İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Reşit Oyman Başvurusu (B. No: 2014/19638)

1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesi

Başvuru No2014/19638Tarih8 Mart 2017Okuma13 dk · 2.662 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Reşit Oyman Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/19638
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.662 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf ve

Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu

kapsamında 12/5/1999 tarihinden itibaren sigorta primi ödemeye başlamış,

2/4/2001 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (eski adı BAĞ-KUR) çalışmasını

sonlandırdığını bildirerek haklarını askıya aldırmıştır.

9. Başvurucu 19/1/2012 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını

belirterek Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK, Kurum) başvurmuş, tarım sigortalısı

olarak primlerini yatırmaya devam etmiştir. Kurum bu dönemde başvurucuya önceki

yıllara ait asıl prim borcu ve faizden oluşan yaklaşık 10.000 TL borç

çıkarmıştır.

10. Başvurucu, asıl borca işlenen faizin iptaliyle kalan ana

alacak için af kanunları dikkate alınarak yapılandırma imkânının tanınması

talebiyle Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

11. Mahkeme 19/6/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

12. Mahkemenin 19/6/2013 tarihli hüküm celsesi tutanağı ve

gerekçeli kararında kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın

tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu

açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." ibaresi

yazılmıştır.

13. Gerekçeli karar 5/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 15/8/2013 tarihinde anılan kararı temyiz etmiştir.

14. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 22/9/2014 tarihli kararında

belirttiği "Somut olayda, davacı

vekiline 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilen mahkeme kararının davacı vekilince

15/8/2013 tarihinde temyiz ettiği görülmektedir. Şu duruma göre, davada 8

günlük temyiz süresi geçmiştir." gerekçesiyle başvurucunun

temyiz dilekçesini süre yönünden reddetmiştir.

15. Ret kararı 10/11/2010 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

8/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 21. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri

Kanunu’nun 8. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:

“İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze

karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise

tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.”

17. 5521 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında

yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından

sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama

tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla

yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine

görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086

sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

19. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432.

maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:

“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri,

ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri

ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların

esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini

isteme hakkına sahiptir...”

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkının, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir

parçası olduğunu (bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve

yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne

getirme hakkının güvence altına alındığını (bkz. Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36),

Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda

bulunma hakkının güvence altına alınmadığını; ancak, devletin kendi takdirine

bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması

durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme

usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §

26).

22. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasında

Yargıtay bozma ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle

yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerek kanun yolu

incelemesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, § 39).

23. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığı

durumlarda, kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun

olmayacağını belirtmiştir (bkz. Ashıngdane/Birleşik

Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).

24. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin yerel

mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu

yorumların Sözleşme ile uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun

temyiz başvurusunda öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar

açısından da geçerli olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle

de yasal kesinliğin düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (bkz. Perez De Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95, 28/10/1998,

§§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir

yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten ve usul

kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten

kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; Mahkeme kararında temyiz süresinin on beş gün

olarak gösterildiğini, kararın 5/8/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, kararda

belirtilen süre içerisinde 15/8/2013 tarihinde temyiz talebinde bulunduğunu,

ayrıca kararın adli tatil süresi içerisinde verildiğini, bu nedenle temyiz

süresinin işlemeyeceğini, buna rağmen Yargıtayca

talebinin reddedildiğini belirterek, Anayasa'nın 36. ve 60. maddelerinde

güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat

talebinde bulunmuştur. .

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün, temyiz

talebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelik

olmasından dolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer

alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

31. Anayasa'nın 36. maddesine, 2001 değişiklikleriyle eklenen

"adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz

uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde

metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinde belirtilen

adil yargılanma hakkının güvencelerinden birini de mahkemeye erişim hakkı

oluşturmaktadır.

32. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

33. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanında

itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise

anılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §

49) belirtmiştir.

34. Süre yönünden temyiz dilekçesinin reddinin mahkemeye erişim

hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

37. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

38. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin karar düzeltme

talebini, 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle

reddettiği anlaşılmaktadır.

39. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği ret

kararına göre, yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

40. Başvurucunun temyiz itirazlarının incelenmemesi sonucunu

doğuran ret kararının, Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi, davaların

uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı hukuk

düzenine karşı olan güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla verildiği, bu açıdan

meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

41. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle, başvurucunun

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya

ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.

(a) Genel İlkeler

42. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde, mahkemeye erişim hakkının kural olarak mutlak bir hak

olmayıp sınırlandırılabileceği, bu hususta devletlerin takdir hakları gereği

bazı düzenlemeler yapabileceği, bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve

ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerektiği

belirtilmiştir (Mesut Güzel, B.

No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31). Bu kapsamda dava açmayı imkânsız kılacak

ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesinin, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği olduğu ve tek

başına bu durumun mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağı

belirtilmiştir (Remzi Durmaz, B.

No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

43. Bunun yanında, Aktif

Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti (B. No: 2012/855,

26/6/2014, § 41) başvurusunda, Anayasa Mahkemesi, usul hükümlerine göre mahkeme

kararlarının hüküm kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğunun

özellikle ayrı ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev

yapan asliye hukuk mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşıdığını, asliye hukuk

mahkemelerinin, bu durumda kararı hangi mahkeme sıfatıyla verdiğini

açıklamasının davada uygulanan yargılama usulü ile verilen karara karşı kanun

yolları bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayarak

tarafların kararları temyiz haklarını zamanında ve usulüne uygun olarak

kullanabilmelerine hizmet ettiğini belirtmiştir.

44. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,

22/9/2016 § 46) başvurusunda, icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında

temyiz süresini on beş gün olarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerek

kararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş; Yargıtay ise

icra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterek

temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,

dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatın

aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,

özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili

davalarda, mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını

zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirterek somut

olay açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra

hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğü

hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak

gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket

etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içindetalepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini

reddeden Yargıtay değerlendirmesinin, başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı

imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği ve

kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirtmiştir.

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

45. Başvurucu; Mahkemenin kararda belirttiği süreye göre temyiz

talebinde bulunduğunu, ayrıca kararın adli tatil süresi içinde kendisinetebliğ edildiğini, bu nedenle sürenin

işlemeyeceğini, buna rağmen Yargıtay tarafından dilekçenin reddine karar verilerektemyiz hakkının elinden alındığını iddia etmiştir.

46. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucunun

temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu incelemesine konu

yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup

oluşturmadığıdır.

47. 5521 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği iş davalarında

kararın tefhimden itibaren sekiz gün içerisinde temyiz edileceği öngörülmüş,

başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un

432. maddesinde, temyiz süresinin on beş gün olduğu ve sürenin tebliğden

itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Yine 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesine

göre iş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

tarafından görevlendirilecek mahkemelerin davaya iş mahkemesi sıfatıyla

bakacağı belirtilmiştir.

48. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmında

kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara karşı

öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısından

önem arz etmektedir.

49. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında "...dair davacıvekilinin

yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay

ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça

okunup usulen anlatıldı." ibaresi kullanılarak kararın,

tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz edilebileceğinin belirtildiği,

başvurucunun bu süre içinde kararı temyiz etmesine rağmen, Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 22/9/2014 tarihli kararında yasal süre içinde talepte

bulunulmadığını belirterek (bkz. § 14) temyiz dilekçesini reddettiği

anlaşılmıştır.

50. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında, 15/8/2013 tarihinde

Mahkemenin gerekçeli kararını tebellüğ eden başvurucunun kısa ve gerekçeli

kararda belirtilen süreye güvenerek bu süre içinde temyiz talebinde

bulunmasının, mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme

yükümlülüğü gözönüne alındığında makul görülmesi

gerektiği, uyuşmazlık karara bağlanırken, başvurucunun, kanun yoluna başvuru

süresinin Mahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak

zorunda bırakılmasının başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu,

başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla

orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

51. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 1.000 TL maddi, 10.000 TL

manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere Yüksekova

Asliye (İş) Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Yüksekova Asliye (İş) Hukuk

Mahkemesine (E.2012/381, K.2013/323) GÖNDERİLMESİNE,

D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucunun tazminat

taleplerinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,.

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Mehmet Reşit OYMAN Vekili : Av. Hamdi PÜLAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19638, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucunun tazminat
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19638
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Bilal Muştak Başvurusu (B. No: 2014/233)
  • İskender Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7674)
  • Emre Güneş Başvurusu (B. No: 2014/17616)
  • Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras Başvurusu (B. No: 2014/11994)
  • Sevgi Daylan Başvurusu (B. No: 2014/18717)
  • Kasım Aslan Başvurusu (B. No: 2014/793)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.