İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Peker Başvurusu (B. No: 2013/433)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih

Başvuru No2013/433Tarih25 Mart 2015Okuma9 dk · 1.838 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Peker Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/433
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.838 kelime·9 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih

ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967

tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel

Kanunu’na eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için

yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle,

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde

Şanlıurfa İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 28/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, astsubay

statüsünde görev yapmakta iken 1996 yılı Ağustos

ayında alınan Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla resen emekliye sevk edilerek

Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

6. Başvurucu hakkında

düzenlenen 9/9/1996 tarihli iddianame üzerine açılan davada Devlet Güvenlik

Mahkemesinin 20/5/1998 tarihli kararı ile başvurucunun 15 yıl ağır hapis cezası

ile cezalandırılmasına ve ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar

verilmiş, karar 8/12/1998 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır.

7. Başvurucu tarafından bu

karara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru üzerine

anılan Mahkeme 20/11/2007 tarih ve B. No:49276/99 sayılı kararı ile Devlet

Güvenlik Mahkemesinin yapısındaki sorun nedeniyle başvurucunun Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin başvurucu için yeterli adli tatmin sağlaması

nedeniyle tazminat talebinin reddine karar vermiştir. AİHM aynı kararda,

ilgilinin talebi üzerine yeni bir dava açılmasının ya da yargılamanın yeniden

başlatılmasının ihlalin giderilmesi için prensip olarak uygun olacağını

belirtmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler

veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin

sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden

yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün

içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması

gerektiği hükme bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde kapsamından yararlandırılması talebiyle

yaptığı 29/3/2011 tarihli başvuru, Milli Savunma

Bakanlığının 5/7/2011 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlem gerekçesi

şöyledir:

“… hakkınızda tesis edilen idari işlemin dayanağı

fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak,…”

10. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

Birinci Dairesi 20/11/2012 tarih ve E.2012/738 ve K.2012/1264 sayılı kararı ile

davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir

“… davacının 926 sayılı Kanunun Geçici 32’nci

maddesinden yararlanabilmek için gerekli olan “yargı denetimine kapalı

işlemlerle TSK’dan ilişiği kesilmiş” olmak şartını taşıdığı görülmektedir.

Davacının disiplin durumu incelendiğinde; yasa

dışı örgütsel faaliyetlere katıldığı, bölücü terör örgütü üyelerine yardım

ettiği ve soruşturma için muhafaza altına alındığı yerden kaçtığı yönünde

tespit yapıldığı, bu kapsamda; 2 Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesi tarafından 20.05.1998 tarihli ve 1998/29-61/111 Esas Karar sayılı

karar ile “Devlet hakimiyeti altında bulunan toprakları bölmek amacıyla

kurulmuş silahlı çete mensubu olmak” suçundan 15 yıl ağır hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve TCK’nnı 31’inci maddesi

uyarınca ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği

anlaşılmaktadır. Davacının bu durumuyla, bir kamu görevi yürütmesinin, kamuda

görev yapmasının ve 926 Sayılı TSK Personel Kanunun Geçici 32’nci maddesinden

yararlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

11. Karar, başvurucuya

17/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 4/1/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

13. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına

gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/1/2013 tarih ve 2013/433

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırma hususunda idareye geniş bir

takdir yetkisi verildiğini, idarenin de bu yetkiyi hukuk devleti, hukuki

güvenlik ve hukuka bağlı idare ilkelerini hiçe sayarak, sınırsız ve ölçüsüz bir

şekilde kullandığını, eşitlik ilkesine uyulmayarak ayrımcılığa maruz kaldığını

belirterek, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

kararın iptal edilerek, mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

16. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmasına ilişkin işlem nedeniyle

eşitlik ilkesine uyulmayarak ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmüştür.

17. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18) Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin

tespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi

ve ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.

18. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

19. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,

cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya

toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere

herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin

sağlanmalıdır.”

20. Yukarıda yer verilen

hükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı

kapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

21. Bununla birlikte, bireysel

başvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin

olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil

etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına

incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o

hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu

çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili

bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiği

sonucuna ulaşılabilir (B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).

22. Ayrımcılık yasağının ihlal

edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temel

hak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu tarafından, 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılmaması nedeniyle ayırımcılığa maruz kaldığı

belirtilmiş olmakla beraber, kendisine hangi temele dayalı olarak ayırımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış olduğu

anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir (B. No: 2013/2202, 20/11/2014, § 30).

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.

27. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırma hususunda

idareye geniş bir takdir yetkisi verildiğini, idarenin de bu yetkiyi hukuk

devleti, hukuki güvenlik ve hukuka bağlı idare ilkelerini hiçe sayarak, sınırsız

ve ölçüsüz bir şekilde kullandığını belirtmiş, AYİM ise başvurucunun disiplin

durumunu inceleyerek, yasa dışı örgütsel faaliyetlere katıldığı, bölücü terör

örgütü üyelerine yardım ettiği ve soruşturma için muhafaza altına alındığı

yerden kaçtığı yönünde tespit yapıldığı, daha sonra hakkında açılan dava ile de

mahkûmiyetine karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

28. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın delil ve görüşlerinden haberdar olduğu ve bunlara

cevap verme imkânı verilmediğine dair bir iddiada bulunmadığı görülmektedir (B.

No:2013/2349, 20/11/2014, § 37) .

29. Bu durumda, başvurucunun

iddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Mehmet PEKER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/433, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/433
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8396
  • Mehmet Ali Turan Başvurusu (B. No: 2013/5878)
  • Mehmet Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/8733)
  • Diyadin Sert Başvurusu (B. No: 2014/14310)
  • Kamuran Küçük Başvurusu (B. No: 2014/6232)
  • Alaaddin Ökmen ve Bereket Sevinç Başvurusu (B. No: 2014/9911)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.