İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Raşit Ergun Başvurusu (B. No: 2019/29881)

1. Başvuru, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi

Başvuru No2019/29881Tarih13 Nisan 2023Okuma24 dk · 4.711 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Raşit Ergun Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2023
Başvuru Numarası
2019/29881
R.G. Tarih ve Sayı
17/8/2023 - 32282
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.711 kelime·24 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. 2007 yılından itibaren polis memuru olarak görev yapan

başvurucu 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 675

sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname (KHK) ile 22/11/2016 tarihinde kamu görevinden

çıkarılmıştır.

6. Başvurucunun satın aldığı, adına taşıma ruhsatlı olan

Smith Wesson marka 9 mm çapında BEY9653 seri No.lu silaha Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği suçlaması ile başlatılan

soruşturma kapsamında 4/10/2016 tarihinde el konulup silah emanete alınmıştır.

7. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/5/2018

tarihli iddianamede FETÖ/PDY üyeliği suçlaması ile başvurucu hakkında

başlatılan soruşturma kapsamında el konulup emanete alınan başvuru konusu

silahın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin

birinci fıkrası uyarınca müsaderesi talep edilmiştir. Başvurucu; savunmasında

hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadığını, başvuru konusu silahı

satın aldığını ve silahın suçta kullanmadığını belirterek babasına iade

edilmesini talep etmiştir. İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesince (Asliye Ceza

Mahkemesi) 28/12/2018 tarihinde, başvurucunun FETÖ/PDY üyeliğinden kamu

görevinden çıkarıldığı gerekçesiyle 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un

12. maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na

eklenen ek 4. madde uyarınca başvuru konusu silahın mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verilmiştir.

8. Başvurucu, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi

kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, başvuru konusu silahı teslim

ettikten yirmi ay sonra 25/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı

Kanun’un ek 4. maddesi dikkate alınarak silahın satışını ya da devrini yapma

imkânının engellendiğini vurgulamıştır. İtiraz üzerine İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesince 25/6/2019 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

9. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine dair 13/6/2018 tarihli kararı,

13/11/2019 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiştir.

10. Başvurucunun meslekten çıkarılma işleminin iptali

talebiyle açtığı davanın reddine karar verildiği ve davanın Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesinde derdest olduğu anlaşılmıştır.

11. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin silahın mülkiyetinin

kamuya geçirilmesine ilişkin 25/6/2019 tarihli nihai kararı 10/7/2019 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. İlgili

Mevzuat

12. 3713 sayılı Kanun’a eklenen ek 4. maddenin olay

tarihindeki hâli şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve

Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu

kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar ile Milli Güvenlik Kurulunca Devletin

millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle

kamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatları iptal edilir, bu silahların

mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve 10/7/1953 tarihli ve 6136

sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 8 inci

maddesine göre ilgili idarelerce işlem tesis edilir. Müsadere hükümleri

saklıdır.

Birinci fıkrada belirtilen sebeplerin

ortadan kalkması hâlinde, mülkiyeti kamuya geçirilen silahlar sahibine iade

edilir. İadesinin mümkün olmaması hâlinde rayiç değeri tespit edilerek sahibine

ödenir."

13. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu'nun "Mülkiyetin kamuya geçirilmesi" kenar başlıklı 18.

maddesi şöyledir:

"(1) Kabahatin konusunu oluşturan

veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine,

ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.

(2) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin karar, eşyanın;

a) Kullanılmaz hale getirilmesi,

b) Niteliğinin değiştirilmesi,

c) Ancak belli bir surette kullanılması,

Koşullarından birinin yerine

getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen süre

zarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verilir.

(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından

eşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.

(4) Eşyanın mülkiyeti, kanunda açık

hüküm bulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksi takdirde Devlete

geçer.

(5) Eşyanın mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında idarî para cezası veya

başka bir idarî yaptırım kararı verilmiş olması şart değildir.

(6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine de karar verilebilir.

(7) Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya,

başka suretle değerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir.

(8) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir."

14. 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in

(Yönetmelik) 16. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi şöyledir:

"Aşağıda belirtilen kişilere ikinci

fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya

da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.

...

j) Mahkeme kararı ile veya haklarında

verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden

çıkarılanlara, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Kanun

hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı

maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesi uyarınca

disiplinsizlik ya da ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlara,

3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466

sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenlere veya

1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile disiplin

kurulları ya da mahkeme kararıyla veya kanuni düzenleme ile meslekten ya da

Devlet memurluğundan çıkarılanlara veya haklarında verilen mahkumiyet kararı

sonucu memuriyetle ilişiği kesilenlere ya da milli güvenliğe tehdit oluşturan

terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden

çıkarılanlara."

15. Yönetmelik'in 17. maddesi şöyledir:

"Taşıma veya bulundurma ruhsatı

verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi

nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat

talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek,

silahlar zaptedilir. Bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ay

içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış

kişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili

kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir.

Bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin

birinci fıkrası hükümlerine göre ruhsatı iptal edilen silahlar hakkında da

yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır."

16. Yönetmelik'in 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Taşıma veya bulundurma ruhsatlı

silaha sahip olanlar, ruhsatlarında nitelikleri yazılı silahlarını bu

Yönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veya bulundurma ruhsatı verilebilecek

olan kişilere satış veya hibe yoluyla devredebilir ya da Türk Silahlı

Kuvvetlerine, Genel Komutanlığa, Sahil Güvenlik Komutanlığına veya Genel Müdürlüğe

hibe edebilirler."

B. Anayasa

Mahkemesi Kararı

17. Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137,

K.2022/86 sayılı kararı şöyledir:

"...

b. Anayasaya Aykırılık Sorunu

239. 3713 sayılı Kanun’un ek 4.

maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, 5237 sayılı Kanun’da yer alan

devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, millî

savunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile casusluk suçundan mahkûm

olanların yanı sıra devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna

karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut

bunlarla irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılan ve ruhsatları iptal

edilen kişilerin silahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar

verileceği ve 6136 sayılı Kanun’un ek 8. maddesine göre ilgili idarelerce işlem

tesis edileceği öngörülmüştür. Anılan cümlenin “…bu silahların mülkiyetinin

kamuya geçirilmesine karar verilir ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli

Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 8 inci maddesine

göre ilgili idarelerce işlem tesis edilir.” bölümü dava konusu kuralı

oluşturmaktadır.

240. Kuralda belirli suçlardan mahkûm

olanlar ile kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle taşıma ve bulundurma

ruhsatları iptal edilen kişilere ait silahların mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verileceği ve silahlar hakkında 6136 sayılı Kanun’un ek 8.

maddesine göre işlem tesis edileceği belirtilmiştir.

241. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi idari

bir tedbir olarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 16. maddesinde

düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, kabahatler karşılığında uygulanacak olan

idari yaptırımların, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibaret olduğu,

mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerin ise

idari tedbir olduğu belirtilmiştir.

242. Bu itibarla anılan kanun kapsamında

mülkiyetin kamuya geçirilmesi, kabahatin konusunu oluşturan ya da kabahat

niteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkan eşyaların mülkiyetinin

devlet veya kamu kurum ve kuruluşlarına devredilmesini sağlayan bir yaptırım

türüdür.

243. Ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 54.

maddesinde kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine

tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı, suçun

işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın da kamu güvenliği, kamu

sağlığı ve genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edileceği

belirtilmiştir. Yine aynı maddede üretimi, bulundurulması, kullanılması,

taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın da müsadereye konu olacağı

hükme bağlanmıştır. Bu itibarla özel mülke konu olan bir eşyanın devlet ya da

kamu kurumlarına devredilmesi sonucu dışında mülkiyetin kamuya geçirilmesi ile

müsadere arasında amaç, konu ve kapsam yönünden farklılıkların bulunduğu

anlaşılmaktadır.

244. Anayasa Mahkemesi birçok kararında,

idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın kanunların açıkça verdiği bir

yetkiye dayanarak idare hukukuna özgü yöntemlerle doğrudan doğruya bir işlem

tesis ederek uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezaları idarî yaptırım olarak

nitelendirmiştir (AYM, E. 1996/48, K.1996/41, 23/10/1996). Kuşkusuz idareye

kanunla hürriyeti bağlayıcı cezalar dışında para cezası, disiplin cezası ya da

belirli bir haktan geçici olarak yoksun kılma gibi yaptırımlar uygulama

yetkisinin verilmesinde anayasal bir engel bulunmamaktadır (AYM, E.2000/43,

K.2004/60, 13/5/2004).

245. Kural kapsamında belirli suçlardan

mahkûm olan ve kamu görevinden çıkarılan kişilerin silah ruhsatlarının iptal

edilmesinin bir sonucu olarak bu kişilere ait silahların mülkiyetinin idarece

kamuya geçirilmesine karar verileceği düzenlenmekle kanun koyucunun kamu

düzeni, millî güvenlik ve kamu güvenliğini sağlama amacı güderek herhangi bir

kabahat ya da suç konusu oluşturmayan silahların da mülkiyetinin devlete

devredilmesi sonucunu doğuran söz konusu yaptırımı ihdas ettiği

anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralda öngörülen yaptırımın 5326 sayılı Kanun ile

diğer mevzuat hükümleri kapsamı dışında kalan idari bir tedbir niteliğinde

olduğu açıktır.

246. Kuralda ayrıca mülkiyeti kamuya

geçirilmesine karar verilen silahların 6136 sayılı Kanun’un ek 8. maddesi

gereğince Cumhurbaşkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı,

Ticaret Bakanlığı teşkilatında çalışan belirli niteliklere haiz silah taşıma

yetkisi bulunan personele, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati

demirbaş silah olarak satılacağı hükme bağlanmıştır. Kamu görevinden çıkarılan

kişilerin silahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin kural ile

bunun yöntemini belirleyen söz konusu hüküm arasında doğrudan bağlantı

bulunmaktadır.

247. Maddede belirtilen suçlardan mahkûm

olanlarla kamu görevinden çıkarılan kişilere ait silahların ruhsatlarının iptal

edilerek bunların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi mülkiyet hakkını

sınırlamaktadır.

248. Kuralda öngörülen tedbirin kapsam

ve sınırlarının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralla

kişilerin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada kanunilik şartının sağlandığı

açıktır.

249. 5237 sayılı Kanun’da yer alan bazı

suçlardan mahkûm olanlarla millî güvenlik ve kamu düzenine aykırı faaliyette

bulunan yapı ve oluşumlarla ilgisi bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden

çıkarılan kişilerin silahlarının ruhsatının iptal edilerek mülkiyetinin devlete

devredilmesinin, kamu düzeni ve millî güvenlik aleyhine ortaya çıkabilecek

birtakım faaliyetlerin önlenmesinde etkili bir araç olduğu söylenebilir.

Dolayısıyla kuralın genel olarak millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasını

ve korunmasını hedeflediği, bu yönüyle sınırlamada kamu yararı amacının

bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan sınırlama meşru bir amaca dayanmaktadır.

250. Mülkiyet hakkına getirilen

sınırlamanın Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için

öncelikle kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Madde

belirtilen suçlardan mahkûm olanlarla devletin millî güvenliğine karşı

faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle kamu

görevinden çıkarılan kişilerle ilgili kural kapsamında öngörülen tedbirin yukarıda

belirtilen amaçlara ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.

251. Kuşkusuz kanun koyucunun silahların

edinilmesiyle ilgili şartları tespit ederek bu konuda idari tedbirler öngörmesi

mümkündür. Kanun koyucu bu çerçevede 5326 sayılı Kanun ve diğer mevzuat

hükümleri dışında kamu görevinden çıkarılmanın bir sonucu olarak bu kişilerin

silahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine yönelik idari tedbir

düzenlemiştir. Söz konusu idari tedbirin uygulanmasında anılan Kanun’daki gibi

eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi için kabahatin konusunu oluşturması ya

da kabahat niteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkması

zorunluluğu aranmamıştır. Kanun koyucunun bu yönde bir tercihte bulunması

takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak mülkiyet hakkı

sınırlandırılırken ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en uygun aracın

seçilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle kuralın gerekliliği, meşru amacı

gerçekleştirmede mülkiyet hakkına daha az sınırlama oluşturabilecek başka

araçlara başvurulması imkânının bulunup bulunmadığıyla belirlenebilecektir.

252. Mülkiyet hakkına sınırlama getiren

araçlardan hangisinin seçileceği öncelikli olarak kanun koyucunun

takdirindedir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Tercih edilen aracın temel

hakka yönelik sınırlamayı ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde

ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince sınırlamanın gerekli olmadığı

sonucuna ulaşılabilir. Ancak bu konudaki denetim, seçilen aracın isabetli olup

olmadığından ziyade hak ve özgürlükler üzerinde oluşturduğu etkinin ağırlığına

ilişkindir (Hanife Ensaroğlu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).

253. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin

mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı

ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil

denge, kişilerin aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda

bozulmuş olacaktır. Sınırlamanın orantılılığını değerlendirirken bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemi, diğer taraftan da sınırlamanın niteliği

ve bu kapsamda kişilere yüklenen külfetin dikkate alınması gerekir (Arif Güven,

B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

254. 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler

Hakkında Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, millî

güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı

nedeniyle kamu görevinden çıkarılmak, silah ruhsatı verilmesini engelleyen veya

iptalini gerektiren hâller arasında sayılmıştır.

255. Anılan Yönetmelik’in 21. maddesinde

taşıma veya bulundurma ruhsatlı silaha sahip olanların, ruhsatlarında

nitelikleri yazılı silahlarını yönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veya

bulundurma ruhsatı verilebilecek olan kişilere satış veya hibe yoluyla

devredebileceği belirtilmiştir.

256. Yönetmelik’in 17. maddesinde de

taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan silah taşıma ve

bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat taleplerinin kabul edilmeyeceği

gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahların zapt edileceği, bu

silahların, zapt edildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin

isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devrinin

(satış veya hibe yoluyla) sağlanacağı, bu süre içinde devri sağlanamayan

silahlarla ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal

ettirileceği belirtilmiştir.

257. Bu itibarlı kişilerin silah

ruhsatının iptal edilmesi hâlinde bu silahların mülkiyeti doğrudan devlete

intikal etmemekte silah sahiplerinin iradesi gözetilerek satış veya hibe

yoluyla devrine imkân tanınmaktadır.

258. Dava konusu kural kapsamında ise

belirli suçlardan mahkûm olanlarla devletin millî güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara bağlantısı olduğu

gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan ve ruhsatları iptal edilen kişilerin

silahları herhangi bir giderim yolu veya devir imkânı öngörülmeksizin doğrudan

mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmektedir. Söz konusu silahların

herhangi bir suçta (veya kabahatte) kullanılması ya da suça (kabahate) konu

faaliyetler sonucu elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde bu silahlar

hakkında 5237 sayılı Kanun veya diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde giderim

yolu öngörülmeksizin müsadere ve benzeri tedbirlerin uygulanması da mümkündür.

259. Dolayısıyla herhangi bir suçta (ya

da kabahatte) kullanıldığı ya da suça (kabahate) ilişkin faaliyetten elde

edildiği veya bizatihi suç konusu oluşturduğu tespit edilmediği hâlde kişilerin

mülkiyetinde bulunan silahların, kamu görevinden çıkarılmalarına bağlı olarak

üçüncü kişilere devir imkânı tanınmaksızın ya da herhangi bir tazminat yolu

öngörülmeksizin doğrudan devlete devredilmesini öngören kuralın millî güvenlik

ve kamu düzeninin korunması amaçlarına ulaşma bakımından gerekli olduğu

söylenemez. Dolayısıyla kural kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet

hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.

260. Açıklanan nedenlerle kural,

Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 13/4/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, §§ 22-27).

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu, özellikle silahın aile yadigârı olması

nedeniyle uygun görülecek bir akrabasına devredilmesi talebinin dikkate

alınmayarak reddedilmesinden yakınmıştır. Başvurucu bununla birlikte ceza ve

idari davaların kesinleşmemesine ve başvuru konusu silahı suçta kullanmamasına

rağmen sanık sıfatıyla yargılandığını vurgulamıştır. Öte yandan 3713 sayılı

Kanun’un ek 4. maddesinin başvuru konusu silahı teslim ettikten yirmi ay sonra

yürürlüğe girdiğine dikkat çekmiştir. Başvurucu bu gerekçelerle eşitlik ile

suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin, adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

21. Bakanlık görüşünde, söz konusu müdahalenin kanuni

dayanağının ve meşru amacının bulunduğu ve somut olayda mülkiyet hakkının

gerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlandığı vurgulanmıştır. Bununla

birlikte yapılacak incelemede Anayasa'nın 15. maddesi ve Anayasa Mahkemesi

içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşulları gözönüne alınarak

değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özü, silahın mülkiyetinin

kamuya geçirilmesine yöneliktir. Dolayısıyla başvurucunun bütün şikâyetlerinin

mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Mülkün

Varlığı

26. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Somut olayda başvurucunun silahının mülk teşkil ettiğinde kuşku

bulunmamaktadır.

ii. Müdahalenin

Varlığı ve Türü

27. Anayasa Mahkemesi müsadere veya mülkiyetin kamuya

geçirilmesi tedbirlerinin uygulanmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil

ettiğini daha önce kabul etmiştir. Bu kararlarda bu türden müdahalelerin

mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açmakla birlikte mülkiyetin kamu yararına

kullanımının kontrol edilmesi amacını gözettiğini dikkate almıştır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,

17/12/2015, §§ 54-58; Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§

42-48; Torsan Orman San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13677,

20/9/2017, §§ 50, 51;Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017, 13/7/2016, §§

67-70; Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 62-67; Fatma

Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu, B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 58-62). Somut

olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmayıp başvuru

konusu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi tedbirinin mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği açık olduğunu müdahalenin mülkiyetin kullanımının

kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi

gerekir.

iii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız

bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

(1) Kanunilik

30. Somut olayda başvurucu hakkında yürütülen ceza

soruşturması kapsamında başvurucunun şahsi silahına el konulmuş, ardından da bu

silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmiştir. Silahın

mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı, 3713 sayılı Kanun’un ek 4. maddesine

dayandırılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında Millî Güvenlik Kurulunca

devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,

oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı

nedeniyle kamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatlarının iptal edileceği ve

bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla kamu görevinden çıkarılan kişilere ait silahların ruhsatlarının

iptal edilerek mülkiyetinin kamuya geçirilmesi tedbirinin kapsam ve sınırları

açık ve net olarak düzenlendiğinden somut olayda silahın mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verilmesinin kanuni dayandığının bulunduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

31. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında elkoyma

ve müsadere gibi tedbirlerin çeşitli kamu yararı amaçlarını taşıdığı

açıklanmıştır. 5237 sayılı Kanun’da yer alan bazı suçlardan mahkûm olanlarla

millî güvenlik ve kamu düzenine aykırı faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla

ilgisi bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin silahlarının

ruhsatının iptal edilerek mülkiyetinin devlete devredilmesinin kamu düzeni ve

millî güvenlik aleyhine ortaya çıkabilecek birtakım faaliyetlerin önlenmesinde

etkili bir araç olduğu söylenebilir. Dolayısıyla başvuru konusu tedbirin genel

olarak millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasını ve korunmasını

hedeflediği, bu yönüyle müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının

mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

(3) Ölçülülük

(i) Genel

İlkeler

32. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması

istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun gerektirdiği ölçüde

kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve

özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması

kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk

devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

33. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.

Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani

aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında

makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

34. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasının yanında gerekli olması da gerekir. Gereklilik yukarıda

da belirtildiği üzere hakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasından

hakkı en az zedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Hak ve özgürlüğü

sınırlayan tedbirlerden hangisi diğerlerine nazaran hakkın norm alanına daha az

müdahale edilmesi sonucunu doğuruyorsa o tedbirin tercih edilmesi gerekir.

Bununla birlikte hakka müdahale oluşturacak aracın seçiminde kamu

otoritelerinin belli ölçüde takdir payının bulunduğu da kabul edilmelidir. Zira

yetkili kamu makamları, öngörülen amaca ulaşılması bakımından hangi aracın

etkili ve verimli sonuçlar doğuracağına ilişkin olarak isabetli karar verme

noktasında daha iyi bir konumdadır. Özellikle alternatif aracın bulunmadığı

veya mevcut alternatiflerin öngörülen meşru amaca ulaşılması bakımından etkili

olmadığı ya da daha az etkili olduğu durumlarda kamu makamlarının araç seçimi

hususundaki tercih yetkisinin gereklilik kriterini sağlamadığının

söylenebilmesi için çok güçlü nedenlerin bulunması gerekir (D.C., B. No:

2018/13863, 16/6/2021, § 48; benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Çukurova

İthalat ve İhracat Türk A.Ş. [GK], B. No: 2019/4408, 18/5/2022, § 69).

35. Öte yandan mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler

orantılı olmalıdır. Orantılılık sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adil

bir denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına getirilen

sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun mülkiyet hakkından

yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı kurulmalıdır.

Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığında

sınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (D.C.,

§ 49).

36. Seçilen aracın ulaşılmak istenen amaçla

kıyaslandığında bireye orantısız bir külfet yüklemiş olduğunun saptanması,

ihlal sonucuna ulaşılabilmesi için bazı hâllerde tek başına yeterli

olmayabilir. Kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların var olup

olmadığı da büyük önem taşımaktadır. Elverişli ve gerekli olduğu hükmüne varılan

aracın seçilmiş olması nedeniyle kişiye yüklenen aşırı külfeti hafifleten

hukuksal mekanizmalar mevcutsa bir ihlalin olmadığı sonucuna varılabilir (D.C.,

§ 50).

37. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olup

olmadığı değerlendirilirken başvurucunun ve idarenin kusurlarının bulunup

bulunmadığı da gözönünde tutulur. Bu bağlamda tarafların yasal

yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık

gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı

sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı da dikkate alınır (D.C.,

§ 51).

38. Usule ilişkin güvencelerin varlığı orantılılık

değerlendirmesinde önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamda müdahalenin hukuka

aykırılığının ileri sürülebileceği veya müdahale nedeniyle oluşan maddi ve

manevi zararların tazmin edilmesinin istenebileceği hukuk yollarının olmaması

da bazı durumlarda kişiye yüklenen külfeti ağırlaştıran bir unsur olarak

görülebilir. Bu bakımdan kişinin hukuka aykırılık iddialarının bir mahkeme

tarafından etkili bir biçimde incelenmesi müdahalenin orantılılığı bakımından

ehemmiyet arz etmektedir (D.C., § 52).

(ii) İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın

13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için öncelikle kamu yararı

amacını gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu bağlamda devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla bağlantısı olduğu

gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili öngörülen tedbirin

millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması ve korunması için elverişli

bir araç olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

40. İkinci olarak belirtilen aracın gerekli olup olmadığı

incelenmelidir. Kuşkusuz silahların edinilmesiyle ilgili şartlar tespit edilerek

bu konuda idari tedbirler öngörülmesi mümkündür. Nitekim 3713 sayılı Kanun’un

ek 4. maddesinde, 5326 sayılı Kanun'dan ve diğer mevzuat hükümlerinden farklı

olarak kamu görevinden çıkarılmanın bir sonucu olarak bu kişilerin silahlarının

mülkiyetinin kamuya geçirilmesine yönelik idari tedbir düzenlenmiştir. Söz

konusu idari tedbirin uygulanmasında 5326 sayılı Kanun’daki gibi eşyanın

mülkiyetinin kamuya geçirilmesi için kabahatin konusunu oluşturması ya da

kabahat niteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkması zorunluluğu

şartı aranmamıştır. Kanun koyucunun bu yönde bir tercihte bulunması takdir

yetkisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak mülkiyet hakkı sınırlandırılırken

ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en uygun aracın seçilmesi gerektiğinden

meşru amacı gerçekleştirmede mülkiyet hakkına daha az sınırlama oluşturabilecek

başka araçlara başvurma imkânı olup olmadığı irdelenmelidir (benzer yöndeki

değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 251).

41. Bu bağlamda Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci

fıkrasının (j) bendinde; millî güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine

aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılmak silah

ruhsatı verilmesini engelleyen veya ruhsatın iptalini gerektiren hâller

arasında sayılmıştır. Öte yandan Yönetmelik’in 21. maddesinde taşıma veya

bulundurma ruhsatlı silaha sahip olanların ruhsatlarında nitelikleri yazılı

silahlarını yönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veya bulundurma ruhsatı

verilebilecek olan kişilere satış veya hibe yoluyla devredebileceği

belirtilmiştir. Ayrıca Yönetmelik’in 17. maddesinde de taşıma veya bulundurma

ruhsatı verilen kişilerden sonradan silah taşıma ve bulundurma şartlarını

kaybedenlerin yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah

ruhsatları iptal edilerek silahların zapt edileceği, bu silahların zapt

edildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate

alınarak silah satın almaya hak kazanmış kişilere devrinin (satış veya hibe

yoluyla) sağlanacağı, bu süre içinde devri sağlanamayan silahların ilgili

kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirileceği ifade

edilmiştir. Böylelikle kişilerin silah ruhsatının iptal edilmesi hâlinde bu

silahların mülkiyeti doğrudan devlete intikal etmemekte, silah sahiplerinin

iradesi gözetilerek silahların satış veya hibe yoluyla devrine imkân tanındığı

anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/137,

K.2022/86, 30/6/2022, § 257).

42. Bununla birlikte herhangi bir suçta (veya kabahatte)

kullanılması ya da suça (kabahate) konu faaliyetler sonucu elde edildiği tespit

edilen silahlar hakkında 5237 sayılı Kanun veya diğer mevzuat hükümleri

çerçevesinde giderim yolu öngörülmeksizin müsadere ve benzeri tedbirlerin

uygulanması da mümkündür. Bu noktada başvuru konusu silahın herhangi bir suçta

(ya da kabahatte) kullanılmadığı, suça (kabahate) ilişkin faaliyetten elde

edilmediği ve bizatihi suç konusu oluşturmadığı da dikkatlerden kaçmamalıdır.

43. Bu bilgiler ışığında devletin millî güvenliğine karşı

faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla bağlantısı

olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan başvurucunun silah sahibi olmaya

devam etmesinin engellenmesi gerekli olabilir ancak herhangi bir giderim yolu

veya üçüncü kişilere devir imkânı öngörülmeksizin/tanınmaksızın silahın

mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması

amaçlarına ulaşma bakımından gerekli olduğu söylenemez.

44. Buna göre başvurucunun mülkiyetinde bulunan silahın kamu

görevinden çıkarılmasına bağlı olarak üçüncü kişilere devir imkânı

tanınmaksızın ya da herhangi bir tazminat yolu öngörülmeksizin doğrudan devlete

devredilmesi biçiminde başvurucuya ağır külfet yükleyen bir aracın-somut olayın

koşullarında-millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması ve korunması amacına

ulaşılması için en hafif müdahale teşkil eden araç olduğu sonucuna

ulaşılamamıştır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

gereklilik kriterini karşılamadığı değerlendirilmiştir

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. Giderim

Yönünden

46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve

250.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

47. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

48. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama

yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun

tazminat talebi kabul edilmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 30.

Asliye Ceza Mahkemesine (E.2018/574, K.2018/1197) GÖNDERİLMESİNE,

E. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/4/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Kenan YAŞAR Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucu : Mehmet Raşit ERGUN Vekili : Av. Nurgül YAYMAN YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/29881, 13 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. İlgili
  12. B. Anayasa
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Mülkiyet
  17. C. Giderim
  18. B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  19. C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  20. D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  21. E. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  22. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/29881
Tarih
13 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • Kiska-Kom İnşaat ve Ticaret A.ş. ve S.t.y. İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2020/20054)
  • Yavuz Yakışkan Başvurusu (B. No: 2020/28007)
  • Şeyhmus Çakar Başvurusu (B. No: 2020/5094)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2019/25813)
  • Gülseren Çıtak Başvurusu (B. No: 2020/1554)
  • Yaşar Karaca Başvurusu (B. No: 2018/37854)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.