İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/16919 Tarih:

Murat Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/16919)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MURAT YILDIRIM BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2014/16919)

Karar Tarihi: 5/4/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul

süreyi aşması, nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılama hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 16/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış; 19/9/2008

tarihinde suç işlemek için örgüt kurmak ve uyuşturucu madde ticareti yapmak

suçlarından tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/11/2008

tarihli iddianame ile başvurucu hakkında suç işlemek için örgüt kurmak ve

uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

9. Davanın görüldüğü (CMK mülga 250. madde ile görevli) İstanbul

9. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2013 tarihli kararıyla; başvurucunun suç işlemek

için örgüt kurma suçundan 1 yıl 8 ay hapis, uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan 24 yıl 12 ay hapis ve 60.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına

ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

10. Bu karar, duruşmada başvurucuya tefhim edilmiştir.

11. Başvurucu hakkındaki hüküm, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin

25/9/2014 tarihli ilamıyla suç işlemek için örgüt kurma suçu yönünden onanmış;

uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden ise bozulmuştur.

12. Başvurucu 24/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Bozma kararı sonrasında dava dosyası, mahkemelerin (CMK

mülga 250. madde ile görevli) kapatılması üzerine Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesine devredilmiştir.

14. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 5/2/2015 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

15. Yapılan yargılama sonucunda Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi

2/6/2016 tarihli kararıyla, örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu madde

ticareti yapma suçundan başvurucunun 24 yıl 12 ay hapis ve 60.000 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

16. Bu karar temyiz edilmiş olup başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri

Kanunu'nun "Tazminat istemi"

kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 5/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; matbu gerekçelerle tutukluluğun devam ettirildiğini,

yargılama boyunca tahliye taleplerinin kabul edilmediğini, tutukluluğunun makul

süreyi ve kanunda ağır cezalık suçlar için öngörülen beş yıllık azami süreyi

aştığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

23. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

24. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

25. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 5/2/2015

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi ve

kanunda öngörülen azami süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında

açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının

tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun "ikincillik niteliği" ile

bağdaşmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiası

27. Başvurucu, yargılandığı davanın uzun sürdüğünü belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

29. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

30. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

31. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın örgütlü suçlara

ilişkin olması başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymaktadır. Bununla birlikte başvurucu hakkındaki yargılama sürecinin önemli

bir bölümünün tutuklu olarak sürdürüldüğü dikkate alındığında ve davaya bütün

olarak bakıldığında 9 yıl 4 aydır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

33. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

34. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

35. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aştığına ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2015/7) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Murat

YILDIRIM

Vekili

:

Av. Serdar

ÖKTEM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16919, 5 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası