bulunan arkadaşlarıyla kaçmış, saat 23.00 sıralarında gruplar U.A.nın

liderliğinde yeniden toplanarak çöp bidonlarını barikat yapıp yolu trafiğe

kapatmış, polis memurlarına taş vb. maddeler atmış, U.A.nın ve yanındaki dört

kişinin yakalanmasına çalışılmış ancak bu kişilerin araçla gösteri mahallinden

uzaklaşmaları üzerine polis memurları tarafından kaçan kişiler takibe alınmış,

… adresinde A.K.nin evine girdikleri tespit edilmiş, saat 00.10’da Cumhuriyet

Savcılığından yakalama ve arama kararı talep edilmiş; ancak karar gelmeden

anılan kişilerin evden çıktığının görülmesi üzerine dur ihtarına uymayan bu

kişiler araçlarını resmî kıyafetli görevlilerin üzerlerine sürmüş; iki el uyarı

ateşinde bulunulmasına rağmen kaçmaya devam etmeleri üzerine polisler aracı

takibe almışlar; su şebekesi çalışmaları nedeniyle yolun tozlu ve bozuk

olmasından faydalanarak bir süre sonra polis takibinden kurtulan araç sürücüsü,

virajı alamayarak beton istinat duvarına çarpmıştır.

41. Aynı tutanağa göre kazadan sonra

araçta bulunan yaralılar aracın yanma riski nedeniyle polisler tarafından

araçtan çıkarılarak ambulansla hastaneye götürülmüşlerdir. Kaza tespit

tutanağına göre (bkz. § 12) araç sürücüsü U.A.nın doğrultu değiştirme

manevrasını yanlış yaparak bir cisme çarpması sonucu kaza meydana gelmiştir.

42. Başvuru dosyasında bulunan geçici

raporlarda kaza nedeniyle başvurucu Sezgin Ertaş’ın çenesinde, Mehmet Ali

Bağdatlı’nın ise sağ omuz humerus başı ve distalinde kırık, araçta bulunan

diğer kişilerin ise çeşitli yerlerinde abrazyon oluştuğubelirtilmiştir (bkz. §§

20-23). Başvurucular hakkında aldırılan kesin raporlar, UYAP kayıtlarında

mevcut olmadığından temin edilememiş; anılan raporlar başvurucular tarafından

da ibraz edilmemiştir.

43. Kötü muamele konusundaki iddialar,

uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit

etmek için her türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

toplanırken tarafların takındıkları tutumlar dikkate alınmalıdır. Ancak bu

uygun koşulların tespiti hâlinde kötü bir muamelenin varlığından bahsedilebilir

(C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

44. Başvurucular kazadan hemen sonra

alınan ilk ifadelerinde kazanın nasıl meydana geldiğini anlatmış ancak kazadan

hemen sonra hastaneye götürülmeden önce polis tarafından darp ya da cebre maruz

kaldıklarına dair bir beyanda bulunmamışlardır. Araçta bulunan D.Ş. ve Ş.H. de

ifadelerinde kazayla ilgili bir şey hatırlamadıklarını söylemişlerdir. Sadece

araç sürücüsü olan ve bireysel başvuruda bulunmayan U.A. kazadan sonra polis

memurlarının ayaklarıyla üzerine bastığını ve konuşmasına izin vermediklerini

ileri sürmüştür. Başvurucular bireysel başvuru dilekçelerinde de polisler

tarafından gerçekleştiğini belirttikleri darp olayının ne şekilde, hangi polis

ya da polisler tarafından gerçekleştirildiği, vücutlarının hangi bölgesinden

yaralandıkları konusunda hiçbir açıklamada bulunmamışlardır.

45. Başvurucular vekilinin soruşturma

aşamasında 8/6/2013 tarihinde başvurucularda oluşan yaraların hangilerinin

trafik kazası sonucunda, hangilerinin polis şiddeti nedeniyle gerçekleştiğinin

tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasını talep ettiği;

dilekçesinde (bkz. § 24) de başvurucuların vücutlarının hangi bölgesinden,

hangi polis ya da polisler tarafından yaralandıklarına ilişkin ikna edici bir

açıklamanın olmadığı anlaşılmaktadır.

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47.

maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca

başvurucuların başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan

Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel

başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçelerle delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

47. Belirtilen koşullar yerine

getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesince, açıkça dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilebilir.

48. Başvurucular trafik kazası

geçirdikten sonra kendilerini takip eden polis memurları tarafından

darbedildiklerini ileri sürmüşler ise de gerek soruşturma aşamasındaki

ifadelerinde ve dilekçelerinde gerekse bireysel başvuru dilekçelerinde kamu

görevlilerinin hangi somut fiil ya da ihmalinin olduğu konusunda bir açıklamada

bulunmamışlardır. Bu nedenle ihlal iddiası ve onun temelindeki olgulara ilişkin

yeterli ve makul bir açıklamada bulunmayan başvurucuların iddialarını

kanıtlayamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde BIRAKILMASINA 12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3911, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Yıldırım
  7. Kömürcü
  8. Mecek
  9. I. Başvurunun Konusu
  10. II. Başvuru Süreci
  11. III. Olay Ve Olgular
  12. A. Olaylar
  13. B. İlgili Hukuk
  14. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucuların İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Başvurunun açıkça dayanaktan
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3911
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Bilal Bıldırcın Başvurusu (B. No: 2014/15463)
  • Cenk Karahan Başvurusu (B. No: 2014/17244)
  • Abdullah Sert Başvurusu (B. No: 2014/14752)
  • Tüm Ekip İlaç A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/10738)
  • Halime Altun Başvurusu (B. No: 2014/17402)
  • Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran Başvurusu (B. No: 2014/7227)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.