İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran Başvurusu (B. No: 2014/7227)

1. Başvuru; başvurucuların kolluk görevlileri tarafından silahlı

Başvuru No2014/7227Tarih12 Ocak 2017Okuma44 dk · 8.765 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Çelik Ve Siyahmet Şeran Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/7227
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.765 kelime·44 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; başvurucuların kolluk görevlileri tarafından silahlı

güç kullanılması sonucu yaralanmaları, bu olaya ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi ve başvurucuya ait araca hukuka aykırı şekilde el

konulması nedenleriyle yaşam ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/5/2014 tarihinde Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için 25/3/2016 tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Çiftçi olan başvurucu Mustafa Çelik 1984 doğumlu, şoför olan

başvurucu Siyahmet Şeran ise 1979 doğumludur.

Başvurucular, olay tarihinde Başkale ilçesinde ikamet etmektedirler ve

19/10/2013 tarihinde kolluk görevlileri ile aralarında yaşanan olaylar

sırasında yaralanmışlardır.

8. Olayın sebebi ve gerçekleşme şekline ilişkin olarak

başvurucuların anlatımlarıyla kamu görevlileri tarafından düzenlenen belgelerde

yer verilen bilgi ve ifadeler arasında farklılıklar bulunmaktadır.

1. Kamu Görevlilerince

Düzenlenen Belgelere Göre Gelişen Olaylar

9.Başkale İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı kolluk görevlileri

19/10/2013 tarihinde gece saatlerinde Çamlık Jandarma Karakolu (Karakol)

bölgesine gelmişler, Karakolun yol kontrol noktasında sabah saat 7.30

sıralarına kadar görev yapmışlardır. Belirtilen saatte ise görevlerini

tamamlamışlar ve ardından söz konusu Karakoldan ayrılmak için farklı araçlarla

hareket etmeye başlamışlardır.

10. İçinde İlçe Jandarma Komutan Vekili de dâhil bazı rütbeli

askerin bulunduğu araç, Karakolun önünden çıkış yapmış; arkasından da sivil

görünümlü ve plakalı, içinde diğer kolluk görevlilerinin bulunduğu minibüs tipi

araç Karakolun nizamiyesinden çıkış yapmaya başlamıştır.

11. Bu sırada sayıları tam olarak belirlenemeyen ancak beş altı

adet olduğu tahmin edilen kamyonet tipi aracın, Karakolun nizamiye kapısı

önünden süratle geçtiği ve arkalarından da plakalığı olmayan başka bir minibüs

tipi aracın geldiği görülmüştür.

12. Karakol nizamiyesinden araçlarıyla çıkmakta olan kolluk

görevlileri bu durumdan şüphelenerek kendi araçlarıyla yolu kısmen

kapatmışlardır. İçlerinden biri, aracından inerek -üzerinde kolluk görevlisi

olduğunun fark edilmesini sağlayacak yeleği de olduğu hâlde- gelmekte olan

minibüs tipi araca dur ihtarı yapmıştır. Ancak araçtakiler bu ihtara rağmen süratlerini

artırarak ihtarı yapan kolluk görevlisine doğru araçlarını sürüp yolun

açılmasını sağlamış ve olay yerinden kaçmaya başlamışlardır.

13. Bunun üzerine kolluk görevlileri, önlerinden giden

komutanlarına mobil telefonla bilgi vermiş ve kaçmakta olan sivil aracı takip

etmeye başlamışlardır.

14.Durumdan haberdar edilen komutanın içinde bulunduğu öndeki

araçla kaçmakta olan aracın yolu kesilerek araç durdurulmaya çalışılmış ise de

araçtakiler, yolu kısmen kesebilen kolluk aracının üzerine araçlarınıyine

süratle sürerek yolu açabilmiş ve kaçmaya devam edebilmişlerdir.

15.Söz konusu araçtakilerin bu şekilde süratle kaçması kolluk

görevlilerinde, aracın yurda kaçak şekilde sokulmuş sigarayla yüklü olduğu

düşüncesi yaratmıştır. Kolluk görevlileri, bu düşünceyle ve bir an evvel aracı

yakalamak amacıyla süratle takibe devam ederken Karakolun önünden geçtiğini

gördükleri beş altı adet kamyonet tipi aracın yolun her iki şeridini de

kapatacak ve böylece ilerlemelerine engel olacak şekilde kaçan araçla aralarında

ilerlediğini görmüşlerdir.

16. Bir süre sonra bu araçlar, kolluk görevlilerinin araçlarını

yoldan çıkaracak vegüvenliği tehlikeye sokacak tarzda

kullanılmaya başlanmıştır. Bu araçlar sayesinde kolluk görevlileriyle

arasındaki mesafeyi daha da açabilen kaçan araç, bir köye giden tali yola

girerek kamyonet tipi araçlardan biriyle birlikte olay yerinden süratle

uzaklaşabilmiştir.

17. Geriye kalan ve birinin içinde başvurucuların da bulunduğu

kamyonet tipi araçlar ise kaçan araçların girdiği tali yola girişi tamamen

kapatacak şekilde aniden durmuştur.

18. Kolluk görevlilerinin araçlarından sivil olanı, tali yolu

kapatan araçlara çarpmamak için ana yolun sağ kısmına doğru manevra yaptığı

sırada başvurucu Siyahmet Şeran'ın

geçişi engellemeye çalışması nedeniyle, kolluk aracının sağ ön tarafı ile

başvurucu Siyahmet Şeran'ın

kamyonetinin sağ yan tarafı hasar alacak şekilde çarpışma meydana gelmiştir.

19. Bu çarpışmada kolluğun minibüs tipi aracının kızaklı arka

yan kapısı açılmış, kapının yanındaki koltukta oturan Uzman Çavuş M.K.

dengesini kaybederek düşerken piyade tüfeği elinden fırlamış ve başvurucu Siyahmet Şeran'ın kamyonetinin ön

cam sağ direk bitişiğine uç kısmından çarparak tüfek ateş almıştır.

20. Ateş alan silahtan çıkan mermi, başvurucu Siyahmet Şeran'ın kamyonetinin

sağ ön tarafında oturan başvurucu Mustafa Çelik'in sağ kol bileğine ve göğsünün

sağ bölümüne isabet etmiştir.

21. Başvurucu Mustafa Çelik, isabet eden mermi nedeniyle hayati

tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştır. Başvurucu Siyahmet

Şeran ise merminin kırdığı cam parçalarının sağ kulak altı ve boyun bölgesine

isabet etmesi sonucu basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde

yaralanmıştır.

22. Siyahmet Şeran, kamyonetinden

inerek kaçmaya çalışmış ancak fazla uzaklaşamadan yakalanmıştır.

23. Bu sırada kaçan araca yardım eden ve sayılarının bu kez on

kadar olduğu belirlenen kamyonet tipi araç, bu iki aracı çevrelemiştir.

24. Kolluk görevlileri, yaralanan başvurucuları en yakın

hastaneye götürmek istemiş, başvurucular bunu kabul etmemiş ve kendi

araçlarıyla gitmek istediklerini söylemişlerdir. Kolluk görevlileri, kamyonet

tipi araçlarda bulunan kalabalığın kendilerine mukavemet göstereceği endişesiyle

başvurucuların kendi araçlarıyla olay yerinden ayrılmalarına izin vermiş;

ancak, Başkale Devlet Hastanesine kadar aracı takip ettikten sonra Hastanenin

karşısında bulunan askerî tabura girmişlerdir.

25. Başvurucu Mustafa Çelik, Başkale Devlet Hastanesinde yapılan

ilk tıbbi müdahaleden sonra durumunun ciddi olması nedeniyle önce Van Bölge

Eğitim ve Araştırma Hastanesine, buradan da Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma

Hastanesine sevk edilmiş ve tedavisi burada tamamlanmıştır. Kolluk görevlileri,

Başkale Devlet Hastanesine giderek başvuruculara tıbbi yardımda bulunulduğunu

ve başvurucu Mustafa Çelik'in bölge hastanesine sevk edildiğini tespit

etmiştir.

2. Başvurucuların

Anlatımlarına GöreGelişen Olaylar

26. Başvurucular, olayları farklı anlatmaktadırlar.

Başvurucular, olay günü sabah saat 6.30-7.00 sıralarında başvurucu Siyahmet Şeran'ın yakın

akrabasının düğün merasimine bir arkadaşlarını davet etmek için ikamet ettiği

köye gitmeleri nedeniyle olay yerinde bulunduklarını söylemişlerdir.

Başvurucular, düğün davetiyesini bıraktıktan sonra dönüş yolunda minibüs tipi

sivil bir aracın kendilerini sıkıştırmaya başladığını, içinde tanımadıkları

kişilerin bulunduğunu gördüklerini, bu kişilerin kendilerine bir zarar

vereceğinden korkarak yola devam etmeye çalıştıklarını ancak bir süre sonra bu

araçla bir çarpışma yaşadıklarını, ardından araçtakilerden birinin uzun namlulu

bir silahla kendilerine ateş ettiğini, her ikisinin de bu ateş sebebiyle

yaralandığını, karşı taraftakilerin olay yerinden kaçtığını ve hastaneye kendiaraçlarıyla gittiklerini ileri sürmüşlerdir.

3. Kolluk Görevlisi M.K. Hakkında Yürütülen

Ceza Soruşturması Süreci

27.Olay, Başkale İlçe Merkez Karakol Komutanı tarafından

Cumhuriyet Savcısı'na aynı gün saat 8.30 sıralarında bildirilmiştir. Başkale

Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından aynı gün olay

hakkında soruşturma açılmıştır. Cumhuriyet Savcısı; bu soruşturma kapsamında

Karakol Komutanı'na, olaya karışan kolluk görevlilerinin ifadelerinin

"mağdur", başvurucuların ifadelerinin ise "mağdur-şüpheli"

sıfatıyla alınması, olay yeri incelemesi ve delillerin toplanması işlemlerinin

Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Ekibi (Olay Yeri İnceleme Ekibi)

tarafından yapılması ve olaya karışan araçların muhafaza altına alınması talimatını

vermiştir.

28. İçlerinde olaya karışan kolluk görevlilerinin de bulunduğu

İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı kolluk görevlileri tarafından olay günü saat

9.00'da "Olay Yeri Tespit ve Görgü Tutanağı" düzenlenmiştir. Söz

konusu tutanakta olayın gelişiminin ve gerçekleşme koşullarının yukarıda (bkz.

§§ 8-25) ifade edildiği şekilde açıklandığı görülmüştür.

29. Olay Yeri İnceleme Ekibi, Cumhuriyet Savcısı'nın talimatı

doğrultusunda aynı gün saat 9.40 sıralarında Başkale İlçe Jandarma

Komutanlığında, başvurucu Siyahmet Şeran ve kolluğa

ait muhafaza altına alınan araçlar üzerinde inceleme yapmıştır. Bu inceleme

sonucunda hazırladığı raporda, başvurucu Siyahmet Şeran'a ait aracın ön camının sağ direkle birleştiği

kısmında bir adet mermi giriş deliğinin bulunduğunu, yakın mesafeden atış

(namlu ağız alevinin yakması) nedeniyle camda islenme olduğunu ve kolluğa ait

aracın çarpışma nedeniyle ön tarafının hasar gördüğünü bildirmiştir. Ekip

ayrıca araçların fotoğraflarını çekmiş ve diyagramlarını düzenlemiştir.

30. Söz konusu inceleme raporunun Cumhuriyet Savcısı'nın olayla

ilgili talimatı bölümünde aynen şu ifadelere yer verilmiştir:

"Olay yerinde gerekli incelemeler

yapılarak fotoğraf çekimleri yapılsın, tespit edilen bulgu ve deliller muhafaza

altına alınsın, gerekirse tekrar talimat alınsın. Yaralama olayına karışan

şahsın el svaplarının alınmasına gerek olmadığı,

sadece olaya karışan iki otonun fotoğraflanması talimatını vermiştir."

31. Olay Yeri İnceleme Ekibi, bu incelemesini tamamladıktan

sonra olayın gerçekleştiği yere giderek maddi delil incelemesi yapmış ve burada

bir adet mermi kovanı bulmuştur. Ayrıca yoldaki araç fren izleri ve

mesafelerini tespit ederek olay yerini fotoğraflamış, krokilendirmiştir.

32. Soruşturmada Erzurum Kriminal

Polis Laboratuvarından (Kriminal Laboratuvar) alınan

05/11/2013 tarihli raporda başvurucu Mustafa Çelik'in olay sırasında giydiği

kazak ve yelekte mermi giriş-çıkış deliklerinin bulunduğu, 11/11/2013 tarihli

raporda olay yerinden elde edilen bir adet kovanın kolluk görevlisi M.K.nın uzun namlulu görev silahından atılmış olduğu,

12/11/2013 tarihli raporda ise başvurucu Siyahmet Şeran'a ait aracın ön camından alınan svaplarda

atış artığının tespit edildiği bildirilmiştir.

33. Başvurucu Mustafa Çelik'in tedavi gördüğü Erzurum Bölge

Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Hastane) polisi ve Hastanenin kalp ve damar

cerrahisi uzmanı ve operatördoktoru tarafından

21/10/2013 tarihinde düzenlenen tutanakta, başvurucunun aynı gün ameliyata

alındığı ve birisi kalbini saran zara, diğeri ise sol göğüs duvarına nafiz

(delip geçen, içe işleyen) iki adet ateşli silah mermi çekirdeğinin vücudundan

çıkarıldığı belirtilmiştir. Hastane tarafından yazılan yazıya göre çıkartılan

iki adet mermi çekirdeği ve başvurucu hakkında düzenlenen adli raporlaraynı gün Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

34. Cumhuriyet Başsavcısı tarafından 31/10/2013 tarihinde

düzenlenen tutanakta ise söz konusu yazının ekindeki kapalı zarftan iki adet

gri renkli metal parçasının çıktığı belirtilmiştir.

35. Soruşturma belgelerinde yer alan adli raporlara göre

başvurucu Mustafa Çelik göğüs ve sağ el bölgelerine ateşli silah mermisi isabet

etmesi sonucu yaralanmıştır. Sağ el bileğinde bir adet mermi giriş ve çıkış

deliği, göğüs bölgesinde ise bir adet mermi giriş deliği bulunmaktadır.

Raporlara göre bu bölgeden giren mermiye ilişkin çıkış deliği bulunmamaktadır.

Başvurucu, sözü edilen ciddi yaralanmalar nedeniyle hayati tehlike geçirmiştir.

Başvurucu Siyahmet Şeran ise cam parçalarının isabet

etmesi sonucu sağ kulağından ve boyun bölgesinden basit bir tıbbi müdahale ile

giderilebilir şekilde yaralanmıştır.

36. Başvurucu Siyahmet Şeran'ın ifadesi Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat

alınmıştır. Bu ifadesinde özetle olay günü sabah saat 6.30-7.00 sıralarında

diğer başvurucu ile birlikte arkadaşı F.A.nın evine

bir akrabasının düğün davetiyesini vermek için uğradıklarını, dönüş yolunda

tanımadıkları sivil giyimli kişilerin kullandıkları araçla kendi araçlarına

çarptığını, akabinde bu araçtaki kişilerden birisinin kendilerine uzun namlulu bir

silahla ateş ettiğini, sadece bir el silah sesi duyduğunu, ateş edilmesinden

sonra araçtan inen diğer kişilerin kendisini darbetmeye

kalkıştığını, sinkaflı sözlerle hakaret ettiklerini,

ateş etme olayından önce bu kişilerle arasında bir diyalog ve tartışma

yaşanmadığını söylemiştir.

37. Başvurucu Mustafa Çelik'in müşteki sıfatıyla ifadesi, tedavi

gördüğü Hastanede olay günü polis tarafından alınmıştır. Bu ifadesinde özetle

saat 6.30 sıralarında diğer başvurucu ile birlikte K. isimli bir kişinin

düğününe gitmek için yola çıktıklarını, yolda ilerledikleri sırada beyaz bir

minibüsün kendilerine selektör yaparak durdurmaya çalıştığını ancak korktukları

için durmadıklarını, yolun devamında bu aracın önlerini keserek kendilerini

durdurduğunu, araçtan iki kişinin inerek yanlarına geldiğini, Siyahmet Şeran ile konuşmaya, akabinde onu araçtan

indirerek darbetmeye başladıklarını, kendisinin bu

sırada aracın içinde olduğunu, karşı taraftaki bir kişinin niye durmadıklarını

sorup sinkaflı sözlerle hakaret ettikten sonra "Seni öldüreceğim." diyerek

uzun namlulu bir silahla kendisine ateş ettiğini, akabinde bu kişilerin hep

birlikte olay yerinden kaçtığını, kendilerinin ise bu kişileri araçlarıyla

Başkale ilçesindeki Jandarma taburuna girmelerine kadar takip ettiklerini,

kolluk görevlileri olduklarını olaydan sonra öğrendiğini ve kendisini yaralayan

kişiden şikâyetçi olduğunu söylemiştir.

38. Soruşturmada, olaya karışan kolluk görevlilerinin müşteki

sıfatıyla ifadeleri İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından alınmıştır.

Kolluk görevlileri, olayın gerçekleşme şeklini yukarıda ifade edilen şekliyle

anlatmışlardır (bkz. §§ 9-25).

39. Başvurucular müdafileri aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına başvurmuşlar,olay

günü köye düğün davetiyesi bırakmak için uğradıklarını doğrulayacak

tanıklarının bulunduğunu ve kolluk görevlilerinin kendilerini öldürme kastıyla

hareket ettiklerini ileri sürmüşlerdir. Başvurucu Mustafa Çelik, aldığı yaralar

yüzünden olay günü ifade veremeyecek durumda olması nedeniyle istememesine

rağmen kolluk görevlilerinin zorlamasıyla bazı anlatımlarda bulunduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu, bu sırada bilincinin tam olarak açık olmadığı için ifade

tutanağında olayın gerçekleşme koşulları bakımından söylemediği hususlara yer

verildiğini iddia etmiştir. Başvurucular, kolluk görevlileri hakkında kasten

insan öldürmeye teşebbüs suçundan soruşturma yapılmasını ve başvurucu Mustafa

Çelik'in ifadesinin yeniden alınmasını talep etmişlerdir.

40. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/1/2014 tarihinde yürüttüğü

soruşturma sonucunda şüpheli M.K. hakkında taksirle birden fazla kişinin

yaralanmasına neden olma suçundankovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yukarıda

açık kimlik bilgileri yazılı şüpheli M... K...'nın, Başkale İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde, uzman çavuş

olarak görev yaptığı, olay gününden önceki gece, ilçemiz B... Köyüne, ilçe

jandarma komutan vekilinin emir ve komutasında, aralarında şüphelinin de

bulunduğu, kolluk görevlileri, uyuşturucu kaçakçılarını yakalama faaliyeti için

gittikleri, köyde gece saat 03:30 a kadar yakalama faaliyeti

gerçekleştirdikleri, her hangi bir suç unsuruna rastlanmaması nedeniyle, ilçe

merkezi dönüş yolu üzerinde bulunan Çamlık Jandarma Karakoluna geldikleri,

karakol yol kontrol noktasında sabah saat 07:30 sıralarına kadar yine faaliyete

devam ettikleri, suç unsuru tespit edilememesi nedeniyle faaliyete son

verildiği ve görevli araçlardan 7... resmi plakalı 6... sivil plakalı ve sivil

görünümlü, içinde İlçe Jandarma Komutan vekili, tanıklar Bçvş

C... U... K..., Uzm Çvş S... S...'ın

içinde bulunduğu aracın önden çıkış yaptığı, arkasından ikinci araç olan 7...

resmi plakalı sivil görünümlü, içinde Jandarma görevlileri Uzm

Çvş A... K..., Üstçvş M.... T..., Uzm Çvş Ü... S... Y... ve şüpheli Uzm Çvş M... K...'nın bulunduğu, minibüs aracın çıkmaya başladığı, bu sırada

ikinci aracın nizamiye kapısına çıkmasına engel olacak şekilde 5-6 adet

plakaları tespit edilemeyen pikap türü araçların hızla geçtiği ve bu araçların

arkasından gelen gri renkli ford transit marka

plakası olmayan bir aracın daha geldiği, kolluk görevlilerinin durumdan

şüphelendikleri ve bu nedenle yolun kapatıldığı, tanık M... T...

tarafından Jandarma yeleği ile plakasız araca dur ihtarı yapıldığı, ancak

plakasız aracın dur ihtarına rağmen daha da hızlanarak arabayı devriyenin

üzerine sürerek kaçtığı, bunun üzerine tanık M... T... tarafından cep telefonu

ile önde giden ilk araçta bulunan Jandarma Komutanına bilgi verilerek plakasız

aracın takibine başlandığı, önde bulunan kolluk aracı ile plakasız aracın

yolunun kesilmeye çalışıldığı ancak plakasız araç hızını kesmeyerek arabayı

yolun kesen aracın üzerine sürdüğü ve kaçmaya devam ettiği, Jandarma

görevlilerinin araçları ile plakasız aracı takibe devam ettikleri, takip

sırasında kaçak sigara yüklü olduğu düşünülen aracın yakalanmaması için,

bölgede sürekli olarak kaçakçılar tarafından uygulana gelen gözcü araçlarının

takip yolunu, çift şeridi işgal edecek şekilde seyir halinde yolun tamamını

kapattıkları, gözcü araçlarının bir tanesinin, içinde müştekilerin bulunduğu,

sürücülüğünü müşteki Siyahmet ŞERAN'ın

yaptığı 80 ... plaka sayılı araç olduğu, gözcü araçlarının Jandarma araçlarını

yoldan çıkaracak şekilde tehlikeli araç kullandıkları, sigara yüklü olduğu

değerlendirilen plakasız aracın gözcü araçlarının engellemesi sayesinde yol

üzerinde bulunan E...- A... köyü yol ayrımından girerek yanında bulunan 1 adet

gözcü aracı ile birlikte uzaklaştığı, geriye kalan, içerisinde müştekilerin de

bulunduğu 4-5 adet gözcü aracının E... - A... köyleri

yol ayrımını kapatacak şekilde aniden durdukları, içinde şüphelinin de

bulunduğu, askeri aracın sürücüsü olan Uzm Çvş Ü... S... Y...'ın yolu

kapatan gözcü araçlara çarpmamak amacıyla ana yolun sağ kısmına manevra

yaptığı, bu esnada müşteki Siyahmet'in sevk ve idaresindeki aracı Jandarma aracının

manevra yaptığı istikamete doğru hareket ettirerek Jandarma aracının önüne

gelecek şekilde direksiyon kırdığı ve geçişini engellemeye çalıştığı, hareket

halindeki Jandarma aracının sağ ön tarafı ile müştekinin aracının sağ yan

tarafı olacak şekilde her iki aracın çarpıştığı, çarpışma sırasında Jandarma

aracının kızaklı olan arka yan kapısının açıldığı, hemen kapının içindeki

koltukta oturan şüpheli M... K...'nın çarpışmanın

etkisi ile dengesini kaybederek açılan kapıdan düştüğü, düşme esnasında elinde

bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 1... seri numaralı G3 piyade tüfeğinin

elinden fırlayarak müştekinin aracının ön cam sağ direk bitişiğine uç kısmından

çarptığı ve bu şekilde silahın ateş aldığı, tüfekten çıkan merminin gözcü

arabasının sağ ön tarafında oturan müşteki Mustafa ÇELİK'in

sağ kol bileğine ve göğüs kısmına isabet ettiği, müşteki Mustafa ÇELİK'in dosyada mübrez adli

muayene raporlarında belirtildiği üzere hayati tehlike geçirecek şekilde

yaralandığı, patlamanın etkisi ile kırılan cam parçalarının da müşteki Siyahmet'in sağ kulak altı ve boyun bölgesine isabet etmesi

nedeniyle müşteki Siyahmet ŞERAN'ın

da dosyada mübrez muayene raporlarında belirtildiği

üzere yaralandığı, müşteki Siyahmet'in

araçtan inerek yaya olarak kaçmaya çalıştığı ancak kolluk güçleri tarafından

yakalandığı, müştekilere ilk müdahalenin Başkale Devlet Hastanesinde yapıldığı,

müşteki Mustafa'nın Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesine, oradan da Erzurum

Devlet Hastanesine sevki yapılarak bu hastanelerce tedavisinin yapıldığı,

...

olay günü, kaçak sigara yüklü

olduğu değerlendirilen plakasız minibüsün gözcülüğünü yapan araçlardan biri

olan, müşteki Siyahmet ŞERAN'ın

sevk ve idaresindeki 80 ... plaka sayılı aracı ile yanında müşteki Mustafa

ÇELİK olduğu halde şüphelinin de içinde bulunduğu Jandarma aracının sigara

aracına ulaşmasını engellemek amacıyla, aracını hareket halindeki Jandarma

aracının önünü kesecek şekilde direksiyon kırdığı, ani bu hareketi nedeniyle

hareket halindeki Jandarma aracının duramayarak müştekilerin aracına çarptığı,

çarpmanın etkisi ile hemen kapının yanında oturan şüphelinin dengesini

kaybederek açık olan orta kızaklı kapıdan dışarı fırladığı, elindeki, görev

gereği kendisine verilmiş olan G3 piyade tüfeğinin de şüphelinin elinden

çıkarak müştekilerin aracının ön camına dik bir şekilde çarparak patladığı,

patlama neticesinde müştekilerin dosyada mübrez adli

muayene raporlarına göre yaralandıkları, fakat yaralanmalarına sebep olan

silahın patlama eyleminde şüpheli M... K...'nın

kusurlu bir hareketinin bulunmadığı, zira silahın şüphelinin elinden fırlayarak

patlamasına neden olan hareketin müşteki Siyahmet'in

Jandarma aracının yolunu kesmek için aracın önünde aniden kendi aracı ile

durması hareketinin olduğu, bir başka deyiş ile müştekilerin yaralanmasına

neden olan hareketin yine müştekiler tarafından gerçekleştirilmiş olduğu,

şüphelinin araçtan düşme ve elinden silahın fırlaması hareketini bilerek ve

isteyerek yapmadığı, taksirli suçun oluşabilmesi içinde sonucu istemeyen

failin eylemi meydana getiren hareketi bilerek ve isteyerek yapmış olması

gerektiği, buna mukabil açıklandığı üzere, şüphelinin bilinçli bir hareketinin

bulunmadığı, her ne kadar müştekiler, tüfekle kasıtlı olarak ateş edildiği

yönünde beyanda bulunmuşlar ise de, müştekilerin beyanlarının, gittikleri yer,

olayın gelişimi, öncesi ve sonrası bakımından birbirleriyle çeliştiği, buna

mukabil, şüpheli beyanları ve olayın görgü tanıklarının beyanlarının

birbirleriyle benzer olduğu, göz önüne alındığında, müştekilerin beyanlarına

itibar edilemeyeceği, tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla;

Kovuşturmaya yer olmadığına

(karar verilmiştir)."

41. Başvurucuların bu karara itirazları, Erciş Ağır Ceza

Mahkemesinin 24/3/2014 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Müşteki vekilinin itiraz dilekçesi ile Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

2013/980 soruşturma numaralı dosyasında şüpheli M... K... hakkında taksirle

birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen ek kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararına itiraz ettiği ancak ancak

itiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirecek olayları ve

delilleri belirtmediği, itiraza konu kararda yer alan gerekçenin ayrıntılı ve

yeterli olduğu, kabulün evrak içeriğine uygun düştüğü, soruşturmanın

genişletilmesine gerek görülmediği ve kamu davasının açılması için yeterli

nedenler bulunmadığı, bu haliyle Başkale Cumhuriyet Başsavcılığının

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu

anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde (karar

verilmiştir)."

42. Bu karar, başvuruculara 29/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucular yasal otuz günlük süresi içinde 26/5/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

4. Başvurucular Hakkında Yürütülen Ceza

Soruşturması Süreci

43. Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı soruşturma dosyasında

başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için direnme, taksirle yaralama ve

trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından soruşturma yürütmüştür.

44. Bu soruşturmada başvurucu Siyahmet

Şeran'ın olaya karışan aracının, Cumhuriyet

Başsavcılığının talebi ve Başkale Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2013 tarihli

kararıyla kayıtlı bulunduğu sicile "Satılamaz ve devredilemez." şerhi

işlenmek suretiyle el konmasına itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir.

45. Başvuru formu ve ekleri ile UYAP üzerinden incelenen

belgelerden, bu el koyma kararına başvurucu tarafından itiraz edilip edilmediği

anlaşılamamıştır.

46. Başvurucunun talebi üzerine 24/10/2013 tarihinde aracı,

kendisine yediemin sıfatıyla teslim edilmiştir.

47. Cumhuriyet Başsavcılığının 16/1/2014 tarihli iddianamesiyle

trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve görevi yaptırmamak için direnme

suçlarından başvurucular hakkında kamu davası açılmıştır.

48. Dava, Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

görülmüş, yargılama sırasında başvurucuların savunmaları alınmıştır.

49. Başvurucular söz konusu savunmalarında üzerilerine

atılı suçlamayı kabul etmemiş ve olay günü başvurucu Siyahmet

Şeran'ın yakın akrabasının düğün davetiyesini F.A.

isimli kişiye vermek için Başkale'den saat 6.30 sıralarında yola çıktıklarını,

olayın gerçekleştiği yere geldiklerinde sivil görünümlü bir aracın önce

durmaları için kendilerine selektör yaptığını akabinde de araçlarına

çarptığını, karşı taraftaki araçta bulunan tanımadıkları bir kişinin uzun

namlulu bir silahla kendilerine bir el ateş ettiğini söylemişlerdir.

50. Mahkemece başvurucu Mustafa Çelik'e bu savunmasıyla

soruşturma aşamasında verdiği ifadesi arasındaki çelişkiler sorulmuş, başvurucu

soruşturma aşamasında alınan ifadesini kabul etmemiş ve ifade tutanağı

altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imza atmak için kullandığı elinden

ciddi şekilde yaralandığını, göğsünden de ağır yaralı olması nedeniyle o

tarihte ifade verecek durumda olmadığını ileri sürmüştür.

51. Başvurucuların müdafii de

başvurucu Mustafa Çelik'in soruşturma aşamasında ifadesinin ne şekilde tespit

edildiğine ilişkin görgüsü olan tanıklarının duruşma salonu dışında hazır

olduğunu söylemiş ve bu tanığın duruşmada dinlenmesini talep etmiştir.

52. Bu talep, yetkili hâkimin izinli olması ve duruşma hâkimi

tarafından duruşmaya geçici olarak çıkılması gerekçeleriyle bir sonraki

duruşmada değerlendirilmek üzere Mahkemece reddedilmiştir.

53. Yargılamanın sonraki aşamalarında başvurucuların müdafiinin bu talebi hakkında Mahkemece olumlu ya da

olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

54.Bu yargılamada, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilen (bkz. § 40) M.K. da dâhil olmak üzere olaya karışan bazı kolluk

görevlileri müşteki sıfatıyla dinlenmiştir. Kolluk görevlileri, bu ifadelerinde

de soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerini tekrar etmişlerdir.

55. Mahkemenin 21/4/2015 tarihli kararıyla başvurucuların

üzerlerine atılısuçlardan neticeten 1 yıl 9 ay 20 gün

hapis cezası ilemahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

Kararda ayrıca başvurucu Siyahmet Şeran'a

ait aracın başvurucuya iadesi ve araç üzerindeki "Satılamaz ve

devredilemez." şerhinin kaldırılması hüküm altına alınmıştır.

56. Söz konusu karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Olay tarihinde: Başkale İlçe Jandarma Komutanlığı

ekiplerinden görevli müştekiler M... T..., A... K..., Ü... S... Y..., M... K....'nın uyuşturucu kaçakçılarını yakalama faaliyet çalışmaları

sırasında ilçemiz Belliyurt köyüne gittikleri, köyde

gece 03:30 sularına kadar faaliyet gerçekleştirdikleri, İlçe merkezine dönüş

yolunda Çamlık karakoluna geldiklerinde, karakol yol kontrol noktasında

faaliyetlerine devam ettikleri, faaliyete son verildiği esnada görevli

araçlardan 7.... resmi plakalı 65 ... sivil plakalı

araç içerisinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tanıklar Başçavuş C... U... K..., Uzman Çavuş S... S...'ın içinde bulunduğu aracın önden çıkış yaptığı, arkasından

2. araç olan 7.... resmi plakalı sivil görünümlü araç

içerisinde müştekiler M... T..., A... K..., Ü... S... Y... ve M... K...'nın bulunduğu, araçların

çıkmaya başladığı esnada nizamiye kapısının çıkmalarına engel olacak şekilde

5-6 adet plakaları tespit edilemeyen araçların hızlıca geçtikleri, arkasındaki

F... T... marka plakası olmayan bir aracın daha geldiği, bunun üzerine

görevlilerin durumdan şüphelenerek araca dur ihtarında bulunulduğu, aracın dur

ihtarına uymarak hızlanarak devriyenin üzerine

sürerek kaçtığı ve aracın takip altına alındığı, takip sırasında yolu kesmeye çalışılan

plakasız aracın, görevli ekiplerin aracının üzerine sürdüğü ve kaçmaya devam

ettiği, plakasız gözcü aracının takip yolu çift şerit işgal edecek halde yolun

tamamını kapattığı, gözcü araçlarından bir tanesinin içinde Siyahmet

Şeran ve Mustafa Çelik'in bulunduğu, şüpheli Siyahmet

Şeran'ın kullandığı 80 ... plakalı aracı Jandarma

ekiplerinin araçlarını yoldan çıkaracak şekilde tehlikeli kullandığı, sigara

yüklü olduğu değerlendirilen araçların gözcü araçların engellemesi sayesinde

Erekli Azıklı köyü yol ayırımından girerek

uzaklaştıkları, geride kalan şüphelilerin bulunduğu gözcü aracının ise Erekli -

Azıklı köy yolunu kapatacak şekilde aniden

durdukları, askeri aracın sürücüsü olan Ü... S... Y...'ın gözcü aracına çarpmaması için manevra yaptığı, bu arada

diğer gözcü araçta bulunan şüpheli Siyahmet Şeran'ın aracını jandarmanın aracına doğru sürerek geçişini

engellemek için önüne kırarak her iki aracın çarpıştığı, çarpışma neticesinde

Jandarma aracının yan kapısının açıldığı, araçta oturan müşteki M... K...'nın dengesini kaybederek BTM

ile giderilebilecek şekilde düşüp yaralandığı, şüphelilerin savunmalarında

gözcü olmadıklarını, jandarma ekiplerini engelleyecek şekilde araç

kullanmadıklarını beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri

anlaşılmakla maddi olay bu şekilde kabul edilmiştir.

Maddi olayının kabulü ile sanıkların

savunmaları, müştekilerin beyanları, 12/11/2013 tarihli Erzurum Kriminal Polis Laboratuvar Müdürülüğü

raporu, 21/10/2013 tarihli Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporu,

19/10/2013 olay yeri tespit tutanağı, 19/01/2013 tarihli olay yeri inceleme

fotoğrafları, dikkate alındığında; olay

tarihinde Başkale İlçe Jandarma ekiplerinin uyuşturucu kaçakçılarını yakalama

faaliyetleri çevresinde Belliyurt Köyü ve Çamlık

karakolunda 7... resmi plakalı 65 ... sivil plakalı araç ile faaliyetleri

yürüttükleri esnada 5-6 adet pikap aracın hızlıca geçtiği, arkasında F... marka

aracın gözcü olarak geçtiği ve takip altına alındığı sırada, sanıklar Siyahmet Şeran'ın ve Mustafa

Çelik'in bulunduğu 80 ... plakalı aracın gözcü olarak takip altında iken

jandarma ekiplerinin aracını sürekli engellediği, sigara yüklü araçların Erekli

Azıklı köyü yolu ayırımına geldiğinde gözcü olan 80

... plakalı aracın yolu kapattığı, askeri aracın da manevra yapmak isterken

sanık Siyahmet'in sevk ve idaresindeki aracın önüne

gelecek şekilde direksiyonu kırarak geçişini engellemeye çalışırken her iki

aracın çarpıştığı bu suretle de kolluk görevlilerin görevlilerini yapmalarını,

önlerine araç sürerek müştekilere cebir kullanarak engellemeye çalıştıkları, bu

eylemler sırasında sevk ve idaresindeki 80 ... plakalı araç ile hayat ve sağlığını

tehlikeye düşürecek şekilde araç sevk ettikleri, müştekiler Ü... S... Y..., M... T..., A... K... ve M... K...'nın sanıklardan şikayetçi oldukları, sanıkların üzerine

atılı suçlamaları kabul etmeseler de, savunmalarının suçtan ve cezadan

kurtulmaya yönelik olduğu, bölge şartları ve kaçakçılık faaliyetlerinin

yoğunluğu da dikkate alındığında sanıklar Mustafa Çelik ve Siyahmet

Şeran üzerine atılı suçlamalar sabit görüldüğünden;

... aşağıdaki şekilde (hüküm

kurulmuştur)."

57. Bu karar, başvurucular tarafından temyiz edilmiş olup UYAP

üzerinden yapılan incelemede kararın henüz temyiz incelemesinden dönmediği

anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

58. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Eşya ve kazancın muhafaza altına

alınması ve bunlara el konulması" kenar başlıklı 123.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da

eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,

muhafaza altına alınır.”

59. 5271 sayılı Kanun’un "Elkoyma kararını verme yetkisi" kenar başlıklı 127. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına

ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri,

el koyma işlemini gerçekleştirebilir”

60. 5271 sayılı Kanun'un "Elkonulan eşyanın iadesi" kenar başlıklı 131. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

" (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü

kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve

kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi

tutulmayacağının anlaşılması hâlinde, re'sen veya

istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme

tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir."

61. 5271 sayılı Kanun’un “Tazminat

istemi” kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümüşöyledir:

"(j) Eşyasına veya diğer

malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan

veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer

malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddi ve ve

manevi her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."

62. 5271 sayılı Kanun’un “Tazminat

isteminin koşulları” kenar başlıklı 142. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

" (1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat istemin isteminde bulunulabilir."

63. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet

savcısının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesi şöyledir:

“(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya

emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir;

yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her

türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde

görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya

çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını

ister.

(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan

tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu

Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine

getirmekle yükümlüdür.

(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk

görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle:

25/5/2005 - 5353/24 md.)

Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.

…”

64. 5271 sayılı Kanun’un

“Adlî kolluk ve görevi” kenar

başlıklı 164. maddesi şöyledir:

“(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201

sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,

Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993

tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı

Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma

işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.

(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet

savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır.

Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin

emirlerini yerine getirir.

(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki

hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

65. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

66. Başvurucular;

i. Kolluk görevlilerinin silahlı güç kullanması sonucunda

yaralandıklarını, kolluğun gerçekleştirdiği operasyonun planlama, kontrol ve

gerçekleştirilmesi aşamaları dâhil tüm aşamalarının yaşamlarını tehlikeye atacak

nitelikte olduğunu, olayı çevreleyen tüm koşullarda kolluğun silah

kullanmasının mutlak zorunlu ve ölçülü olduğunun ispat edilmesi gerektiğini;

oysa olayda, silahsız olduklarını, kolluk görevlilerine yönelik bir eylem

gerçekleştirmediklerini, ayrıca olay yerinde yaralı bir şekilde bırakılarak

ölüme terk edildiklerini,

ii. Olaya ilişkin soruşturmanın etkili, bağımsız ve tarafsız bir

şekilde yürütülmediğini,

iii. Başvurucu Siyahmet Şeran'a ait araca hukuka aykırı şekilde el konulduğunu

belirterek Anayasa'nın 17., 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan

yaşam, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlallerin tespiti ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

67. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu Siyahmet

Şeran'ın hakkında yürütülen soruşturma sırasında

aracına haksız biçimde el konulduğu iddiasının Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğinde bir

tereddüt bulunmamakla birlikte başvuru konusu olayda, başvurucular hayatta

olduğundan yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanabirliği hususunda ayrıca bir

değerlendirme yapmak gerekir.

68. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).

69. Ölümle sonuçlanmayan bir olayda diğer faktörlerle birlikte

kişiye karşı kullanılan gücün derecesi, türü, kullanımının ardında yatan niyet

ve amaç birlikte değerlendirilerek yaşam hakkı kapsamında incelenebilir.

70. Bu değerlendirme yapılırken başvurucuya karşı kullanılan

gücün potansiyel olarak öldürücü bir niteliğe sahip olup olmadığı ile maruz

kaldığı eylemin başvurucunun fiziki bütünlüğü üzerinde hangi etkiyi yaratmış

olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.

71. Somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların

maruz kaldıklarını ileri sürdükleri silahlı gücün öldürücü bir niteliğe sahip

olduğu ile özellikle bu gücün başvurucu Mustafa Çelik'in fiziksel bütünlüğü

üzerindeki yarattığı etki gözönünde bulundurulduğunda

başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

72. Diğer taraftan başvurucular, yaralanmalarıyla sonuçlanan

olaya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edilmesiyanında kolluk görevlilerinin

silahlı güç kullanmaları sonucunda yaralandıklarını, kolluk görevlilerinin

gerçekleştirdiği operasyonun planlama, kontrol ve gerçekleştirilmesi aşamaları

dâhil tüm aşamalarının yaşamlarını tehlikeye atacak nitelikte olduğunu, olayı

çevreleyen tüm koşullarda kolluğun silah kullanmasının mutlak zorunlu ve ölçülü

olduğunun ispat edilmesi gerektiğini ve olay yerinde yaralı şekilde bırakılıp

ölüme terk edildiklerini belirterek yaşam haklarının maddi boyutunun da ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

73. Kamu görevlilerinin güç kullanması sonucu gerçekleştiği

iddia edilen ölüm olaylarının da şüphesiz devletin sahip olduğu “hiçbir bireyin

yaşamına son vermeme” negatif yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

Bu yükümlülük hem kasıtlı bir biçimde öldürmeyi hem de kasıt olmaksızın ölümle

sonuçlanan güç kullanımını içermektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 44).

74. Anayasa Mahkemesinin bu konuda daha önce vermiş olduğu

kararları birlikte değerlendirildiğinde kolluk görevlilerinin ancak Anayasa’da

belirtilen amaçlara ulaşmak adına başka bir çarenin kalmadığı “zorunlu

durumlarda” silah kullanabilmelerine izin verdiği söylenebilecektir (Cemil Danışman, §§ 45-49). Ayrıca silah

kullanarak ulaşılmak istenen amaç ile karşı karşıya kalınan güçte nispeten

“ölçülü” olma şartı bulunmaktadır (Cemil

Danışman, § 50).

75. Kamu görevlilerinin güç kullanımına ilişkin eylemlerinin bu

konuda değerlendirmesi yapılırken sadece fiilen gücü kullanan görevlilerin

eylemlerinin değil söz konusu eylemlerin planlanması ve kontrolü dâhil olayın

bütün aşamalarının dikkate alınması gerekmektedir (Cemil Danışman, § 57).

76.Kolluk görevlilerinin doğrudan silah kullanımı sonucu meydana

gelen olaylarda güç kullanımının, Anayasa’nın 17. maddesine göre başka bir

çarenin kalmadığı “zorunlu bir durumda” ve “ölçülü” bir şekilde

gerçekleştiğinin soruşturma makamlarınca resen ortaya konması gerekmektedir (Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No:

2013/9461, 15/12/2015, § 73). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de ölümün

güvenlik güçlerinin silah kullanımı sonucu gerçekleştiğinin tartışmasız olduğu

olaylarda, bu konudaki ispat yükünün taraf devlete (Hükûmete) ait olduğunu

kabul etmekte ve “mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı”

gerçekleştiğinin kanıtlanamaması hâlinde yaşam hakkının usul ve esas yönünün

ihlal edildiğine karar vermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Bektaş ve Özalp/Türkiye, B. No: 10036/03,

20/4/2010, § 57, Ataykaya/Türkiye, B. No: 50275/08, 22/7/2014, §§

45-59). Bu çerçevede güvenlik güçlerinin eylemlerinin yanında kendilerine uygun

talimatın verilip verilmediğinin, kullanılan silahlar konusunda bu kişilerin

yeterli eğitim alıp almadıklarının ve olası riskleri önlemek adına tedbir

almakta ihmalleri bulunup bulunmadığının da incelenmesi gerekmektedir (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Ataykaya/Türkiye,

§ 46; Nachova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No:

43577/98 ve 43579/98, § 97).

77. Başvuru konusu olayda, etkili soruşturma açısından inceleme

yapılan bölümde ayrıntılı bir şekilde ortaya konduğu üzere başvurucuların yaralanmalarının

ne şekilde meydana geldiği açık değildir. Başvurucuların anlatımı, olay

hakkında düzenlenen tutanaklar, raporlar ve kovuşturmaya yer olmadığına

kararına bakıldığında kolluk görevlilerinin olay sırasında kasten ya da

taksirle silah kullanıp kullanmadıkları ve tıbbi yardım sağlanmaksızın

başvurucuları olay yerinde bırakıp bırakmadıklarına ilişkin bir belirsizliğin

bulunduğu görülmektedir.

78. Somut olayda bir başvurucunun kolluk görevlisinin silahından

çıkan merminin veya mermilerin vücuduna isabet etmesi, diğer başvurucunun ise

bu merminin içinde bulunduğu aracın camını kırıp bu camdan çevreye saçılan

kırıkların vücudunda kesikler meydana getirmesi sonucu yaralandığı sabittir.

Bununla birlikte bu yaralanmaların kolluk görevlisinin kasıtlı ya da taksirli

bir eylemi sonucunda mı gerçekleştiği yoksa Cumhuriyet Başsavcılığının

kovuşturmaya yer olmadığına kararında kabul edildiği gibi silahın

başvurucuların aracına çarpmasının etkisiyle kendiliğinden ateş alması sonucu

mu meydana geldiği ve ardından başvurucuların kolluk görevlilerinin kontrolü

altında mı yoksa kendi imkânlarıyla mı hastaneye ulaştıkları tartışmasız bir

şekilde ortaya konup belirlenemediği için Anayasa Mahkemesi tarafından

öldürmeme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasının incelenebilmesi bu aşamada

mümkün değildir.

79. Bu nedenle öldürmeme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiası

bakımından yapılacak incelemelerde değerlendirme unsuru olarak kullanılması

gerektiği ortaya konulan hususlardan silahı kullanan kolluk görevlisinin bu

konuda bir eğitim almış olup olmadığı, kolluğun müdahalesinin planlaması ve

kontrolü kapsamında yürütülen işlemlerin ve alınan tedbirlerin ne olduğu ve

daha da önemlisi silahın kullanıldığı koşullara ve benzeri konulara ilişkin

bilgi eksiklikleri Anayasa Mahkemesinin, silah kullanımının başka bir çarenin

kalmadığı “zorunlu bir durumda” ve “ölçülü” bir biçimde gerçekleşip

gerçekleşmediğini bu aşamada değerlendirmesini imkânsız kılmaktadır.

80.Bu nedenle yaşam hakkı kapsamında somut olay açısından

inceleme, sadece olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olup olmadığı

hususunda yapılmıştır.

81. Ayrıca Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı bağlantı kurularak başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların yaşam hakkının usul boyutu kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup

söz konusu iddialara ilişkin inceleme de bu çerçevede yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

82. Başvurucu Siyahmet Şeran, olaya

ilişkin yürütülen soruşturma sırasında aracına haksız biçimde el konduğunu

ileri sürerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

83. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

84. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

85. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

86. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17; Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013,

§§ 18, 19).

87. Ayrıca Anayasa Mahkemesine göre bireysel başvuru yapılmadan

önce tüketilmesi gereken etkili bir başvurudan söz edebilmek için başvuru

yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun fiilen de

etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine

sahip bulunması gerekir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını

önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini

karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim (tazminat) sunabilmesi

hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine vuku bulmuş bir hak

ihlali iddiası söz konusu olduğunda tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların

ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usule ilişkin güvencelerin sağlanması

gerekir (Sedat Selim Ay, B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28).

88. Bireysel başvuru formu ve ekleri ile incelenen soruşturma

belgelerinde, başvurucunun ilgili mevzuat gereğince (bkz. §§ 58-62) aracına

haksız biçimde el konulduğuna ilişkin olarak yetkili yargısal mercilere

başvuruda bulunduğuna dair bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Ayrıca

başvurucu hakkında verilen nihai kararın henüz kesinleşmediği de anlaşılmıştır.

89. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun, hakkında yürütülen

soruşturma sırasında aracına el konulmasına ilişkin olarak yargısal yolları

tüketmeksizin mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan bireysel

başvuruda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

90. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usule

İlişkin Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

91. Başvurucuların olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmemesi nedeniyle yaşam haklarının ihlal edildiğine dair iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı tespit edilmiş olup başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

92. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

93.Anayasanın “Devletin temel

amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

94. Anayasa Mahkemesince belirtildiği üzere yaşam ve vücut

bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük

yükleyen haklardandır (AYM, E.2007/78, K.2010/120, 30/12/2010).

95. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

96. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında

devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin

boyutu, yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konmasına ve sorumlu

kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan etkili bir soruşturma yürütülmesini

gerektirmektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54). Zira bu tür olaylarda etkili bir soruşturma

yürütülmesi, yaşam hakkını korumak için ihdas edilen yasal ve idari çerçevenin

etkili bir şekilde uygulanmasının güvencesini oluşturmaktadır (Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §§

25, 26).

97. Bu çerçevede kamu otoritelerinin silah kullanımı sonucu

ortaya çıkan ölüm olaylarına ilişkin soruşturmaların yasa dışı silah

kullanımının önlenmesini güvence altına alacak nitelikte kapsamlı, dikkatli ve

tarafsız şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu tür olaylara ilişkin

soruşturmalarda aranan bağımsızlık, sadece hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı

ifade etmemekte olup soruşturmanın fiilen de bağımsız olarak yürütülmesini

gerektirmektedir (Cemil Danışman,

§ 96).

98. Yaşama hakkı kapsamındaki bu yükümlülük olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Ancak kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm ya da

ölümcül yaralanma olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin,

sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir

cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari

soruşturmalar ve tazminat davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata

hükmedilmesi, ihlali gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak

için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 55).

99. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkını

koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap

vermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük kesin olarak bir sonuç elde

etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Anayasa'nın 17. maddesi

başvuruculara, üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma

hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi

de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 56).

100. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili

olabilmesi için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmesi gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya sorumlu

kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma

yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57). Bu kapsamda yetkililerce tanıkların

ifadelerinin alınması, bilirkişi incelemeleri ve gerektiğinde eksiksiz ve

detaylı bir rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması gibi söz

konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için soruşturma konusu olayın

gerektirdiği mümkün olan tüm tedbirlerin alınması, olayın gerçekleşme sebebinin

objektif analizinin yapılması, soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada

elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı

olması ve soruşturma sonucunda verilen kararın -yaşam hakkına yönelik bir

müdahale varsa bu müdahalenin- Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan

kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme

içermesi de gerekmektedir (Cemil Danışman,

§ 99; Turan Uytun

ve Kevzer Uytun,

§ 73).

101. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt

seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre

değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın

pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

102. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

103. Son olarak yürütülecek soruşturmalarda makul bir süratte

gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Bazı özel

durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya

da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada yetkililerin hızlı hareket

etmeleri; yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi,

kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

104. Başvuruda,

başvurucuların soruşturmaya gerektiği ölçüde katılımlarının sağlandığı ve

soruşturmanın makul süratle yürütüldüğü görülebildiği gibi aksi yönde bir iddia

da bulunmamaktadır. Başvurucular, etkili soruşturma yürütülmediğine ilişkin

iddialarında, olayın sebebi ve sorumlulukları bulunan kişilerin tespitinde,

kritik önem arz eden işlemlerin olaya karışan kolluk görevlileri ve bu

görevlilerin bağlı olduğu birimce yürütüldüğünü, maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasına yönelik olarak delil toplanması yerine bu görevlilerin

düzenlediği belgelere göre bir sonuca varıldığını, bu durumun da soruşturmanın

bağımsızlığı ve tarafsızlığına gölge düşürüp olayın aydınlatılmasını

engellediğini ileri sürmüşlerdir.

105. Esasen olayların oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015,

§ 44). Görülmekte olan bir davada ya da yürütülmekte olan bir soruşturmada,

delilleri değerlendirmek kural olarak soruşturma makamlarının ya da derece

mahkemelerinin işi olduğundan, Anayasa Mahkemesinin görevi bu makamların maddi

olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini

koymak değildir.

106. Ancak Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim

şeklini anlayabilmek ve olayın tüm yönlerinin aydınlatılması noktasında

soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımları

nesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi

gerekebilmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 68).

107. Bu bağlamda olaya bakıldığında, olaydan haberdar edilen

yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucuların şikâyeti beklenmeksizin

resen harekete geçilerek olaya ilişkin bir soruşturma açılmıştır. Cumhuriyet

Başsavcılığının resen ve derhâl harekete geçmesi soruşturmanın etkililiği adına

önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Yukarıda genel ilkeler

bölümünde ifade edildiği üzere kamu görevlilerinin silahlı güç kullandığı

olaylarda bir soruşturmanın etkililiğinden söz edebilmek için bu soruşturmanın

yasa dışı silah kullanılması sonucunda ölümlerin gerçekleşmesinin önlenmesini

güvence altına alacak nitelikte kapsamlı, dikkatli ve tarafsız şekilde yürütülmesi

ayrıca olayın sebebinin aydınlatılması ve sorumluların tespiti bakımından

gerekli işlemlerde bir eksiklik barındırmaması zorunludur.

108. Soruşturma kapsamında yürütülen işlemlere bu yönüyle

bakıldığında ise öncelikle olay yerindeki maddi deliller ve olaya karışan

araçlar üzerindeki araştırmalar ile kriminal

laboratuvar incelemelerinin olaya karışmayan polis tarafından yapıldığı

görülebilmekle birlikte, olaya karışan kolluk görevlilerinin ifadelerinin

sadece aynı yerde görev yapan kişiler tarafından alındığı, bunun da ötesinde

olay yerine ilişkin ilk inceleme ve görgü tespit tutanaklarının içlerinde olaya

karışanların da bulunduğu görevliler tarafından düzenlendiği görülmektedir.

109. Yukarıda olaylar ve olgular bölümünde ayrıntılı olarak yer

verildiği üzere olayın gelişimi ve gerçekleşme koşulları bakımından kolluk

görevlileri tarafından düzenlenen belgelerle başvurucuların anlatımları

arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu her zaman mümkün olabilen bir

durum gibi görünse de somut olayda bu görevlilerin bir kısmı, başvurucular

tarafından olayın faili olmakla suçlanmaktadır.

110. Oysa soruşturma makamlarının bağımsızlığından bahsedebilmek

için kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleştiği iddia olunan

ölümlere ya da ölümcül yaralanmalara ilişkin soruşturmaların olaya karışmış

kişilerden bağımsız bir şekilde yürütülmesi gerekir. Soruşturma; olay yerine ve

olayda kullanılan araçlar ile benzeri eşyaya ilişkin birtakım incelemelerin

polis tarafından yapılmış olması, olaya karışan kişilerin ifadelerinin sadece

birlikte görev yaptıkları görevlilerce üstelik bir suç isnadına bağlı olarak

değil suçun mağduru olarak alınması, olaya ilişkin ilk tespit ve görgü

tutanaklarının olaya karışan görevlilerin de katılımıyla düzenlenip yetkili

Cumhuriyet savcısının ya da polisin derhâl harekete geçmesi sağlanarak bu

tutanaklar düzenlenmeden olaya hemen müdahil olmalarının sağlanmaması

nedenleriyle yeterli olamamıştır.

111. Bu durum; soruşturmada kesin olarak bazı delillerin kasıtlı

olarak toplanmadığı veya gizlendiği ile olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı

anlamına gelmemekle birlikte, kolluk görevlilerince ölümcül güç kullanıldığının

iddia edildiği ve başvurucuların da bir kamu görevlisinin silahından çıkan

mermi ya da mermilerin isabetiyle yaralandığının tartışma konusu olmadığı

olayda, soruşturma makamlarının bağımsızlığı konusunda ciddi tereddütler

oluşmasına yol açmaktadır. Bu duruma, aşağıda ayrıntılarıyla ortaya konacağı

üzere soruşturmada olaya karışan görevlilerin katılımıyla hazırlanan belgelere

göre bir sonuca varılmasının da eklenmesi bu tereddütleri iyice artırmaktadır.

112. Bu nedenlerle kolluk görevlilerinin güç kullanmaları sonucu

meydana geldiği iddia edilen olayda ilk tespit ve görgü tutanaklarının olaya

karışan görevlilerin de katılımıyla yapılması, bu kişilerin ifadelerinin sadece

birlikte görev yaptıkları görevliler marifetiyle alınıp herhangi bir suçlamayla

karşı karşıya bırakılmaksızın ve belirsiz kalan hususlara ilişkin sorgulamaları

da yapılmaksızın gerçekleştirilmesi, soruşturmada bu ifadelere ve belgelere

göre olayın gelişimine ilişkin tespitte bulunulup buna göre bir sonuca

ulaşılması, etkili soruşturma yürütülmesi bağlamında soruşturma makamlarının

bağımsız olması ilkesinin ihlaline sebebiyet vermiştir.

113. İkinci olarak soruşturmada olayın aydınlatılması ve

sorumluların belirlenmesi bakımından delillerin toplanması adına gerekli tüm

makul tedbirlerin alınıp alınmadığı ve bu bakımdan gerçekleştirilen işlemlerde

soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösteren bir eksikliğin

bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

114. Soruşturmaya bu yönüyle bakıldığında ise öncelikle olay

yerindeki delillerin kaybolması ve değiştirilmesinin önüne geçebilmek için bu

delillerin muhafazasının sağlanmadığı ve kolluk görevlileri tarafından olay

yerinin terk edildiği anlaşılmaktadır. Olaya karışan kolluk görevlileri, bu

duruma gerekçe olarak, olaydan sonra kimliklerinin tespitine yönelik hiçbir

girişimde bulunulmayan ve sayılarının on kadar olduğunu ifade ettikleri araç

içindeki kişilerin kendilerine mukavemet göstereceğinden endişe duymalarını

gerekçe göstermişlerdir. Fakat başvurucuların hastaneye ulaşmalarından ve bu

kişilerin olay yerinden ayrılmalarından hemen sonra olay yerinde delillerin

kaybolmaması için ne gibi tedbirler aldıklarını ise açıklamamışlardır.

115. Öncelikle soruşturmanın hiçbir aşamasında söz konusu

araçların belirlenebilmesi için herhangi bir soruşturma işleminin yürütüldüğü

görülmemiştir. Kolluk görevlilerinin ifadelerinde bu araçların diğer araçlardan

ayırt edici özellikleri olan renkleri, modelleri, markaları ve plaka sayıları

hakkında bir açıklama bulunmamaktadır. Dahası olaydan hemen sonra ilgili

birimler haberdar edilerek olayın gerçekleştiği güzergâhta gerekirse kontrol

yapılması veya benzeri bir işlemle bu araçların tespit edilebilmesine ve

yakalanabilmesine yönelik bir çabanın gösterilmediği anlaşılmıştır.

Başvurucularla birlikte hareket ettikleri belirtilen ve olayın gerçekleşme

koşullarının açığa çıkarılması bakımından da tespit edilmeleri kritik önem arz

eden bu kişilerin belirlenebilmesine yönelik olarak olayın hemen sonrasında ya

da hiç değilse soruşturmanın ileriki aşamasında hiçbir somut adım atılmaması

dikkat çekici bulunmuştur.

116. Olay, saat 7.30-8.00 sıralarında gerçekleşmiştir. Nöbetçi

Cumhuriyet Savcısı, durumdan saat 8.30 sıralarında haberdar edilmiştir. Polis,

Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla Başkale'de bulunan araçlar üzerinde saat

9.40 sıralarında yaptığı incelemelerden sonra olay yerine belli bir mesafe katederek ve dolayısıyla zaman tüketerek ulaşmış;

sonrasında incelemelerini gerçekleştirmiştir. Bu aradaki zamanda delillerin

kaybolmaması için ne gibi tedbirlerin alındığı belli değildir. Olaya karışan

kolluk görevlilerinin de katılımıyla saat 9.00 sıralarında olay tespit ve görgü

tutanağının düzenlenmesi, yukarıda belirtildiği gibi soruşturmanın bağımsızlığı

bakımından tereddüt yarattığından bu belirsizliğe yeterli bir açıklama

getirilememiştir.

117. Bu şekilde delillerin olaya karışan görevlilerin katılımı

olmaksızın derhâl toplanması yönünde bir tedbir alınmaması, ilgili doktor ve

polis tarafından hazırlanıp Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen tutanakta

başvurucu Mustafa Çelik'in vücudundan iki adet mermi çekirdeğinin çıkarıldığı

belirtilmesine rağmen olay yerinde sadece bir adet mermi kovanının tespit

edilmesi nedeniyle kolluk görevlisinin silahının kaç el ateş aldığı ya da bu

silahtan kaç el ateş edildiği konusunda çok açık bir belirsizlik yaratmaktadır.

Cumhuriyet Başsavcılığının kendisine gönderilen ve mermi çekirdekleri olduğu

belirtilen -kendi tespitine göre metal parçaları- üzerinde bir kriminal ve balistik inceleme yaptırmayıp bu metal

parçalarının mermi çekirdeği olup olmadığı, öyleyse bir merminin ayrı iki

parçası mı yoksa iki ayrı mermi çekirdeği mi olduğunu tereddütsüz olarak ortaya

koymaya çalışmaması da olayın aydınlatılabilmesi bakımından çok ciddi bir

eksiklik meydana getirmiştir.

118. Öte yandan soruşturma sonucunda, olay sırasında çarpışmanın

etkisiyle kolluk aracının raylı arka kapısının açılması, açılmanın etkisiyle

kolluk görevlisinin oturduğu koltuktan düşmesi, bu sırada görev silahının

elinden fırlayıp başvurucuların aracına çarpması ve bu çarpmanın etkisiyle

silahın kendiliğinden ateş alıp başvurucuları yaralaması gibi gerçekleşmesi

için ancak birçok faktörün bir arada etkili hâle gelmesinin gerektiği bir

kabule ulaşılmasına rağmen bu kabule götürecek herhangi bir delil incelemesinin

gerçekleştirilmediği de anlaşılmaktadır.

119. İlk olarak olayda bir kolluk görevlisinin silahından çıkan

mermi ya da mermilerin başvurucuları yaraladığında bir ihtilaf bulunmadığına

göre Cumhuriyet Başsavcılığının, hangi gerekçeyle Olay Yeri İnceleme Ekibine bu

kolluk görevlisinin söz konusu silahla atış yapıp yapmadığını belirlemekte en

önemli delil olabilecek elinde atış artığı bulunup bulunmadığı yönünde bir

inceleme yapılmasına gerek olmadığı talimatını verdiği anlaşılamamıştır. Şayet

böyle bir talimat verilmeyip kolluk görevlisinin elinde atış artığı tespit

edilebilseydi bu durum, başkaca hiçbir hususu araştırmaya gerek olmaksızın

silahın kolluk görevlisinin elindeyken ateşlendiğini veya ateş aldığını açığa

çıkarabilecek; böylece olayın gerçekleşme şekline ilişkin olarak hangi tarafın

anlatımlarının doğru olduğunu büyük ölçüde ortaya koyabilecekti.

120. İkinci olarak böyle bir araştırmaya gidilmemesinin yanında

olayda başvurucuların aracına çarpmanın etkisiyle kendiliğinden ateş aldığı

ileri sürülen silahın -bu tür silahların herhangi bir mekanik arızaları

bulunmadığı takdirde tetiklerine belirli bir kuvvet uygulanmaksızın

kendiliğinden ateş almayacakları hususu gözetilerek- bilirkişi incelemesinden

geçirilerek çarpma sonucu patlamasına neden olabilecek mekanik bir arızasının

bulunup bulunmadığı belirlenmemiştir.

121. Ayrıca Olay Yeri İnceleme Ekibi tarafından yapılan

incelemede kolluk aracının çarpışma sırasında ön tarafından hasar gördüğünün

belirtildiği dikkate alınarak arka kapısının nasıl olup da açıldığı

sorgulanmamış ve söz konusu araçta gerekirse bir inceleme yapılarak bu durumun

belirlenmesine çalışılmamıştır.

122. Diğer taraftan olay yerinde uygulamalı keşif yapılmamış,

araçların olay sırasındaki konumları ve kolluk görevlisinin düştüğü ileri

sürülen yer dikkate alınarak silahın elden fırlaması sonucu başvurucuların

aracına belirtildiği şekilde düşüp düşemeyeceği, bu mümkün görüldüğü ve bu

şekilde ateş aldığı kabul edildiği takdirde silahtan çıkan merminin muhtemel

seyri ve bu seyre göre başvurucu Mustafa Çelik'in doktor raporlarında

belirtilen vücut nahiyelerinden yaralanıp yaralanmayacağı da araştırılmamıştır.

123. Keza başvurucu Siyahmet Şeran'ın yakın bir akrabasının düğünü olduğu, bu düğüne bir

arkadaşlarını davet etmek için ikamet ettiği köye uğradıkları, ardından dönüş

yolunda saldırıya uğradıkları iddiaları üzerinde de durulmamış; bu iddiaların

ve dolayısıyla kamu görevlilerinin olayın başlangıç aşamasına ilişkin

açıklamalarının doğruluğu, basit bir düğün davetiyesi araştırmasıyla ya da bu

konuda bilgisi olabilecek kişilerin tanık olarak dinlenmesiyle belirlenmeye

çalışılmamıştır.

124. Tüm bu değerlendirmeler somut olayda bir gerçeği

kendiliğinden ortaya çıkarmaktadır. Bu da yetkili makamlar tarafından

soruşturmada, olayın sebebini aydınlatmak için herhangi bir somut adım

atılmadığı, sadece olaya karışan ve bu nedenle tarafsız olmayan kolluk

görevlilerinin de katılımıyla hazırlanan belgeler ve bu görevliler ile birlikte

çalışan diğer kişilerce alınan ifadelerde yer verilen bilgilere göre olayın

gerçekleşme koşullarının kabul edilip bu kabule göre bir sonuca varıldığıdır.

125. Dolayısıyla soruşturma sonucunda alınan kararın etkililik

adına dosya kapsamında yer alan tüm bulguları kapsaması, nesnel ve tarafsız

analizlere dayalı olması gerekirken delillerin toplanması için gereken

adımların zamanında ve doğru bir şekilde atılmaması nedeniyle yaşam hakkının

ihlaline neden olduğu sonucuna varılmıştır.

126. Öte yandan başvuruda, usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine

karar verilip kararın, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar

verildiğinden başvurucuların olay yerinde tıbbi yardım almaksızın yaralı bir

şekilde bırakıldıkları iddiaları hakkında da soruşturma makamları tarafından

ayrıca bir değerlendirme yapılabileceği değerlendirilmiş; bu nedenle söz konusu

iddiaya ilişkin soruşturma işlemleri bakımından bu aşamada bir tespitte

bulunulmamıştır.

127. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

128. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

129. Başvurucu Mustafa Çelik 150.000 TL manevi ve 150.000 TL

maddi olmak üzere toplam 300.000 TL tazminata, başvurucu Siyahmet

Şeran ise 150.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

130. Başvuruda, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin Başkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekir.

131. Yaşam hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespiti ve

kararın ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesiyle giderilemeyecek manevi

zararları nedeniylebaşvurucu Mustafa Çelik'e net

15.000 TL, başvurucu Siyahmet Şeran'a

ise net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

132. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu Mustafa Çelik'in bu konuda herhangi

bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

133. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkı kapsamında

etkili bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama (soruşturma) yapılmak üzere Başkale

Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 15.000 TL manevi tazminatın başvurucu Mustafa Çelik'e, 10.000

TL manevi tazminatın başvurucu Siyahmet Şeran'a ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

E.206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucular

:

1. Mustafa

ÇELİK

2. Siyahmet ŞERAN

Vekili

:

Av. Müjde

TOZBEY ERDEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7227, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu Siyahmet
  12. V. Hüküm
  13. B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Çelik
  21. Tozbey Erden
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7227
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Yasin Şeftali Başvurusu (B. No: 2014/18561)
  • Yavuz Kayapınar Başvurusu (B. No: 2014/19617)
  • Faruk Necimoğlu Başvurusu (B. No: 2014/17961)
  • Serdar Ağgül Başvurusu (B. No: 2014/16591)
  • Bedel Genç ve Sabri Genç Başvurusu (B. No: 2014/16190)
  • Engin Güngör Başvurusu (B. No: 2014/16149)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.