İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Demir Başvurusu (B. No: 2013/6399)

1. Başvurucu, evlerinin

Başvuru No2013/6399Tarih10 Mart 2015Okuma11 dk · 2.202 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhammet Demir Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/6399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.202 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, evlerinin

üzerinden geçmekte olan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak

yaralandığı, 14/2/2008 tarihinde zararın giderilmesi talebiyle Enerji ve Tabii

Kaynaklar Bakanlığına yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine Aydın 1. İdare

Mahkemesinde temsilcilerinin açtığı tam yargı

davasının halen devam ettiğini, makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde

Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

4/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 23/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun temsilcileri,

müşterek çocukları olan Muhammet Demir’in 2/12/2007 tarihinde, evlerinin

üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak

yaralanması üzerine 14/2/2008 tarihinde zararın giderilmesi talebiyle Enerji ve

Tabii Kaynaklar Bakanlığına başvurmuşlardır.

8. Başvurucunun temsilcileri,

idarece taleplerinin reddedilmesi üzerine 6/6/2008 tarihinde Aydın 1. İdare

Mahkemesinde açtıkları tam yargı davasında, başvurucu Muhammet Demir’in

evlerinin üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak

yaralanması sonucunda uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir.

9. Mahkemece, 7/4/2010 tarih ve

E.2008/889, K.2010/618 sayılı kararla; polis tarafından olay yeri incelemesi

sırasında çizilen krokide; enerji nakil hattının evin ikinci katının üzerindeki

düz çatıdan üç buçuk metre yüksekte olduğunun, çatının bir metre yükseklikteki

duvarla çevrilmiş olduğunun, çatıda üç buçuk metre uzunluğunda bir demir çubuk

bulunduğunun belirtildiği ve polis memurları tarafından tutulan görev tespit

tutanağı ile bu durumun belirlendiği, polis tarafından ifadesi alınan başvurucu

Muhammet Demir’in annesi Zeynep Demir’in olay sırasında ev işleri ile meşgul

olduğu, başvurucu temsilcilerinin enerji nakil hattının altında inşa ettikleri

evin çatısında bulunan demir çubukla evin üç buçuk metre üzerinden geçen

elektrik tellerine dokunan Muhammet Demir’in elektrik çarpması sonucu

yaralandığı, hizmetin görülmesi sırasında gerekli güvenlik standartlarına uygun

davranan idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, gerek ev

başkanının üç buçuk metre uzunluğundaki demir çubuğu herkesin çıkabileceği evin

düz çatısında bırakarak tedbirsiz davranması gerekse annenin ev işleriyle

meşgul olduğu sırada dikkatinin zayıflaması sonucunda idarece yürütülen hizmet

ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının koptuğu gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

10. Kararın yürütmesinin

durdurulması ve temyizi talebi üzerine, 1/7/2010 tarihinde dava dosyası Danıştaya gönderilmiş olup, temyiz incelemesi devam

etmektedir.

11. Başvurucunun temsilcileri,

12/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

12. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam

ve Nitelik" başlıklı 1.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde

yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”

13. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(3)

(Değişik: 5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı

veya görevlendireceği bir üye tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir

işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir.

(4) (Değişik:

5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna

aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir.

Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci

madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5

inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en

geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.”

14. 2577 sayılı Kanun'un "Dosyaların İncelenmesi" başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(5)

(Değişik: 5/4/1990 – 3622/8 md.) Danıştay, bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda

belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar

Kurulunca; (1) diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu

itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliş

tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara

bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve

tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”

15. 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz ve İstinaf İstemlerinde Yürütmenin

Durdurulması" başlıklı 52.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

(Değişik: 5/4/1990–3622/21 md.) Temyiz veya istinaf

yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya

Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat

karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili

Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge

idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994 -

4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı

temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında

yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27. maddede öngörülen koşulun

varlığına bağlıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/8/2013 tarih ve 2013/6399

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu evlerinin

üzerinden geçmekte olan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak

yaralanması sonucunda uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle 14/2/2008

tarihinde idareye yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine 6/6/2008 tarihinde

Aydın 1. İdare Mahkemesinde temsilcileri tarafından açılan tam yargı davasında,

davalı tarafından yargılamanın sürüncemede bırakılması amacıyla sürekli usule

ilişkin itirazlarda bulunulmasına Mahkemece önlem alınmamasının, hak arama

özgürlüğünü ihlal ettiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun temsilcileri tarafından Aydın 1. İdare

Mahkemesinde açılan tam yargı davasında, davalı tarafından yargılamanın sürüncemede

bırakılması amacıyla sürekli usule ilişkin itirazlarda bulunulmasına Mahkemece

önlem alınmamasının hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürdükleri

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucunun anılan iddiaları yargılamanın uzun sürmesine yönelik olup, bu

iddialar makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Başvurucu, evlerinin

üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak

yaralanması üzerine uğradığı zararın giderilmesi istemiyle temsilcileri

tarafından 14/2/2008 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına başvurulduğunu,

idarece taleplerinin reddedilmesi üzerine 6/6/2008 tarihinde Aydın 1. İdare

Mahkemesinde açılan tam yargı davasında yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığını, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

21. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

22. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

23. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması

kapsamına girmektedir. Başvuruya konu davanın, başvurucunun evlerinin üzerinden

geçmekte olan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralandığı

iddiasıyla uğranılan zararın giderilmesi istemini konu alan bir uyuşmazlık

olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri

konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §

44).

24. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara

başvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir

işlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan

başvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru

tarihi olup, somut başvuru açısından bu tarih,

14/2/2008 tarihidir.

25. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

26. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucunun evlerinin üzerinden geçmekte olan yüksek

gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralandığı iddiasıyla uğradığı

zararın giderilmesi istemini konu alan 14/2/2008 tarihli başvurunun

reddedilmesi üzerine 6/6/2008 tarihinde açılan davada savunma ve cevap

dilekçelerinin toplandığı, Mahkemece 7/4/2010 tarihinde davanın reddedildiği

görülmektedir. Kararın temyizi ve yürütmesinin durdurulması istemi üzerine,

dava dosyasının 1/7/2010 tarihinde Danıştaya gönderildiği,

temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır.

27. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§§ 12-15).

28. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı

makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § § 54-60).

29. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yedi yıllık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

31. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 50.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

32. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

33. Başvurucunun temsilcilerinin

tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yedi yıllık yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 6.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

34. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Başvuruya konu yargılamanın

yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Derece Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 6.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Muhammet DEMİR Temsilcileri : Abdullah DEMİR Zeynep DEMİR Vekili : Av. Ahmet Emir BİNİCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6399, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6399
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Abdulkerim Türk Başvurusu (B. No: 2014/1729)
  • Hasan Şendur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2721)
  • Yusuf Kabil Başvurusu (B. No: 2013/4689)
  • Yemlihan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/1064)
  • Aziz Ağırlı Başvurusu (B. No: 2013/1377)
  • Mürsel Bayrak Başvurusu (B. No: 2014/6419)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.