İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mürsel Bayrak Başvurusu (B. No: 2014/6419)

1. Başvurucu, cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun

Başvuru No2014/6419Tarih25 Mart 2015Okuma11 dk · 2.230 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mürsel Bayrak Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/6419
R.G. Tarih-Sayı
28/3/2015-29309
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.230 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma suçlarından yargılandığı davada, mağdureyi suç

tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük zannettiğini belirtmesine ve

beyanını doğrulayan adli rapor olmasına rağmen mahkûmiyetine karar verilmesi

nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/5/2014 tarihinde Çorum 1. Ağır Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonu üyeleri arasında kabul

edilemezlik açısından oy birliği sağlanmaması nedeniyle 25/12/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 13/3/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. İkinci Bölüm, 25/3/2015 tarihinde yaptığı toplantıda,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesi (2)

numaralı fıkrası uyarınca başvuru hakkında ivedilikle karar verilmesini gerekli

görerek Bakanlık cevabı beklenilmeden

incelenmesine karar vermiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma suçlarını işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Kayseri

Cumhuriyet Başsavcılığı, cezalandırılması talebiyle aynı yer 1. Ağır Ceza

Mahkemesine hitaben 25/6/2009 tarih ve E.2009/8839 sayılı iddianameyi

düzenlemiştir.

8. Mahkeme, yetkisizlik kararı ile dosyayı 14/8/2009

tarihinde Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

9. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi, 27/10/2010 tarih ve

E.2009/86, K.2010/103 sayılı kararıyla başvurucuyu, cinsel istismar suçundan 6

yıl 8 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ay hapis

cezalarına mahkûm etmiştir.

10. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

" …

Her ne

kadar mağdure hakkında Çorum 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 2009/189-270 E.K sayılı dosyasında, Çorum Devlet Hastanesi

Baştabipliğince düzenlenen 09/07/2009 tarih 2009/2921 nolu

sağlık kurulu raporu ile mağdurenin klinik ve

radyolojik olarak 17-18 yaş civarında olduğu belirtilmiş ise de, mağdurenin biraz önce belirtildiği üzere Çorum SSK

Hastanesinde 26/10/1994 tarihinde dünyaya geldiği, bu hususun rapor ile tespit

edildiği ve mevcut nüfus kayıtlarının da resmi hastane kayıtlarına dayanılarak

tescilin gerçekleştirildiği sabit olup yerleşik pek çok yargısal kararda da

belirtildiği üzere hastanede doğan bir kişinin yaşının tıbben belirli olması

karşısında artık düzeltilmesinin olanaksız olması ve söz konusu belge ve

kayıtların da aksi ve sahteliğinin iddia edilmemesi karşısında hukuken geçerli

bu belgelere itibar edilerek mağdurenin 26/10/1994

doğumlu olduğu, böylece olay tarihi olan 13/06/2009 tarihi itibariyle mağdurenin henüz 15 yaşını ikmal etmediği anlaşıldığından,

öncelikle yasal temsilcileri olan davacı anne ve babası tarafından açılan yaş

düzeltme davasına ilişkin olarak 5271 sayılı CMK’nun

218. maddesi uyarınca mağdurenin yaşının tespiti ile

tekrar hüküm verilmesine yer olmadığına, bununla birlikte mağdurenin

suç tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının varlığı eylemi 5237

sayılı TCK'nın 26/2. maddesi anlamında hukuka uygun hale getirmeyeceği

gözetilerek, sanığın ve mağdurenin tüm aşamalardaki

tutarlı anlatımları, alınan doktor raporları ve dosyamızda toplanan tüm

deliller karşısında, olay tarihinde ilçemizde rızaen

cinsel ilişkiye girdikleri ve böylece sanığın üzerine atılı organ sokmak

suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma suçlarını işlediği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak ayrı ayrı

cezalandırılmasına ilişkin iddia makamının mütalaasına uygun olarak oy

birliğiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."

11. Başvurucunun temyizi üzerine anılan hüküm, Yargıtay 14.

Ceza Dairesinin 20/2/2014 tarih ve E.2012/5001, K.2014/2020 sayılı ilamıyla

onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, onama kararından 9/4/2014 tarihinde

haberdar olmuştur.

12. Bireysel başvuru, 8/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

13. 6/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103.

maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları ile aynı Kanun’un 109. maddesinin (1),

(3) ve (5) numaralı fıkraları.

14. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 19/9/2013 tarih ve

E.2013/7082, K.2013/9381 kararı şöyledir:

“…

Nüfus kaydına göre 03.08.1992 doğumlu olup suç

tarihinde 15 yaşı içerisinde olan ve bu yaşını tamamlamayan mağdure

ile sanığın anlaşarak birlikte kaçtıkları ve cinsel ilişkiye girdikleri, çocuk

sahibi oldukları ve daha sonra resmi olarak evlendikleri anlaşılmış olup,

sanığı, mağdurenin babası ile barışmaları için

bulunduğu yere götüren tanık B. T.’nin mağdurenin görünüm itibarıyla 18 yaşından büyük göründüğünü

ve Adli Tıp Kurumunun uygulamalarına göre de bazen kişinin kemik yaşının hormonal gelişimi, beslenme gibi nedenlerle gerçek yaşa

göre farklılık gösterebileceğinin bilinmesi karşısında, mağdurenin

suç tarihi itibarıyla 15 yaşından büyük gösterip göstermediği, sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup

olmadığı mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit

ederek ve gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle

belirlendikten sonra TCK.nın 30. maddesi gözetilerek

sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı

şekilde hüküm kurulması,…”

15. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/6/2014 tarih ve

E.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı şöyledir:

“…

Suçun maddi unsurlarından birisi de mağdur

olup, kanun koyucu 5237 sayılı TCK'nun 103.

maddesinde üç grup mağdura yer vermiştir. Birincisi onbeş

yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi onbeş yaşını

tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama

yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise onbeş

yaşını tamamlayıp onsekiz yaşını tamamlamamış

çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit,

hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen

her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere

karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan

maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını

gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç

oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya

iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi

gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın onbeş

yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan kanunun 103.

maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikayet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla

cinsel ilişki suçundan cezalandırılacaktır.

Fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı halde, 15 yaşını

doldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla cinsel

ilişkide bulunur ve şikayetçi olmayan mağdurenin yaşı

konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa,

bu takdirde fail 5237 sayılı TCK'nun 30. maddesinin

birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına ilişkin

bu hatasından yaralanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten

hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda

cezalandırılmadığından 5271 sayılı CMK'nun 223.

maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatına karar verilmesi

gerekecektir.

Suçun maddi unsurlarında hata hali faile

ilişkin bir durum olduğundan, bu hususun fail veya müdafii

tarafından ileri sürülmesi gerekmekte olup, kural olarak mahkemece suçun maddi

unsurlarında hataya düşülüp düşülmediğine ilişkin bir araştırma

yapılmayacaktır.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 8/5/2014 tarih ve 2014/6419 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü::

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, mağdurenin suç

tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük olduğunu zannettiğini ifade

etmesine ve bu hususta adli rapor olmasına rağmen, bu yöndeki savunmasının

neden kabul edilmediğine ilişkin olarak gerekçeli kararda bir ibareye yer verilmediğini,

mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün

olup olmadığının araştırılmadığını belirterek, Anayasa’nın 17. ve 36.

maddelerinde belirtilen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvurucu her ne kadar Anayasa’nın 17. maddesinin de

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvuru formu ve ekleri incelendiğinde,

başvurucunun iddialarının özünün, mağdureyi suç

tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük zannettiğini belirtmesine ve

beyanını doğrulayan adli rapor olmasına rağmen gerekçeli kararda bunların

değerlendirilmemesi hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple

başvurucunun bütün iddiaları aşağıda adil yargılanma hakkının bir unsuru olan “gerekçeli karar hakkı” çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Başvurucunun “gerekçeli

karar hakkı”na

ilişkin iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

23. Gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı

gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi

gibi ilke ve haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

25. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

26. Yargıtay uygulamasına göre; fail, cinsel ilişkide

bulunduğu mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı halde, 15

yaşını doldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla

cinsel ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurenin

yaşı konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata

olursa, bu takdirde failin hukuki durumu belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan

mağdurun yaşına ilişkin bu hatası gözönünde

bulundurulmaktadır. Bunun sonucu olarak, fail yüklenen suç açısından kasten

hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda

cezalandırılmadığından 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay Ceza Genel

Kurulu’nun 17/6/2014 tarih ve E.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı)

27. Çorum Devlet Hastanesi tarafından 9/7/2009 tarihinde

düzenlenen sağlık kurulu raporunda, mağdurenin klinik

ve radyolojik olarak 17-18 yaş civarında olduğu belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde

ve Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusu sırasında, mağdurenin

yaşını 17 olarak zannettiğini, duruşmada ise gerçek yaşını bilmediğini, 15-16

civarında olarak bildiğini ifade etmiş; mağdure ise

duruşmada "Mürsel benim 15 yaşından

küçük olduğumu polislerin kontrolü sırasında anlamıştır, daha önceden beni

15-17 yaşlarında zannediyordu, kimliğimi alıp kontrol etmemişti…"

şeklinde beyanlarda bulunmuştur.

29. Başvurucu, mağdurenin suç

tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük olduğunu zannettiğini ifade

etmesine ve bu hususta adli rapor olmasına rağmen, bu yöndeki savunmasının

neden kabul edilmediğine ilişkin olarak gerekçeli kararda bir ibareye yer

verilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu tarafından, mağdurenin

yaşı konusundaki esaslı hatanın kastı kaldıracağı yönünde itirazda bulunulmuş

olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında bu hususa ilişkin

bir gerekçeye yer verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu konuda bir

değerlendirme yapılmadığı görülmektedir (bkz. § 8).

30. Bu durumda, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan mağdureyi suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından

büyük zannettiği ve bu beyanının adli raporla doğrulandığı iddiası,

tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

31. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

32. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini

belirterek ve ihlalin ortadan kaldırılması yönünde karar verilmesini talep

etmektedir.

33. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

34. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil

yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal

edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan

kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve (2)

numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye ve Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu tarafından yatırılan 206,10 TL harç tutarının

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine

ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yatırılan 206,10 TL harcın BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

KARAR

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Mürsel BAYRAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6419, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
  17. Karar

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6419
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Cafer Kaçak Başvurusu (B. No: 2014/4379)
  • Mehmet Aydın Başvurusu (B. No: 2014/9803)
  • Abdullah Akçara Başvurusu (B. No: 2013/9582)
  • Mehmet Ali Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6436)
  • Münür İçer Başvurusu (B. No: 2012/584)
  • Metin Aydoğan Başvurusu (B. No: 2013/9717)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.