İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Sarıkaya Başvurusu (B. No: 2019/13403)

1. Başvuru, sözleşmeden kaynaklanan alacak davasının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru No2019/13403Tarih19 Mart 2024Okuma11 dk · 2.157 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Sarıkaya Başvurusu

Karar tarihi
19 Mart 2024
Başvuru Numarası
2019/13403
R.G. Tarih ve Sayı
8/7/2024-32596
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.157 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, sözleşmeden kaynaklanan alacak davasının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 11/7/2009 tarihinde Tokat çevre yolu yapım işinin taş duvarlarının inşa edilmesi ile ilgili olarak davalı yüklenici ile sözleşme imzalamıştır. Başvurucu, alt yüklenici olup yapılan işin 202.000 TL bedelini ödememesi nedeniyle davalı yüklenici aleyhine 18/6/2010 tarihinde Ankara 24. İcra Müdürlüğünün E.2010/7883 sayılı dosyasında icra takibi başlatmış; davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine takip durmuştur.

3. Başvurucu 28/9/2010 tarihinde Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açmış; Mahkeme 13/2/2014 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile Ankara 24. İcra Müdürlüğünün E.2010/7883 sayılı takibinde, 19/9/2013 tarihli bilirkişi raporunu dikkate alarak 41.138,48 TL alacak için itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermiştir. Anılan kararı başvurucu, temyiz etmiş; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11/2/2015 tarihinde kararı onamıştır. Başvurucu, karar düzeltme talebinde bulunmuş; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 18/11/2015 tarihinde başvurucunun karar düzeltme talebini kabul etmiş ve kararı bozmuştur. Bozma kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

2-Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2010/7883 sayılı dosyasındaki ilâmsız icra takibi davacı tarafından davalı aleyhine 2007-2009 yılları arası Tokat çevre ve civar yolları taş duvar yapım işi ile ilgili 202.000,00 TL alacak için yapılmıştır. Davalının cevap ve davacının cevaba cevap dilekçelerindeki açıklamalarından bu alacağın 35.736,00 TL'likkısmının borç tasfiye protokolünün imzalanmasından sonra gerçekleştirildiği ileri sürülen imalât, 166.264,00 TL'sinin tasfiye protokolünde belirlenip kabul edilen alacaklardan ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

Hükme esas alınan 3. bilirkişi kurulu ek raporunda 35.736,00 TL alacağın varlığı tesbit edilmemiş, talep ve dava konusu olmayan 3 nolu hakediş bedeli 56.684,83 TL davacı taşeron alacağına dahil edilerek hesaplama yapılmış, mahkemece de bu ek rapor benimsenerek dava sonuçlandırılmıştır. Davacı tarafça 35.736,00 TL bedelin hakedilmemesi ile ilgili kabule karşı temyiz yoluna başvurulmamıştır. 56.684,83 TL'lik 3 nolu hakediş bedeli de dosya kapsamı ve tarafların beyanına göre icra takibinin konusu değildir.

...

Bu durumda mahkemece davacı taşeron tasfiye protokolünden sonra takip konusu 35.736,00 TL ilave iş bedeline hak kazandığını ispatlayamadığı ve 3 nolu 56.684,83 TL hakediş bedeli de takip konusu olmadığından davacı alacağı tasfiye protokolünde yazılı miktarda kabul edilip bundan İş Bankası'ndan 15.07.2009 tarihinde davacı hesabına yapılan havale ile 16.12.2009 tarihli makbuzla davacıya yapılan ödemeler ve yapılacak araştırma sonucunda davalı tarafından davacıya veya hesabına yapıldığı saptanır ise 18.09.2009 tarihinde İş Bankası Bankamatiği ile yapılan havale miktarının davacı alacağından düşülerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

..."

4. Bozma kararına uyan Mahkeme 17/5/2016 tarihinde davanın kısmen kabulü ile Ankara 24. İcra Dairesinin E.2010/7883 sayılı takibinde 158.764 TL asıl alacak için itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermiş, karar taraflarca temyiz edilmeden kesinleşmiştir.

5. Başvurucu bu defa 12/1/2017 tarihinde Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı yükleniciye karşı Tokat çevre yolunun taş duvar yapım işiyle ilgili olarak 3 numaralı hak ediş belgesinde belirtilen 56.684,83 TL tutarındaki alacağının ödenmesi için dava açmıştır. Mahkeme 21/9/2017 tarihinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi nedeniyle Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/345 Esas sayılı dosyası ve dava açılmış, yargılama yapılmış davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında 3 nolu hakediş miktarı 56.684,83 TL dava konusu edilmediğinden bu alacak kalemi yönünden mahkememizde dava açılmıştır.

Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi olup BK'nun 147.maddesine göre 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dava konusu yapılan hakediş 31/08/2009 tarihidir. Taraflar arasındaki protokolden sonra düzenlenmiştir. Hakediş tarihinden yada işin yapılmasından itibaren dava zamanaşımı süresi 31/08/2014 tarihinde dolmaktadır. Ancak dava tarihi 12/01/2017 tarihidir. Dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından davalının zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilerek davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

..."

6. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 18/1/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf talebini esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

31/08/2009 tarihli hakediş belgesinin 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 135. maddesi kapsamında borç ikrarı olarak kabul edilmemesine, yine taraflar arasında düzenlenen 11/07/2009 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde taşeron hakedişinin her ayın 30'u itibariyle yapılıp, hakedişin alınması ile ödemelerin yapılacağının kararlaştırılmasına,

bu sözleşmeden sonra yapılan 31/08/2009 tarihli hakedişin, davalının şantiye şefi tarafından davalı şirket kaseşi ve imzası ile teslim alınmış olması ve bu durumda tarafların yapılan işin daha sonraki bir tarihte teslim edildiğine dair iddia ve savunmalarının da bulunmamasına göre, işin bu tarihte teslim edildiği ve alacağın bu tarihte muaccel olduğu anlaşılmakla, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 31/08/2014 tarihinde dolmuş olmasına, ... göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

..."

7. Başvurucu, kararı temyiz etmiş; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 4/3/2019 tarihinde kararı onamıştır.

8. Başvurucu, nihai kararın 31/3/2019 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine 19/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. İLGİLİ HUKUK

9. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "On yıllık zaman aşımı" kenar başlıklı 146. maddesi şöyledir:

"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir."

10. 6098 sayılı Kanun'un "Beş yıllık zaman aşımı" kenar başlıklı 147. maddesi şöyledir:

"Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:

1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.

2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.

3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.

4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.

5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar."

11. 6098 sayılı Kanun'un 154. maddesi şöyledir:

"Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.

12. 6098 sayılı Kanun'un 156. maddesi şöyledir:

"Zaman aşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.

Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır."

III. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu.

Tokat çevre yolunun taş duvarlarının inşa edilmesi işini üstlendiğini ancak işin bedelinin tarafına ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattığını, alacaklarının bir kısmını tahsil ettiğini, 31/8/2009 tarihli ve 3 numaralı hak ediş belgesinde belirtilen tahsil edemediği 56.684,83 TL için alacak davası açtığını ancak Mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verdiğini hâlbuki daha önce açtığı davalarla zamanaşımının kesildiğini, mevcut sözleşmenin karma sözleşme olduğunu, 3 numaralı hak ediş belgesi Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 23/5/2014 tarihli ve E.2013/6624,

K.2014/3511 sayılı emsal kararına göre açık borç ikrarı niteliğinde olduğundan zamanaşımı süresinin on yıl olması gerektiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun şikâyetlerinin özünün açtığı alacak davasının zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesine ilişkin olduğu görüldüğünden başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

16. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Dava açmak isteyen kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmadığı müddetçe dava açma şartlarına sınırlamalar getirilebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 36).

17. Dava açmak ya da kanun yollarına başvurmak için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27). Ancak mahkemelerin usul kurallarını uygularken davanın hakkaniyetine halel getirecek ölçüde katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

18. Somut olayda başvurucunun alacak davasını beş yıllık zamanaşımı süresi içinde açmadığı gerekçesiyle davasının reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu anlaşılmıştır.

19. 6098 sayılı Kanun'un 147. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu öngörülmüştür. Mahkeme, başvurucu ile davalı arasında yapılan sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak nitelendirmiş ve bu sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarının da anılan kanun hükmü gereği beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu görülmüştür.

20. Hukuki işlem ve kuralların sürekli dava tehdidi altında olması hukuk devletinin unsurları olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkı ile hukuki güvenlik ve istikrar gerekleri arasında makul bir denge gözetilmelidir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015). Dava açılmasının belli bir süre şartına bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ile mahkemeye erişim hakkı arasında makul bir denge kurulması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple dava hakkının beş yıllık süre şartıyla sınırlandırılmasının meşru bir amaca yönelik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

21. Başvurucu; itirazın iptali davasıyla birlikte zamanaşımının kesildiğini, davalı ile aralarındaki sözleşmenin karma sözleşme olduğunu, dava konusu ettiği 31/8/2009 tarihli ve 3 numaralı hak ediş belgesinin borç ikrarı niteliğinde olduğundan zamanaşımı süresinin on yıl olarak uygulanması gerektiğini ileri sürerek hem sözleşmenin hem de zamanaşımı süresinin hatalı değerlendirildiğinden yakınmıştır.

22. Öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasında yapılan sözleşmenin hukuki niteliğini tespit etme ve bu sözleşmeye uygulanacak mevzuatı yorumlama görevi derece mahkemelerine aittir. Dolayısıyla bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, sözleşmenin hukuki niteliğini belirleme ve bu bağlamda uygulanacak zamanaşımı süresini tespit etme noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, zamanaşımı süresinin belirlenmesiyle ilgili olarak derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir.

23. Mahkeme, başvurucu ile davalı arasındaki taş duvar yapımına ilişkin sözleşmeyi Yargıtayın yerleşik içtihatlarını de gözeterek eser sözleşmesi olarak nitelemiş ve eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda beş yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğunu gözeterek 31/8/2009 tarihli ve 3 numaralı hak ediş belgesine konusu alacağın en geç 31/8/2014 tarihine kadar beş yıllık süre içinde dava edilmesi gerektiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.

24. Başvurucunun daha önce açtığı itirazın iptali davasının zamanaşımını kestiği iddiası kabul edilse bile -Yargıtayın sözleşmenin niteliği ve beş yıllık zamanaşımı süresine ilişkin değerlendirmesine göre- başvurucu zamanaşımını kestiğini iddia ettiği itirazın iptali davasını 28/9/2010 tarihinde açtığından bu tarihten itibaren kesilen zamanaşımı süresi tekrar işleyeceğinden beş yıllık süre içinde en son 28/9/2015 tarihinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının açılması gerekir. Başvurucu, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasını 12/1/2017 tarihinde açmış olup zamanaşımı süresi içinde dava açılmasını güçleştiren herhangi bir somut olgunun varlığını ortaya koyamamıştır.

25. Diğer taraftan başvurucu 31/8/2009 tarihli ve 3 numaralı hak ediş belgesinin borç ikrarı niteliğinde olduğuna ilişkin Yargıtay kararının bulunduğunu, bu durumda zamanaşımı süresinin on yıl olarak uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun başvuru formunda belirtmiş olduğu Yargıtay kararı incelendiğinde söz konusu olayda Yargıtayın 21/11/2005 tarihli ve 2 numaralı hak ediş tutanağının sol alt kısmında not ibaresi yanında "Davacı şirketin yetkilisi B.

Y.'nin 7 numaralı tutanakta belitmiş olduğumuz gibi 431 adet dokuzu sahada teslim alınmış olup kendisine 5.430,60 TL ödenecektir."biçimindeki yazılı beyanını dikkate aldığı, bu beyanı senetle ikrar edilmiş borç mahiyetinde kabul ettiği ve anılan davada on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaştığı görülmektedir.

Somut olayda ise başvurucunun dava konusu ettiği 31/8/2009 tarihli ve 3 numaralı hak ediş belgesinde borç ikrarı olabilecek nitelikte bir yazının bulunduğuna dair bir tespitin ya da başvurucunun bu yönde bir iddiasının olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla somut olaydaki olgular ve hukuki koşullar ile başvurucunun emsal olarak gösterdiği Yargıtay kararındaki koşulların örtüşmediği anlaşılmıştır.

26. Bu itibarla somut olayda derece mahkemelerinin gerek uyuşmazlık konusu alacağın dayanağı olan sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi gerekse dava açma süresinin, diğer bir ifadeyle zamanaşımı süresinin tespiti ile ilgili yorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla derece mahkemelerinin 6098 sayılı Kanun'da öngörülen zamanaşımı süresi ve bu sürenin uygulanmasına ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım içermediği sonucuna varılmıştır. Neticede başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/3/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Raportör : Osman KODAL Başvurucu : Mehmet SARIKAYA Vekili : Av. Dursun Ali YENİDÜNYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/13403, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. İlgili Hukuk
  5. III. Değerlendirme
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/13403
Tarih
19 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Gülçin Sarıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/25945)
  • Mahiye Sevin Bayraktar ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2020/2264)
  • Reşat Ekinci Başvurusu (B. No: 2021/52004)
  • Doğan Fatih Sağdiç Başvurusu (B. No: 2021/40891)
  • Yakup Güneş Başvurusu (B. No: 2019/15907)
  • Bika Servis Oto Onarımı ve Yedek Parça Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2020/8510)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.