İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Sumeli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3585)

1. Başvuru, tutukluluğun ve

Başvuru No2013/3585Tarih7 Temmuz 2015Okuma18 dk · 3.557 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Emin Sumeli Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Temmuz 2015
Başvuru Numarası
2013/3585
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.557 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun ve

yargılamanın makul olmayan süredir devam ettiği, adil bir yargılama yapılmadığı

gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 17/2/2014

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü

14/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/3/2014 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, karşı beyanlarını 2/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/11/2008

tarihinde gözaltına alınmışlar ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2008

tarihli ve 2008/115 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmışlardır.

9. Başvurucular hakkında,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/2008 tarihli ve E.2008/1461 sayılı

iddianamesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 174. ve

314. maddeleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun

5. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Bu

dava İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2008/309 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

10. Başvuruculardan, Barış Karahan

ve Mehmet Emin Sumeli İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesince 9/6/2011 tarihli duruşmada tahliye edilmişlerdir.

11. İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 15/11/2011 tarihli ve E.2008/301, K.2011/271 sayılı kararıyla

başvurucular Mehmet Emin Sumeli ve Barış Karahan’ın

toplam 10 yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıyla

cezalandırılmalarına, başvurucu Erhan Özel’in ise 11 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00

TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar

verilmiştir.

12. Anılan kararın temyizi

üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 10/1/2013 tarihli ve E.2012/6852, K.2013/511

sayılı ilâmı ile başvurucu Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmün

onanmasına, başvurucu Mehmet Emin Sumeli hakkında

verilen hükmün ise silahlı terör örgütü üyesi olma suçu yönünden bozulmasına

karar vermiştir.

13. Bozma kararı sonrasında

yapılan yargılamada, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarihli ve

E.2013/54, K.2013/111 sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir. Bu kararın temyiz incelemesi Yargıtay 16. Ceza Dairesinin

E.2015/2586 sayılı dosyasında halen devam etmektedir.

14. Başvurucular, 20/5/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

15. 5237 sayılı Kanun’un 314.

maddesi şöyledir:

(1) Bu kısmın

dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı

örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer

hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

16. Aynı Kanun’un 174. maddesi

şöyledir:

(1) Yetkili

makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı,

boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal,

biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir

yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan

sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para

cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra

kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli

olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün

faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında

artırılır.

(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan,

kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 7/7/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/5/2013 tarihli ve 2013/3585 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucular; uzun süredir

tutuklu olduklarını ve makul bir süre içinde serbest bırakılmadıklarını,

yargılamalarının makul olmayan bir süredir devam ettiğini, her türlü şüpheden

uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmadan, ceza indiriminden faydalanmak

için aleyhe ifadede bulunan sanığın beyanlarına dayanılarak haklarında hüküm

verildiğini, Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmün Yargıtay

tarafından 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarınca

bozulması gerekirken onandığını belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, yeniden yargılanma ve

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi

Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

20. Başvurucular, uzun süredir

tutuklu olduklarını ve makul bir süre içinde serbest bırakılmadıklarını ileri

sürmüşlerdir.

21. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucu

Mehmet Emin Sumeli’nin 9/6/2011 tarihinde tahliye

edilerek tutukluluk halinin sona erdirildiğini, dolayısıyla uzun tutukluluğa

ilişkin şikayetlerinin 23/9/2012 tarihinden önceki karar ve işlemlere yönelik

olduğunu belirtmiştir.

22. Başvurucular Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı tutuksuz yargılanmanın asıl olduğunu, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında üç yıllık tutukluluğun uzun

tutukluluk olarak değerlendirildiğini belirtmişlerdir.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen

nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

24. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14,).

25. Kişi

serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibariyla da

tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu

gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçun

işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu

nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33).

26. Somut olayda başvurucular

Barış Karahan ve Mehmet Emin Sumeli, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 5/11/2008 tarihinde

tutuklanmış, yargılama devam ederken İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince

9/6/2011 tarihinde tahliye edilmişlerdir. Dolayısıyla başvurucuların tutukluluk

halleri, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinden önce sona ermiştir.

27. Başvurucu Erhan Özel ise

5/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

15/11/2011 tarihli kararıyla, üzerine atılı suçlardan hapis ve adli para cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmesiyle suç isnadına bağlı tutukluluk hali,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinden önce sona ermiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların tutukluluğa ilişkin şikâyetlerine konu olan kararların tamamının

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce

kesinleştiği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Yargılamanın

Sonucu İtibariyle Adil Olmadığı İddiası

29. Başvurucular her türlü

şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmadan, ceza indiriminden

faydalanmak için aleyhe ifadede bulunan sanığın beyanlarına dayanılarak hüküm

verildiğini, Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmün Yargıtay

tarafından 6352 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarınca bozulması gerekirken onama

kararı verildiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

(1) Başvurucu Mehmet Emin Sumeli

Yönünden

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

31. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

32. Anılan

hükümler uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi

nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal

makamların görevidir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

33. Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§

17).

34. 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başka

bir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının

sağlanmış olması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan

başvuru yolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak

bir başvurunun incelenmesine karar verebilir. Başvuru konusu olay dikkate

alındığında başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını

gerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir (Ümit

Ata, B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33).

35. Somut olayda İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesi 15/11/2011 tarihli ve E.2008/301, K.2011/271 sayılı

kararıyla başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin toplam 10

yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar

vermiş, bu hüküm Yargıtayca bozulmuş, bozma kararı

sonrasında yapılan yargılamada, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 9/5/2013

tarihli ve E.2013/54, K.2013/111 sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiş bu kararın temyiz incelemesinin ise halen devam ettiği

anlaşılmıştır. Bu nedenle bu şikâyetler bakımından olağan kanun yolları

tüketilmemiştir.

36. Açıklanan

nedenlerle, kanunda öngörülmüş başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

(2) Başvurucular Barış Karahan ve Erhan Özel

Yönünden

37. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) ve (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve

İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne

ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.

…

(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde

başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş

gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.

Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini

inceleyerek talebi kabul veya reddeder.”

38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.

maddesi şöyledir:

“(1)Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.

(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir

mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin

kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve

mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Komisyonlar

raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde karar taslağı

hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp

görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.

(3) Başvurunun niteliğine uygun düştüğü takdirde mazeret ve

kabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak hazırlanıp bu iki husus birlikte

karara bağlanabilir.”

39. 1/2/1959 tarihli ve 7201

sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümesile

tebligat” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.”

40. Bireysel başvurunun ön

şartlarından biri de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate

alınması gereken bir usul hükmüdür.

41. Bireysel başvuruların, 6216

sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

42. Bununla beraber İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca,

mücbir sebep veya ağır hastalık gibi “haklı mazeret” nedeniyle otuz gün içinde

başvuru yapılamadığı takdirde, bu durumu delillendiren

belgeler ile birlikte mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün

içerisinde de bireysel başvuru yapma imkânı bulunmaktadır (Yasin Yaman, B.No: 2012/1075, 12/2/2013, § 20).

43. Hangi hâllerin haklı mazeret

olduğunun önceden belirlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemenin, ileri

sürülen mazeretin haklı olup olmadığını her başvuruda, olayın özelliklerini

dikkate alarak değerlendirmesi gerekir (Yasin

Yaman,§ 21).

44. Somut olayda, Derece Mahkemesinin

başvurucular Barış Karahan ve Erhan Özel hakkındaki kararı, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 10/1/2013 tarihli ilâmıyla kesinleşmiştir. Başvurucular, Yargıtay

ilamının daha önceki vekillerinin bürosuna 9/4/2013 tarihinde tebliğ

edildiğini, ancak ilgili vekilin rahatsızlığı nedeniyle tebligattan 21/4/2013

tarihinde haberdar olduklarını belirterek mazeret beyanında bulunmuşlar, ancak

bu mazerete ilişkin belgelerin ibrazı için yazılan yazıya yasal süresi

içerisinde cevap vermemişlerdir. Bu nedenle başvurucuların ileri sürdüğü

mazeretin haklı görülmesi mümkün değildir.

45. 7201 sayılı

Kanun’un 11. maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen

işlerde tebligat vekile yapılır ve tebliğ edilen evrakın içeriğine göre bir

kanun yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarih

itibarıyla işlemeye başlar(Yasin

Yaman,§ 24).

46. Başvurucuların

daha önceki avukatına nihai karar 9/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu

tarihten itibaren en son 9/5/2013 tarihine kadar başvuru yapılması gerekirken,

20/5/2013 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna

varılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan

bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

bu kısmının “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

ii. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Yönünden

48. Başvurucular, makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular Barış

Karahan ve Erhan Özel’in adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak, yukarıda belirtilen gerekçelerle süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik

kararı verilmiştir (bkz. §§ 37-47). Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli,

hakkında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri,§§

41–45).

52. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E.,B. No: 2013/625, 9/1/2014, §

31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması

veya el değiştirmesi” suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un

314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, 174. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvencesi kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır.

53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (B.E.,§ 34).

Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun gözaltına alındığı 2/11/2008

tarihidir.

54. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında, 2/11/2008 tarihinde gözaltına alınarak 5/11/2008

tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında, Başsavcılığın 26/11/2008 tarihli

iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddelerin izinsiz

olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesince, başvurucunun savunmasının alındığı, toplanan deliller

doğrultusunda 26/2/2013 tarihli karar ile başvurucunun, üzerine atılı suçlardan

10 yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar

verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 10/1/2013 tarihli ilamıyla hükmün bozulmasına karar verildiği

belirlenmiştir. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece,

başvurucunun 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bu kararın temyiz incelemesinin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E.2015/2586 sayılı

dosyasında halen devam ettiği anlaşılmıştır.

55. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B.E.,§§

23-41; Ersin Ceyhan, B. No:

2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

56. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu

ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz

konusu yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin Anayasanın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

58. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli,

maruz kaldığı zarar karşılığı olarak 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

59. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin

tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama

süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli

tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç

ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını

ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir

yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği yönündeki şikâyetlerinin “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvuruculardan

1. Erhan

Özel ve Barış Karahan’ın adil yargılanma hakkının ihlali iddialarının “süre aşımı” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Mehmet

Emin Sumeli’nin yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı iddiasının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mehmet

Emin Sumeli’nin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Mehmet

Emin Sumeli’nin Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’ye net

5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular Erhan Özel ve Barış Karahan tarafından yapılan

yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

E. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli

tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin Mahkemesine gönderilmesine,

7/7/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucular : Mehmet Emin SUMELİ Barış KARAHAN Erhan ÖZEL Vekilleri : Av. Mehmet ERBİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3585, 7 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal
  16. B. Başvuruculardan
  17. C. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’ye net
  18. E. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3585
Tarih
7 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/1618
  • Umut Sağlam Başvurusu (B. No: 2013/2087)
  • Oğuz Oyan Başvurusu (B. No: 2015/8818)
  • Marcus Frank Cerny Başvurusu (B. No: 2013/5126)
  • Mehmet Emin Arkal Başvurusu (B. No: 2013/7984)
  • Eren Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/759)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.