İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Münür Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2014/12254)

1. Başvuru, şirketin mal varlığının el konularak satılması

Başvuru No2014/12254Tarih6 Temmuz 2017Okuma17 dk · 3.488 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Münür Çetinkaya Başvurusu

Karar tarihi
6 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/12254
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.488 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şirketin mal varlığının el konularak satılması

nedeniyle şirket ortağının mülkiyet hakkının; bu işlemler dolayısıyla açılan

tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1957 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

10. Başvurucu, Metaş İzmir Metalurji Anonim Şirketinin (METAŞ) halka açık olarak işlem

görmekte olan hisselerinin sahibidir.

11. Sıvı çelik üretimi ve haddeleme faaliyeti ile uğraşan METAŞ,

1999 yılında üretimini durdurmuş; 2003 yılında ise "gayrıfaal"

hâle gelmiştir. Öte yandan METAŞ’ın halka arz edilen

hisseleri 1998 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 100 endeksinden

çıkartılarak "gözaltı pazarı"na dâhil

edilmiş; 2003 yılında ise borsa kaydından tamamen çıkarılarak sürekli işlem

görmekten men edilmiştir.

12. METAŞ’ın %41,9855 hisseli ortağı

olan Rumeli Çelik Sanayi Anonim Şirketi (Rumeli A.Ş.) aynı zamanda T. İmar

Bankası T. Anonim Şirketinin (İmar Bankası) ortağıdır.

13. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK) 3/7/2003 tarihli kararıyla İmar Bankasının bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış ve anılan Banka,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmiştir. Karar 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu’nun

14. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayanılarak alınmıştır. Kararın

gerekçesinde; İmar Bankasının yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmediği,

alınması gereken tedbirleri almadığı ve faaliyetlerinin devamının mevduat

sahiplerinin hakları, mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz

ettiği için Bankaya el konulduğu belirtilmiştir.

14. Bankalar yeminli murakıplarınca hazırlanan 21/6/2005 tarihli raporda, METAŞ'ın

İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu şirketlerinden biri olduğu ve

bunlar adına hareket ettiği saptanmıştır. Raporda ayrıca METAŞ'ın,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kanunlarına tabi olarak kurulmuş olan İmar

Bankası Off Shore Limitet'ten (Off Shore Ltd.) en fazla kredi kullananUzan

Grubu şirketlerinden olduğu tespit edilmiştir. Off Shore Ltd.nin Uzan Grubu

tarafından anılan Gruba ait şirketlere halktan para toplamak suretiyle kaynak

sağlamak amacıyla kıyı bankacılığı (off-shore)

hükümlerine göre kurulan bir şirket olduğu hususu raporda ifade edilmiştir. Öte

yandan METAŞ'ın hisselerine sahip olan G.Y.nin, aynı zamanda Uzan Grubu

şirketlerinin hâkim ortaklarından olan Kemal Uzan'ın

sekreteri olduğu anlaşılmaktadır.

15. TMSF’nin 24/12/2003

tarihli işlemiyle, İmar Bankası tarafından yetkili mercilere beyan edilen

sigortaya tabi tasarruf mevduatı ile TMSF tarafından tespit edilen tasarruf

mevduatı tutarı arasındaki 7.552.995.710,63 TL farkın METAŞ’ın

da aralarında bulunduğu Uzan Grubu şirketleri ile onlar adına hareket eden

şirketlerden (toplam 179 şirketten) tahsil edilmesine karar verilmiştir.

16. METAŞ’ın mal varlığına ihtiyati

haciz uygulanmasından sonra TMSF, 29/1/2004 tarihli

yazıyla 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun'un 37. maddesi uyarınca borcun (7.552.995.710,63 TL) bir ay

içinde ödenmesi istemiyle METAŞ'a borcu ödemeye davet

mektubu göndermiştir.

17. TMSF tarafından 13/2/2004 tarihli

işlemle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca METAŞ’ın

temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetim kurulları devralınmış; bu

kurullara üyeler atanmıştır.

18. TMSF’nin 16/2/2004

tarihli kararıyla METAŞ ve iştiraki şirketlerin faaliyetlerinde kullanılan

menkuller, gayrimenkuller ile bu varlıkların ferî veya mütemmim cüzü

niteliğinde olan sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve alacakların bir araya

getirilmesi suretiyle oluşturulan “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün

satılması yolunda işlem tesis edilmiştir. METAŞ’ın

hisseleri 5411 sayılı Kanun’un 134. maddesi gereği “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”ne dâhil edilmemiştir. Anılan kararda, METAŞ'tan ayrı tüzel kişilikleri bulunan Demaş Demir Mamülleri A. Ş., Limaş Liman Hizmetleri A.Ş. ve

Aysan Anadolu Yay Sanayi ve Ticaret A.Ş. için de aynı işlem yapılmıştır.

19. Borcun belirlenen vade içinde ödenmemesi nedeniyle 6183

sayılı Kanun’un 55. maddesi uyarınca METAŞ adına 24/3/2004

tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. 5/4/2004 tarihinde

de haciz varakaları düzenlenerek ihtiyati haciz kesin hacze dönüştürülmüştür.

20. TMSF bünyesinde oluşturulan satış komisyonu tarafından

“METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün değeri

40.000.000 ABD doları; diğer üç şirketin değeri ise toplam 40.000.000 ABD

doları olarak belirlenmiştir. Bu satış bedelleri TMSF tarafından onaylanarak

“METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü” 4/5/2006

tarihinde ihaleye çıkarılmış ve sonuç olarak söz konusu iktisadi bütünlük

22/6/2006 tarihinde 40.500.000 ABD doları karşılığında Cer Çelik Endüstri

Anonim Şirketine satılmıştır. Dosyada diğer üç şirketin mal varlığından oluşan

iktisadi bütünlüklerin hangi fiyata satıldığına ilişkin bir bilgi

bulunmamaktadır.

21. 4/4/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü

sıra cetveline göre satış masrafları düşüldükten sonra geriye kalan tutardan

öncelikle ipotek ve rehinler için pay ayrılmış, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

ile Bornova Belediyesine ait borçlar ödenmiştir. Ardından Uzanlar

Grubu şirketleri ile İmar Bankasının vergi borçları için Gelir İdaresi

Başkanlığına toplam 33.603.474,36 ABD doları ödenmiştir.Satış bedelinden arta kalan tutar

bulunmadığından diğer alacaklılara herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

B. Başvurucu Tarafından

Satış İşlemine Karşı Açılan İptal Davası

22. Başvurucu tarafından TMSF'in 4/5/2006 tarihli satış kararının iptali istemiyle İstanbul

1. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Anılan Mahkemece 30/4/2007

tarihli kararla dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, “METAŞ ticari ve

iktisadi bütünlüğü”nün satışına ilişkin işlemin

hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

C. Başvurucu Tarafından

Açılan Tam Yargı Davası

23. Başvurucu tarafından 2006 yılı içinde ancak dosyadan

anlaşılamayan bir tarihte İstanbul 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) Şirketin

satışı nedeniyle uğranılan 127.650 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte

tazminine karar verilmesi istemiyle tam yargı davası açılmıştır. Dava

dilekçesinde, Şirket mal varlığının düşük bedelle satıldığı ve Şirketin sorumlu

olmadığı borçların kapatılmasında kullanıldığı ileri sürülmüştür.

24. Mahkeme 17/3/2008 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, davacı ve diğer ortaklar tarafından

satış işlemine karşı açılan davaların reddedildiği ve satış işleminin iptaline

ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığından hukuka aykırılığından söz

edilemeyeceği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, Şirket hisselerine el

konulmadığı ve Şirket tüzel kişiliğinin devam ettiği belirtilmiştir. Mahkeme,

sonuç olarak idarenin tazmin sorumluluğunu gerektiren bir durumun bulunmadığını

vurgulamıştır.

25. Mahkeme kararı, Dairenin 1/6/2012

tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 17/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucu tarafından 15/7/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili hukuk için bkz. Adalet

Kayalıbay, B. No: 2014/11382, 10/5/2017, §§ 29-35

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 6/7/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

a. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu; halka arzedilen

hisselerine sahip olduğu METAŞ’ın ortağı Rumeli A.Ş.nin aynı zamanda BDDK tarafından bankacılık işlemleri

yapma ve mevduat toplama izni kaldırılarak TMSF’ye

devredilen İmar Bankasının da hissedarı olması dolayısıyla İmar Bankasının

borçlarından, Rumeli A.Ş.nin hisse oranıyla sınırlı

olmaksızın bütün mal varlığıyla sorumlu tutularak tüm mal varlığına el

konulmasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade etmiştir. Başvurucu,

İmar Bankasının ortakları arasında bulunan Rumeli A.Ş.nin

aynı zamanda METAŞ’ın da ortağı olması nedeniyle METAŞ’ın sorumluluğu yoluna gidilmiş ise de Rumeli A.Ş.nin hisse oranının gözetilmemesinin Rumeli A.Ş. ile

hiçbir ilgisi bulunmayan, İmar Bankasının kamuya verdiği zararlarda katkısı ve

kusuru olmayan, sadece parasını değerlendirmek amacıyla devlete ve borsaya

güvenerek halka açık hisse senedi satın alan bireylerin de zarara uğramalarına

yol açtığını savunmuştur.

30. METAŞ’ın İmar Bankasına olan kredi

borcunun 11.403.000 ABD doları olduğunu ve tüm mal varlığının 87.575.000 ABD

dolarına satıldığını iddia eden başvurucu, kredi borcu ile SGK’ya

olan borç düşüldükten sonra geriye 60.000.000 ABD dolarından kendi hissesinin

karşılığının da ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucu, uğranılan

zararın tazmini istemiyle açtığı davanın -bilirkişi incelemesi yapılması

gerektiği yolundaki talepleri dikkate alınmaksızın- gerekçesiz olarak

reddedildiğini ifade etmiştir. Başvuru ayrıca, Mahkeme kararlarına konu olan

maddi zararın tazmin edilmesi isteminde bulunmuştur.

b. Bakanlık

Görüşü

31. Bakanlık görüş yazısında; başvurucunun hissedarı olduğu

şirkete el konulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir yargı kararının

bulunmadığı, aksine başvurucu tarafından açılan davada el koyma işleminin

hukuka uygun olduğunun saptandığı hatırlatılmıştır. Bakanlık, METAŞ'ın satışının tasarruf mevduatı farkından kaynaklanan

kamu alacağının tahsiline yönelik bulunduğunu ve İlk Derece Mahkemesinde

davanın açıldığı tarih itibarıyla Şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini

vurgulamıştır. Bakanlık ayrıca, METAŞ'ın hisselerini

satın alan başvurucunun kâr sağlamanın yanında zarar riskini de üstlendiği

görüşünü savunmuştur.

32. Bakanlık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Erdem ve Egin-Erdem ve

diğerleri/Türkiye ((k.k.) B. No: 28431/06,

17/11/2009) kararında mevduata ilişkin ödeme rejiminin

başvurucu üzerinde orantısız bir yük yaratmadığı içtihadında bulunduğunu

anımsattıktan sonra söz konusu kararda benimsenen ilkelerin somut olay

açısından önem taşıdığını belirtmiştir. AİHM'in

anılan kararına atıfta bulunan Bakanlığa göre bankacılık sisteminin ve mali

sistemin desteklenmesi, bankacılığın etkinliğinin güvence altına alınması ve

bankacılık sisteminin devamlılığının sağlanması amacına yönelik müdahale meşru

bir amaç taşımakta; başvurucu üzerinde aşırı ve ağır bir yük oluşturmamaktadır.

c. Başvurucunun

Cevabı

33. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne cevap olarak

gönderilen dilekçede, esas itibarıyla başvuru dilekçesindeki iddialar

tekrarlanmıştır. Başvurucu ek olarak el koyma işleminin hukuka aykırı olduğunu

ortaya koyan yargı kararının bulunmamasının mülkiyet hakkının ihlal edildiği

gerçeğini değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Başvurucu, Şirketin herhangi bir

zararının bulunmadığını ve ortakların başkalarına ait borca katlanmak durumunda

kaldıklarını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca hisse senetlerine el konulmamış

ise de tüm mal varlığının satılarak içinin boşaltıldığını vurgulamıştır.

Başvurucu son olarak AİHM'in Erdem ve Egin-Erdem ve

diğerleri/Türkiye kararının emsal olamayacağını savunmuştur.

2. Değerlendirme

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Uğranılan zararın

tazmini istemiyle açılan davanın gerekçesiz kararlarla reddedildiği

şikâyetinin, özünde mülkiyet hakkına yapıldığı iddia edilen müdahaleye ilişkin

olduğundan mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

37. Öte yandan başvurucu,hisselerine

sahip olduğu METAŞ’ın tüm mal varlığına el

konulmasından şikâyet etmekte ise de bireysel başvuru dilekçesinde, satıştan

elde edilen 87.575.000 ABD dolarından kamu borçları düşüldükten sonra geriye

kaldığını ileri sürdüğü 60.000.000 ABD dolarından hissesine isabet eden

kısmının kendisine ödenmesi isteminde bulunduğundan inceleme, var olduğu iddia

edilen 60.000.000 ABD dolarından hissesi oranında başvurucuya ödenmemesine

münhasır kılınmıştır.

38. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının

kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, §

60).

39. Başvurucu, yönetim ve denetim organları ile mal varlığına el

konularak satılan METAŞ’ın halka açık olarak işlem

görmekte olan hisselerinin sahibidir.

40. Sermaye şirketlerinin ortaklarına sermaye paylarını

belgelendirmek amacıyla verdikleri kıymetli evrak olan hisse senedi, sahibine

(elinde tutana) ihraç edildiği şirketin senet üzerinde gösterilen oranda/payda

değişik biçimlerde mülkiyet hakkısağladığından hisse

senedinin Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olduğunda kuşku

bulunmamaktadır (Josef Asboth,

B. No: 2013/6484, 31/3/2016, § 46). Başvurucunun

sahibi olduğu hisseler nedeniyle kullanabildiği haklar; hisse senetlerinin

satılması, temettüsünden ve değer artışından yararlanılması ile sınırlı olsa da

hâkim ve büyük ortaklar gibi şirketin yönetim ve denetiminde söz sahibi olmak

gibi imkânlar sunmasa da bunların taşıdığı ekonomik değer nedeniyle mülkiyet

hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır (Josef Asboth, §

47).

41. Anayasa Mahkemesi METAŞ'ın diğer

bir ortağı olan Adalet Kayalıbay

(B. No: 2014/11382, 10/5/2017, §§ 29-35)

tarafından yapılan ve bakılan başvuru ile benzer şikâyetleri içerenbaşvuruda, METAŞ’ın temettü

hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralınmış olmasının vemenkuller, gayrimenkuller ile bu varlıkların ferî veya

mütemmim cüzü niteliğinde olan sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve alacaklar

haczedilerek satılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini

belirtmiştir (Adalet Kayalıbay,

§ 50). Öte yandan anılan başvuruda Anayasa Mahkemesi, başvurunun mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşmıştır (Adalet Kayalıbay,

§ 52).

42. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

43. Anayasa’da mutlak bir hak olarak düzenlenmeyen mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleninAnayasa'ya uygun

düşebilmesi için -Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca- kanuna dayanması,

kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir.

44. 4389 sayılı mülga Kanun’un 15., 16.

ve geçici 11. maddelerine dayanılarak tesis edilen el koyma ve satış

işlemlerinin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır (bkz. Adalet Kayalıbay,

§ 56-58). Ayrıca METAŞ'ın yönetim ve denetiminin

devralınmış olmasında ve mal varlığının haczedilerek satılmasında kamu

yararının bulunduğu ve bunun anayasal açıdan meşru bir temele dayandığı

sonucuna ulaşılmaktadır (bkz. Adalet Kayalıbay, §§ 59, 60).

45. Son olarak müdahalenin ölüçülü

olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”,

“gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.

“Elverişlilik” öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye

elverişli olmasını, “gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin

zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının

mümkün olmamasını, “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;

E. 2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013

E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013

E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

46. İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu şirketleri

arasında bulunduğu ve bunlar adına hareket ettiği saptanan METAŞ'tan

borcun tahsili amacıylaMETAŞ'ın mal varlığına el

konularak satılmasının İmar Bankası tarafından sebep olunan 7.552.995.710,63 TL

kamu zararının tazmini amacına ulaşmaya elverişli olduğu açıktır. Ayrıca kamu

alacağının miktarı gözetildiğinde METAŞ'ın mal

varlığına el konularak satılması yolundaki tedbirin müdahaleyi bariz bir

biçimde ağırlaştırdığı söylenemez. Dolayısıyla müdahalenin gerekliliği

hususunda kamu makamlarınca yapılan değerlendirmeden aksi bir sonuca ulaşmayı

gerektirecek bir neden bulunmamaktadır. (bkz. Adalet Kayalıbay,

§§ 64, 65).

47. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi

bakımından asıl önem taşıyan ölçüt orantılılıktır. Bu bakımdan uygulanan

tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin

tespiti gerekmektedir.

48. Başvurucunun halka açık hisselerine sahip olduğu METAŞ'ın, İmar Bankasının 7.552.995.710,63 TL borcundan

sorumlu tutulmasının sebebi, Rumeli A.Ş.nin METAŞ'ın hissedarı bulunması değil İmar Bankasının hâkim

ortağı olan Uzan Grubu şirketlerinden olması ve bunlar adına hareket etmesidir.

Bu nedenle sadece Rumeli A.Ş.nin hissesi oranıyla

sınırlı bir takibat yapılmamış, METAŞ'ın tüm mal

varlığına el konulmuştur. METAŞ'ın mal varlığının

Rumeli A.Ş.nin hissesini aşan bölümünün de takip

edilerek satılmasının başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer hissedarlara

belli bir külfet yüklediği açıktır. Müdahalenin orantılı olup olmadığının

değerlendirilmesi bağlamında başvurucunun hukuksal konumu, METAŞ'ın

İmar Bankasıyla ilişkisinin mahiyeti ve İmar Bankasının hukuka aykırı

bankacılık iş ve işlemleri dolayısıyla oluşan kamusal zararın boyutları da gözönünde bulundurulmalıdır (Adalet Kayalıbay, § 70).

49. Öncelikle İmar Bankasının kamuya verdiği zararlardan

başvurucunun şahsen sorumlu tutulmadığının, hisse senetlerine sahip olduğu

şirketin (METAŞ'ın) sorumluluğu yoluna gidildiğinin

altı çizilmelidir. TMSF tarafından, Uzan Grubu şirketlerinden olan METAŞ'ın İmar Bankasınca mudilerden toplanan mevduatın Uzan

Grubuna aktarılmasında ve bu suretle kamunun zarara uğratılmasında araçsallaştırılan bir şirket olduğu değerlendirilerek bu

sebeple oluşan kamu zararının doğrudan şirket tüzel kişiliğine ait mal

varlığından tahsil edilmesi yoluna gidilmiştir. Şirket ortaklarının şahsen

sorumlu tutulması söz konusu olmamıştır. Başvurucu, mal varlığına el konulan

şirketin ortağı olması sebebiyle ve bu şirketteki mal varlığıyla sınırlı olarak

işlemin sonuçlarından dolaylı bir biçimde etkilenmiştir(Aynı yönde bkz. Adalet Kayalıbay,

§ 71).

50. Şirket ortaklığı, bir yandan ortağa şirketin kârından -daha

geniş bir ifadeyle şirketin mal varlığında olumlu anlamda meydana gelen

artışlardan- yararlanma hakkı sağlarken, aynı zamanda ortağın şirket

faaliyetlerinden doğan risk ve külfetlere de katlanmasını gerektirir. Şirket

ortağının katlanması gereken risk ve külfetler, sadece şirketin ticari

faaliyeti çerçevesinde yüklendiği ticari borçlarla sınırlı olmayıp şirketin

kanunlara aykırı faaliyet ve eylemlerinden kaynaklanan her türlü mali

yükümlülükleri de içermektedir. Bu bağlamda şirket ortağının şirketin kanuna

aykırı iş ve işlemlerine herhangi bir katkısının bulunmadığı ileri sürülerek

ortağın hissesine isabet eden şirket mal varlığının, bu işlemlerden kaynaklanan

kamusal zararların telafisi amacıyla takibata tabi tutulmaktan bağışık

tutulması gerektiği biçimindeki bir savın geçerliliği bulunmamaktadır(Adalet Kayalıbay,

§ 72).

51. Şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden doğan zararın

kamunun üzerinde bırakılması durumunda toplumun yükleneceği külfetin ağırlığı

gözetildiğinde bu zarara, şirketteki mal varlığıyla sınırlı olarak -katkısı ve

kusuru bulunmasa bile- şirketin nimetlerinden yararlanan şirket ortağının

katlanması ortağa aşırı bir külfet yüklendiği anlamına gelmez. Zira bu durumda

toplumun korunmasındaki kamu yararı, zararın oluşumuna katkısı bulunmayan

şirket ortağının gözetilmesindeki bireysel yarara göre daha baskın bir nitelik

taşımaktadır(Adalet Kayalıbay,

§ 73).

52. Anayasa Mahkemesi Adalet Kayalıbay

başvurusunda, METAŞ'ın, hukuka aykırı bankacılık

işlemleriyle kamuyu 7.552.995.710,63 TL zarara uğratan İmar Bankasının hâkim

ortağı olan Uzan Grubu şirketlerinden olduğuna ve bunlar adına hareket ettiğine

yönelik tespitleri gözeterek METAŞ'ın, Uzan Grubunun

ve İmar Bankasının kamuya verdiği zarardan sorumlu tutulmasının haklı bir

temele dayandığı sonucuna ulaşmıştır (Adalet

Kayalıbay, § 74).

53. Ayrıca İmar Bankasınca yapılan usulsüz bankacılık

işlemlerinin sadece belli bireyler üzerinde değil ülkenin bankacılık sistemi ve

buna bağlı olarak ekonomisi üzerinde ciddi hasarlara yol açtığı tartışma kabul

etmez bir vakıadır. İmar Bankasınca neden olunan kamu zararının vergi

mükellefleri üzerinde önemli bir yük oluşturduğu da görmezden gelinemez bir

gerçektir. Bu hususlar gözetildiğinde İmar Bankasının neden olduğu zarardan,

hâkim ortaklarına ait veya onlar adına hareket eden şirketlerin de tüm mal

varlıklarıyla sorumlu tutulması suretiyle METAŞ hissedarlarına yüklenen

külfetin aşırı ve katlanılamaz olmadığı, dolayısıyla müdahalenin orantılı

olduğu sonucuna ulaşılmaktadır (Adalet Kayalıbay, § 75). Bu durumda, mülkiyet hakkına

yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

55. Başvurucu, davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek

Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

59. Somut olayda davanın tam olarak hangi tarihte açıldığı gerek

dosya kapsamından gerekse Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) kayıtlı

bulunan belgelerden tespit edilememiş ise de bireysel başvuruya konu davaya

ilişkin dosyanın esas numarasından davanın 2006 yılı içinde açıldığı

anlaşılmaktadır. Davanın 2006 yılı sonunda açıldığı kabul edilse bile karar

düzeltme isteminin reddine ilişkin kararın verildiği 17/4/2014

tarihinde sona eren yargılamanın yaklaşık olarak 7 yıl 5 ay sürdüğü

saptanmaktadır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davada yaklaşık 7 yıl 5 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varılmaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

62. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

tazminat talebinde bulunmamıştır.

63. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

64. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmadığından manevi

tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İstanbul 3. İdare Mahkemesine

(E.2007/1352) gönderilmesine,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Münür ÇETİNKAYA Vekili : Av. Özer YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12254, 6 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Başvurucu Tarafından
  8. C. Başvurucu Tarafından
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mülkiyet Hakkının
  12. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Uğranılan zararın
  13. B. No: 2013/6484, 31/3/2016, § 46). Başvurucunun
  14. E. 2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013
  15. E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013
  16. B. Makul Sürede
  17. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  18. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. E. Kararın bir örneğinin İstanbul 3. İdare Mahkemesine
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12254
Tarih
6 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Habip Seyyar Başvurusu (B. No: 2014/16913)
  • Edip Uysal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6920)
  • Mustafa Akbaş Başvurusu (B. No: 2014/14636)
  • Ferda Yeşiltepe Başvurusu (B. No: 2014/7621)
  • Feridun Gülmez Başvurusu (B. No: 2014/11451)
  • Fehmi Kapan Başvurusu (B. No: 2014/2727)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.