İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zahide Karaöz Başvurusu (B. No: 2014/776)

1. Başvurucu,

Başvuru No2014/776Tarih12 Mart 2015Okuma18 dk · 3.525 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zahide Karaöz Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/776
R.G. Tarih- Sayı
16/5/2015-29357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.525 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

maliki olduğu arazinin kamulaştırılması nedeniyle açılan bedel tespiti ve

tescil davasında araziye gerçek değerinden düşük bir bedel tayin edilmesi,

faize hükmedilmemesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle

hak arama hürriyeti, mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/1/2014 tarihinde

Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Adalet Bakanlığınca, 4/8/2014 tarihli yazı ile Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuya

ait taşınmazın da bulunduğu Ermenek İlçesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesi kapsamında Ermenek

Barajı ve HES tesisleri projesi ve göl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve

13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve

kamulaştırma kararı alınmıştır. Bakanlar Kurulu'nun baraj ve HES projesine

ilişkin 2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarih ve 27127

sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

8.

İdare, başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması ve

kamulaştırma bedelinin tespiti talebiyle dava açmıştır. Ermenek Asliye Hukuk

Mahkemesi, 13/4/2010 tarih ve E.2009/1105, K.2010/162 sayılı kararı ile

bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 432,69 TL olarak belirleyerek

bedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele el konulmasına karar

vermiştir.

9.

İdare tarafından 27/7/2011 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

taşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişiler eşliğinde kamulaştırma

konusu taşınmaz üzerinde keşif yapmış, bilirkişiler, taşınmazın özelliklerini

gözeterek ve 2011 yılı fiyat, masraf ve verim verilerini kullanarak taşınmazın

toplam değerini 803,10 TL olarak belirlemişlerdir.

10.

Mahkeme, 15/10/2012 tarih ve E.2011/736, K.2012/1137 sayılı kararı ile Yargıtay

18. Hukuk Dairesi içtihadı doğrultusunda yapılan keşif ve bilirkişi raporunda

yer alan hususlara göre, taşınmazın değerini 803,10 TL olarak tespit etmiş ve

acele el koyma kararı sonrası ödenen bedeli mahsup ile bakiye 379,40 TL’nin

başvurucuya ödenmesine, taşınmazın tapu kaydının iptali ile idare adına tapuya

kayıt ve tesciline karar vermiştir. Mahkeme kararda davacı idarenin yapmış

olduğu yargılama giderlerini kendisi üzerine bırakmış, ayrıca başvurucu lehine

1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınmasına dair hüküm kurmuştur.

11.

Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarih ve

E.2013/2251, K.2013/5392 sayılı ilamı ile onanmıştır.

12.

Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/10/2013 tarih ve

E.2013/13289, K.2013/14228 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

13. Anılan

karar, başvurucuya 4/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu

3/1/2014 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 4/11/1983 tarih ve 2942

sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma

bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili”

kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde

idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma

bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz

gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …

bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da

dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini

belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye

verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.

Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini

ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde

sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,

tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak

adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit

edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma

bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına …

dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve

kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu

dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup

tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırma

bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması

hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz

işletilir.

…

14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma

işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve

idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde

mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun

sonucuna göre işlem yapılır.

…”

16. 2942 sayılı Kanun’un

24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı

gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile

ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate

alınmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/1/2014 tarih ve 2014/776

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18.

Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın idarece kamulaştırılması işlemleri

sırasında idarenin taşınmaza hemen ihtiyacı olduğunu belirterek 2942 sayılı

Kanun'un 27. maddesi uyarınca değer tespiti yapılması ve acele el konulması

talebiyle açtığı davada taşınmazın değerinin tespit edildiğini, buna karşın

idarenin, yasal süresi içerisinde 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca

kamulaştırma davasını açmadığını, AİHM kriterlerine göre bedel tespiti ile

kamulaştırma işlemi arasında geçmesi gerekli makul sürenin aşıldığını,

bilirkişice kamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu

ilçenin verileri dikkate alınarak hesap yapılması gerekli olduğu hâlde, komşu

ilçelerin tarım müdürlüğü verileri de dikkate alınarak hesap yapıldığını, kamulaştırma

işlemi nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ve tespit edilen bedelin

orantılı olmadığını, uygulanması gerekli faizin düşük hesaplandığını, aynı

Mahkemenin benzer kararlarında yerleşik Yargıtay uygulamasını da dikkate alarak

bedel tespiti yaptığı hâlde, kendisine ait taşınmazın değerini eksik hesap

ettiğini, taşınmazın baraj gölü altında kalması nedeniyle tarımsal

faaliyetlerini sürdüremediğini ve taşınmaz üzerinde bulunan konutunu

kullanamadığını, ayrıca acele kamulaştırma kararı sonrasında bedel tespiti

davasının geç açıldığını ve taşınmaz sular altında kaldığından delillerin yok

edildiğini belirterek, Anayasa’nın 2., 10., 20., 35., 36., 46. ve 90.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19.

Başvurucu, somut başvuruya konu bedel tespiti ve tescil davasıyla ilgili

yukarıda sıralanan şikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 2., 10., 20., 35., 36.,

46. ve 90. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

20.

Başvurucu, diğer ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde sadece ilçe tarım

müdürlüğü verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken Ermenek ilçesindeki

taşınmazlarda Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile Karaman ili tarım

müdürlükleri verilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedel

tespitinde kullanılmasının eşitlik ilkesini, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşse de başvurucunun bahse konu şikâyetinin

özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlal ettiği iddiası

olduğu anlaşıldığından, bu konuda ayrıca eşitlik ilkesi ve adil yargılanma

(hakkaniyete uygun yargılanma) hakkı yönünden inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

21.

Başvurucunun kamulaştırma bedeline faiz uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri

mülkiyet hakkında ölçülülük ilkesi yönünden, yargılamanın olması gerekenden

uzun sürmesine dair şikâyetleri makul sürede yargılanma hakkı yönünden

incelenecektir. Başvurucunun özel hayatın gizliliği ve delillerin yok

edilmesine yönelik şikâyetleri ise ayrıca incelenecektir.

1. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

22.

Başvurucu, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre 105 günde tamamlanması

gereken kamulaştırma bedelinin tespiti davasının daha uzun sürede

tamamlandığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

24.

Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların

gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası

şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

25.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

26.

Makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

davaların makul sürede sonuçlandırılması da yargının görevidir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

27.

Makul süre incelemesinde; yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat

araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının

karmaşık olması; tarafların genel olarak yargılama sürecindeki tutumları;

yargılama sürecinin uzamasındaki etkileri ve usuli

haklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı

makamları yanında dava süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet

organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden

kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması

hususunda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki

korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın

niteliği ve niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar

verilmesi gerekmektedir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 58).

28.

Taraflar için 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinde kamulaştırma bedelinin

tespiti davalarının sonuçlandırılması için öngörülen süreler mahkemelere

yönelik süreler olduğundan düzenleyici nitelikte olup, mahkemeler bu sürede

davayı sonuçlandıramasalar da daha sonra verdikleri kararların geçerli

olduğunda şüphe yoktur. 2942 sayılı Kanun’un gereği yapılması gereken

duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi ve tebligat

işlemleri göz önünde bulundurulduğunda, bu sürelerin aşılabileceği

görülmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 47- 48).

29.

Nitekim AİHM de, benzer şekildeki düzenleyici

sürelerin yargılama süresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal

mahkemelerin yasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl

yorumladıklarını ve uyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek

davaların “makul süre” içerisinde

tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü

ele almakta ve bu sürenin Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına uygun olup

olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Bkz., Çalık/Türkiye, B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 42927/10,

12/3/2013).

30.

Başvuru konusu olayda, davacı idare tarafından 27/7/2011 tarihinde açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında Mahkeme, yaklaşık 15 ay

sonra 15/10/2012 tarihinde davanın kabulüne karar vermiş, taraflarca temyiz

edilen karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarihli ilamı ile onanmış,

karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 12/9/2013 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasında

yargılamanın iki dereceli mahkeme önünde toplam 26 ay sürdüğü, ilk derece

mahkemesinin bu süre zarfında, başvurucunun ve idarenin iddialarına ilişkin

karar vermek için davanın esasını incelediği, bedel tespitine esas verileri

topladığı, bilirkişi raporuna başvurduğu, taraflara itiraz için süre verdiği,

tarafların itirazlarını dikkate aldığı, davanın temyiz ve karar düzeltme

incelemesinin 11 ayda tamamlandığı görülmüş ve yargılama süresinin bütünü

dikkate alındığında mahkemeler nezdinde başvurucunun haklarını ihlal edecek

şekilde gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

31.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Özel Hayatın Gizliliği ve Delillerin Yok Edilmesine

Yönelik Şikâyetler

32.

Başvurucu taşınmazın baraj gölü altında kalması nedeniyle tarımsal

faaliyetlerini sürdüremediğini ve taşınmaz üzerinde bulunan konutunu

kullanamadığını, ayrıca acele kamulaştırma kararı sonrasında bedel tespiti

davasının geç açıldığını ve taşınmaz sular altında kaldığından delillerin yok

edildiğini ileri sürerek özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

33. 6216 sayılı Kanun'un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir;

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

34. 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile

İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine

dair açıklamalarda bulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No:

2013/276, 9/1/2014, § 19).

35. Başvurucunun, kamu gücünün işlem,

eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile

dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru

dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına

göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller

açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

36. Yukarıda belirtilen koşullar

yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan

yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan

yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun

başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için

başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamu

gücünün ihlale neden olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

37. Somut başvuruda acele

kamulaştırma kararı ile başvurucuya ait taşınmazda baraj yapımına başlanmıştır.

Mahkeme acele kamulaştırma davasında taşınmazda bilirkişiler eşliğinde keşif

yapmış ve hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda acele kamulaştırma bedelini

tayin etmiştir. Aynı Mahkeme bedel tespiti davasında da keşif yapmış, yapılan

keşif sırasında taşınmazın baraj gölü altında kaldığına dair bir tespit

tutanaklara yansımadığı gibi Mahkeme kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında da keşif yaparak delilleri (taşınmazın özelliklerini) tespit

ettiğinden delillerin Mahkemece değerlendirilememesi söz konusu değildir.

Ayrıca bedel tespiti davalarında dava tarihine göre taşınmazın özellikleri göz

önünde bulundurularak taşınmazın bulunduğu bölgenin (mevkinin)

tarımsal getiri verilerine göre bedel tespiti yapıldığından delil olarak kabul

edilen verilerin yok edilmesi mümkün de değildir. Başvurucunun taşınmazın su

altında kalması nedeniyle delillerin yok edildiği iddiasının, dava dosyası ve

bilirkişi raporlarına yansımaması nedeniyle temeli bulunmadığı anlaşılmaktadır.

38. Bunun yanında başvurucu

arazinin baraj gölü altında kalması nedeniyle tarımsal faaliyetlerini

sürdüremediğini ve taşınmaz üzerinde bulunan konutunu kullanamadığını iddia

etse de davaya konu keşif ve bilirkişi raporlarında taşınmaz üzerinde bir konut

bulunduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Bunun yanında başvurucu bahse konu

iddialarının ne şekilde özel ve aile yaşamına saygı haklarını ihlal ettiğini de

açıklamamaktadır.

39. Anayasa Mahkemesine yapılan

bireysel başvurularda başvurucuların, ihlal edildiğini iddia ettikleri Anayasa

hükmü ile somut başvuruya konu olaylar arasında ilişki kurarak açıklamalarda

bulunmaları ve iddialarını delillendirerek

kanıtlamaları gerekmektedir. Somut başvuruda başvurucuların yukarıda sayılan

koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediği anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle, ileri

sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından kanıtlanamamış olması

nedeniyle, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

a. Bedel Tespitiyle

İlgili Şikâyetler Yönünden

41. Başvurucu, kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili davasında taşınmazın rayiç değerinin, 2942 sayılı

Kanun’un 11. maddesinin (f) bendine aykırı şekilde taşınmazın bulunduğu Ermenek

ilçesi yanında komşu ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleri verilerinin

ortalaması kullanılarak olması gerekenden düşük belirlendiğini, başka ilçelerde

yapılan kamulaştırmalarda ilçe verileri kullanılırken Ermenek ilçesinde çevre

ilçelerin ve bağlı olunan ilin verilerinin de kullanılması nedeniyle eşitlik

ilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini belirterek, mülkiyet hakkının ve hak

arama hürriyetlerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, kendisine

Anayasa’nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarak

veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemiştir. Başvurucular esas

olarak diğer ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde sadece ilçe tarım

müdürlüğü verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken Ermenek ilçesindeki

taşınmazlarda Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile Karaman ili tarım

müdürlükleri verilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedel tespitinde

kullanılmasından şikâyetçi olmaktadır. Bu durumda başvurucunun şikâyetinin

özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlal ettiği

iddiası olduğu anlaşıldığından konu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiş ve hak

arama hürriyeti ile eşitlik ilkesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

42. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

43. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi talebi,

Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.

Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamu

yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesi

temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken Devlet

ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırma

yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa’nın 46. maddesi

mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.

Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların bahsedilen talebinin

değerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.

maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817,

19/12/2013, § 28).

44. 2942 sayılı Kanunun 11.

maddesinin (f) bendinde “mevki” kelimesi kullanılmıştır. Mevki kelimesinin

benzer iklim koşulları ve arazi yapısı nedeniyle benzer özelliklere sahip geniş

toprak parçaları anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mevki veya diğer

adıyla mahal kelimesi her zaman ilçe düzeyinde bir alan anlamına gelmeyebilmektedir.

Bazı toprak, iklim ve coğrafya koşullarında bulunan bölgelerde mevki veya

mahal, ilçe düzeyinden de küçük bir arazi alanı olabileceği gibi bazı

durumlarda da daha geniş toprak parçaları bir mevki veya mahal olarak

tanımlanabilir. Bunun yanında mevki ve şartlar sadece değerlendirmeye alınacak

alanın il veya ilçe düzeyinde olmasıyla bağlantılı olmayıp, toprağın yapısı,

arazinin sulanıp sulanmadığı, arazinin eğimi gibi pek çok faktör, mevkii ve

şartlar kavramı çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmaktadır (B. No:

2012/1246, 6/2/2014, § §64, 65-70).

45. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,

25/5/2006 tarih ve E.2006/3897, K.2006/4360 sayılı kararıyla, Ermenek ilçesinde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarihinde onaylanan proje

kapsamında Ermenek’te baraj, HES tesisleri ve göl sahası inşaatı yapılması ilan

edildikten sonraki dönemde tarım ilçe müdürlüğünün önceki yıllarda sabit bir

seyir izleyen tarımsal getiri verilerinin günlük hayatın olağan akışıyla

bağdaşmayacak şekilde ve anlaşılamayacak derecede arttırıldığını dile

getirerek, 2003 yılı sonrasında kamulaştırmalarda bu ilçe verileri yanında

çevre ilçeler ile Karaman İlinin kullanıma uygun verilerinin ortalamasının

bedel tespitinde kullanılmasını içtihat olarak benimsemiştir.

46. 2006 yılından beri

istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler için erişilebilir ve bilinebilir

olup, başvuru konusu olayda 2010 yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti

davasında başvurucu açısından bahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden, mülkiyet haklarının

ihlal edildiği iddiasının açık ve görünür bir ihlalin bulunmaması nedeniyle “açıkça dayanaktan yoksun olduğuna” karar

verilmesi gerekir

b. Kamulaştırma Bedeline Faiz Ödenmemesi Şikâyeti Yönünden

48. Başvuru konusu davada

27/7/2011 tarihi değerlerine göre tespit edilen 803,10 TL kamulaştırma bedeli,

iki aşamada ödenmiştir. İlk aşamada 11/11/2009 tarihinde açılan acele el koyma

davasında Mahkeme tarafından 13/4/2010 tarihinde taşınmaza davacı idare adına

acele el konulmasına ve 432,69 TL’nin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

İkinci aşamada ise 27/7/2011 tarihinde açılan bedel tespiti ve tescil davası

sonunda aynı Mahkeme tarafından 15/10/2012 tarihli kararla dava tarihine göre

tespit edilen 803,10 TL kamulaştırma bedelinin, daha önce el atma kararı

sonrasında başvurucuya ödenen kısmının mahsup edilerek kalan 379,40 TL’nin

başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

49. AİHM, kamulaştırma bedelinin

değerinde enflasyon nedeniyle meydana gelen ve kamulaştırma bedeliyle

kıyaslandığında önemli yekûn tutmayan farkları, kamu yararı ile ilgilinin

haklarının korunması arasındaki adil dengenin korunması bağlamında hesaplama

yönteminden kaynaklanabilecek bir hata payı olarak yorumlamakta ve mülkiyet

hakkının ihlali olarak değerlendirmemektedir (Bkz. Arabacı/Türkiye, B. No: 65714/01, 7/3/2002, Kurtuluş/Türkiye, B. No: 24689/06,

17/6/2006).

50. Yapılan incelemede

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı

hususunda bir sonuca varmak için mahkemece tespit edilen gerçek değer ile

başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış sonuçlarının

karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı ile

başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıp

sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,

yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun

maruz kaldığı yükü belirlemektir. Bunun yerine değer kaybını her bir ödeme için

ayrı ayrı hesaplamak yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir.

51. Anayasa’nın 13. ve 35.

maddeleri birlikte okunduğunda mülkiyet hakkına yapılacak müdahalenin ölçülü

olması gerektiği açıktır. Bu çerçevede kamulaştırma bedeline değerindeki

hissedilir aşınmayı giderecek şekilde faiz uygulanmaması Anayasa’nın 13. ve 35.

maddelerine aykırılık oluşturacaktır. Bununla birlikte yargılama sürecinde

enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinde meydana gelebilen ve makul

görülebilecek küçük değer aşınmaları başvurucu üzerine aşırı bir yük

getirmediğinden, bu durumun kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı

arasındaki dengeyi bozduğu ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği söylenemez.

52. Başvuru konusu olayda,

taşınmazın 27/7/2011 olan bedel tespiti dava tarihine göre tespit edilen

kamulaştırma bedelinin 432,69 TL’si başvurucuya gerçek değerin esas alındığı

tarihten yaklaşık 15 ay önce 13/4/2010 tarihli acele el koyma davasında verilen

kararla ödenmiştir. 379,40 TL ise bedel tespiti davası sonunda verilen

15/10/2012 tarihli kararla ödenmiştir. Bedel tespiti sonrası, acele el koyma

kararıyla ödenen bedel mahsup edilerek ödenen 379,40 TL’nin dava tarihi ile

ödeme tarihi arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %

12,98 olmakla birlikte bu değer kaybının gerçek bedel olan toplam

kamulaştırma bedeline oranı ise % 6,1’dir. Bu orandaki değer kaybının ise

başvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük getirmediği açıktır. Ayrıca

başvurucunun kamulaştırma bedelinin bir kısmını değer tespitinin esas alındığı

tarihten yaklaşık 15 ay önce alarak kullanma, tasarruf etme ve yatırıma

dönüştürme imkânı ve avantajına sahip olduğu düşünüldüğünde %

6,1’lik değer kaybının başvurucu üzerinde meydana getirdiği yükün daha

da hafifleyeceği anlaşılmaktadır.

53. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığına yönelik

ihlal iddiasının "açıkça dayanaktan

yoksunluk" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça

dayanaktan yoksun olması",

2. Özel hayatın gizliliği ve

delillerin yok edilmesine yönelik şikâyetlerin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3. Bedel tespitiyle ilgili

şikâyetler yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açık ve görünür

bir ihlal saptanmadığından "açıkça dayanaktan

yoksun olması",

4. Kamulaştırma bedeline faiz

ödenmemesi ile ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun

olması",

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Aliye YILDIZ VARSIN Başvurucu : Zahide KARAÖZ Vekili : Av. Adil AKTAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/776, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/776
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2012/921
  • Ali Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/4558)
  • Aycan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/10799)
  • Y. İ. Başvurusu (B. No: 2014/9904)
  • Mehmet Yalçınkaya Başvurusu (B. No: 2014/6773)
  • Mehmet Serdar Ayaroğlu Başvurusu (B. No: 2013/8667)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.