İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elif Dandan ve İpek Melis Dandan Başvurusu (B. No: 2014/9973)

1. Başvuru, çocuğun bazı organlarında maluliyetle doğması

Başvuru No2014/9973Tarih5 Nisan 2018Okuma17 dk · 3.445 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Elif Dandan Ve İpek Melis Dandan Başvurusu

Karar tarihi
5 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2014/9973
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.445 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, çocuğun bazı organlarında maluliyetle doğması

nedeniyle maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının; buna

ilişkin olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Birinci başvurucu Elif Dandan

26/6/2009 tarihinde özel bir hastanede doğum yapmış ve ikinci başvurucu İpek

Melis Dandan'ı dünyaya getirmiştir.

10. İkinci başvurucunun her iki el parmaklarının yapışık olduğu,

rahminin olmadığı, tek yumurtalığının ve tek böbreğinin bulunduğu tespit

edilmiştir.

11. Birinci başvurucu 13/4/2010 tarihinde kendisi adına asaleten

ve ikinci başvurucu adına velayeten, çocuğunun söz

konusu rahatsızlıklarının meydana gelmesinde kusurları bulunduğunu ileri

sürerek doğumu gerçekleştiren doktor ve hastane aleyhine Gaziosmanpaşa 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.

12. Birinci başvurucu dava dilekçesinde; hamileliği sırasında

takip ve kontrollerinin aynı özel hastane ve aynıdoktor

tarafından yürütüldüğünü, hamileliği boyunca sürekli olarak doktorunun

kendisine her şeyin yolunda olduğunu söylediğini, sağlıklı bir bebek beklerken

bebeğinin ömür boyu sürecek maluliyetle doğduğunu belirtmiştir. Dilekçede

davalı doktorun ve onu istihdam eden hastanenin özen ve dikkat borcunu yerine

getirmediği ileri sürülmüştür.

13. Dava dilekçesinde ayrıca fakirlik belgesi de sunulmak

suretiyle adli yardım talebinde bulunulmuştur.

14. Başvurucular vekili 24/6/2010, 20/10/2010 ve 23/2/2011

tarihli duruşmalarda adli yardım istemi hakkında bir karar verilmesini talep

etmiştir.

15. Mahkeme 24/6/2010 tarihli duruşmada, birinci başvurucunun

mali durumunun araştırılması için zabıtaya yazı yazılmasına karar vermiştir.

23/2/2011 tarihli duruşmada adli yardım talebi ile ilgili yazışma cevaplarının

beklenmesine karar vermiştir. Mahkemenin sonraki tarihli duruşmalarında adli

yardım talebi hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.

16. Başvurucular vekili tarafından dava dosyasına 12/12/2013

tarihinde 50,45 TL karar düzeltme harcı, 19/3/2013 tarihinde 143,30 TL temyiz

yoluna başvurma ve karar harcı, 13/4/2010 tarihinde dava açılırken 37,05 TL

harç ve bilirkişi ücreti için 205 TL civarında da avans ödenmiştir.

17. Mahkeme tarafından tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına

karar verilmiş ve Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu düzenlenmesi

istenmiştir.

18. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından

hazırlanan 29/6/2011 tarihli raporda, ikinci başvurucuda görülen

rahatsızlıkların gebelik tetkiklerinde harici yapılan hiçbir yöntemle tespit

edilemeyeceği ve hekimin eylemi ile ortaya çıkan bir sonuç olmadığı

belirtilmiştir. Raporda, hekimin ve hastanenin eyleminin tıp kurallarına uygun

olduğu ve eylemde kusur bulunmadığı bildirilmiştir.

19.Bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...Down sendromu

tarama tetkiki yapıldığı sonucun normal olduğu, kişinin ...haftalık gebelik

muayenesi ve ve USG tetkiki yapıldığı, herhangi bir

anomali tespit edilmediği, normal ölçülerde gebelik olarak tespit edildiği,...intrauterin gebelik USG tetkiklerde bebekte over, uterus tespit

edilemeyeceği, sindaktilinin (yapışık parmak) intrauterin görülmeyebileceği, bu tür anomalilerin harici

yapılan hiç bir yöntem ile tespit edilemeyeceği, bu tür anomalilerin intrauterin tespiti halinde tıbbi tahliye endikasyonun bulunmadığı, bebekte tespit edilen

anomalilerin hekimin eylemi ile ortaya çıkan bir sonuç olmadığı cihetle doktor

... ve hastanenin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu, hekimin eyleminde

kusur olmadığından maluliyet tayinine mahal olmadığı oybirliği ile mütalaa olunur."

20. Mahkeme 28/11/2012 tarihli kararı ile bilirkişi raporu

doğrultusunda davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde; bilirkişi raporunun

hüküm vermeye yeterli olduğu, meydana gelen zararda davalılarının kusurunun

bulunmadığının rapordan anlaşıldığı belirtilmiştir.

21. Bunun yanı sıra kararda, reddedilen maddi tazminat

miktarları üzerinden hesap edilen 40.850 TL nispi vekâlet ücretinin de birinci

başvurucudan alınarak davalılara verilmesine hükmedilmiştir. Gerekçeli kararda,

adli yardım ile ilgili yazışmaların yapılmış olduğu belirtilmiştir ancak adli

yardım talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve bu talebe

ilişkin hüküm kurulmamıştır.

22. Başvurucular tarafından temyiz edilen bu karar, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesinin 30/9/2013 tarihli ilamı ile onanmıştır. Başvurucular temyiz

dilekçesinde diğer şikâyetlerinin yanı sıra adli yardım talepleri hakkında bir

karar verilmemiş olmasından da yakınmışlardır.

23. Başvurucuların karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin

19/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

24. Bu karar 21/5/2014 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ

edilmiştir.

25. 18/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 1/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka

aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

27. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Adli yardımla ertelenen

yargılama giderlerinin tahsili" kenar başlıklı 339. maddesi

şöyledir:

"(1) Adli yardım kararından dolayı

ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip

sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin

haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl

içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.

(2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe

ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan

yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme,

hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişilerin fiziksel ve

ruhsal bütünlüklerinin korunması, kendilerine uygulanan tedaviye dâhil

olmaları, bu hususta rıza göstermeleri ve maruz kaldıkları sağlık risklerini

değerlendirmelerine yardımcı olan bilgilere erişimlerinin Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi kapsamında yer aldığını kabul etmektedir (Trocellier v. Fransa (k.k.),

B. No: 75725/01, 5/10/2006;İclal Karakoca ve

Hüseyin Karakoca/Türkiye (k.k.), B. No:

46156/11, 21/5/2013).

29. AİHM kararlarına göre devletler -ister kamu isterse özel

sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini,

hastaların yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasına yönelik

gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Vo/Fransa [BD], 53924/00, 8/7/2004, § 90;

Calvelli ve Ciglio/İtalya,

32967/96, 17/1/2002, § 51; İclal Karakoca ve

Hüseyin Karakoca/Türkiye).

30. AİHM'e göre taraf devletler,uygulanması planlanan

tıbbi işlemin öngörülebilir sonuçları hakkında doktorların hastalara önceden

bilgi vermelerini sağlayacak gerekli düzenleyici tedbirleri almak zorundadır.

Bunun bir sonucu olarak hastanın önceden bilgilendirilmesi söz konusu olmadan

öngörülebilir nitelikte bir riskin ortaya çıkmasıdurumunda

ilgili devlet, hastaya bilgi verilmemesinden doğrudan sorumlu tutulabilmektedir

(Şerif Gecekuşu/Türkiye

(k.k), B. No: 28870/05, 25/5/2010 ;Trocellier/Fransa).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 5/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Birinci başvurucu, yanlış tespit sonucu hiçbir sakatlığı

olmadığı bildirilen bebeğin sakat doğmasının hekimin kusurundan kaynaklandığını

ileri sürmüştür. Davada, hamilelik kontrollerinde bebeğin sağlıklı olup

olmadığının tam olarak tespitinin mümkün olup olmadığı, hekimin bu tespiti

yapıp hastasına bildirmesi gerekip gerekmediğinin bilirkişi raporuyla ortaya

konulması gerektiği hâlde Mahkemece bu yöndeki taleplerinin karşılanmadığını

belirtmiştir. Bu nedenlerle özel hayata saygı ile kişinin maddi ve manevi

varlığının korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; yargılama sırasında başvurucuların

kendilerini bir avukatla temsil ettirdikleri, bilirkişi raporuna itirazlarını

sunabildikleri ve adil yargılanma hakkı güvencelerinden yararlanabildikleri

belirtilmiştir.

34. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında bireysel

başvuru dilekçesindeki talep ve iddialarını tekrar etmişlerdir.

2. Değerlendirme

35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

36.Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, …kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; ...insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır."

37. Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh

sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

39. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusu

olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindeki

tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim, B.

No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017, § 50).

40. Anılan kararlar

doğrultusunda somut olayda, bebeğinin maluliyetle doğacağının hamileliği

boyunca sürdürülen tetkiklerde tespit edilememiş olmasında hekimin kusurunun

bulunduğu, bu kusur nedeniyle bebeğin vücut bütünlüğünün zarar gördüğü

yönündeki birinci başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

42. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

43.Bu çerçevede devletin egemenlik alanında yaşayan ve kontrolü

altında bulunan kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yönelen müdahaleleri

önleme, önlenememiş olan müdahalelere yönelik olarak da gerekli soruşturma,

kovuşturma, failleri tespit edip cezalandırma ve gerektiğinde bundan doğan

zararları etkili bir şekilde bizzat karşılama veya sorumlularına karşılatma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kişilerin vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaleden doğan

zararlara yönelik etkili bir tazminin sağlanamadığı ve bu çerçevede devletin,

Anayasa’nın 17. maddesinden doğan koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği

durumlarda kişinin vücut bütünlüğünün korunduğundan söz edilemez (Özkan Şen, § 40; Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,

§ 37).

44. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa’nın 56. maddesinde herkesin

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin "herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde

sürdürmesini sağlamak (…) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp

hizmet vermesini" düzenleyeceği ve bu görevini kamu kesimleri

ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanmak suretiyle

onları denetleyerek yerine getireceği kurala bağlanmıştır (İlker Başer ve diğerleri, B. No:

2013/1943, 9/9/2015, § 44).

45. Tıbbi müdahale, istisnai hâller dışında ilgili kişinin ancak

bilgilendirilip rızası alındıktan sonra yapılabilir. Hastaların durumun

farkında olarak karar verebilmelerini sağlamak için uygulanması düşünülen

tedavi ve bununla bağlantılı riskler hakkında kendilerine bilgi verilmiş

olmalıdır. Bunun yanı sıra yapılan bilgilendirme ile tıbbi müdahale arasında

hastanın sağlıklı bir kanaate varmasını sağlayacak kadar uygun bir zaman

aralığı bırakılmış olmalıdır (Ahmet Acartürk,

B. No: 2013/2084, 15/10/2015, § 56).

46. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusunda

temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk

veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).

47. Etkili yargısal koruma sağlamada mağdurların kendi

inisiyatifleri ile hukuk veya idare mahkemesinde açtıkları dava yollarının

sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de

etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine

sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını

önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak

ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir giderim sunabilmesi

hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz

Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 39).

48. Diğer taraftan bu yöndeki pozitif yükümlülüğünün sonuç

yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her davada

başarılı olunması veya mağdurların olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir

sonuca varılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Bununla beraber kural olarak

dava, olayın gerçekleştiği koşulları belirleyecek ve iddiaların doğruluğunun

kanıtlanması hâlinde sorumlularının tespit edilerek uygun telafi imkânlarını

sağlayacak nitelikte olmalıdır (Nail Artuç, § 45; Hilmi

Düzgüner, § 50).

49. Anayasa Mahkemesi için bu noktada önemli olan husus,

yürürlükteki yargısal sistemin ihmale yönelik davranışlar ve tıbbi hatalar

nedeniyle maddi ve manevi varlığa yapılan müdahalelerden doğan sorumluluğu

hiçbir durumda belirsizlik içinde bırakmamasıdır. Anayasa Mahkemesinin bu

noktadaki görevi, derece mahkemelerinin Anayasa'nın 17. maddesi ile öngörülen

dikkatli ve özenli inceleme şartını ne ölçüde yerine getirdiğini incelemektir (Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, B. No:

2013/4086, 20/4/2016, § 72; Perihan Uçar ve

diğerleri, B. No: 2013/5860, 1/12/2015, § 57; Hilmi Düzgüner, §

51).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Somut olayın gelişimi açısından ikinci başvurucunun sağlık

sorunları yaşamasında kamu makamlarının doğrudan bir müdahalesinden bahsetmek

mümkün değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak

değerlendirme, ikinci başvurucuda meydana gelen sağlık sorunlarının teşhisine

yönelik, öngörülebilir tedbirlerin alınıp alınmadığı ve sonraki aşamada ise

etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün sağlanıp sağlanamadığı çerçevesinde

olacaktır.

51. Somut olay bu kapsamda incelendiğinde öncelikle davada bir

avukat tarafından temsil edilen başvurucuların bilirkişi raporuna karşı

itirazlarını yargılama sırasında sunabildikleri, Mahkeme kararına karşı temyiz

ve karar düzeltme haklarını kullanabildikleri ve bu surette meşru çıkarlarının

korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımlarının

sağlandığı görülmüştür.

52. Davanın reddine ilişkin kararın temel olarak Adli Tıp Kurumu

tarafından hazırlanan rapora dayandırıldığı görülmektedir. Karar gerekçesinde,

bilirkişi raporununhüküm vermeye yeterli olduğu kabul

edilmiştir. Bununla birlikte başvurucular, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen

raporun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

53. Anayasa Mahkemesinin kural olarak bilirkişilerin vardığı

sonuçları, mevcut tıbbi bilgilerden hareketle birtakım tahminlere yer vererek

sahip olduğu bilimsel bakış açılarının doğru olup olmadığı yönünden irdeleme

görevi bulunmamaktadır (Yasin Çıldır, §

65).

54. Buna karşın Anayasa Mahkemesinin, bir yargılama kapsamında

alınan bilirkişi raporunun hükme ulaşılırken dikkate alınması veya alınmamasına

dair kararların tarafların haklarını koruma amacına yönelik yeterli güvenceleri

içeren bir usul çerçevesinde verilip verilmediğini incelemesi gerekmektedir (Ahmet Gökhan Rahtuvan,

B. No: 2014/4991, 20/6/2014, §§ 59, 60).

55. Olayda tıbbi makamlar tarafından ikinci başvurucunun

doğuştan her iki elinin parmaklarının yapışık olduğu, rahminin olmadığı, tek

yumurtalığının ve tek böbreğinin bulunduğu tespit edilmiştir.

56. Buna göre hekimin hastasını gereği gibi bilgilendirmesi

yükümlülüğü çerçevesinde gebelik kontrollerinde söz konusu rahatsızlıkların

hekim tarafından öngörülebilir ve tespitinin mümkün olup olmadığının ortaya

konulması gerekmektedir.

57. Adli Tıp Kurumu tarafından verilen bilirkişi raporunda,

ikinci başvurucuda görülen rahatsızlıkların gebelik süresince yapılan

tetkiklerde harici yapılan hiçbir yöntemle tespit edilemeyeceği ve hekimin

eylemi ile ortaya çıkan bir sonuç olmadığının bildirildiği görülmüştür.

58. Dolayısıyla gebelik kontrollerini yürüten doktorun söz

konusu rahatsızlıkları öngörmesi gerektiği şeklindeki bir yükümlülükten söz

edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde anılan bilirkişi raporuna göre

öngörülmesi olanaklı bulunmayan sağlık risklerinin birinci başvurucuya

bildirilmesinin de mümkün olmadığı açıktır.

59. Buna göre derece mahkemesince yapılan yargılamada tıbbi

ihmal iddialarının araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için alınan

uzman bilirkişi raporunda yeterli somut bulgu ve tespitlere yer verilerek

başvurucuların iddialarının ayrıntılı bir biçimde tartışıldığı ve karşılandığı

görülmektedir (bkz. § 17).

60. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde başvurucuların

ileri sürdüğü iddialar hakkında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak

verilen derece mahkemesi kararının konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği

anlaşılmaktadır. Kararda yer verilen tespit ve gerekçe itibarıyla kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma hakkı yönünden yargısal makamların takdir

yetkilerinin sınırının aşılmadığı, dolayısıyla bu hakka yönelik bir ihlalin

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının

korunması hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Adli Yardım Talebi

Hakkında Karar Verilmemesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

62. Başvuru formunda, açılan davada adli yardım talebinde

bulunulduğu, buna dair fakirlik belgesinin de Mahkemeye sunulduğu, buna karşın

talep hakkında Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve bu hususta

bir hüküm kurulmadığı belirtilmiş; bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği ileri sürülmüştür.

63. Bakanlık, başvurunun bu kısmı ile ilgili görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

64. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

65. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında

yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

66. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, § 52).

67. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez (Serkan Acar, B. No:

2013/1613, 2/10/2013, § 39).

68. Somut olayda şikâyet yönünden öncelikli yapılması gereken

tespit, başvurucunun adli yardım talebinin karara bağlanmamış olması sebebiyle

mahkemeye erişim sorunu yaşayıp yaşamadığıdır. Öncelikle vurgulanmalıdır ki

başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilmemesi nedeniyle davasının usulden

reddi söz konusu olmamıştır. Aksine Mahkeme, başvurucunun davasını esastan

incelemiş ve reddetmiştir. Dolayısıyla bu yönüyle mahkemeye erişim hakkına bir

müdahale söz konusu değildir.

69. İkinci olarak araştırılması gereken husus, adli yardım

isteminin kabul edilmemesi nedeniyle başvurucuların katlanılamayacak boyutta

herhangi bir yargısal gidere maruz kalıp kalmadığıdır. Başvurucuların dava

sürecinde 50,45 TL karar düzeltme harcı, 143,30 TL temyiz yoluna başvurma ve

karar harcı,37,05 TL harç ve bilirkişi ücreti için 205 TL ödediği

anlaşılmaktadır. Söz konusu giderlerin miktarının gözetilen meşru amaç ile

korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucular üzerinde ağır

bir yük oluşturmadığı görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Vekâlet Ücretine İlişkin Olarak Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

71. Başvurucular adli yardım ile açılan davada aleyhe nispi

vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüşlerdir.

72. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Dava

aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret

yükümlülüğü bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, § 38).

73. Diğer taraftan bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir

sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen

iddialar ile bu mahkemelere sunulmayanbilgi ve

belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram

Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

74. Somut olayda başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri

sürdükleri iddiayı temyiz ve karar düzeltme aşamalarında dile getirmedikleri ve

böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır (Benzer yöndekikararlar için bkz.

Tayibe Özkantaş, B. No: 2013/6314,

20/3/2014, § 41).

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Karar Düzeltme Para Cezası Yönünden

Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

76. Başvurucular, karar düzeltme para cezasına hükmedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

77. Bakanlık, başvurunun bu kısmı ile ilgili görüş

bildirmemiştir.

78. Anayasa Mahkemesi, daha önce aynı yönde şikâyetler içeren

başvuru dosyalarında karar düzeltme para cezası miktarının gözetilen meşru amaç

ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğunu ve başvurucular üzerinde

ağır bir yük oluşturmadığını, dolayısıyla söz konusu yaptırımın mahkemeye

erişim hakkına bir engel teşkil etmediğini belirterek bu iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olduğuna ilişkin kararlar vermiştir (Mustafa Kemal Sungur, B. No: 2013/2507,

6/3/2014, §§ 36-42; Serkan Acar,

§§ 38, 39).

79. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen

kararlarında ortaya koyduğu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yan

bulunmadığı anlaşıldığından ihlal iddiasına konu edilen karar düzeltme para

cezası miktarının gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından

orantılı olduğu ve başvurucular üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı

görülmüştür. Bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu anlaşılmaktadır.

80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

81. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

82. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,

17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

83. Somut olayda 13/4/2010 tarihinde açılan davanın 19/3/2014

tarihinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından karar düzeltme istemi

reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

84. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki

dereceli bir yargılama sisteminde toplam 3 yıl 11 ay sürdüğü, yargılama

sürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucuların haklarını ihlal edecek bir

gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adli yardım talebi

hakkında karar verilmemesi yönünden mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Nispi vekâlet ücretine

hükmedilmiş olması yönünden mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Karar düzeltme para

cezası yönünden mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

1. Elif

DANDAN

2. İpek

Melis DANDAN

Vekili

:

Av. İnan

AKMEŞE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/9973, 5 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 75725/01, 5/10/2006;İclal Karakoca ve
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Kişinin Maddi ve
  12. B. Adli Yardım Talebi
  13. C. Vekâlet Ücretine İlişkin Olarak Mahkemeye
  14. D. Karar Düzeltme Para Cezası Yönünden
  15. E. Makul Sürede
  16. A. 1. Adli yardım talebi
  17. B. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Necipoğlu
  20. Gökcan
  21. Birtane
  22. Dandan
  23. Akmeşe
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/9973
Tarih
5 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Baydan Başvurusu (B. No: 2014/16308)
  • Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/29989)
  • Agit Düşkün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20372)
  • Fikret Topçu Başvurusu (B. No: 2015/2568)
  • İbrahim Bebek ve Devir Rulman Gıda Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/1214)
  • Diyadin Akdemir Başvurusu (B. No: 2015/9562)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.