İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Münür İçer Başvurusu (B. No: 2012/584)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Başvuru No2012/584Tarih12 Mart 2015Okuma12 dk · 2.385 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Münür İçer Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2012/584
R.G. Tarih- Sayı
16/5/2015-29357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.385 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.

maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı başvurunun reddi

üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 36. ve 38.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/11/2012

tarihinde Bursa 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 25/11/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 28/1/2015 tarihli görüş yazısı 11/2/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren

dilekçesini 16/2/2015 tarihinde sunmuştur

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu astsubay

statüsünde görev yapmakta iken, disiplinsiz olduğu ve Türk Silahlı

Kuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle YAŞ

kararıyla 1986 yılında TSK’dan ilişiği kesilmiştir.

8. Başvurucu hakkında açılan

ceza davasında, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/10/1991

tarih ve E.1990/91, K.1991/134 sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle

ortadan kaldırılmasına, ele geçirilen gümrük kaçağı malların ise zor alımına

karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“… temas kurarak kara ve deniz

yolunun güven altına alınması konusunda anlaştıkları, daha sonra Çeşmeli

karakol komutanı sanık Asb. S.Ö. ve Münir İçer ile de anlaştıkları, tüm

sanıkların bu anlaşmaları sonucu 17-18 Ocak 1981 gecesi deniz yolundan motorla

getirilen kaçak elektronik eşyanın Sipahi … Ocağı Mevkiinden yurda sokarak kamyonlarla denizli

iline naklini sağladıkları, ancak bu eşyanın B. isimli kişiye ait diğer kaçak

eşyadan ayırt edilemeyecek şekilde ele geçtiği ve olayla ilgili Denizli Ağır

Ceza mahkemesinin 1981/33 esasında kayıtlı kamu davasının açıldığı, bu suretle tüm sanıkların toplu kaçakçılık suçunu

işledikleri, suç konusu eşyanın başka eşya ile karışması nedeni ile

gümrüklenmiş değerlerinin belirlenemediği,

…

b) Sanıklar … Münir İçer, … 18 Ocak

1981 tarihinde teşekkül oluşturarak kaçakçılık, rüşvet almak ve vermek

suçlarından açılan kamu davaları,

…

Sanıklara müsnet kaçakçılık ve

rüşvet alıp vermek suçları TCK.78.m. uyarınca ve olaylarda teşekkül durumu söz

konusu olmadığından toplu kaçakçılık olarak nitelendirilip, ele geçen ve

belirlenebilen kaçak eşyanın o tarihlerdeki gümrüklenmiş piyasa değeri 30

milyon liranın altında olduğundan iş bu kamu davalarının …

zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA,”

9. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden

yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün

içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.

10. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde hükmünden yararlandırılması talebiyle yaptığı

başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihli

işlemi ile reddedilmiştir.

11. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

Birinci Dairesi 19/4/2012 tarih ve E.2012/384,

K.2012/543 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Görüldüğü üzere, 12.03.1971 tarihinden 22.03.2011 tarihine

kadar yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askeri Şura karaları

ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin, yani kişi olarak kapsama

girenlerin başvurularını kabul veya reddetmek konusunda Milli Savunma Bakanına

(sebep unsuru yönünden) geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Kuşku yok ki,

diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibi idarenin takdir yetkisi de kamu

yararı amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlı bulunmaktadır.

Bu kapsamda dava konusu işlem irdelendiğinde; 1976 yılında Astb.Çvş. naspedilerek Türk

Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmaya başlayan davacının, YAŞ kararı ile TSK.dan ilişiğinin kesilmesine

esas teşkil eden; Mersin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına ve

14.09.1981-17.06.1985 tarihleri arasında tutuklu kalmasına sebep teşkil eden ve

Mersin 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.10.1991 gün ve 1990/91 Esas, 1991/134

Karar sayılı (25.10.1991 Tarihinde kesinleşen) kararıyla "Toplu

Kaçakçılık" olarak vasıflandırılıp, zaman aşımı nedeniyle kamu davası

sonlandırılmasına karar verilen suça konu; bir kısım askeri ve sivil şahıslarla

birlikte menfaat için yapılan bir anlaşma çerçevesinde yurt dışından kaçak

olarak getirilen bir takım elektronik eşyanın deniz yolu ile yurda sokulup kara

yolu ile Denizli iline naklinin sağlanması şeklindeki olayın içerisinde yer

alması şeklindeki eylemi nazara alınarak 926 sayılı Kanunun 32'nci maddesinden

yararlandırılmaması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

12. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 9/10/2012 tarih

ve E.2012/1287, K.2012/1048 sayılı kararı ile reddedilmiş, karar başvurucuya

6/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 7/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

7/11/2012 tarih ve 2012/584 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, hakkında

uygulanmış bir disiplin cezasının ve kesinleşmiş bir mahkûmiyetinin

bulunmadığını, ceza davası devam ederken TSK’dan ilişiğinin kesildiğini, 926

sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlanmak için gerekli olan şartları

taşıdığını, somut bir gerekçe gösterilmeksizin talebinin reddedildiğini, ''toplu kaçakçılık'' olarak nitelendirilen

suçtan dolayı açılan davanın da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına

rağmen mahkûmiyeti varmış gibi değerlendirildiğini ve suçlu muamelesi

yapıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun

iddialarının masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyeti çerçevesinde

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvurucunun şikâyeti açıkça

dayanaktan yoksun olmayıp, kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de görülmediğinden, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucu, ''toplu kaçakçılık'' olarak nitelendirilen

suçtan dolayı açılan davanın da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına

rağmen mahkûmiyeti varmış gibi değerlendirildiğini, suçlu muamelesi yapıldığını

ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüş yazısında,

masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz

mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğunu, AİHM’in, ceza yargılamasına paralel olarak veya ceza

yargılamasının bitmesinden sonra devam eden adli ve idari süreçler bakımından

da masumiyet karinesinin uygulanabileceğini birçok kararında kabul ettiğini,

ceza yargılamasının niteliği ile disiplin yargılamasının niteliğinin

birbirinden farklı olduğunun unutulmaması gerektiğini, masumiyet karinesinin

ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk yargılamaları

bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan birinin, durum

tespitinin ötesinde, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip

etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığı hususu olduğunu, somut

olayda, başvurucu hakkında “toplu kaçakçılık”

olarak nitelendirilen suçtan dolayı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan

kaldırılmasına karşın, ilişiğinin kesilmesi işleminin disiplin hukuku

çerçevesinde yapıldığını belirterek, masumiyet karinesinin ihlal edilip

edilmediğine ilişkin yapılacak değerlendirmede bu hususların dikkate alınması

gerektiğini bildirmiştir.

21. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formunda yer alan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine yönelik

iddialarını tekrar etmiştir.

22. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

23. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

24. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

25. Bu çerçevede, masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle

mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için

masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza

davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya

suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam

ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2)

numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle

suçlu sayılamaz (B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).

26. Masumiyet karinesi, suç

isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.

maddesinde ifade edilen “medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen

idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında

kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde

idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce

verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları

için bkz. X/Avusturya, B. No:

9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85,

7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilen

beraat kararı sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük

ispat standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde

yaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §

38).

27. Bu çerçevede, ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu

karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat

kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin

yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, §

29).

28. Öte yandan, ceza ve ceza

muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi

disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,

§ 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı

olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz

olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

29. Masumiyet karinesinin ihlal

edilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk ve idari yargılama

bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı

yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını

sorgulayıp sorgulamadığıdır.

30. Kişinin suçluluğunu ima eden

ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış

olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya

uygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998, 7/11/2013,

§ 65).

31. Bireysel başvuruya konu olan

AYİM kararı incelendiğinde; yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ

karaları ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden

yararlandırılmaları için yaptıkları başvuruların kabulünde idarenin takdir

yetkisinin bulunduğu, bu yetkinin kullanımının sınırsız olmadığı, kamu yararı

amacı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu belirtildikten sonra başvurucunun

TSK’dan ilişiğinin kesilmesine ilişkin olayın değerlendirilmesinin yapıldığı,

hakkında açılan ceza davası nedeniyle başvurucunun yaklaşık dört yıl tutuklu

kaldığı tespitine yer verildiği, ceza davası zamanaşımına uğraması sonucu

ortadan kaldırılmış olsa da ceza davasında başvurucunun toplu kaçakçılık suçunu

işlediği hususunda yapılan tespit ile bağlantı kurularak (§ 8), davaya konu

eylemleri nedeniyle başvurucunun 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden

yararlandırılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle

davanın reddedildiği görülmektedir.

32. Başvurucunun durumu değerlendirilirken,

zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza davasına konu eylemler içinde yer

aldığı kabul edilerek, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden

yararlandırılmamasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.

Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerden,

suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniyle

hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleri

işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

idarenin söz konusu işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken Mahkeme,

başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirmemiş, aksine

ceza mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının gerekçesine ve

başvurucunun yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne dayanarak karar vermiştir.

Bu kapsamda Mahkemenin gerekçesinde kullandığı ifadelerin, başvurucunun

masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.

33. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, AYİM kararının gerekçesinde, başvurucu hakkındaki zamanaşımı

nedeniyle ortadan kaldırılan ceza yargılamasına atıfta bulunulduğu ve suçluluğu

mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri

işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından,

başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına

alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. Maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“ Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

35. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, mahkeme kararından kaynaklandığından ve yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (2) numaralı

fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet

karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın

bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

C. 172,50 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Münür İÇER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/584, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. 172,50 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderinin
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/584
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Metin Aydoğan Başvurusu (B. No: 2013/9717)
  • İbrahim Silgu Başvurusu (B. No: 2014/1207)
  • Zahide Karaöz Başvurusu (B. No: 2014/776)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2012/921
  • Ali Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/4558)
  • Aycan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/10799)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.