İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Kara Başvurusu (B. No: 2018/24379)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

Başvuru No2018/24379Tarih18 Kasım 2020Okuma17 dk · 3.314 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Kara Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/24379
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.314 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası

dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların

kabul edilemez olduğuna, adli yardım talebinin kabulüne ve tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiası bakımından başvurunun Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde

yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

10. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)

Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) Siber

Güvenlik Enstitüsünde elektronik mühendisi/araştırmacı olarak görev yapmakta

olan başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma

suçundan hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 24/5/2018 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 30/5/2018 tarihinde Kocaeli Emniyet

Müdürlüğünde ifade vermiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii

de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ben 1986 yılında Adana ili Seyhan

ilçesinde dünyaya geldim. İlkokulu Seyhan ilçesinde bulunan Kazım Karabekir

İlkokulunda, Ortaokul ve Liseyi Yüreğir ilçesinde bulunan Adana Ticaret Odası

Anadolu Lisesinde okudum. Ortaokul ve Lisede öğrenim görürken ailem Seyhan

ilçesinde ikamet ettiğinden günü birlik servis ile okula gidip geliyordum. Lise

son sınıfta Seyhan ilçesinde faaliyet gösteren Final Dershanesine gittim. 2004

yılında liseden mezun oldum. O sene girmiş olduğum ÖSYM sınavından aldığım puan

ile İTÜ Elektronik Mühendisliği Bölümünü kazandım ve kayıt oldum. Okul için

Mecidiyeköy’de bekar evi tuttum. Bir sene burada tek başıma kaldım. Daha sonra

Çeliktepe’de tuttuğum bir artı bir dairede kalmaya başladım. 2009 yılında mezun

oldum. 2010 yılı başlarında sınava girerek kazandığım Halkbankası bilgi işlem

bölümünde işe başladım. 2011 yılı kasım ayı içerisinde buradan ayrılarak, Türk

Telekom A.Ş’ye geçtim. Türk Telekom’un Ankara ilinde faaliyet gösteren Bilgi

Güvenliği Mühendisliği Teknolojileri Bölümünde çalıştım. Ankara’da çalıştığım

sırada halen evli olduğum S.Y. ile tanıştım ve 2014 yılı ağustos ayında

evlendim. Bu evliliğimizden 2016 ağustos doğumlu bir kızımız vardır. Türk

Telekom isimli firmadan 2013 yılı eylül ayı içerisinde ayrıldım. İnternette

TÜBİTAK kurumuna personel alınacağı ilanını gördüm ve CV doldurarak internet

üzerinden TÜBİTAK kurumuna attım. Daha sonra telefon ile TÜBİTAK kurumundan

arandım ve İnsan Kaynakları Bölümüne davet edildim. Burada bana mülakat yapıldı

ancak benimle kimlerin mülakat yaptığını hatırlamıyorum. Mülakat sonucu olumlu

olunca beni 2 hafta sonra yapılacak teknik mülakata davet ettiler. 2 hafta

sonra bu mülakata da gittim. Burada benimle mülakatı daha sonra birim amirim

olacak Y.Ç. isimli çalışan yaptı. Yapılan ikinci mülakatta olumlu olunca 2013

yılı eylül ayı içerisinde TÜBİTAK Bilgem Siber Güvenlik Enstitüsünde çalışmaya

başladım. 2016 yılı ağustos ayına kadar aynı birimde araştırmacı olarak

çalıştım. 2016 yılı ağustos ayında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile

TÜBİTAK kurumu ile ilişiğim kesildi...

A.B. isimli şahıs ile aynı Kurumda

çalışıyorduk. Kendisini bu nedenle tanırım, başka hiçbir bağlantım ve ilişkim

yoktur. Ş. Ş. ismi tanıdık geliyor ancak şuan hatırlayamıyorum...

Benim kesinlikle bu yapı ile bağlantım

yoktur. Bana isnat edilenleri kabul etmiyorum..."

12. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2018 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik)

sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından aynı tarihinde

yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun

sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Ben emniyet karakolunda

ayrıntılı ifademi verdim. Aynısını kabul ve tekrar ederim. Benim bir dönem

sadece birkaç sohbete katılmışlığım vardır. Başkaca hiçbir irtibatım

olmamıştır. Ş.Ş. isimli kişiyi şuan hatırlayamıyorum. Ancak bu kişi benim

köylüm olan M.A.E. vasıtası ile benimle irtibata geçmiş olabilir. Sohbetleri bu

kişinin verdiğini sanıyorum. Ancak sohbetlere düzenli olarak katılmadığım için

ben sohbetlere kimin gelip gittiğini tam olarak hatırlayamamakla birlikte,

hatırladığım kadarıyla N.P., M.A.E. ve A.B. isimli kişiler katılırdı. Benim

aile yapım itibari ile bu örgüte her hangi bir yakınlığım yoktur. Örgütle ile

ilgili başkaca her hangi bir faaliyetim olmamıştır..."

13. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan 31/5/2018 tarihinde tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüphelinin 15 Temmuz darbeye

teşebbüs eylemini gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi

olduğu hususunda soruşturma dosyası içerisinde bulunan HTS kayıtları ve

etkinlik pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren A.B. ve Ş.Ş. isimli

kişilerin somut olgulara dayalı ve itibar edilebilir nitelikteki beyanları ile

şüphelinin hayatın olağan akışına aykırı beyanları itibari ile kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren delillerin mevcut olduğu, tutuklama talebine konu

edilen suçlarla ilgili eylemin vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

öngörülen ceza miktarının yüksek oluşu, suç ve şüpheli hakkında delillerin

henüz toplanamamış olması, atılı suçların CMK'nun 100/3-a maddesinde belirtilen

ve tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlardan oluşu, şüphelinin üyesi olduğu

iddia edilen örgütün tertiplediği teşebbüs eylemi nedeniyle açık ve yakın

tehlikenin henüz tam anlamıyla ortadan kalkmamış bulunması, öngörülen ceza

miktarı ile talep edilen tedbir karşılaştırıldığında tutuklama tedbirinin bu

aşamada ölçülü kabul edilmesinin gerektiği ve adli kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağı kanaatiyle ve tutuklama koşullarının oluştuğu kabul edilerek;

CMK.nun 100. ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına... [karar verildi]."

14. Başvurucu 6/6/2018 tarihinde tutuklama kararına

itiraz etmiş, Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularak

12/6/2018 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...dosya kapsamındaki mevcut delil

durumu ile şüpheliye verilmesi muhtemel ceza ile müsnet suçun cezasının alt ve

üst sınırı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı

anlaşılmakla; Kocaeli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararındaki gerekçelere göre

yerinde görülmeyen itirazın reddine... [karar verildi]."

15. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2018 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

16. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve

saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına,

ne tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna ve Tübitak içerisindeki

yapılanmasına değinilmiş, devamında ise başvurucu yönünden değerlendirmeler

yapılmıştır.

17. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak

gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer

aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular özetle şöyledir:

i. Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Ş.Ş. adlı

kişinin etkin pişmanlık kapsamında verdiği 30/1/2018 tarihli dilekçesinde

kendisinin yöneticisi olduğu sohbet grubuna başvurucunun sonradan dâhil

olduğunu, 2013-2014 yıllarında söz konusu örgütsel toplantılara katıldığını

belirterek fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi

ii. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye

olma suçu iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada şüpheli olarak ifadeleri alınan

A.B. ve N.P.nin verdikleri ifadelerinde örgüt evinde birlikte kaldıkları

2013-2014 yıllarında aynı iş yerinde çalıştıkları başvurucunun da Şamil

kod adlı Ş.Ş.nin yöneticiliğini yaptığı örgütsel toplantılara düzenli olarak

katıldığını belirterek fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmeleri

iii. HTS analiz raporunda başvurucunun sohbet grubu

yöneticileri ve diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile telefon görüşmelerinin olması

18. Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 13/6/2018

tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/293 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanık Mehmet Kara'nın

üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin henüz toplanmamış olması,

dosyada mevcut tutanaklar, sanığın soruşturma beyanları ve tüm dosya kapsamına

göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,

atılı suçun öngördüğü ceza miktarı, atılı suçun CMK nun 100/3 maddesinde

sayılan suçlardan olması, sanığın kaçma ve delilleri karartma şüphesinin

bulunmasına göre tutukluluk halinin devamına... [karar verildi]."

19. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş; Kocaeli 5. Ağır

Ceza Hâkimliği, kararı yerinde bularak itirazı 4/7/2018 tarihinde

reddedilmiştir.

20. Başvurucu 31/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Başvurucu hakkındaki yargılamanın 8/8/2018 tarihli

birinci celsesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

22. Mahkeme 14/5/2019 tarihli ve E.2018/293 ve K.2019/201

sayılı kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"... Her ne kadar sanık Mehmet Kara

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu

davası açılmış olup Türk Ceza Kanununun 314/2, 53/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1

maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep edilmiş ise;

sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock

programını kullanmadığı, örgüt liderinin talimatına uyarak örgütün bankasına

para yatırmadığı, sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait dijital

materyal çıkartım raporunda her hangi bir suç unsurunun bulunmadığının

belirtilmesi, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında savunması alınan M.O.Ç.nin

beyanında '2007-2008 tarihlerinde sanık Mehmet'i 2-3 kez gördüm, bunu da

örgütsel bir faaliyet içinde değil, kardeşini ziyarete geldiğinde görmüştüm, bu

dönemden sonra ben ne sanıkla ne de kardeşiyle bir daha görüşmedim,

kendileriyle herhangi bir irtibatım da olmadı, olayla ilgili bilgim ve görgüm

bundan ibarettir' şeklindeki somut olguya dayanmayan beyanın sanığın

savunmasını doğrular nitelikte olduğu ve sanığın bir dönem sohbetlere

katılmasının sanığın konumu ve kişisel özellikleri de nazara alındığında

sanığın bu ilişkisinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu

ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği bu

kapsamda sanığın örgüt üyesi olduğuna örgütle organik bağ kurarak sürekli,

çeşitli, ve yoğunluk gerektiren eylemlerde bulunduğuna örgütün kuruluş

amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt

hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiğine dair savunmasının aksini ispatlayan

mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden

sanığın örgütsel tavırla hareket ettiğine dair mahkememizce kanaat

oluşmadığından ve sanığın suç kastı ortaya konulamadığından sanık hakkında CMK

223/2-c-e maddesi gereğince beraatine... [karar verildi]."

23. Savcılık, başvurucu hakkındaki tanık beyanlarına

dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle karara karşı

istinaf talebinde bulunulması üzerine talebi inceleyen Sakarya Bölge Adliye

Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 17/9/2020 tarihinde hükmün bozulmasına karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık

hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/13301 sayılı ihbar dosyasında

ihbar edilen sıfatıyla soruşturmanın yürütüldüğü anlaşılmakla; Silahlı terör

örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi

kesileceğinden delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinin sağlanması ve

mükerrer yargılamanın ve cezalandırmanın önlenmesi bakımından, her iki iddianın

birlikte görülmesi gerektiği nazara alındığında, söz konusu dosyanın akıbeti

araştırılıp, sanık hakkında dava açılıp açılmadığı belirlenerek dava açılmamış

ise anılan soruşturma dosyasının getirtilip denetime olanak verecek şekilde

incelenmesi, dava açılmış olması halinde ise mezkur dosyanın iş bu dosya ile

birleştirilmesi suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra

sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk

bulunması,

Hukuka aykırı, o yer Cumhuriyet

Savcısının istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, CMK'nin 280/1-d

maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,

... dosyanın yeniden incelenerek karar

verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine ... [karar verildi.]"

24. Bozma sonrası başvurucu hakkındaki yargılama inceleme

tarihinde Mahkemenin E. 2020/155 sayılı dosyasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

25. İlgili hukuk için bkz. Özkan Mumcu, B. No:

2015/2556, 23/1/2019, §§ 20-33.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut

olgular ortaya konulmadan ve adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağı

tartışılmadan tutuklanmasına karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminat yolunun

tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esas bakımından Bakanlık verilen

tutuklama kararlarında adli mercilerin tutuklamaya yönelik gerekçelerinin

belirtilmiş olduğunu, tutuklamaya dair verilen kararlara ilişkin gerekçeler

kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağını

değerlendirmiştir. Ayrıca terör suçlarının soruşturulmasının kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığını, bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmaması

gerektiğini belirtmiştir.

29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru

formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

31. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

32. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

33. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).

35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Genel ilkeler için bkz. Özkan Mumcu, §§ 59-64;

Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Başvurucu; darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında, silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

38. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

39. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında,

başvurucu ile aynı nitelikteki suçtan haklarında soruşturma yürütülen A.B. ve

Ş.Ş.nin etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarına ve HTS kayıtlarına değinilerek

isnat edilen suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut olguların dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 13).

40. Başvurucu hakkında düzenlenen 6/6/2018 tarihli

iddianamede, örgüte mensubiyeti bulunduğu değerlendirilen ve kendisi ile aynı

işyerinde çalışan A.B. ve N.P. ile sohbet yöneticisi konumunda olan Ş.Ş.nin

etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadelerde başvurucunun 2013 ve 2014

yıllarında örgütsel toplantılara katıldığına yönelik anlatımlar bulunduğu

görülmektedir (bkz. § 17). Söz konusu tanık anlatımları yer, zaman, kişi ve

eylem bilgileri ihtiva etmekte; bu anlamda yargı mercilerinin denetim yapmasına

elverişi bir nitelik taşımaktadır.

41. Bununla birlikte bu anlatımların bir kısmının

FETÖ/PDY'nin illegal yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının

kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hâle geldiği, üst düzey hükûmet

yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda paralel

yapı veya terör örgütü olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların

yapıldığı, Millî Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin

paylaşıldığı, süreçten sonrasına da ait olduğu gözardı edilmemelidir (M.T.

[GK], B. No: 2018/10424, 4/6/2020, § 103). Bu doğrultuda başvurucunun

tutuklanmasında söz konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir

belirti olarak kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da

temelsiz olduğu söylenemeyecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58; Recep Uygun, B. No:

2016/76351, 12/6/2018, § 43). Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk Özdemir başvurusunda;

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak

görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu

yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç

şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk

Özdemir, § 75).

42. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve

kuvvetli suç şüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

44. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY

ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,

§§ 78, 79).

45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017,§ 148).

46. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasına

karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun

niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve delillerin henüz

toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).

47. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik

tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu

yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

49. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016,

§ 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya

FETÖ/PDY'yle bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri de -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-

dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

50. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,

işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

52. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/11/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Abdullah UÇAR Başvurucu : Mehmet KARA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/24379, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Genel
  9. B. Başvurucuya
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  17. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/24379
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Koçak Başvurusu (B. No: 2020/1376)
  • Hatice Aydın ve Orhan Kömürcü Başvurusu (B. No: 2019/19751)
  • Mehmet Osman Zerman ve Muharrem Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2019/33690)
  • Osman Turan Başvurusu (B. No: 2019/18359)
  • Volkan Bayar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/5055)
  • Nur Tarım Soğutma Gıda Kayısıc. Tarım Ürn. Soğuk Hava Depoları Paket. Nak. Paz. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2019/3318)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.