İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Karataş Başvurusu (B. No: 2014/12925)

1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeye

Başvuru No2014/12925Tarih25 Ekim 2017Okuma14 dk · 2.821 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Karataş Başvurusu

Karar tarihi
25 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/12925
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.821 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının; kadro tahsisi yapılmaması nedeniyle kamu hizmetine girme hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Özdemirci Belediyesinde (Belediye) geçici iş

pozisyonunda çalışmaktadır.

7. Belediye 4/4/2007 tarihli ve 5620 sayılı Kamuda Geçici İş

Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel

Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca başvurucunun sürekli işçi

kadrosuna geçirilmesi için İçişleri Bakanlığına bildirimde bulunmuştur.

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 17/10/2007 tarihli işlemiyle

bu talebi reddetmiştir. Talebin ret gerekçesi olarak başvurucunun 2006 yılında

usulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonunda çalışmadığından

yasal koşulları taşımadığı gösterilmiştir. Aynı yazıda Belediyeye hitaben 5620

sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca bir mali yılda altı aydan fazla

süreyle geçici iş pozisyonunda işçi çalıştırılması mümkün olmadığından 2007

yılı içerisinde altı aylık çalışma süresini dolduranların iş akitlerinin askıya

alınması, 2008 yılı ve takip eden yıllarda da altı aydan fazla

çalıştırılmamaları gerektiği de belirtilmiştir.

8. Söz konusu yazı gereğince Belediye, başvurucunun iş akdini

askıya almış ve bu durumu 16/11/2007 tarihli yazı ile kendisine bildirmiştir.

9. Başvurucu, iş akdinin askıya alındığının kendisine bildirilmesi

üzerine 16/11/2007 tarihinde düzenlediği dilekçe ile Belediye ve İçişleri

Bakanlığını hasım mevkiinde göstererek Denizli İdare Mahkemesinde (Mahkeme)

iptal davası açmıştır.

10. Mahkeme 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince dava dilekçesi üzerinde yaptığı ilk

inceleme neticesinde dava konusu istemin tereddüte

yer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya konulmadığı, ayrıca idari

işlem ve eylem mahiyetinde karar verilmesinin istenildiği gerekçeleriyle aynı

Kanun'un3. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar vermiştir.

23/11/2007 tarihli dilekçe ret kararında, sadece iş akdinin askıya alınmasına

ilişkin Belediye Başkanlığının 16/11/2007 tarihli işleminin mi, sürekli işçi

statüsüne geçirilmesinin uygun olmadığına dair İçişleri Bakanlığı Mahalli

İdareler Genel Müdürlüğünün 17/10/2007 tarihli işleminin mi, yoksa her iki

işlemin birlikte mi iptalinin istenildiğinin dava dilekçesinden anlaşılamadığı

belirtilmiştir.

11. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlediği

27/12/2007 tarihli dilekçesinde bu kez sadece Belediyeyi hasım mevkiinde

göstermiş ve iş akdinin askıya alındığını bildiren 16/11/2007 tarihli Belediye

işleminin iptalini istediğini belirtmiştir. Başvurucu, bu dava dilekçesinde

İçişleri Bakanlığının 2006/65 sayılı Genelgesi gereğince Belediyedeki iş

pozisyonunun dondurularak emeklilik hakkını elde edinceye kadar kesintisiz

çalıştırılması gerekirken iş akdinin askıya alınmasının hukuka aykırı olduğunu

ileri sürmüştür.

12. Mahkeme 15/12/2008 tarihli kararıyla dava konusu iş akdinin

askıya alınması işlemini iptal etmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Dava,

davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilemediği gerekçesiyle iş akdinin askıya

alınmasına ilişkin 16.11.2007 gün ve 225 sayılı Özdemirci Belediye Başkanlığı

işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

...

Olayda, davacının 2006 yılında geçici işçi

statüsünde 6 aydan fazla çalışması olduğu, 21/4/2007 tarihi itibariyla

iş akdinin devam etmekte olduğu, çalışmasının usulüne uygun olarak vize

edilmesi ile 5620 sayılı Kanundan istifade ederek sürekli işçi statüsüne geçme

noktasındaki tüm işlemleri yerine getirme sorumluluğun davalı idareye ait

olduğu görülmekte olup, davacının Kanun’un aradığı asgari şartları taşıdığı,

bunun dışında davalı idare tarafından yerine getirilmesi gereken şartların ve

işlemlerin zamanında ve usulüne uygun olarak yerine getirilmemiş olmasının

sorumluluğunun davalı idareye ait olduğu ve davalı idare tarafından yerine

getirilmesi gereken asli ve usulü işlemlerin yerine getirilmemiş olmasının

davacının sürekli işçi statüsüne geçirilmesine engel olmayacağı vicdani

kanaatine varılmıştır. Zira, işveren karşında zayıf konumda bulunan işçi

hakkının, işverenin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerine

getirmemesinden dolayı haleldar edilmesi ve kayba uğratılması iş hukukunun

hakim prensibi olan işveren karşısında işçinin korunması ilkesine aykırı

olacağı hususu açıktır.

Bu durumda, 2006 yılında 6 aydan fazla çalışan

ve 21/4/2007 tarihi itibariyla iş akdi devam etmekte

olan ve yukarıda aktarılan kanun hükümleri gereği geçici işçi statüsünden

sürekli işçi statüsüne geçirilmesi gerekirken davalı idare tarafından yerine

getirilmesi gereken yükümlülükler yerine getirilmediğinden bu hakkı elde

edemeyen davacının, iş akdinin askıya alınmasına ilişkin dava konusu işlemde

hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin

iptaline, [...]"

13. Karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

14. Bu karar üzerine başvurucu, Belediye bünyesinde geçici iş

pozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.

15. Belediye, Denizli İdare Mahkemesinin mezkur kararından sonra

başvurucunun 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi

için İçişleri Bakanlığına yeniden bildirimde bulunmuştur.

16. İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin olarak Maliye

Bakanlığından görüş istemiştir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel

Müdürlüğü 27/2/2012 tarihli yazısı ile başvurucunun 2006 yılındaki

çalışmalarının usulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarında

geçmediği gerekçesiyle 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna

geçirilmesinin uygun olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.

17. Başvurucu, söz konusu yazı sonrasında da 2014 yılı Mart

ayına kadar Belediyede geçici iş pozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.

18. Belediyenin 12/1/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde

Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun

Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince 30/3/2014

tarihi itibarıyla kapanması sebebiyle başvurucu Çivril Belediyesine

devredilmiştir.

19. Çivril Belediyesi 29/6/2014 tarihinde başvurucunun iş akdini

feshetmiştir. Başvurucu fesih işleminin iptali istemiyle dava açmamıştır.

20. Başvurucu 31/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 2577 sayılı Kanun'un "İdari

dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı

2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

1. İdari dava türleri şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal

davaları,[...]"

22. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların

sonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare

ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.

Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü

geçemez."

23. 5620 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Kanun;

(...)

c) İl özel idareleri, belediyeler, bunların kurdukları

veya üye oldukları mahallî idare birlikleri ile müessese ve işletmelerinde

(Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan şirketler hariç) ve

belediyelerin bağlı kuruluşlarında,

2006 yılı içerisinde usûlüne

uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarında toplam 6 ay veya daha

fazla süreyle çalışmış olan geçici işçileri kapsar. 2005 veya 2006 yıllarında

aynı şartlarda çalışıp da askerlik, doğum veya sağlık kurulu raporuyla

belgelendirilen sağlık sorunları sebebiyle iş sözleşmeleri askıda kalanlar da

bu fıkra kapsamında değerlendirilir."

24. 5620 sayılı Kanun'un geçici 1.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen

şartları taşımadıkları için sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personel

statüsüne geçişi yapılamayan ve bu Kanunun 3 üncü maddesi kapsamına girmeyen

geçici işçiler, ilgili idare, kurum ve kuruluşlarca bir malî yılda 6 aydan az

olmak üzere ve bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen usûle

göre vizesi yapılacak geçici iş pozisyonlarında çalıştırılmaya devam

olunabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

26. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM),

mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi

hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme

haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini

tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:

18357/91, 19/3/1997, § 40).

27. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet

edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No:

59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye,

B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet

Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst

mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek

kararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına

alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin ilk derece mahkemesi

kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup

olmadığına bakılmaksızın 6. madde, sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme

kararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranların

taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde

bulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu

karara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,

15/4/2002,§ 21).

28. AİHM'e göre herhangi bir mahkeme

tarafından verilen bir kararın icrası, 6. maddenin amaçları bağlamında davanın

ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B.No:

36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için

gerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerini

tüm yararlı etkilerinden mahrum bırakmış olurlar (Burdov / Rusya, § 37).

29. AİHM, yukarıdaki prensiplerin -sonuçları davacının medeni

hakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar

bağlamında- daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte

davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak

suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı

zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasını

talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukuka

uygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra etme yükümlülüğünün

olmasını gerektirir (Hornsby / Yunanistan, § 41; Kyrtatos / Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, Denizli İdare Mahkemesinin iptal kararı gereğince

sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Belediyenin söz

konusu iptal kararı üzerine sürekli işçi kadrosuna geçirileceğini söyleyerek

yıllarca kendisini oyaladığını öne süren başvurucu, ne Özdemirci Belediyesinin

ne de bu Belediyenin kapanması üzerine devredildiği Çivril Belediyesinin

kadroya geçirilmesi için gerekli vize işlemlerini yaptığını ifade etmektedir.

Başvurucu iptal kararı uyarınca kadroya geçirilmesi gerekirken iş akdinin

feshedildiğinden yakınmakta, yargı kararının uygulanmadığını ileri sürmektedir.

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu çerçevede başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özünün kesinleşmiş yargı kararının uygulanmadığı hususuna

ilişkin olduğu görüldüğünden belirtilen ihlal iddiası niteliği gereği mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

34. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

35. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini

geciktiremez."

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın yasama ve yürütme organları ile idarenin

mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (Arman Mazman,

B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

37. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü

ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak

iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde

etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

38. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye

erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme

ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da

kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte

onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı

kararlarının uygulanması "mahkemeye erişim hakkı" kapsamında

değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar

vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde

uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardan

birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler

bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi

hâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirecektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28).

39. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilam

zamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe

rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan

bir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu, mahkeme kararının

uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiği

ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde

yapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili

olup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevede

belirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,

§ 29).

40. Buna göre somut başvuruda başvurucunun Denizli İdare

Mahkemesi kararının başvuru tarihi itibarıyla uygulanmadığı yönündeki

iddiasının süregelen bir duruma ilişkin olduğu dikkate alınarak başvurunun

süresinde yapıldığı ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından da yetkisi

içinde olduğu kabul edilmiştir.

41. Bu kabulden sonra ise öncelikle yargı kararının

uygulanmaması suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına bir müdahalenin

bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Yargı kararının uygulanıp

uygulanmadığının belirlenmesi noktasında da başvuruya konu Denizli İdare

Mahkemesinin mezkur iptal kararının ilişkin olduğu davada uyuşmazlığın

konusunun ve kapsamının ne olduğunun, ayrıca kurulan hükmün mahiyetinin ortaya

konulması önem arz etmektedir.

42. Bireysel başvuruya dayanak davanın konusu edilen işlemin, başvurucunun

iş akdinin askıya alınmasına ilişkin Belediye işlemi olduğu görülmektedir.

Nitekim başvurucu derece mahkemesinin dilekçe ret kararı üzerine yeniden

düzenlediği 27/12/2007 tarihli dava dilekçesinde tarih ve sayısını açıkça

göstermek suretiyle iş akdinin askıya alınmasına ilişkin Belediye işleminin

iptalini istediğini belirtmiştir (bkz. § 11). Mahkeme de gerekçeli kararında

davanın konusunu bu isteme uygun şekilde kurmuştur (bkz. § 12). Dolayısıyla

başvurucunun 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna

geçirilmemesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminin (bkz. § 7) bu yargılamanın

konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemesinin

başvurucunun sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesine ilişkin idari işlemi, iş

akdinin askıya alınması yönündeki dava konusu işlemin "sebep unsuru" (bkz. § 21), bir başka ifadeyle

idareyi iş akdini askıya alma işlemini tesis etmeye iten, idarenin bu işlemine

gerekçe oluşturan olgu olarak değerlendirmeye aldığı görülmektedir. Bu bağlamda

Mahkeme, idari yargılama tekniğinin bir gereği olarak dava konusu işlemin

hukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla işlemin sebep unsurunu irdelemiş ve

gerekçeli kararında bu unsurun hukukiliğini sorgulayan birtakım tespitlere de

doğal olarak yer vermiştir. Ancak netice itibarıyla iptal hükmü dava konusu

işlemin sebep unsurunu oluşturan sürekli işçi kadrosuna geçirilmeme işlemine

değil davanın konusuna uygun olarak sadece iş akdinin askıya alınması işlemine

yönelik kurulmuştur. Dolayısıyla yargı kararının uygulanması bağlamında söz

konusu iptal hükmünün sadece başvurucunun iş akdinin askıya alınması işleminin

ilk tesis edildiği andan itibaren hukuki varlığının ve etkilerinin ortadan

kaldırılmasıyla idareyi yükümlü kıldığı, buna karşın başvurucunun 5620 sayılı

Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi gibi bir neticeyi ve

zorunluluğu ise bünyesinde barındırmadığı sonucuna varılmıştır.

43. Bu çerçevede iptal kararı üzerine Belediyenin başvurucuyu

geçici iş pozisyonunda çalıştırmaya devam ettiği, nitekim bu hususun bireysel

başvuru formunda başvurucu tarafından da ifade edildiği görülmektedir. Öte

yandan başvurucunun, iptal kararı üzerine geçici iş pozisyonunda çalışmaya

devam ettiği dönemde Belediye tarafından iş akdinin yeniden askıya alındığına

dair herhangi bir şikâyetinin bulunmadığı da dikkate alındığında Denizli İdare

Mahkemesi tarafından verilen iptal kararının uygulanmadığından söz edilemez.

Dolayısıyla belirtilen şikâyetler bağlamında başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin olmadığı anlaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kamu Hizmetine Girme

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucu 5620 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları

taşımasına rağmen sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesi ve neticede iş akdi

feshedilerek işten çıkarılması nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan kamu

hizmetine girme hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.

46. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin

taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da

girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak

ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

47. Bireyin kamu hizmetine girme hakkı Anayasa’nın 70.

maddesinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’de

düzenlenen haklardan değildir. Dolayısıyla başvurucunun başvuru formunda ifade

ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü kamu hizmetine girme hakkı,

Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma

alanına girmemektedir.

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamu hizmetine girme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Mehmet

KARATAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12925, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mahkemeye Erişim
  12. B. Kamu Hizmetine Girme
  13. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Karataş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12925
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • G. D. Başvurusu (B. No: 2014/1811)
  • Ahmet Çevik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7545)
  • Kamil İnce Başvurusu (B. No: 2014/1167)
  • Anıl Pınar ve Ömer Bilge Başvurusu (B. No: 2014/15627)
  • Balkan Sigorta Aracılık Hizmetleri Ticaret ve Limited Şirketi ve Kırklareli Sigorta Aracılık Hizmetleri Ticaret ve Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/4832)
  • Suat Arslan Başvurusu (B. No: 2014/2623)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.