İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/29989)

1. Başvuru, gerekçeli istinaf dilekçesine rağmen incelemenin

Başvuru No2017/29989Tarih19 Nisan 2018Okuma18 dk · 3.601 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Groseri Gıda Ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret Ve Sanayi Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2017/29989
R.G. Tarih ve Sayı
14/6/2018-30451
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.601 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gerekçeli istinaf dilekçesine rağmen incelemenin

yalnızca kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuya ait işyerinde reyon sorumlusu olarak çalışan işçi

M.A. 5/5/2014 tarihli noter ihtarnamesi ile fazla çalışma, genel tatil, dinî ve

millî bayram tatili ile yıllık izin ücretinin ödenmediği iddiasıyla iş akdini

feshetmiştir.

9. İşçi M.A. 9/5/2014 tarihli dilekçesinde; işçi alacaklarının

ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedene dayalı olarak feshettiğini

belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200 TL kıdem

tazminatı, 1.000 TL fazla mesai ücreti, 50 TL genel tatil ücreti ve 50 TL

yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 1.300 TL'nin başvurucudan tahsiline karar

verilmesini talep etmiştir.

10. Davacı işçi 6/4/2016 tarihli dilekçesiyle kıdem tazminatı

alacağını 7.393,13 TL veyıllık izin ücreti alacağını

434,94 TL olarak ıslah etmiştir. Adana 4. İş Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonunda 28/12/2016 tarihli kararla davanın kabulüyle 7.593,13 TL kıdem

tazminatı, 1.000 TL fazla mesai ücreti, 50 TL genel tatil ücreti ve 484,94 TL

yıllık izin alacağının davalı başvurucudan tahsiline karar vermiştir.

Mahkemenin gerekçeli kararında özetle, yapılan yargılamada toplanan delillere

göre davacı işçinin 1/2/2009 ile 27/4/2014 tarihleri arasında başvurucuya ait

işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı ve iş akdinin bir kısım işçilik

alacağının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği belirtilmiştir.

28/12/2016 tarihli duruşma zaptında taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen

karara karşı tefhimden itibaren sekiz gün içinde istinaf yoluna gidilebileceği

hatırlatılmıştır.

11. Başvurucu vekili 30/12/2016 tarihinde Gaziantep Bölge Adliye

Mahkemesine (BAM) gönderilmek üzere bir dilekçe sunmuştur. Başvurucu vekilinin

süre tutum dilekçesi olarak vasıflandırdığı dilekçede 28/12/2016 tarihli

kararın Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olması nedeniyle istinaf kanun

yoluna başvurulduğu ve gerekçeli kararın tebliğine kadar istinaf süresinin

durdurulmasının talep edildiği belirtilmektedir.

12. Başvurucu 4/1/2017 tarihinde istinaf karar harcı ile istinaf

kanun yoluna başvurma harcını yatırmıştır.

13. Gerekçeli karar başvurucu vekiline 17/2/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/3/2017 tarihinde, ilk derece mahkemesi kararındaki

usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıkları belirten istinaf nedenlerini içerir

dilekçesini sunmuştur.

14. Gaziantep BAM 9. Hukuk Dairesi 16/5/2017 tarihli kararla

istinaf başvurusunun süresinde yapılmasına rağmen istinaf nedenlerini içeren

dilekçe, süresinde verilmediğinden yalnızca kamu düzeni ile sınırlı olarak

inceleme yapılabileceğine hükmetmiştir. Gaziantep BAM 9. Hukuk Dairesi, kamu

düzeni ile sınırlı olarak yapmış olduğu inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi

kararında kamu düzenine aykırı bir husus bulunmadığından istinaf başvurusunun

esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

15. Nihai karar 20/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 11/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Mevzuat

1. Kanun Hükümleri

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 341. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati

haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine

verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(...)

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda

temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya

başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına

giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye

mahkemelerine başvurulabilir."

17. 6100 sayılı Kanun’un ''İstinaf

dilekçesi'' kenar başlıklı 342. maddesi şöyledir:

"(1)

İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı

kadar örnek eklenir.

(2)

İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Başvuran ile karşı

tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve

adresleri.

b) Varsa kanuni temsilci

ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.

c) Kararın hangi

mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı.

ç) Kararın başvurana

tebliğ edildiği tarih.

d) Kararın özeti.

e) Başvuru sebepleri ve

gerekçesi.

f) Talep sonucu.

g) Başvuranın veya varsa

kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

(3) İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve

imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması

durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp,

355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır.

18. 6100 sayılı Kanun’un ''Başvuru

süresi'' kenar başlıklı 345. maddesi şöyledir:

''(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki

haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye

başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri

saklıdır.''

19. 6100 sayılı Kanun’un

''İncelemenin kapsamı'' kenar başlıklı 355. maddesi şöyledir:

"(1)İnceleme,

istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge

adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.''

20. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 30/1/1950 tarihli ve 5521

sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İş mahkemelerince verilen nihaî kararlara

karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para ile değerlendirilemeyen

dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri üç bin Türk

lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. (1)

İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze

karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise

tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.

Bölge adliye mahkemesinin para ile

değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri

kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ

tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir."

21. 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 12/10/2017 tarihli ve

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun

''Yargılama usulü ve kanun yolları'' kenar başlıklı 7. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır.

(...)

(3) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince

verilen kararlar hakkında da uygulanır.

(4) Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın

taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar."

22. 7036 sayılı Kanun'un

''Geçmiş hükümleri'' kenar başlıklı geçici 1. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"(1) Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince

kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul

edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar,

açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.

(...)

(4) İlk derece mahkemeleri tarafından bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki

kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir."

2. Yargı Kararları

23. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22/1/2018 tarihli ve

E.2015/23941, K.2018/247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.

maddesi gereğince iş mahkemesinin nihai kararları 8 gün içinde temyiz

edilebilmekte olup 06.07.2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı yasal süre

geçtikten sonra 16.07.2015 günü temyiz yoluna başvurulmuştur. Şu duruma göre,

davada 8 günlük temyiz süresi geçtiğinden, O hâlde, 01/06/1990 tarih ve 1989/3

E. - 1190/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözönünde tutularak davacının temyiz dilekçesinin süre

aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.''

24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16/10/2017 tarihli ve

E.2017/3653, K.2017/15699 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"D) İstinaf Dairesi Kararı:

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan

inceleme sonunda, karara karşı davalı vekilinin 8 günlük istinaf başvurusu

süresi içerisinde istinaf başvurusunu yapmadığından ve ilk derece mahkemesinin

kararında kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından başvurusunun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 352. maddesi gereğince başvuru talebinin

reddine karar verilmiştir.

E) Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

F) Gerekçe

6100

sayılı HMK.’un 342. maddesinde istinaf yoluna

başvurulduğunda, istinaf başvuru nedenleri ve gerekçesinin gösterilmesi

gerekir. Ancak aynı madde uyarınca başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan

kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar

bulunmasa bile-ki uyuşmazlıkta süresinde istinaf nedenleri ve gerekçesi bulunmamaktadır-

reddolunmayıp, 355 nci

madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılmalıdır. Anılan 355. maddeye göre ise

'İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu

resen gözetir'. Kanunun 352. maddesinde ise Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf

başvuru yolunun ön incelemesi düzenlenmiş ve 'Bölge adliye mahkemesi hukuk

dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir

dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde

yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin

veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle

gerekli karar verilir. Bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

İstinaf yoluna süresinde başvurulmuş, ancak istinaf nedenleri ve gerekçeleri

bildirilmemiş ise kamu düzenine aykırılık yönünden inceleme yapılacak, yok ise

istinaf sebebi de bildirilmediği gerekçesi ile esastan reddine karar

verilecektir. Somut uyuşmazlıkta davalı taraf tefhim edilen kısa karardan sonra

süresinde istinaf yoluna başvurmuş, ancak istinaf nedenlerini belirmemiş,

süresi geçtikten sonra dilekçe ile belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 342

ve 355. maddeleri gözden kaçırılarak usulden ret kararı verilmesi usule

aykırıdır.''

25. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31/10/2017 tarihli ve

E.2017/19842, K.2017/17025 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8.

maddesinin 2. fıkrasında “İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı

verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği

tarihinden itibaren sekiz gündür” düzenlemesi bulunmaktadır.

İlk derece mahkemesince gerekçesi açıklanmamış

bir hükmün HMK kapsamında tefhim edilmiş bir hüküm olamayacağı ve gerekçeli

karar tebliğ edilmeden istinaf kanun yoluna başvurma süresinin başlamayacağı

yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabulü usul ve yasaya

uygundur.''"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinin 2.

fıkrasında “İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî

kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden

itibaren sekiz gündür” düzenlemesi bulunmaktadır.

İlk derece mahkemesince gerekçesi açıklanmamış

bir hükmün HMK kapsamında tefhim edilmiş bir hüküm olamayacağı ve gerekçeli

karar tebliğ edilmeden istinaf kanun yoluna başvurma süresinin başlamayacağı

yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabulü usul ve yasaya uygundur.''

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

26 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme

tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

bağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da garanti

altına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, sözleşmeci

devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve

hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasına

dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını

mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

28. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve

Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

29. AİHM; mahkemeye erişim hakkının doğası gereği hakkın

devletin düzenleme yapmasını gerektirdiğini, bu düzenlemelerin zaman ve yer

itibarıyla topluluğun ve bireylerin ihtiyaç, imkânlarına göre değişebileceğini,

bu nedenle Sözleşmeci devletlerin bu konuda takdir hakkına sahip olduklarını

kabul etmektedir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,

28/5/1985, § 57; García Manibardo/İspanya,

B. No: 38695/97, 15/2/2000, § 36).

30. AİHM, yasal yollara başvuru için süre ve usul kuralları

öngörülmesinin amacının "adaletin iyi yönetimi"ni

güvenceye bağlamak ve hukuki güvenlik ilkesini sağlamak olduğunu hatırlatmakta;

bunun yanında yargısal başvurulara ilişkin usullerin, özellikle tebligat

sistemi ışığında uyulması gereken başvuru sürelerinin hesaplanmasının

Sözleşme'nin 6. maddesinin gerektirdiği şekilde mahkeme hakkının etkililiğini

güvence altına alacak nitelikte olması zorunluluğuna vurgu yapmaktadır. AİHM'e göre başvurucunun kamu otoritelerinin menfaati ile

kendi menfaati arasında adil denge tesis eden tutarlı bir sisteme güvenebilme

imkânına ve özellikle haklarına doğrudan müdahale teşkil eden ilgili idari

işleme itiraz edebilecek açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması önem

taşımaktadır (Geffre/Fransa (k.k.),

B. No: 51307/99, 23/1/2003).

31. AİHM, dava hakkını süre koşuluna bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; kendi rolünün bu yorumun etkilerinin

Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade

etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence

altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya

bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına

müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir.

AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde

değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, § 20).

32. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).

33. AİHM'e göre temyiz için öngörülen

süre sınırlarına ilişkin kurallar, adaletin iyi yönetimini ve bilhassa hukuki

belirlilik ilkesine riayet edilmesini sağlamayı hedefler. Bu kuralların

uygulanması beklenir. Ancak söz konusu kurallar veya bu kuralların uygulanması,

davacıların mevcut bir başvuru yolundan faydalanmalarına engel teşkil etmemelidir.

Ayrıca 6. madde istinaf veya temyiz mahkemeleri bakımından uygulanırken ilgili

yargılama sürecinin özel koşullarına bağlı kalınmalı ve ulusal yasal düzende

yapılan yargılamaların bütünlüğü ile temyiz mahkemesinin bu yargılamalardaki

rolü dikkate alınmalıdır. Usulen temyize ilişkin kabul edilebilirlik koşulları,

sıradan bir temyize kıyasla daha katı olabilir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 32, 33).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 19/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; ilk derece mahkemesinin kararından sonra süresi

içinde istinaf başvurusunda bulunduğunu ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra

6100 sayılı Kanun'da öngörülen iki haftalık süre içinde istinaf nedenlerini

belirtir dilekçeyi sunduğunu, dolayısıyla istinaf nedenlerinin incelenmesi

gerektiğini iddia etmiştir. Başvurucu, hukuka uygun olarak yapmış olduğu

istinaf başvurusunu inceleyen Gaziantep BAM 9. Hukuk Dairesinin mevzuatta

düzenlenmemiş olmasına rağmen gerekçeli kararın tebliğinden sonra sekiz günlük

bir süre ihdas ederek istinaf nedenlerini incelemekten kaçındığını ve aynı

Mahkemenin bu karara aykırı olarak verdiği başka kararlar bulunduğunu da

belirterek hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

36. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun istinaf nedenlerinin Gaziantep

BAM tarafından süre aşımı nedeniyle incelenmediği yönündeki iddialarının

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

39. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

40. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

41. Somut olayda, ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan

istinaf başvurusundaki başvurucu tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri

süre aşımı gerekçesiyle reddedilip istinaf incelemesi kamu düzeni ile sınırlı

olarak yapıldığından mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

44. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

45. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı

istinaf başvurusunun yalnızca kamu düzenine ilişkin hususlar nedeniyle

değerlendirilip başvurucu tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin süre

aşımı nedeniyle incelenmemesinin 6100 sayılı Kanun'un 345. maddesi yollamasıyla

karar tarihinde yürürlükte bulunan 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesine

dayalı olduğu görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

46. İstinaf nedenlerinin açıkça belirtilmesi zorunluluğu

taraflarca istinaf dilekçelerinin ciddiyetle ele alınması, istinaf

mahkemelerinin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve böylece önem taşıyan

nitelikli başvurular üzerinde yoğunlaşmasını temin etmeye yöneliktir. İstinaf

nedenlerinin belirtilmesi zorunluluğu en genel ifadesiyle hukuk devleti

ilkesinin bir gereği olan adaletin iyi yönetimi ve yargılamaların makul süre

içinde tamamlanmasını hedeflemekte olup anayasal açıdan meşru bir amaca

dayalıdır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

47. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, § 52).

48. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

49. Ölçülülük ilkesi; öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından

müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir. Öngörülen tedbirin kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte

somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde

bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,

B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).

50. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Öte yandan kanun

koyucunun kanun yollarına başvuruda ilk derece mahkemesinde dava açmaktan daha

farklı ve daha katı koşullar öngörmesi mümkündür. Ancak bu koşullar

belirlenirken tarafların kanun yollarına başvurabilmelerindeki bireysel yarar

ile hedeflenen amaç arasında makul bir denge kurulmalıdır.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

51. Bu kapsamda gereksiz başvuruların engellenerek istinaf

başvuru sayılarının azaltılması ve başvurularda kalitenin artırılması amacıyla

istinaf nedenlerinin açıkça belirtilmesi zorunluluğu öngörülmesinin ulaşılmak

istenen hedef bakımından elverişsiz olduğu ya da gerekli olmadığı söylenemez.

Son olarak mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığı

hususu da incelenmelidir.

52. İlk derece mahkemesinin tefhim edilen kısa kararında gerekçe

bulunmamasına rağmen kanun yoluna başvurma süresinin başladığı hâllerde süreyi

kaçırmak istemeyen taraflar, gerekçeli kararın açıklanmasını beklemeden kanun

yoluna başvurma iradesini ortaya koyan dilekçeler sunmakta olup anılan

dilekçeler uygulamada süre tutum isteği olarak adlandırılmaktadır. Nitekim

başvurucu da kısa kararın tefhiminden sonra kanunda öngörülen sekiz gün içinde

süre tutum dilekçesini sunmuş ve istinaf yolu için öngörülen harçları Mahkeme

veznesine yatırmıştır.

53. Başvurucu tarafından sunulan süre tutum dilekçesinin

içeriği, istinaf yoluna gidileceğini ortaya koyan iradeden ibaret olup

gerekçeli karar henüz açıklanmadığından istinaf nedenlerini içermesi

beklenemez. Yargıtay içtihatlarında istikrarlı olarak süre tutum isteminde

bulunulması hâlinde temyiz isteğinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren

işleyeceği belirtilmektedir. Öte yandan Yargıtay, BAM'ların

fiilen göreve başlamasından sonra hükmün gerekçesiyle birlikte tehfim edilmediği hâllerde istinaf süresinin gerekçeli

kararın tefhiminden itibaren işleyeceğini kabul etmektedir (bkz. §§ 24, 25).

54. Somut olayda başvurucu, ilk derece mahkemesi kararına karşı

süresinde istinaf yoluna gitmiştir. Tefhim edilen kısa kararın gerekçe

içermemesi nedeniyle süre tutum dilekçesinde istinaf nedenlerini belirtme

imkânının bulunmadığı açıktır. Bu husus esas olarak Gaziantep BAM tarafından da

kabul edilmiş ve başvurucunun istinaf nedenlerini içermeyen süre tutum

isteğinin istinaf yoluna başvurabilmek için yeterli olduğuna işaret edilmiştir.

Ancak başvurucu gerekçeli kararın tebliğinden on üç gün sonra 2/3/2017

tarihinde istinaf nedenlerini belirtir dilekçesini Mahkemeye sunduğundan

Gaziantep BAM, istinaf nedenleri süresi içinde bildirilmediğinden 6100 sayılı

Kanun'un 355. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine

aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapmış olduğu sınırlı incelemeyle

başvurucunun istinaf isteğini reddetmiştir.

55. Başvurucu, esas olarak sekiz günlük kanuni süre içinde süre

tutum dilekçesi vermiş olması nedeniyle istinaf nedenlerini herhangi bir süre

kısıtlaması olmadan ileri sürebileceği iddiasıyla istinaf incelemesinin eksik

olduğunu ileri sürmektedir. İstinaf dilekçesinin şekli ve içeriği ile hangi

süre içinde bu yola gidilebileceği ilgili kanunda açıkça düzenlenmiştir. Öte

yandan kanun yoluna başvurma süresinin tefhimle başladığı durumlarda mahkemenin

kısa kararında gerekçe bulunmadığı takdirde sürenin gerekçeli kararın

tebliğinden itibaren başlayacağı da Yargıtay içtihatlarında tereddüte

yer vermeyecek şekilde kabul edilmektedir. Hâl böyle iken derece mahkemeleri

süre tutum dilekçesiyle istinaf yoluna gitme iradesini ortaya koyan

başvurucunun lehine olarak istinaf nedenlerini sunabilmesi için sekiz günlük

süreyi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlatmış, ne var ki başvurucu

anılan süre içinde istinaf nedenlerini belirtmemiştir.

56. İstinaf Mahkemelerinin daha etkin ve nitelikli çalışmaları

bakımından istinaf dilekçelerinin istinaf nedenlerini içermesi zorunluluğu

öngörülmüştür. Öte yandan kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koyan süre

tutum dilekçesinin ilgili yargı yerine verilmesinden sonra bu dilekçenin

kişinin iradesine bırakılmadan belirli bir süre içinde verilmesi gerektiği

şeklinde derece mahkemeleri yorumunun aşırı şekilci (katı) olmadığı gibi

mahkemeye erişimi aşırı derece zorlaştırmadığı ya da imkânsız hâle getirmediği

anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri

Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Hasan

ERZİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/29989, 19 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Mevzuat
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Erzi
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/29989
Tarih
19 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Agit Düşkün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20372)
  • Fikret Topçu Başvurusu (B. No: 2015/2568)
  • İbrahim Bebek ve Devir Rulman Gıda Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/1214)
  • Diyadin Akdemir Başvurusu (B. No: 2015/9562)
  • İbrahim Tokgöz Başvurusu (B. No: 2014/1081)
  • Cengiz Nergiz Başvurusu (B. No: 2015/2866)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.