İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fikret Topçu Başvurusu (B. No: 2015/2568)

1. Başvuru; kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkta arsa

Başvuru No2015/2568Tarih18 Nisan 2018Okuma14 dk · 2.718 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fikret Topçu Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/2568
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.718 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkta arsa

payının bedeli karşılığı iptali ve diğer bağımsız bölümlere arsa payları

oranında özgülenerek tesciline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının,

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Uyuşmazlık konusu Kadıköy ili Zühtüpaşa

Mahallesi 1147 ada 12 parsel numaralı ana taşınmaz 4/2/1941 tarihinde yapılan

kadastro tespiti sonucunda bahçeli ahşap köşk vasfı ile tapuya tescil

edilmiştir. Taşınmazın alanı 24/8/1959 tarihinde yola terk edilen kısmın ifrazı

sonucunda 2.674 m² olarak tashih edilmiştir. Aynı tashihte beyanlar hanesindeki

ahşap evin yıkıldığı ve yerine 9,7x12,90 metre ebadına sahip kargir bir ev inşa edildiği belirtilmiştir.

8. Dava konusu ana taşınmaza ilişkin 15/8/1964 tarihli şahsi

irtifak hakkı sözleşmesi yapılmıştır. Tapu siciline tescil edilen bu sözleşmede

taşınmaz maliki K.M.B.nin 1356/2674 payını uhdesinde

tutarak taşınmaz üzerine inşaat yapılması amacıyla geri kalan payı A.B. ve C.A.ya devrettiği, K.M.B.nin uhdesinde kalan payın 400/2674 payının yeni

yapılacak binadan kendisine verilecek dört adet daireye, 956/2674 payının ise

mevcut villa (bahçeli kargir ev) için tefrik edildiği

belirtilmiştir.

9. Başvurucunun 16/2674 arsa paylı 29 No'lu

bağımsız bölüm maliki olduğu 1147 ada 12 parsel numaralı ana taşınmazda

23/1/1968 tarihinde kat mülkiyeti tesis edilirken 31 No.lu bağımsız bölüm

956/2674 oranında arsa paylı olarak "bahçede kargir

ev" niteliğiyle tapuya bağlanmış ve 20/7/1999 tarihinde Ş.Ç. adına satış

suretiyle tapuya tescil edilmiştir.

10. Ş.Ç.nin 4/8/2005 tarihli

dilekçesiyle başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer kat maliklerine karşı

açtığı davada; 31 No.lu bağımsız bölümün yeri ayrılmak ve sahibinin kullanımına

verilmek suretiyle ana taşınmaz üzerine "otuz bağımsız bölümden oluşan Ç.

Palas" adlı apartmanın inşa edildiğini ve kargir

evin ise irtifak hakkı tesisinden sonra yıkıldığını bir daha da yapılmadığını

belirtmiştir. Ayrıca 31 No.lu bağımsız bölümün arsa payının açıkta kalması

nedeniyle bu bağımsız bölüm ve buna özgülenen 956/2674 arsa payının iptaliyle

belirlenecek rayiç bedeli karşılığında diğer kat malikleri adına tesciline

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

11. Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 9/6/2011 tarihli kararı ile

davanın kabulüne hükmetmiştir. Hükmün başvurucuya yönelik kısmında 29 No'lu bağımsız bölümün arsa payının 250/26740 olarak tashihen tesciline buna karşılık 58.500 TL arsa payı

bedelinin başvurucudan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar

gerekçesinde; davacıya ait 31 No.lu bağımsız bölümün fiilen mevcut olmadığı,

Yargıtay uygulamalarına göre fiilen mevcut bulunmayan bağımsız bölüme arsa payı

ayrılamayacağı ve davacının arsa payına isabet eden kısmın ana taşınmazdan

ifrazı da mümkün bulunmadığından 956/2674 arsa payının belirlenen rayiç değeri

karşılığında diğer kat malikleri adına tescili gerektiği belirtilmiştir.

12. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 24/9/2013

tarihli kararıyla hüküm onanmış ve 3/11/2014 tarihli karar düzeltme isteğinin

reddi kararı ile kesinleşmiştir.

13. Nihai karar başvurucu vekiline 5/1/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 4/2/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

14. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 5.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Anagayrimenkulde,

kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı

bırakılamaz."

B. Yargıtay Kararları

15. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/6/2013 tarihli ve

E.2013/7611, K.2013/10776 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 5.

maddesi hükmüne göre bir anataşınmazda kat

mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı

bırakılamaz. Yine aynı Yasanın 10/2. fıkrasına göre, anataşınmazın

tümünün mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmeden o gayrimenkulün yalnız bir veya

birkaç bölümü üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz.''

16. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1/5/2001 tarihli ve

E.2001/2644, K.2001/4360 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''..Bu durumda, var olmayan

"kargir ev"e ayrılmış

bulunan 956/2674 oranındaki arsa payının iptali ile Kat Mülkiyeti Yasasının 5.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "anataşınmazda

kat mülkiyetine bağlanmamış arsa payı bırakılamaz" emredici kuralı da gözönünde tutularak iptal edilen bu payın (uzman bilirkişi

aracılığıyla saptanacak değeri karşılığında) diğer bağımsız bölümlere arsa

payları oranında özgülenerek arsa paylarının yeniden düzenlenmesi suretiyle

tapuya tesciline, her bir bağımsız bölüme eklenen arsa payına isabet eden

bedelin kat maliklerinden alınıp payı iptal edilen malike ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

...

Davalılar ve karşı davacı vekilleri Kat

Mülkiyeti Yasasının 47. maddesine dayanarak, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş

olan ana taşınmazdaki 31 No.lu bağımsız bölümün harap olduğunu ve anılan

maddede öngörülen süreler içinde yeniden yapılmadığını, böylece kat

mülkiyetinin ortak mülkiyete dönüştüğünü öne sürerek, taşınmazdaki ortaklığın

giderilmesini istemiş iseler de, yukarıda belirtildiği üzere 31 bağımsız bölüm

No.lu "kargir ev"in

kat mülkiyeti kurulmadan önce yıkılıp yok olduğu olgusu karşısında 47. maddenin

burada uygulanmasına olanak yoktur. Çünkü, anılan madde hükmü bir bağımsız

bölümün kat mülkiyeti kurulduğu tarihte var olup da sonrada harap olması

durumuna özgü düzenlemeler içermektedir. O nedenle mahkemece, ortaklığın

giderilmesi istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olmasında bir

isabetsizlik bulunmadığından.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; ana taşınmazda fiilen mevcut bulunmayan 956/2674

arsa payına sahip 31 No.lu bağımsız bölümün apartmanın ortak alanı olduğunu, bu

durumun Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin E.1997/611 sayılı dosyasında verilen

kesinleşmiş kararla tespit edildiğini iddia etmiştir. Uyuşmazlık konusu

bağımsız bölümü satın alan davacı hakkında da anılan kararın kesin hüküm teşkil

edeceği belirtilerek, bağımsız bölümün diğer kat malikleri adına bedelsiz

olarak özgülenmesine karar verilmesi gerekirken hukuka aykırı şekilde kendisine

ait yeri satın almak zorunda bırakılmak suretiyle mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

19. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

20. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

22. Başvurucu mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yanında

adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak

başvurucunun temel iddiası, uyuşmazlık konusu ana taşınmazdaki 31 No.lu

bağımsız bölüm ve buna isabet eden arsa payının bedeli karşılığında diğer kat

maliklerine özgülenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki

bütün iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

24. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No:

2013/382, 16/4/2013, § 26). Somut olayda başvurucu, uyuşmazlık konusu 31 No.lu

bağımsız bölümün bağlı bulunduğu ana taşınmazda bağımsız bölüm maliklerinden

olup yapılan yargılama neticesinde ana taşınmazın arsa oranlarında değişiklik

meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi bağlamında mülkiyet hakkının mevcut olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

25. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özel

kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Ayrıca başvurucunun diğer bağımsız

bölümler arasında 956/2674 arsa payın dağıtımına yönelik doğrudan bir şikâyeti

de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvuruda, devletin mülkiyet hakkına ilişkin

pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.

a. Genel İlkeler

26. Bireysel başvuru, devlet tarafından kamu gücü kullanılarak

bireylerin temel haklarına yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen hak

ihlallerini gidermek amacıyla ihdas edilmiş bir ikincil koruma mekanizması

olmakla birlikte kimi durumlarda özel kişiler arası ilişkiler sonucu özel

kişilerin birbirlerinin haklarına yaptıkları müdahalelerde devlete

atfedilebilecek sorumluluklar bulunabilmektedir. Bu durumlarda bireysel başvuru

konusu yapılan dava sadece adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmekle

kalmayıp özel kişiler tarafından başlatılan süreç sonucu etkilenen diğer haklar

yönünden de incelenebilir (Türkiye Emekliler

Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34).

27. Bu bağlamda devletin temel amaç ve görevlerini tanımlayan

Anayasa’nın 5. maddesi kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan engelleri

kaldırmayı ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamayı hukuk devletinin gereği olarak kabul etmektedir.

Bahsedilen Anayasa hükmünün gerekçesinde devletin hak ve hürriyetlerin

gerçekleştirilmesine yardımcı olması gereğinin benimsendiği ifade edilmiştir.

Anayasa’nın pek çok maddesinde düzenlemeye konu hakkın korunması ve

gerçekleştirilmesi için devletin alacağı tedbirlerden bahsetmektedir (Türkiye Emekliler Derneği, § 38).

28. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma

alanında bulunan temel haklara özel hukuk kişileri tarafından yapılan

müdahaleler sonucu bireylerin haklarının zarar gördüğü kimi durumlarda devlete

atfedilebilecek sorumluluklar bulunabilir. Devletin bu tür haksız müdahalelere

karşı bireylerin mülkiyet hakkının korunması için etkili iç hukuk yolları ihdas

ederek yapılan müdahalelere karşı özellikle mahkemelere başvurmak suretiyle

koruma talep edebilmelerini sağlaması ve yapılacak yargılamalarda özel

kişilerin çatışan hakları arasında tercih yaparken mahkemelerce anayasal

yorumla temel hakların korunması gerekmektedir. Böylelikle devlet, etkili bir

iç hukuk yolu ihdas ederek adalet ve hakkaniyete uygun bir yargılama ortamı

oluşturup üzerine düşen görevi yerine getirmiş olacaktır (Türkiye Emekliler Derneği, § 39).

29. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.

Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına

ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41).

30. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek

sorumluluklarını da içermektedir (Abbas

Korkmaz ve diğerleri, B. No: 2014/17715, 9/11/2017, § 42).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

31. Ana taşınmaza ilişkin 15/8/1964 tarihli şahsi irtifak hakkı

sözleşmesi ile taşınmaz üzerinde bulunan kargir ev

için ayrılan alanın daha sonradan 31 No.lu bağımsız bölüm olarak tescil

edildiği ve kargir evin yıkılması sonucunda bu

bağımsız bölüm için ayrılan arsa payının açıkta kaldığı gerekçesiyle söz konusu

davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu arsa payının bedelsiz olarak

devredilmesini savunan başvurucu görüşünün aksine bedeli karşılığında devrinin

başvurucu hakları yönünden olumsuz bazı etki ve sonuçlara yol açtığı açıktır.

32. Başvuru konusu olayda davacı, zeminde fiilen mevcut

bulunmayan bağımsız bölümün tapusunun iptaliyle bedeli karşılığında diğer

malikler adına tescilini istemekte, başvurucu ise anılan bağımsız bölüme ait

arsa payının fiilen bulunmadığını ve ana taşınmazın ortak alanı olduğundan

bedelsiz olarak adına tescili gerektiğini iddia etmektedir. Bu itibarlamenfaatleri çatışan her iki tarafın da mülkiyet

hakkını gözetmekle yükümlü bulunan devletin maddi ve usule ilişkin pozitif

yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği dikkate alınarak sonuca

varılmalıdır.

33. Bu bağlamda ilk olarak fiilen mevcut bulunmayan bağımsız

bölüme ve bunaayrılan arsa payının iptali ve diğer

malikler adına tescilinin belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanuna

dayalı olup olmadığı irdelenmelidir. Derece mahkemeleri, gerekçe olarak 634

sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanmaktadırlar. Bu maddeye göre kat mülkiyetine

tabi bir taşınmazda, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı

kurulmamış arsa payı bırakılamaz. Öte yandan Yargıtay kararlarında bu gibi

hâllerde var olmayan bağımsız bölümün iptal edilerek arsa payının bedeli

karşılığında diğer bağımsız bölümlere özgülenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Bu durumda derece mahkemelerince mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

konu edilen uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak önceden oluşturulan belirli,

ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu anlaşılan bir hukuksal çerçeve

kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk kurallarının yorumlanarak

sonuca varıldığı görülmektedir.

34. İkinci olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili

makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının kendisine tanınıp tanınmadığı

incelenmelidir. Başvuru konusu olayda başvurucu esas olarak 31 No.lu bağımsız

bölümün taşınmazın ortak alanı olduğunu ve bu hususa ilişkin mahkeme

kararlarının dikkate alınmadığını ifade etmişse de usule ilişkin güvencelerin

kendilerine sağlanmadığına yönelik bir iddiada bulunmamıştır. Yapılan

yargılamada başvurucu uyuşmazlığa konu yargılamaya davalı sıfatıyla iştirak

ederek mahkeme önünde itiraz ve savunmalarını ortaya koyup delillerini

sunabilmiştir.

35. Derece mahkemeleri, tarafların iddia ve savunmaları, ileri

sürdükleri deliller, taşınmaza ilişkin tapu kayıtları ve dayanakları ile aynı

taşınmaza ilişkin daha önceden gerçekleşen yargılamalarda verilip kesinleşen

kararları esas alarak yargılama yapmıştır. Dolayısıyla derece mahkemelerinin

uyuşmazlığı ilgili hukuk kuralları doğrultusunda tarafların sundukları deliller

ve beyanlara göre çözüme kavuşturdukları görülmektedir.

36. Son olarak fiilen mevcut olmayan bağımsız bölüm ve bu bölüme

tahsis edilen arsa payının iptaliyle bedeli karşılığında diğer kat maliklerine

ait bağımsız bölümlere dağıtılarak tapuya tesciline karar verilmesinin

başvurucuya mülkiyet hakkı yönünden şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir

külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir. Gerçek kişilerin mülkiyet

haklarının çatıştığı bu gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük

tanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece mahkemelerine ait bir

yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca

dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca da yol

açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine

bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi, pozitif

yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları ve

taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde bulundurulduğunda davacıya ait arsa payının sahip

oldukları arsa payı ile orantılı olarak diğer kat malikleri adına rayiç bedeli

karşılığında tesciline karar verildiği saptanmıştır. Bu itibarla uyuşmazlığın

çözüm şeklinin menfaatler dengesinde başvurucu aleyhine olduğundan ve

dolayısıyla başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet

yüklediğinden söz etmek mümkün değildir.

37. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

42. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 9 yıl 3 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…"

45. Başvurucu tazminat talebinde bulunmamıştır.

46. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinden tazminat talebinde

bulunmadığından lehine tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) Kadıköy 1. Sulh

Hukuk Mahkemesinin (E.2006/1372, K.2011/748) dosyalarının devredildiği

Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Fikret TOPÇU

Vekili

:

Av. Gökçe

TURAN ALTAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2568, 18 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Kanun Hükümleri
  8. B. Yargıtay Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Adil Yargılanma
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Sevtekin
  18. Turan Altay
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2568
Tarih
18 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • İbrahim Bebek ve Devir Rulman Gıda Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/1214)
  • Diyadin Akdemir Başvurusu (B. No: 2015/9562)
  • İbrahim Tokgöz Başvurusu (B. No: 2014/1081)
  • Cengiz Nergiz Başvurusu (B. No: 2015/2866)
  • Bayram Türk Başvurusu (B. No: 2014/15613)
  • Aydın Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2015/547)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.