İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/5674)

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya gönderilen ajandaların

Başvuru No2014/5674Tarih8 Haziran 2017Okuma12 dk · 2.382 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (2)

Karar tarihi
8 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/5674
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.382 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya gönderilen ajandaların

ceza infaz kurumunca alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/5/2016 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

7/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 10/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Ankara 2 Numaralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan başvurucuya posta

yoluyla koli içinde dört adet ajanda gönderilmiştir. 4/2/2014 tarihli tutanağa

göre söz konusu eşyalar emanet eşya memuruna teslim edilmiştir.

9. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 5/2/2014

tarihli ve 2014/449 sayılı kararıyla ajandaların başvurucuya verilmesinin uygun

olmadığına karar verilmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısımları şöyledir:

".. Söz konusu ajandaların incelenmesinde kalın kaplıklı oldukları,

içerilerine yasak malzeme saklanabilecegi, kontrollerinin ve aramalarının

olanaksız olduğu, aramaları durumunda söküleceğinden özelliğini yitireceği,

hükümlü/tutuklulara verilmeleri durumunda kurum güvenliğini ciddi ölçüde

tehlikeye düşürebileceği anlaşıldığından söz konusu ajandalann hükümlüye

verilmesinin uygun olmadığına, .. oybirliği ile karar verildi."

10. Başvurucu, bu karara karşı (Kapatılan) Sincan İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği

26/2/2014 tarihli ve E.2014/867, K.2014/1173 sayılı kararla başvurucunun

şikâyetini reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

".. Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı'nın

5/2/2014 tarih ve 2014/449 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu,

mevzuata aykırı bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı

anlaşılmakla yerinde olmayan şikâyetin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda

yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hükümlü .. şikâyetinin reddine .. karar

verildi."

11. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz

yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen (Kapatılan) Sincan 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, 20/3/2014 tarihli ve 2014/811 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz

Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

12. Nihai karar 1/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve

11/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

13. Anayasa Mahkemesince ilgili Ceza İnfaz Kurumuna

17/3/2017 tarihinde müzekkere yazılarak başvuruya konu edilen ajandaların işlem

tarihinden önceki bir dönemde başvurucuda bulunup bulunmadığı, ajandaların koli

ile Ceza İnfaz Kurumuna gönderilip gönderilmediği, ajandaların içeriğinde

herhangi bir notun veya yazının olup olmadığı ve herhangi bir not veya yazı

varsa bunların ajandalara el konulma nedeni olarak değerlendirilip

değerlendirilmediği hususlarında bilgi ve belge talep edilmiştir.

14. Ceza İnfaz Kurumundan gelen 21/3/2017 tarihli cevap

yazısında, başvurucunun Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundan

25/9/2007 tarihinde nakil edildiği, Ceza İnfaz Kurumuna kabulü esnasında

başvurucunun yanında getirdiği eşyalar tespit edilerek bunların tutanak altına

alındığı, tespit edilen eşyalar arasında başvuruya konu edilen ajandaların

olmadığı ifade edilmiş ve ilgili üst arama tutanağının bir sureti Anayasa

Mahkemesine gönderilmiştir. Ayrıca söz konusu dört adet ajandanın koli ile

başvurucuya gönderildiği ve bu ajandaların içeriğinin boş olduğu belirtilerek

buna ilişkin olarak 4/2/2014 tarihli tutanağın bir sureti cevap yazısına

eklenmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 35. maddesi şöyledir:

"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 92. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

"..

a) Hükümlü hediye olarak ancak kitap veya giyim eşyası kabul edebilir,

b)

Hediye, ziyaretçi tarafından verilebileceği gibi posta veya kargo yolu ile de

gönderilebilir,

c)

Gönderilen eşya, güvenlik kontrolünden geçirilir, .."

17. Tüzük'ün 125. maddesi şöyledir:

"(1)

Hükümlülerin adlarına posta veya kargo ile gönderilen havale ve eşya, kurum

mutemedi tarafından en geç 7 gün içinde postadan alınır. Gönderi, içeriği

itibariyle kuruma sokulması ve bulundurulması mevzuat hükümlerince sakıncalı

olmaması hâlinde hükümlüye teslim edilir.

(2)

Sakıncalı olduğu belirlenen gönderiler hakkında, posta veya kargodan alındığı

tarihten itibaren onbeş gün içerisinde hükümlüye yazılı bilgi verilir. Hükümlü,

bildirimin yapıldığı tarihten itibaren onbeş gün içerisinde infaz hâkimliğine

itiraz hakkını kullanmadığı takdirde, gönderi, göndericiye veya hükümlünün

göstereceği kişiye iade edilir. Hükümlünün isteği halinde ilk ziyaret günü

yakınlarına verilmek üzere kurum emanet deposunda saklanabilir. Ancak eşyanın

bozulabilir olması veya maddi değerinde azalma olasılığının bulunması halinde,

gönderi gönderene iade edilir."

18. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik'in (Yönetmelik) 15. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlüler,

oda sistemine geçmiş ceza infaz kurumlarının koğuş, oda ve eklentilerinde, bir

adet kafes ile bir çift kanarya, bülbül veya muhabbet kuşu gibi küçük kafes

kuşu bulundurabilir. Henüz oda sistemine geçmemiş diğer ceza infaz

kurumlarında, kafes ve kuş sayısı idare tarafından belirlenir.

..

Hükümlülerin

kendilerini geliştirmeleri için gerekli görülen eğitim ve kültürel

çalışmalarında kullanabilecekleri malzemeleri, koğuş, oda ve eklentiler

dışında, idare tarafından uygun görülecek yerlerde ve denetim altında

bulundurmasına ve kullanmasına kurum olanakları çerçevesinde izin verilebilir.

...

Ceza

infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu

Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların

stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin

verilebilir."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 35. maddesine 14. Protokol'le eklenerek

1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadında

bu yeni kriterin, Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan hakların

Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevine

yoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi

amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya [k.k.], B.

No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). "De minimis non curat praetor" (Hâkim

önemsiz ve küçük işlerlerle uğraşmaz.) prensibine göre yeni kabul edilebilirlik

şartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme

tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği

görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu

kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın mahiyetini, ihlal

iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel durumu üzerinde

oluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya,

B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34).

20. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve

protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun

esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu

kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce de önüne gelmiş olan Sözleşme ile

ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda

bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda

(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye

(k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak Mahkeme

içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayan

başvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No:

42978/06, 16/9/2014).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, okuduğu kitaplardan aldığı birtakım

notları içeren ajandalara uzun süredir sahip olduğunu, Derece Mahkemesi

kararlarında iddia edildiği gibi ajandaların posta yoluyla gönderilmediğini,

söz konusu ajandaları 2007 yılında nakil olarak geldiği ve hâlen kaldığı Ceza İnfaz

Kurumuna getirdiğini, daha önce kaldığı ceza infaz kurumlarında ajandaları

kullanabildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eğitim materyali olarak gördüğü

ajandaların kendisine haksız ve keyfî şekilde verilmemesi nedeniyle

psikolojisinin olumsuz şekilde etkilendiğini belirterek düşünce ve kanaat

hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Bakanlık görüşünde, koli içerisinde gönderilen

ajandaların başvurucuya verilmemesi işleminin demokratik toplum düzeninin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki iddialarını ve

taleplerini tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Dosya kapsamından ve somut olayla ilgili olarak tutulan tutanaklardan,

ajandaların içeriğinde düşünce ve kanaat hürriyeti ya da ifade hürriyeti

kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir yazı ya da notun bulunmadığı

anlaşılmaktadır. İçeriği boş olan ajandaların başvurucunun dış dünya ile

iletişim kurmasını sağlayan bir materyal özelliği taşımadığı da dikkate

alındığında, başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme,

Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir

zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

1. Anayasal ve Kişisel Önemden Yoksun Olma Kriterine

İlişkin Genel İlkeler

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında

herkesin bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşın

yukarıda yer verilen Kanun maddesinde anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya

bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin önemsiz ve küçük işlerle

uğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim "De minimis non curat

praetor" ilkesidir. Bu ilkenin temelinde yatan düşüncelerden biri

mahkemelerin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkil

edecek olan önem derecesi düşük davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasını

önlemektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47; Seyfeddin

Bahar, B. No: 2014/10204, 5/4/2017, § 25).

27. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem”

olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul "başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması”, “kişisel önem” olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise “başvurucunun önemli bir zarara

uğramaması”dır (K.V., §§ 55-57; Seyfeddin Bahar, § 26).

28. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak

kanun koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nın

yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemiş

olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerinin

yorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel hak ve

özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve “uygulanması”

açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun bulunduğunu

kabul etmek gerekir (K.V., § 61); Seyfeddin Bahar, § 27).

29. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir

başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki

unsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V.,

§ 62). Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı

meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte Mahkeme, bir

meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini yorumlamış

olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı

duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal öneminin

bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63; Seyfeddin Bahar, §

28).

30. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru

ise özellikle Mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları

ve derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini

gösterir. Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması

açısından “önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması

açısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve

derece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa

Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması

gerekir (K.V., § 64; Seyfeddin Bahar, § 29).

31. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun

önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın

başvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir.

Somut olayda ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun

subjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da

dâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve

objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilir (K.V., §§ 66, 67; Seyfeddin Bahar, § 30).

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Somut olayda başvurucu, kişisel notlarını içeren söz

konusu ajandaların haksız ve keyfî şekilde tarafına verilmemesi nedeniyle

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

33. Anayasa Mahkemesi daha önce önüne gelen birçok

başvuruda, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının

kapsam ve içeriğini belirlemiş; bu konuda uygulamaya yön verebilecek

zenginlikte içtihat oluşturmuştur (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,

19/12/2013; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014; Ahmet

Acartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015; Halime Sare Aysal [GK], B.

No: 2013/1789, 11/11/2015; Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552,

25/2/2016; Aynur Özdemir ve Diğerleri, B. No: 2013/2453, 24/3/2016; Hüseyin

Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016; D.Ö. [GK],

B. No: 2014/1291, 13/10/2016). Somut başvuruda dile getirilen benzer

şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce incelendiği ve ilgili Anayasa

kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemenin sıklıkla

uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir

soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının

ortaya konulamadığı sonucuna varılmaktadır.

34. Öte yandan 4/2/2014 tarihli tutanak incelendiğinde

başvurucuya dört adet ajandanın ve iki adet ajanda kabının koli ile ve posta

yoluyla gönderildiği anlaşılmaktadır. Yine 26/9/2007 tarihli üst arama

tutanağına göre başvurucunun eşyaları arasında ajandanın bulunmadığı

görülmektedir. Ceza İnfaz Kurumunun 21/3/2017 tarihli yazısında da başvuruya

konu edilen ajandaların içeriğinin boş olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda,

içeriği boş olan ajandaların birer kırtasiye malzemesi olduğu, kırtasiye

malzemelerinin Ceza İnfaz Kurumu kantininden temin edilebileceği ve söz konusu

eşyanın yaşamsal nitelikte bir öneminin de bulunmadığı açıktır. Tüm bunlar

birlikte değerlendirildiğinde, boş ajandaların kurum güvenliğinin tehlikeye

düşebileceği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemli

bir zarar doğurmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

35. Bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sıklıkla

uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu -kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin- somut başvurunun

Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi

başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden

yoksun olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli

yardım talebinin kabulü ile muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin,

başvurucunun mağduriyetine neden olmayacağı anlaşılmakla birlikte 12/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca

tamamen muafiyetin koşulları oluşmadığından 206,10 TL harçtan ibaret yargılama

giderinin başvurucudan TAHSİLİNE 8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Mehmet Çelebi ÇALAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5674, 8 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. IV. İlgili
  8. Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5674
Tarih
8 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Emine Gönül Gökdoğan Başvurusu (B. No: 2014/11135)
  • Ahmet Tuncar Başvurusu (B. No: 2014/11149)
  • Göktaş Yassı Madde Mamülleri San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11214)
  • Hüseyin Karakaş Başvurusu (B. No: 2014/10817)
  • Nizamettin Karaalanlı Başvurusu (B. No: 2014/13657)
  • Aydın Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/15058)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.