İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Nuri Tural Başvurusu (B. No: 2015/18073)

1. Başvuru, kolluk kuvvetinin yakalama işlemi esnasında darp ve

Başvuru No2015/18073Tarih29 Kasım 2018Okuma20 dk · 3.931 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Nuri Tural Başvurusu

Karar tarihi
29 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/18073
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.931 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk kuvvetinin yakalama işlemi esnasında darp ve

hakaretine maruz kalınması, gerekmediği hâlde ters kelepçe takılması, kelepçeli

şekilde ayakta bekletilme, soğuk nezarethane koşullarına rağmen battaniye

verilmemesi ve bu sebeplerle yapılan suç duyurusu sonrası yeterli deliller

toplanmadan ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi

sonucu etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 10/10/1995 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesinde

mukimdir. Başvurucu 7/10/2014 tarihinde bir siyasal partinin organizasyonuyla

Muradiye ilçesinde "Kobani'ye Destek, IŞID'e Karşı

Birlik Çağrısı" ismiyle gerçekleştirilen yasa dışı gösteriye

katıldığı, gösteri esnasında kolluk görevlileri ile kamu bina ve araçlarına

saldırıda bulunduğu iddiaları ile 16/10/2014 tarihinde kolluk kuvvetince

gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucunun iddiasına göre kolluk kuvvetince ilçe

merkezinde yakalanmasının ardından herhangi bir hakkı kendisine hatırlatılmamış

ve kaçma ihtimali olmamasına rağmen elleri arkadan kelepçelenmiştir. Polis

merkezine götürülmek üzere araca bindirildiği sırada bir kolluk görevlisi

sırtına yumrukla vurmuş ve sinkaflı sözlerle de

kendisine hakarette bulunmuştur. Polis merkezinde yaklaşık iki saat elleri

arkadan kelepçeli şekilde, duvara karşı ayakta bekletilmiştir. Daha sonra polis

nezarethanesi yerine jandarma nezarethanesine dört kişi ile birlikte

konulmuştur. Nezarethane soğuk olmasına ve diğer hücrede battaniye olmasına karşın

battaniye verilmeyerek soğukta bekletilmiştir. Gözaltı süreci boyunca sadece

bir kez yarım ekmek verilmiş ve sigara içmesine de müsaade edilmemiştir.

Yakalanmasından yaklaşık on iki saat sonra sabah saat 08.00'de ilk kez doktor

kontrolüne götürülmüş ve polisler doktorun yanındayken adli rapor

düzenlenmiştir. Doktora bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu ve buna rağmen uzun

süre ayakta bekletildiğini söylemiş ancak doktor buna cevap olarak bir şey

söylememiş ve bu hususu düzenlediği adli rapora da yansıtmamıştır.

11. Başvurucu hakkındaki iddialar kapsamında gözaltına

alınmasının ardından 17/10/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığında

(Cumhuriyet Başsavcılığı) savunma yapmış ve tutuklanma talebiyle sevk edildiği

Muradiye Sulh Ceza Hâkimliğindeki (Hâkimlik) sorgusunun ardından Hâkimliğin

aynı tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

12. Başvurucu, şikâyetine konu yakalama işleminden yaklaşık iki

ay sonra 15/12/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığına anılan

iddiaları kapsamında ilgili kolluk görevlilerinin tespiti ve cezalandırılması

için kamu davası açılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur.

13. Başvurucunun sanık olduğu kovuşturmayı yürüten Erciş Ağır

Ceza Mahkemesinin 5/2/2015 tarihli tahliye kararı doğrultusunda başvurucu

serbest bırakılmıştır.

14. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/12/2014 tarihinde adli tahkikat

başlatmış ve 6/1/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazdığı müzekkerede

başvurucunun gözaltı işlemi kapsamında alınan adli raporlarının temin edilmesi,

olay anını gösteren MOBESE kaydı ile emniyet binasına ve hastaneye giriş çıkış

anını gösteren kamera kayıtlarının alınması, gözaltı işlemini yapan polis

memurlarının kimlik tespitlerinin yapılması talimatlarını vermiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığı aynı tarihte İlçe Jandarma Komutanlığına da müzekkere yazmış ve

başvurucunun görüntülerini içeren nezarethane, karakol içi ve dışını gösteren

kamera kayıtlarının temin edilmesini istemiştir. Başvurucunun Van F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olması

nedeniyle 6/1/2015 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucunun

müşteki sıfatıyla ifadesinin alınması talep edilmiştir. Ancak başvurucunun

tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan tahliye olması nedeniyle ifadesinin

alınamadığı 6/2/2015 tarihli yazıyla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.

Bu nedenle başvurucuya ifadesinin alınabilmesi için 9/3/2015 tarihinde çağrı

kâğıdı gönderilmiş ve 18/3/2015 tarihinde başvurucunun Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaatı ile ifadesi alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca

31/3/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak başvurucunun

yakalama işlemini yapan polis memurlarının, başvurucu ile aynı anda

nezarethanede şüpheli sıfatıyla bulunan N.E., D.A., S.T. ve C.A.nın bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınması

talimatları verilmiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği talimatlar doğrultusunda

yapılan araştırmada olay anına ilişkin hastane güvenlik kameralarının en fazla

bir aylık görüntü depoladığı anlaşıldığından buradan kaydın temini mümkün

olmasa da başka adli soruşturmalar nedeniyle o tarihte alınan kayıtlardan

başvurucunun hastanedeki görüntüleri bulunabilmiştir. Buna göre başvurucunun

hastanedeki giriş çıkış görüntülerine ulaşılabilmiş, söz konusu kayıtların

izlenmesi sonucu başvurucunun iddialarını doğrulayabilecek olağan dışı bir

duruma rastlanmamıştır. Jandarma karakolundaki kameraların istenen tarihte

çalışmadığı ancak 7/12/2014 tarihinden sonra aktif olarak çalıştığına ilişkin

tutanak tutulmuş, MOBESE ve polis merkezindeki kameraların da istenen tarihte

çalışmadığına ilişkin tutulan tutanaklar soruşturma dosyasına sunulmuştur.

16. Başvurucunun yakalanması anından Ceza İnfaz Kurumuna

yerleştirilmesi anına kadar hakkında toplam üç farklı adli raporun düzenlendiği

belirtilerek bu raporlar soruşturma dosyasına sunulmuştur. Bu raporlara göre

16/10/2014 tarihi saat 16.30 sıralarında yakalanan başvurucu 17.58'de ilçe

devlet hastanesine götürülerek kendisinin adli raporu alınmıştır. Gözaltında

bir gece kalan başvurucu 17/10/2014 tarihinde gözaltından çıkarılmış ve saat

09.36'da yine İlçe Devlet Hastanesine götürülerek adli raporu alınmıştır.

Hâkimliğin 17/10/2014 tarihli kararı ile tutuklanan başvurucu, aynı tarihte

Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce saat 17.52'de ilçe devlet hastanesine

tekrar götürülerek adli raporu alınmıştır. Bu şekliyle başvurucu nezarethaneye

konulmadan önce ve sonra, Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce olmak üzere

hakkında toplam üç farklı adli rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporların

tamamında başvurucuda herhangi bir darp ya da cebir izine rastlanmadığı

tespitleri yapılmıştır.

17. Başvurucunun alınan ifadesi sırasında avukat yardımından

faydalanabileceği, avukatı yoksa devletten avukat talep edebileceği hususları

kendisine hatırlatılmıştır. Başvurucu bu hususu anladığını ancak avukatı

olmadan ifade vermek istediğini belirtmiştir. Başvurucu ifadesinde; yakalanıp

polis aracına bindirildikten sonra araç içinde bir polis memurunun darp ve

hakaretine maruz kaldığını ancak şu an görse de bu şahsı tanıyamayacağını,

polis merkezinde elleri kelepçeli iki saat ayakta bekletildikten sonra N.E.,

D.A., S.T. ve C.A. ile birlikte jandarma nezarethanesine konulduğunu, gözaltı

süreci boyunca sadece akşam saatlerinde bir kez yarım ekmek verildiğini, sigara

içmesine müsaade edilmediğini, hava soğuk olmasına ve nezarethanede battaniye

bulunmasına karşın ne kendisine ne de diğer kişilere battaniye verildiğini,

sabah saat 08:00'de nezarethaneden çıkarılarak doktora götürüldüğünü, burada

doktora bel fıtığı olmasına karşın iki saat ayakta bekletildiğini söylediğini

ancak darba maruz kaldığını söylemediğini, o anda vücudunda darp veya cebir izi

de bulunmadığını, olayın şoku ile Cumhuriyet Başsavcılığındaki savunması ile

Hâkimlik sorgusunda da darba maruz kaldığını ifade etmediğini, kendisine karşı

kötü muamelede bulunan kolluk görevlilerini görse de tanıyamayacağı için

herhangi bir şikâyetinin bulunmadığını belirtmiştir.

18. Başvurucunun iddialarına tanık olarak gösterdiği D.A., C.A,

S.T. ve N.E. kollukta alınan ifadelerinde; başvurucuyu daha önce

tanımadıklarını, nezarethanede tanıştıklarını, toplam beş kişiden üç kişinin

bir hücrede, iki kişinin ise diğer bir hücrede kaldığını, olay tarihinde ilçede

toplumsal olaylar devam ettiği için kendileri ile yeteri kadar

ilgilenilemediğini, yoğunluk nedeniyle yeterli battaniye olmadığı için

kendilerine verilemediğini ancak yakınlarının getirdiği kaban ve kıyafetlerin

verildiğini, yemek verildiğini, herhangi bir kötü muameleye de şahit

olmadıklarını belirtmişlerdir.

19. Başvurucunun yakalanması ve gözaltı işlemlerini

gerçekleştiren kolluk görevlileri İ.K., A.B., E.G., A.Ö., O.K., T.G. ve F.E.

alınan ifadelerinde; ilçede yaşanan toplumsal olaylar sırasında kolluk

kuvvetine saldırı ve kamu malına zarar verme suçlarının soruşturulması

kapsamında kamera görüntüleri ve fotoğraf kayıtlarından başvurucuyu tespit

ettiklerini, 16/10/2014 tarihinde başvurucunun ilçe merkezinde bulunan

öğretmenevine (başvurucunun işyeri) gittiklerini, başvurucunun kimlik

kontrolünü yapıp konu hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra gözaltı işlemini

gerçekleştirdiklerini, yakalama işleminin ardından başvurucu için ilçe devlet

hastanesinden adli rapor temin ettiklerini, herhangi bir şekilde darp ya da

hakaret olayının yaşanmadığını belirtmişlerdir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı toplanan deliller sonrasında

28/4/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis

memuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet ve Jandarma personeli

tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan işkence yapma suçu yönünden

müştekinin salt iddiası haricinde şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan

dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve

yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği,

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen Polis

memuru hakkındaki hakaret suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricinde

şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve

soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin

elde edilemediği, aksi düşünülse dahi TCK 125/1. maddede düzenlenen suçun

soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlardan

olduğu, olay nedeniyle müştekinin şikayetçi olmadığı,

Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine atılı

resmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak ise müşteki ifade

içeriğine göre doktorlara yaralanma iddiasını bildirmediği gibi vücudunda dadarp cebir izi bulunmadığını beyan ettiği gözetildiğinde

bahsi geçen görevlilerin üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve

soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin

elde edilemediği anlaşılmakla

..."

21. Başvurucunun söz konusu karara itiraz etmesi üzerine

Hâkimlik 8/6/2015 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dosya içindekiMağdur

Mahmut Nuri Tural'ın [başvurucu] Muradiye Cumhuriyet

Başsavcılığınca anılan 18/03/2015 tarihli beyanları ile; mağdur ile aynı veya

yan nezarethanelerde olay günü bulunan şahıslar ile görevli polis memurlarının

alınan beyanları ile mağdur hakkında düzenlenmiş bulunan olay tarihine ilişkin

darp-cebir raporu içeriğibirlikte

değerlendirildiğinde atılı suçlardan şüphelinin cezalandırılması için kamu

davası açmaya yeterli şüpheyi oluşturacak delillerin dosyada bulunmadığıanlaşılmış olmakla başvuru sahibinin itirazının

reddine dair karar vermek gerekmiş

..."

22. Anılan ret kararı, başvurucuya 15/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu 16/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1)

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin

bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması

halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir

yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3)

Kasten yaralama suçunun;

…

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi

nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında

artırılır."

25. 5237 sayılı Kanun'un "Zor

kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı

256. maddesi şöyledir:

"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

26. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"

kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur,

şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu

isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına

saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin

en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

...

(4)

Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

..."

27. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu'nun 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Polis,

A) Suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair

haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı

tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,

eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da

yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.

Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda

bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde

her türlü tedbir alınabilir.

..."

28. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

“(1)

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini

veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar

vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2)

Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın

yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin

lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve

şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Kamu

davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Kamu davasını açma görevi,

Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

(2)

Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli

şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, kolluk kuvvetince yakalanmasının ardından

kendisine herhangi bir hakkı hatırlatılmadan kaçma ihtimali olmamasına rağmen

ellerinin arkadan kelepçelendiğini belirtmiş; ayrıca polis merkezine götürülmek

üzere araca bindirildiği sırada bir kolluk görevlisinin sırtına yumrukla

vurduğundan ve sövgü içerikli sözlerle de kendisine hakaret ettiğinden

yakınmıştır. Bunun dışında başvurucu, polis merkezinde yaklaşık iki saat duvara

karşı, elleri arkadan kelepçeli şekilde ayakta bekletildiğini, daha sonra polis

nezarethanesi yerine jandarma nezarethanesine konulduğunu, nezarethanenin soğuk

olmasına ve battaniye bulunmasına rağmen kendisine battaniye verilmeyerek

soğukta bekletildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; nezarethanede kendisine

yeterli gıda verilmediğini, sigara içmesine müsaade edilmediğini de şikâyetleri

arasında saymıştır. Yakalanmasından yaklaşık 1-2 saat sonra ilk kez doktor

kontrolüne götürüldüğünü, polislerin de doktor muayenesi sırasında yanında

olduğunu, doktora bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu ve buna rağmen uzun süre

ayakta bekletildiğini söylemesine rağmen bu hususu adli rapora yansıtmadığını

belirterek kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

32. Öte yandan başvurucu; şikâyetleri ile ilgili olarak

Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada

delillerin süratle toplanmadığını, ifadesinin bile uzun zaman sonra alındığını,

ifadesinin hukuka uygun şekilde alınmadığını, ifade alımı sırasında avukat

hakkının kullandırılmadığını, şikâyetine konu kolluk görevlilerinin tespiti

için gerekli özenin gösterilmediğini ve şüphelisi faili meçhul şekilde

soruşturmanın sonuçlandırıldığını, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek

Komiserliği, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya

Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El

Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü) uygun şekilde adli raporunun düzenlenmediğini,

olaya ilişkin tanıkların tespit edilerek dinlenmediğini, kendisine kolluk

görevlilerinin teşhisi işleminin yaptırılmadığını, olay anına ilişkin kamera

kaydı araştırması yapılmadığını ve bu suretle etkin soruşturma yapma

yükümlülüğünün ihlal edildiğini belirterek kötü muamele yasağının usul

boyutunun da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; kolluk kuvvetince başvurucunun yasa dışı

gösteriye katılarak kolluk kuvvetine ve kamu malına saldırıda bulunduğuna

ilişkin tespitler yapılması nedeniyle hakkında gözaltı işlemi yapıldığı

belirtilmiştir. Başvurucunun yakalanmasından on iki saat sonra değil kısa bir

süre sonra (yaklaşık 1,5 saat) hakkında adli rapor tanzim edildiği,

başvurucunun iddialarını makul deliller ile ispatlayamadığı, başvurucunun

kelepçe takılması ve ayakta bekletilmesi iddialarına ilişkin kötü muamele

yasağı incelemesinde aranan asgari eşiğin aşılmadığı, ilçe genelindeki

toplumsal olaylar nedeniyle başvurucunun polis nezarethanesinde yer bulunmadığı

için jandarma nezarethanesine konulduğu, başvurucunun nezarethane koşullarına

ilişkin iddialarının ise dinlenen tanıklarca doğrulanmadığı ifade edilmiştir.

Bunun dışında Cumhuriyet Başsavcılığınca polis memurlarının, olaya dair görgüsü

bulunan tanıkların ve başvurucunun ifadesine müracaat edildiği, başvurucunun

ifadesinde doktor muayenesinde ve sonraki yaklaşık iki aylık sürede herhangi

bir darp ya da hakaretten bahsetmeyerek üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine

getirmediği, başvurucu hakkında toplam üç kez adli rapor alınmasına rağmen bu

muayenelerde söz konusu darp iddiasının başvurucu tarafından doktorlara

söylenmediği vurgulanarak yapılan adli soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya

yer olmadığı kararının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

34. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; katılmış olduğu

toplantının Bakanlıkça yasa dışı olarak nitelendirilmesinin hukuki olmadığını,

hakkındaki adli raporun usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, nezarethane

koşullarına ilişkin iddialarının dinlenen tanıklar tarafından aslında

doğrulandığını, iki ay sonra adli makama şikâyette bulunulmasının özen

yükümlülüğünü ihlal anlamında yorumlanamayacağını, adli soruşturmada iddiaları

konusunda yeterince delil toplanma gayretinin gösterilmediğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

36. Başvurucu, kolluk görevlilerince darbedildiğini

ve hakarete uğradığını, bu eylemi gerçekleştirenler hakkında kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilerek etkili bir soruşturma yapılmadığını iddia edip kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte ve işkence,

insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak

mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın

15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka

bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin

15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına

ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

38. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmesine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

39. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve devlete yüklediği pozitif

yükümlülüklerden yararlanması beklenmez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar

uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit

etmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı

gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık, tutarlı emarelerden ya

da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).

40. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.

Muamelenin gerginlik ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip

gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).

41. Başvurucu, kolluk kuvvetince yakalanması sırasında bir polis

memurunun sırtına yumrukla vurması ve sinkaflı

sözlerle kendisine hakaret etmesinden yakınmaktadır. Ayrıca gerekmediği hâlde

ellerinin arkadan kelepçelenerek polis merkezinde ayakta iki saat bekletildiğini,

nezarethane soğuk olmasına karşın kendisine battaniye ve yeterli gıda

verilmediğini de ileri sürmektedir.

42. Somut olayda, başvurucunun yakalama sırasında darba maruz

kaldığına ilişkin iddiasını doğrulayacak şekilde hakkında düzenlenen üç adli

rapordan herhangi birine yansıyan tıbbi bir tespit bulunmamaktadır (bkz. § 16).

Başvuru formunda; adli raporun yakalama anından yaklaşık on iki saat sonra ve

bir kez alındığı, alınan bu raporun da İstanbul Protokolü'ne uygun şekilde

düzenlenmediğinden yakınıldığı görülmektedir. Ancak soruşturma dosyasında tarih

ve saatleri belirli, başvurucu hakkında düzenlenen, darp veya cebir izi

bulunmadığı tespitlerini içeren üç farklı adli raporun bulunduğu hususunda

herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Kaldı ki başvurucu; Cumhuriyet

Başsavcılığında alınan ifadesinde olay sonrası vücudunda darp veya cebir izi

bulunmadığını, muayene işlemini yapan doktora bu yönde bir şikâyeti dile

getirmediğini de kabul etmektedir. Başvurucu her ne kadar bu ifadesinin avukatı

olmaksızın alındığını ileri sürse de ifadenin alındığı tarihte serbest olan ve

çağrı kâğıdı ile ifadeye davet edilen başvurucunun avukatı ile ifade verme

işlemine gitmesi hususunda kendisine imkân tanındığı açıktır. Düzenlenen adli

raporlar dışında ayrıca başvurucu yakalama işlemi üzerinden yirmi dört saat

geçmeden Cumhuriyet Başsavcılığında ve Hâkimlikte şüpheli sıfatıyla hakkındaki

iddialarla ilgili olarak savunma yapmıştır. Bu ifade verme işlemleri sırasında

da kolluk kuvvetinin kötü muamelesine maruz kaldığını ifade edebilme imkânı

bulmasına rağmen böyle bir şikâyet ileri sürmemiştir. Söz konusu iddialarını

başvurucunun ilk kez yakalama ve gözaltı işlemlerinden yaklaşık iki ay sonra

vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu suç duyurusunda

belirtmiştir.

43. Başvurucunun ellerinin gerekli olmadığı hâlde arkadan

kelepçelendiği ve bu şekilde polis merkezinde iki saat ayakta bekletildiği

yönünde de bir iddiası bulunmaktadır. Başvurucu doktor muayenesi sırasında bel

fıtığı rahatsızlığı bulunduğunu ve buna rağmen iki saat ayakta bekletildiğini

doktora söylediğini, ancak adli rapora bu hususun yansıtılmadığını da iddiasına

eklemektedir. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde de bu

iddiasını yinelemiştir (bkz. §17). Ancak başvurucu söz konusu bu iddialarıyla

ilgili olarak ceza soruşturması yapılmasını gerektirecek adli rapor, tanık

beyanı ya da kamera kaydı gibi bazı makul delillerle iddiasını

destekleyememiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan adli soruşturma

kapsamında toplanan deliller arasında da başvurucunun iddialarını doğrulayacak

bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu bel fıtığı rahatsızlığı

olmasına karşın iki saat ayakta bekletilmesi sonucunda yaşadığını iddia ettiği

acı ve elem nedeniyle tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu idaresinden herhangi

bir doktor tedavisi talep ederek bu durumu bir adli rapora bağlama imkânını da

kullanmamıştır. Başvurucu Ceza İnfaz Kurumundan bu yönde bir talepte

bulunmasına karşın talebinin karşılanmadığını da başvuru formu ve/veya

eklerinde ileri sürmemektedir.

44. Öte yandan nezarethane tutma koşulları ile ilgili olarak

başvurucunun ileri sürdüğü iddialarına tanık olarak gösterdiği dört kişinin

ifadeleri yapılan adli soruşturma kapsamında alınmıştır. Söz konusu tanıklar

başvurucunun iddialarını çürütür nitelikte ifade vermişler, gözaltında

tutuldukları süre boyunca herhangi bir kötü muameleye şahit olmadıklarını

belirtmişlerdir (bkz. § 18). Başvurucu bu durumun aksini başkaca bir delille de

destekleyememiştir. Dolayısıyla iddialarını makul delillerle ortaya koyamayan

başvurucunun nezarethane tutma koşulları nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığı

sonucuna varılamayacaktır.

45. Başvurucu; adli soruşturmada tanık beyanı, kamera kaydı gibi

gerekli delillerin toplanmadığını, soruşturmanın süratle yürütülmediğini,

şüpheli tespiti çalışmasına gidilmediğini, adli raporun İstanbul Protokolü'ne

uygun olarak düzenlenmediğini, bu nedenle etkili bir soruşturma yapılmadığını

ileri sürmektedir.

46. İşkence ve kötü muameleye ilişkin ceza soruşturmasının

etkili olması için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek kötü muamele

iddiasını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmeleri gerekir. Yetkililer şikâyet yapılır yapılmaz harekete

geçmeli, bir şikâyet olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren

yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 114, 116).

47. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç

ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını

gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

25).

48. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğince

süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın

ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi

yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun

üstünlüğüne olan inancın korunması, hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 119).

49. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

50. Başvurucunun şikâyeti sonrası yapılan adli soruşturmaya bir

bütün olarak bakıldığında Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucunun ifadesini

almak için gereken çabayı gösterdiği, olaya dair tanıklarını dinlediği, olayın

faili olduğu iddia edilen kişilerin kimlik tespitlerinin yapıldığı ve

ifadelerinin alındığı, olay anına ilişkin kamera kayıtlarının elde edilmesi

için gereken çabanın gösterildiği ve ilçe devlet hastanesi kamera kayıtlarının

soruşturma dosyasına alındığı, başvurucunun iddiasının aksine hakkında farklı

zamanlarda toplam üç kez adli rapor düzenlendiği (bkz. §§ 14-19), bu suretle özensiz

ve/veya etkisiz denemeyecek bir soruşturma yürütüldüğü görülmektedir.

51. Başvurucunun iddialarını makul delillerle desteklemeksizin

soyut bir şikâyetle suç duyurusunda bulunmuş olması nedeniyle soruşturmada

ifadelerine başvurulan kolluk görevlileri hakkında şüpheli nitelendirmesi

yapılmamasının etkili bir soruşturma yapılmadığı anlamına geldiği

söylenemeyecektir. Kaldı ki Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheli olma ihtimali olan

kişilerin kimlik tespitlerini yapmış olaya dair bilgilerini de tutanağa bağlamıştır.

Ancak haklarında şüpheli olarak vasıflandırılmaları için gereken makul birtakım

deliller elde edilemediği kanaati ile Cumhuriyet Başsavcılığınca kolluk

görevlilerinin şüpheli olarak nitelendirilmedikleri görülmektedir. Yürütülen

soruşturmada başvurucunun şikâyetine konu ettiği olaya dair kamera kayıtlarının

ideal olan düzeyde toplanamadığı açıktır. Ancak başvurucu söz konusu

iddialarını yaklaşık iki ay sonra adli makam önüne götürerek özensiz bir tavır

sergilemiştir. Bu özensizlik nedeni ile kamera kayıtları gibi ilk anda

toplanması yüksek olasılık taşıyan delillerin toplanmasında güçlük yaşanmıştır.

Ayrıca adli raporların usulüne uygun şekilde düzenlenmediği iddialarını ise

başvurucu vermiş olduğu ifadesinde olay sonrası vücudunda darp veya cebir izi

bulunmadığını söyleyerek kendisi çürütmüştür (bkz. § 17). Dolayısıyla

soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiği sonucuna da varılamayacaktır.

52. Sonuç olarak başvurucunun yakalama anında kolluk kuvvetinin

darp ve cebirine maruz kaldığına, nezarethanede kötü

şartlar altında tutulduğuna ilişkin iddialarını destekleyecek makul kanıtlar

sunmadığı, soruşturmada gerekli delillerin toplanmadığı iddialarının bir

kısmının aksinin kanıtlandığı, bir kısmının ise başvurucunun özensiz tavrından

kaynaklandığı görülmüştür.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Hüseyin KAYA

Başvurucu

:

Mehmet Nuri

TURAL

Vekili

:

Av. Mahmut

KAÇAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18073, 29 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Gökcan
  12. Hakyemez
  13. Tural
  14. Kaçan
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18073
Tarih
29 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Halil Hilal Seyfi ve Özgür Nikbay Başvurusu (B. No: 2015/7685)
  • Rıza Tanık Başvurusu (B. No: 2015/6217)
  • Kadir Bolat Başvurusu (B. No: 2014/3966)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/4804)
  • Cemile Atabay Başvurusu (B. No: 2015/10210)
  • Pak Eğitim İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2015/13767)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.