İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/9717Tarih: 10 Mart 2015

Metin Aydoğan Başvurusu (B. No: 2013/9717)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

METİN AYDOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/9717)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, iş akdinin

feshedilmesi üzerine 8/10/2010 tarihinde açtığı işe iade davasında Yargıtay

tarafından kesin nitelikte karar verilmesi gerekirken bozma kararı verildiğini

ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti, maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/12/2013 tarihinde

Adana 4. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 24/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

11/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 10/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, iş akdinin

feshedilmesi üzerine, 8/10/2010 tarihinde İskenderun İş Mahkemesinde işveren

şirket aleyhine işe iade davası açmıştır.

8. Mahkeme, 3/4/2012 tarih ve

E.2010/766, K.2012/374 sayılı kararla, davalı işveren tarafından fesih için

sebep olarak gösterilen hususların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın

kabulüne ve davacının işe iadesine hükmetmiştir.

9. Davalının temyizi üzerine,

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 8/10/2012 tarih ve E.2012/13344, K.2012/21375

sayılı ilâmıyla, "davacının, işveren

vekili olup olmadığı hususu yeterince araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm

kurulduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

10. İskenderun İş Mahkemesi

bozma kararına uyarak 30/4/2013 tarih ve E.2012/788, K.2013/572 sayılı

kararıyla, bozma kararında gösterilen hususlarda yapılan inceleme neticesinde, "davacının, davalı şirketin iş yerinin bütünlüğünü

sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve çıkarma yetkisi bulunan iş veren

vekili olması nedeniyle işe iade davası açma yetkisi bulunmadığı"

gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.

11. Başvurucunun temyiz istemi

üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 24/9/2013 tarih ve E.2013/22129,

K.2013/15421 sayılı ilâmıyla, hükmün onanmasına karar vermiştir.

12. Onama kararı başvurucuya

26/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 26/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi,

22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrası (Bkz. B.No: 2014/1981, 18/9/2014, §§ 17–22).

15. 4857 sayılı Kanun’un 18.

maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili

ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve

işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21

inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.”

16. 4857 sayılı Kanun’un 21.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen

sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek

feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe

başlatmak zorundadır…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/12/2013 tarih ve 2013/9717

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine 8/10/2010 tarihinde açtığı işe

iade davasında, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin son fıkrası hükmü gereğince

Yargıtayın kesin olarak karar vermesi gerekirken

bozma kararı verdiğini, bu hususun yasaya aykırı olduğunu ve bozma sonrasında

davalının savunmasını ve delillerini genişletmesine olanak sağladığını,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargıtayın Bozma

Kararı Vermesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

19. Başvurucu, açtığı işe iade davasında, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin

son fıkrası hükmü gereğince Yargıtayın kesin olarak

karar vermesi gerekirken bozma kararı verdiğini ve bu hususun yasaya aykırı

olduğunu ve bozma sonrasında davalının savunmasını ve delillerini

genişletmesine olanak sağladığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. 4857 sayılı Kanun’un 20.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Dava seri muhakeme

usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi

halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.”

21. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

22. Anayasa Mahkemesi, somut

olayın kendine özgü şartları bağlamında, adil yargılanma hakkının ihlaline

yönelik bir belirti bulunmadığı hallerde, bir ihlalin olmadığının açık olduğu

gerekçesiyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verebilir.

23. Temyiz incelemesinde ilke

olarak temyiz mercii, ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve kanuna

uygunluğunu denetler ve herhangi bir aykırılık tespit etmesi halinde yeniden

karar verilmek üzere dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderir ve ilk derece

mahkemesinin yerine geçerek karar veremez. Bu genel ilke, kanun koyucunun

düzenlediği usul kanunları çerçevesinde tespit edildiği gibi yine usul

kanunları ile bu genel ilkeye bazı hallerde istisnalar getirilmesi mümkündür

(B. No: 2013/342, 17/11/2014, § 42).

24. İş hukukuna dayalı davalar,

işçinin korunması ve mağduriyetinin önlenmesi amacıyla kısa sürede bitirilmesi

öngörülen uyuşmazlıklardır. Bu amaçla iş hukukuna dayalı uyuşmazlıklar basit

yargılama usulüne tabi oldukları gibi, kanun koyucu işe iade davalarının daha

hızlı sonuçlandırılmasına yönelik de bir takım özel düzenlemeler yapmıştır. Bu

çerçevede 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, işe iade

davalarının temyiz aşamasında, ilk derece mahkemesinin kararının yerinde

olmadığı kanaatine varılması ve araştırılması gereken başkaca bir husus da

bulunmadığının tespiti durumunda, Yargıtay tarafından işe iade talebi hakkında

kesin olmak üzere karar verilmektedir (B. No: 2013/342, 17/11/2014, § 43).

25. Genel kuralın istisnasını

oluşturan söz konusu uygulamaya, ancak mahkemece araştırılması gereken başkaca

bir husus bulunmadığının tespit edilmesi halinde başvurulmakta, mahkemece

araştırılması gereken hususlar olduğunun anlaşıldığı durumlarda genel kurala

uygun olarak dosya, gerekli araştırmanın yapılması amacıyla ilk derece

mahkemesine geri gönderilmektedir.

26. Somut olayda, İskenderun İş

Mahkemesinin kararı, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından, "davacının, işveren vekili olup olmadığı hususu

yeterince araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu"

gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı üzerine Mahkemece, bozma ilamında eksik

inceleme yapıldığı gösterilen hususlarda yeniden yapılan araştırma sonucunda uyuşmazlığın

karara bağlandığı anlaşılmaktadır.

27. Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin, yargılamaya konu uyuşmazlığın karara bağlanması için araştırılması

gerekli olan bir hususun araştırılmadan hüküm kurulduğunu tespit etmesiyle, söz

konusu araştırmanın yapılması için bozma kararı vermesinde, hukuka aykırı ve

keyfi bir uygulama tespit edilmediği gibi, İlk Derece Mahkemesine direnme hakkı

veren uygulamanın başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik bir müdahale

teşkil etmediği açıktır.

28. Başvurucunun, Yargıtay

tarafından bozma kararı verilmesi nedeniyle, savunmayı genişletme yasağının

ihlal edildiği iddiasının ise, bozma gerekçesini oluşturan ve bozma sonrasında

davanın reddi sebebi olarak gösterilen hususun, davalı tarafından yargılamanın

ilk aşamasında, cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü tespit edilmekle, temelsiz

olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle,

Yargıtay tarafından bozma kararı verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine

gönderilmesinde adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

30. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, 8/10/2010

tarihinde açtığı işe iade davasının makul sürede tamamlanmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, iş akdinin feshi üzerine açılan işe iade davasının söz konusu olduğu

görülmekle, 4857 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

35. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 8/10/2010

tarihidir.

36. Sürenin bitiş tarihi ise,

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut olayda

yargılamanın sona erdiği tarihin, İskenderun İş Mahkemesinin kararının Yargıtay

7. Hukuk Dairesi tarafından onandığı 24/9/2013 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

37. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri

çerçevesinde, bireylerin ekonomik geleceği ile çalışma barışı açısından arz

ettiği önem nazara alındığında, iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi

hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bu

nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş

davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin dışında, sözlü yargılama

usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas ederek iş davalarının,

konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

38. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, celse aralarının uzun tutulduğu ve yargılama süresinin büyük

kısmının delillerin toplanması aşamasında geçtiği anlaşılmakta, iş ilişkisinden

kaynaklanan uyuşmazlıkların özellikle de işe iade talebini içeren feshe itiraz

davalarının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun

davadaki menfaati dikkate de alındığında, sonuç olarak İş Kanunu’nda öngörülen

sürelere oranla haklı görülemeyecek derecede uzun bir süre olan iki yıl on bir

ay on altı günde yargılamanın tamamlandığı görülmektedir.

40. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde

görüldüğü anlaşılmakla, 4857 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 4857

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 14).

41. 4857 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82).

42. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu iki

yıl on bir ay on altı günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle 39.547,20

TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin iki yıl on bir ay on altı günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net

2.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu yapılan ve

dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargıtayın bozma kararı vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama

süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 2.200,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Metin AYDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9717, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/9717
  • Tarih: 10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Silgu Başvurusu (B. No: 2014/1207)
  • Zahide Karaöz Başvurusu (B. No: 2014/776)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2012/921
  • Ali Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/4558)
  • Aycan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/10799)
  • Y. İ. Başvurusu (B. No: 2014/9904)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.