İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mohammed Darweesh Alhababı Başvurusu (B. No: 2020/12457)

1. Başvuru; haksız şekilde idari gözetim altında tutulma

Başvuru No2020/12457Tarih3 Aralık 2020Okuma12 dk · 2.384 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mohammed Darweesh Alhababı Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2020/12457
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.384 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; haksız şekilde idari gözetim altında tutulma

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Irak uyruklu başvurucu hakkında DEAŞ silahlı terör

örgütünün üyesi olduğuna ilişkin istihbari bilgilerin bulunduğu gerekçesiyle

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış ve başvurucu

30/12/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır.

7. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından 7/1/2020

tarihinde serbest bırakılmıştır.

8. Samsun Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünce 8/1/2020

tarihinde başvurucu hakkında kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu

gerekçesiyle sınır dışı etme ve altı ay süreyle idari gözetim kararı

alınmıştır.

9. Göç idaresince verilen sınır dışı etme ve idari

gözetim kararlarında; Samsun İl Emniyet Müdürlüğünün 8/1/2020 tarihli ve "Kamu

Güvenliği" başlıklı yazısı ile 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b), (d) bentleri ve 57. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

dayanılmıştır.

10. Sınır dışı kararında, başvurucunun vatandaşı olduğu

ülkeye veya transit gidebileceği bir ülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeye

sınır dışı edileceği belirtilmiştir.

11. Başvurucu, işlemlerin tamamlanmasının ardından

Kocaeli Gündoğdu Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.

12. Öte yandan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca

10/1/2020 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda istihbari bilgi dışında

başvurucu aleyhine delil bulunmadığı ifade edilmiştir.

A. Sınır Dışı

Kararına Karşı Açılan İptal Davası Süreci

13. Başvurucu, sınır dışı işlemine karşı 31/1/2020

tarihinde Samsun 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.

14. Mahkeme 13/2/2020 ve 16/9/2020 tarihli ara

kararlarıyla; sınır dışı kararının başvurucuya tebliğ edilip edilmediğinin ve

başvurucunun Türkiye'ye girişinin yasaklanmasına ilişkin herhangi bir karar

bulunup bulunmadığının davalı idareye sorulmasına, ilgili belgelerin de yasal

süreler içinde davalı idare tarafından gönderilmesine karar vermiştir. Dava,

inceleme tarihi itibarıyla derdesttir.

B. İdari

Gözetim Kararına İtiraz Süreci

15. Başvurucu müteaddit defa idari gözetim kararına

itiraz etmiş ve itirazları reddedilerek idari gözetimin devamına karar

verilmiştir.

16. Başvurucu son olarak 19/3/2020 tarihinde idari

gözetim kararına itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde, idari gözetim

kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, içinde bulunduğu durum nedeniyle

sınır dışı edilemeyecekler arasında bulunduğunu, bu nedenle hakkındaki idari

gözetimin sona erdirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

17. Samsun 2. Sulh Ceza Hâkimliği 31/3/2020 tarihinde

başvurucunun itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hâkimliğimizce itiraza tabi maddi

vakıa incelendiğinde itiraz eden hakkındaki Samsun Valiliği Göç İdaresi İl

Müdürlüğünce gönderilen tüm evrakların tetkiki sonunda itiraz edenin 6458

sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (d) bendini

(kamu düzeni-kamu güvenliği açısından tehdit oluşturanlar, kaçma-kaybolma riski

bulunanlar) ihlal ettiğinden dolayı itiraz eden hakkında sınır dışı kararı

alındığı ve idari gözetime tabi tutulduğu, bu bağlamda itiraz eden hakkında

idari gözetim şartları halen devam ettiği anlaşılmakla itiraz eden vekilinin

talebinin reddine ... [karar

verilmiştir.]"

18. Anılan karar başvurucuya 1/4/2020 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 7/4/2020 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. Şekip Karkur, B. No:

2020/7458, 2/6/2020, §§ 18-33.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde idari gözetim

altına alındığını ve süreçte verilen kararların gerekçesiz olduğunu belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın 16. maddesi şöyledir:

''Temel hak ve hürriyetler, yabancılar

için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir."

24. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

…usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek

isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı

verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden

yoksun bırakılamaz."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde,

tutmanın hukukiliği kapsamında ele alınacaktır.

1. Başvuru

Yollarının Tüketilmesine İlişkin Olarak

26. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet

Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122).

27. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciine

yapılması gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancak

talep hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargı

merciine başvurma hakkı, sınır dışı edilmek amacıyla hürriyetinden yoksun

bırakılan kimseler bakımından da uygulanması gereken bir güvencedir.

28. Bu bağlamda ilgili yargı merciinin taraflardan ve

yürütmeden bağımsız, tarafsız olmasının yanı sıra kişinin serbest bırakılmasına

karar vermeye yetkili olması gerekir. Bu çerçevede sınır dışı edilmek üzere

gözetim altına alınanların 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (6) numaralı

fıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazda

bulunulabilmeleri mümkündür ve hâkimlik bu kişilerin serbest bırakılmalarına

karar verme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla sulh ceza hâkimliğine serbest

bırakılmak amacıyla başvurmanın bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken

etkili bir başvuru yolu olduğunda şüphe bulunmamaktadır.

29. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetim

kararının hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciinin

idari gözetim kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığı

gözetildiğinde- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim kararının

hukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden etkisiz hâle

geleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin idari gözetim

kararının hukuka uygun olduğuna dair kararının kesinleşmesinden itibaren süresi

içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir (B.T.

[GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 72).

30. Ayrıca herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızın

özgürlüğünden yoksun bırakılanların idari gözetim altına alınmış olmasından

doğan zararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası

açabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 74). Ancak bu

durum idari gözetimin sona erdiği hâller için geçerlidir. 2577 sayılı Kanun'un

2. maddesinde öngörülen tam yargı davası kişilerin serbest bırakılmalarını

sağlayan bir niteliğe sahip değildir. Elbette sınır dışı edilme idari işlemi

söz konusu olduğunda buna bağlı olarak gözetim altına almanın da hukuki

dayanağı ortadan kalkacaktır. Ancak idare mahkemesinin hukuki denetim yapacağı

asıl işlem gözlem altına alma kararı değil sınır dışı etme kararı olacaktır.

Böyle bir başvuru yolu, serbest bırakılan kişiler bakımından -tazminat

suretiyle- yeterli bir giderim sağlayabilir ve bu nedenle ancak tutulma hâli

sona eren kimseler bakımından etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilebilir.

31. Somut olayda başvurucunun idari gözetim kararına

yaptığı itiraz, Samsun 2.Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Başvurucu, bu

karardan sonra da idari gözetim altında tutulmaya devam edildiğinden idari

yargıda tam yargı davası açma yolunu tüketme zorunluluğunun bulunmadığı

değerlendirilmiştir. Zira idare mahkemelerine açılacak tam yargı davası

sonucunda verilecek karar, başvurucunun -tazminat elde etmekten öte- serbest kalmasını

sağlayacak bir işleve sahip değildir. Dolayısıyla başvurunun diğer kabul

edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerekir.

2. Genel

İlkeler

32. Genel ilkeler için bkz. Şekip Karkur, §§

45-58.

3. İlkelerin

Somut Olaya Uygulanması

33. Somut olayda başvurucunun sınır dışı edilmek üzere

geri gönderme merkezinde idari gözetim altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu

nedenle başvurucunun tutulmasının Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamına girdiği sonucuna varılmıştır.

34. Başvurucu hakkında verilen sınır dışı etme işlemine

bağlı idari gözetim kararından başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinde

yer verilen "kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı

açısından tehdit oluşturan" bir kişi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun idari gözetim altına alınması ise 6458 sayılı Kanun'un 57.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandırılmıştır. Bu hükme göre sınır dışı

etme kararı alınanlardan "kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye'ye

giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan,

kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den çıkmaları için tanınan

sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit

oluşturanlar" hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı

alınabilir. Dolayısıyla başvurucunun idari gözetim altına alınmasının kanuni

dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

35. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutma hâlinin

Anayasa'nın 16. maddesi uyarınca milletlerarası hukuka uygun olarak gerçekleşip

gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu konuda Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerin başında Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara

İlişkin Uluslararası Sözleşme (MSHUS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)

gelmektedir. MSHUS'nin 9. maddesine göre ''Herkes kişi özgürlüğü ve kişi

güvenliği hakkına sahiptir ve hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veya

tutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında

özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.'' Birleşmiş Milletler İnsan

Hakları Komitesinin 9. Maddeye İlişkin 8 No.lu Genel Yorumu'na göre 9. maddenin

birinci fıkrası tüm özgürlükten yoksun bırakma hâlleri, cezai hâller veya

hastalık, serserilik, uyuşturucu bağımlılığı, eğitim sebebiyle özgürlükten

yoksun kalma hâlleri, göç kontrolünden kaynaklanan kısıtlamalar ve benzeri

hâller açısından da uygulanabilir. Sınır dışı etme amacıyla tutma hâli de bu

hüküm kapsamına girmektedir. MSHUS’nin 9. maddesi "hukukun öngördüğü

sebepler ve usuller dışında" ibaresinden anlaşılacağı üzere ulusal

hukuka atıf yapmaktadır. AİHS'in 5. maddesi de hakkında derdest bir sınır dışı

ya da iade işleminin olması nedeniyle kişinin yasaya uygun olarak yakalanması

veya tutulmasına cevaz vermektedir ve AİHS de ulusal hukuka atıf yapmaktadır (Şekip

Karkur, § 61). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu tutma hâline ilişkin

inceleme yöntemi ile Anayasa Mahkemesinin inceleme yöntemi benzer olduğundan bu

konuda ayrıca bir değerlendirmeye gerek görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun

tutulmasının milletlerarası hukuka uygun olmadığı yönünde bir tespite

varılmamıştır. Ayrıca başvurucunun bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır.

36. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre

hakkında sınır dışı etme ya da geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması

veya tutulması mümkündür. Öte yandan 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinde

haklarında sınır dışı edilme kararı alınacak yabancılar sayılırken

"Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit

oluşturanlar"a da yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde ise

sınır dışı edilmeleri kararlaştırılanlardan hangileri hakkında valilikler

tarafından idari gözetim kararı verileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda sınır

dışı edilmelerine karar verilen kişilerden güvenliği veya kamu sağlığı açısından

tehdit oluşturanlar valilik kararıyla idari gözetim altına alınacak

kişilerdendir (Şekip Karkur, § 62).

37. Somut olayda Samsun Valiliğinin, DEAŞ silahlı terör

örgütüyle bağlantısının bulunduğuna ilişkin istihbari nitelikteki bilgilerden

hareketle Irak uyruklu başvurucunun sınır dışı edilmesine karar verdiği, ayrıca

kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu değerlendirerek başvurucunun idari

gözetim altına alınmasını kararlaştırdığı görülmektedir. Buna göre başvurucu

hakkındaki idari gözetim kararı sınır dışı etmeye yöneliktir. Sınır dışı

kararında başvurucunun vatandaşı olduğu ülkeye veya transit gidebileceği bir

ülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı edileceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına idari gözetim

altına alma yoluyla yapılan müdahalenin meşru bir amacının bulunmadığını

söylemek mümkün değildir.

38. Diğer taraftan başvurucu hakkındaki idari gözetim

tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir idari gözetim

tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün

belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır.

39. Başvurucu, Irak'tan geldiği için sınır dışı

edilemeyecek kişilerden olduğunu ileri sürmüş ise de kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı bağlamında sınır dışı işlemine ilişkin kararın haklı bir

gerekçeye dayanıp dayanmadığı bireysel başvurunun inceleme kapsamında

bulunmamaktadır. Zira devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı

etmekte oldukça geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Burada

önemli olan sınır dışı etme işlemlerinin yürütülmesidir. Bu açıdan sınır dışı

etme işleminin özenle yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerekir (benzer

yönde değerlendirmeler için bkz. Şekip Karkur, § 64).

40. Somut olayda başvurucu, sınır dışı etme işlemine

karşı iptal davası açmış, iptal davası açmasıyla birlikte işlemin yürütmesi

durdurulmuştur. İlgili idarece başvurucunun vatandaşı olduğu Irak'a veya

transit gidebileceği bir ülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı

edileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. İptal davasını inceleyen Mahkeme

ise 13/2/2020 ve 16/9/2020 tarihli ara kararlarıyla, sınır dışı kararının

başvurucuya tebliğ edilip edilmediği hususu ile başvurucunun Türkiye'ye

girişinin yasaklanmasına ilişkin herhangi bir karar bulunup bulunmadığının

davalı idareye sorulmasına ve ilgili belgelerin yasal süreler içinde davalı

idare tarafından gönderilmesine karar vermiş; inceleme aşamasını usulüne uygun

bir şekilde sonuçlandırmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde başvurucunun sınır

dışı edilmesi sürecinde bir özensizlik tespit edilememiştir.

41. Diğer taraftan tutulmanın ölçülülüğünün

değerlendirilmesinde başvurucuya idari gözetime karşı usule ilişkin

güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda

idari gözetim altında tutulma bakımından kural olarak 6 aylık azami bir süre

belirlenmiştir. Dolayısıyla sınır dışı işlemleri bitmese de yasal sürenin

sonunda kişinin serbest bırakılması gerekecektir. Böylelikle sınır dışı etme

sürecinin uzaması dolayısıyla kişilerin aşırı bir şekilde/sürede

hürriyetlerinden yoksun bırakılmalarının önüne geçilmek istenmiştir. Ayrıca

idari gözetimin devamında bir zaruretin olup olmadığının valilikler tarafından

her ay düzenli olarak değerlendirilmesi koşulu getirilmiştir. Bu değerlendirme

için aylık (otuz günlük) sürenin beklenmesine de gerek yoktur. Buna göre idari

gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl

sonlandırılır. Yine idari gözetime alternatif olarak temel hak ve özgürlükleri

daha sınırlı şekilde etkileyen tedbirlerin(belli bir adreste ikamet etme,

belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde bulunma, teminat, elektronik izleme

gibi) uygulanması mümkün kılınmıştır. Öte yandan idari gözetim kararı, idari

gözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirme

sonuçları gerekçesiyle birlikte yabancıya, onun yasal temsilcisine ya da

avukatına tebliğ edilmektedir. Son olarak idari gözetim altına alınan kişi,

yasal temsilcisi ya da avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine

başvurabilir; sulh ceza hâkimi de incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırmak

zorundadır. Sulh ceza hâkiminin bu kararı kesindir. İdari gözetim altında

tutulan kişi, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla

yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir. İdari gözetim işlemine karşı yargı

yoluna başvuranlardan avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,

talepleri hâlinde avukatlık hizmeti de sağlanmaktadır (Şekip Karkur, §

66).

42. Dolayısıyla idari gözetim altına alma süreci için

öngörülen usule dair güvenceler açısından değerlendirildiğinde başvurucuya

hangi nedenle idari gözetim altında tutulduğuna ilişkin bir bildirim yapıldığı,

başvurucunun idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliğine başvurduğu,

Hâkimliğin de yeterli bir gerekçeyle başvurucunun talebini reddettiği

görülmektedir (bkz. §§ 15-17).

43. Başvurucu, idari gözetim kararına yaptığı itirazın

reddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuş; bireysel başvuruda

bulunduktan sonraki süreçte ise idari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığının denetlenip denetlenmediği, idari gözetim şartlarının ortadan

kalktığı veya değiştiği hususunda herhangi bir iddia ileri sürmemiştir.

Dolayısıyla bu usul güvenceleri yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Mohammed Darweesh ALHABABI Vekili : Av. Ahmet UYGUR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/12457, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Sınır Dışı
  9. B. İdari
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
  17. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/12457
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • R.ü. Başvurusu (B. No: 2017/38574)
  • E.ç. Başvurusu (B. No: 2019/2490)
  • Kenan Köksal Başvurusu (B. No: 2015/10591)
  • Ercan Tunç Başvurusu (B. No: 2018/15196)
  • T.ş. Başvurusu (B. No: 2017/15851)
  • Oktay Ulaş Başvurusu (B. No: 2017/17782)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.