İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Musa Günay Başvurusu (B. No: 2018/2198)

1. Başvuru; polis gözetiminde iken sistematik işkenceye

Başvuru No2018/2198Tarih16 Aralık 2020Okuma15 dk · 3.093 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Musa Günay Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/2198
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.093 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; polis gözetiminde iken sistematik işkenceye

maruz kalınması ve olumsuz tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1976 doğumludur.

10. Başvurucu, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde

öğretim görevlisi iken 15 Temmuz darbe teşebbüsü ertesinde Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle 26/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Toplam on yedi gün gözaltında kalan başvurucu,

Şanlıurfa 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2016 tarihli kararıyla tutuklanarak

Şanlıurfa 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu)

yerleştirilmiştir.

12. Başvurucu İnfaz Kurumunda tutulmakta iken yeni bir

soruşturma kapsamında başvurucunun 27/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü

Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair

Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (ö) bendi uyarınca İnfaz Kurumundan alınıp otuz gün süreyle

Emniyet Müdürlüğüne götürülmesi talep edilmiştir.

13. Başvurucu, Şanlıurfa 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin

15/6/2017 tarihli kararı üzerine 16/6/2017 tarihinde kolluk görevlilerince

Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.

14. Başvurucunun tutulduğu süre boyunca bir kez

Balıklıgöl Devlet Hastanesinden, üç kez Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden olmak üzere hakkında dört kez adli muayene raporu

alınmıştır. Tüm adli muayeneler farklı doktorlarca yapılmıştır. Muayene

koşulları ve içerikleri şöyledir:

- 16/6/2017: Darp ve cebir yoktur. Muayene edilenin

şikâyeti yoktur.

- 21/6/2017: Darp ve cebir izi yoktur.

- 23/6/2017: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene edilenin

şikâyeti yoktur.

- 16/7/2017: Darp ve cebir izi yoktur. Muayene edilenin

şikâyetleri, özellik yok.

15. Başvurucu Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde bulunduğu

süre içinde 18/6/2017, 28/6/2017, 30/6/2017 ve 8/7/2017 tarihlerinde avukatıyla

görüştürülmüştür. Ayrıca başvurucu 5/7/2017 tarihinde eşi ile 12/7/2017

tarihinde ise eşi ve kayınpederi ile görüştürülmüştür. Başvurucu 16/7/2017

tarihinde İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir.

16. Başvurucu, İnfaz Kurumundan Şanlıurfa Mehmet Akif

İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş; burada düzenlenen 24/8/2017

tarihli taburcu özet formunda başvurucuya ait kranial MR sonucuna göre

başvurucuda periventriküler ve supraventriküler beyaz cevher

alanlarında milimetrik boyutlu, non-spesifik birkaç adet glintik

sinyal izlendiği belirtilmiştir.

17. Başvurucu 23/8/2017 tarihinde, Şanlıurfa Emniyet

Müdürlüğünde bulunduğu süre içinde kolluk görevlileri tarafından kendisine

işkence uygulandığı iddiasıyla Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)

şikâyette bulunmuştur.

18. Savcılık tarafından başvurucunun tutulduğu

nezarethaneye ilişkin kamera görüntüleri talep edilmişse de Şanlıurfa Emniyet

Müdürlüğünün 20/10/2017 tarihli cevabında şube içindeki güvenlik kameralarının

otuz dokuz günlük süreyle kayıt yaptığı, bu nedenle başvurucunun nezarethanede

bulunduğu süreye ait görüntülerin mevcut olmadığı bildirilmiştir.

19. Savcılık ayrıca Balıklıgöl Devlet Hastanesinden

21/6/2017 tarihli kamera kayıtlarını talep etmiş ancak 20/10/2017 tarihli cevap

yazısında kayıtların altmış gün süre ile tutulması ve sonrasında otomatik

olarak silinmesi nedeniyle talep edilen tarihe ait kamera kayıtlarına

ulaşılamadığı bildirilmiştir.

20. Savcılıkça 25/10/2017 tarihinde kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Kolluktan şikayete dair bilgi ve

belge temin edilmiş, belli bir tertip içinde dosyasına takılmış ve özellikle

adli raporların da incelenmesi sonucu şikayeti doğrular bir bulguya

rastlanılmadığı görülmekle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına,"

21. Kovuşturma yapılmamasına ilişkin karara başvurucunun

yaptığı itiraz,20/11/2017 tarihinde Şanlıurfa 4. Sulh Ceza Hâkimliğince

reddedilmiştir. Anılan karar 30/1/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 12/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltında

Tutulma Koşulları Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde gözaltına alındığını,

gözaltında kötü koşullarda tutulduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık, bu hususta görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

26. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte de dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

27. Kişinin tutuklanmasıyla ya da gözaltı sürecinin

sonunda salıverilmesiyle birlikte gözaltı sürecindeki tutma hâli sona erer.

Gözaltı sürecinden sonra kişinin tutuklanması ihlal iddiasına ilişkin tutma

hâlinin devam ettiğini göstermez. Zira kişi tutuklandıktan sonra ceza infaz

kurumuna gönderilmekte ve dolayısıyla tutma koşulları değişmektedir. Ayrıca

ceza infaz kurumundaki tutma hâlinde kişilerin tutma koşullarına ilişkin olarak

infaz hâkimliklerine başvurma imkânı bulunmaktadır. Bu itibarla gözaltı süreci

sona eren kişiler yönünden artık mevcut ihlali önleyici ya da tutma

koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarına

başvurulması anlamını yitirmekte, bu durumda uğranılan zararları tazmin edici

mekanizmaların varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla gözaltı süreci

sona erenlerin nezarethaneden ayrıldıkları tarihe kadar maruz kaldıkları tutma

koşullarına ilişkin şikâyetleri bakımından etkili hukuk mekanizmasının tazminat

yolu olduğu söylenebilir (Nebahat Baysal Gül, B. No: 2016/14634,

28/5/2019, § 23).

28. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanun İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından idari yargıda tam yargı davası

açılabileceği belirtilmiştir. Buna göre idarenin işlem ve eylemlerinden

kaynaklanan her türlü zararın idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına

konu edilmesi mümkündür. Bu bağlamda idari yargıda açılacak tam yargı davasında

idare mahkemesinin tutulma koşullarının ilgili ulusal ve uluslararası hukuka

uygun olup olmadığını denetlemesi ve bu çerçevede tutulma koşullarının hukuka

aykırı olduğunu tespit etmesi hâlinde -zararın ve bu zararla tutulma koşulları

arasında illiyet bağının da bulunması kaydıyla- tazminata hükmetme yetkisini

haiz olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (Nebahat Baysal Gül, §§

27, 28).

29. Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkate

alındığında ulaşılabilir ve tutulma koşullarının standartlara uygun olmaması

sebebiyle doğan maddi ve manevi zararların karşılanması bakımından başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz olduğu görülen tam yargı

davası başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kolluk

Görevlilerinin Kasıtlı Eylemleri Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu vekili; başvurucunun polis gözetiminde tutulduğu

sırada 28/6/2017 tarihinde başvurucuyla yaptığı görüşmede başvurucunun sağ

gözünde morluk fark ettiğini, bu durumu sorduğunu ancak kolluk görevlilerinin

orada bulunması nedeniyle başvurucunun sorusunu geçiştirdiğini, ısrar etmesi

üzerine polislerle yaşanan bir tartışma nedeniyle kendisine fiziksel şiddet

uygulandığını ifade ettiğini, uygulanan şiddeti başvurucunun ailesine anlatması

üzerine başvurucunun eşi ile görüştürüldüğünü ve eşinin de bu morluğu gördüğünü

ileri sürmüştür.

32. Başvurucu vekili ayrıca 30/6/2017 tarihinde

başvurucuyla görüştüğü sırada morluğu tekrar gördüğünü, başvurucuya yapılan

işkenceler sonrasında başvurucuya ifade tutanağı imzalatıldığını iddia

etmiştir. Öte yandan başvurucunun 5/7/2017 tarihinde eşi ve kayınpederi ile görüştürüldüğünü,

bu görüşmede başvurucunun kolluk görevlileri tarafından sistematik olarak

işkenceye maruz kaldığını, uyumasına izin verilmediğini, tehdit edildiğini,

avukatı olmadan beyanda bulunmayacağını söylemesi üzerine yüzünün sağ tarafına

şiddet uygulandığını, çırılçıplak soyulduğunu, başına torba geçirildiğini ve

vücuduna elektrik verildiğini söylediğini, başvurucuyla yaptığı 8/7/2017

tarihli görüşmede ise bahsedilen işkence yöntemlerinin uygulandığını kendisine

de söylediğini ifade etmiş; başvurucu hakkında Şanlıurfa Mehmet Akif İnan

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 24/8/2017 tarihli taburcu

özet formundaki tespitlerin başvurucunun başına aldığı darbeleri kanıtladığını

iddia ederek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; başvurucunun kötü muameleye maruz

kaldığına ilişkin bir bulgu olmaması ve başvurucunun da iddiasını uygun

delillerle ispatlayamaması nedeniyle şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun

olduğu belirtilmiştir.

34. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde cevap

sunmamıştır.

2. Değerlendirme

35. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

36. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu

çerçevesinde bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve

Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir

resmî soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 110; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

37. Ancak bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için

her türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir

kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen

birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde

bir soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D.,

B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28). Öte yandan bir şikâyet yapılmadığında bile

kötü muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

38. Bu noktada kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği anda ya da salıverilmeden önce vücudunda yaralanma

tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda

makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak

kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğunu, özellikle ilgili

iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde kötü muamele yasağı

bağlamında açık sorunların ortaya çıkacağını ifade etmek gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 94).

39. Kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur

olduğunu ileri süren kişilerin kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta

bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emareleri ve delilleri sunmaları

gerektiğini belirtmek gerekir. Bu kapsamda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin

olgulara dayanmayan yetersiz açıklamaları, iddialarının delillerle

desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin

yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeleri gibi hususlar

kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddiaların savunabilir

olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma

başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi durumlar -iddiaların

güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi-

söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir

soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini

söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426,

12/12/2018, §§ 45, 46).

40. Bununla birlikte kişilerin iddialarını desteklemek

için yetkili makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de

bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek

için bu konuda haklı bir neden ileri sürülmediğinde kişilerin iddialarını

desteklemek için kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine

getirdiğine kanaat getirmek durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz

konusu iddialar savunabilir düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal

edildiğinin incelenebilmesi mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

42. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkin başvurularda, başvurucunun delil elde etmesi konusundaki zorluklar

dikkate alınmakta ve başvurucudan ihlal iddialarını kanıtlaması

beklenmemektedir. Ancak başvurucudan ihlal iddialarının araştırılmasına, dosya

kapsamında sahip olunan bilgi ve belgelerle karşılaştırılarak bir değerlendirme

yapılmasına elverişli somut bir olay anlatımı yapması beklenmektedir (Mehmet

Özkara, B. No: 2015/7415, 17/7/2019, § 31).

43. Başvurucu, gözaltında tutulduğu sırada sözlü ve

fiziksel şiddete uğradığını ileri sürmektedir. Gözaltına alınırken, gözaltı

süresi boyunca ve gözaltından çıkarılırken başvurucu hakkında toplam dört

sağlık raporu alındığı görülmektedir. Alınan sağlık raporlarında başvurucuda

darp ve cebir izine rastlanmadığına yönelik tespit yapıldığı anlaşılmıştır.

Başvurucu, sağlık raporlarının gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş ise de bu

iddiayı destekleyen bir olgu ortaya koyamamıştır. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından başvurucu hakkında düzenlenen

24/8/2017 tarihli taburcu özet formunda yer alan tespitlerin ve kullanılan

tıbbi terimlerin darp ve cebirle ilgisinin olmadığı anlaşıldığından ilgili

taburcu özet formunun başvurucunun darp ve cebire maruz kaldığını kanıtlar

nitelikte olduğunu kabul etmek mümkün değildir.

44. Bununla birlikte başvurucu; polis gözetiminde

tutulduğu otuz günlük süre boyunca vekiliyle dört kez, yakınlarıyla iki kez

görüştürülmüştür. Başvurucunun bu görüşmelerde işkenceye maruz kaldığını eşine

ve vekiline söylediği ifade edilmiş ancak bireysel başvuru dosyasında yer alan

bilgilere göre ne başvurucunun eşi ne de vekili bu süreçte suç duyurusunda

bulunmuştur.

45. Diğer yandan yapılan soruşturma kapsamında Şanlıurfa

Emniyet Müdürlüğünde kamera görüntülerinin otuz gün içinde, Balıklıgöl Devlet

Hastanesinde ise altmış gün içinde silinmesi nedeniyle görüntülerin temin

edilemediği, başvurucunun gözaltına alındığı tarihten altmış sekiz gün,

gözaltından çıktığı tarihten otuz sekiz gün sonra şikâyetçi olması nedeniyle

kayıtların bu zaman aralığında otomatik olarak silindiği anlaşılmıştır.

46. Tüm bu tespitlere göre başvuruya konu fiilî ve sözlü

şiddet olayına ilişkin ileri sürülen iddialar oldukça ağır nitelikte olmasına

karşın bu iddiaları desteklemeyen sağlık raporları da değerlendirildiğinde

başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin olarak savunulabilir bir

iddiasının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltında tutulma koşullarından dolayı kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Kolluk görevlilerinin kasıtlı eylemlerinden dolayı

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu

ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 16/12/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu bir infaz kurumunda tutulmakta iken 668

sayılı OHAL KHK’sının 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ö) bendi

kapsamında Şanlıurfa 3.Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/6/2017 tarihli kararı üzerine

otuz gün süreyle tutulmak üzere 16/6/2017 tarihinde Şanlıurfa Emniyet

Müdürlüğüne götürülmüştür.

2. Emniyet Müdürlüğünde tutulduğu süre boyunca başvurucu

hakkında16/6/2017, 21/6/2017, 23/6/2017 ve 16/7/2017 tarihlerinde adli muayene

raporu alınmıştır. Bu muayeneler iki farklı hastanede, farklı doktorlar tarafından

gerçekleştirilmiştir. Raporlarda darp ve cebir izine rastlanmadığı ve muayene

edilen başvurucunun herhangi bir şikâyeti olmadığı belirtilmiştir.

3. Başvurucu 16/7/2017 tarihinde İnfaz Kurumuna geri

götürülmüş ve 23/8/2017 tarihinde Emniyet Müdürlüğünde tutulduğu süre

içerisinde kolluk görevlileri tarafından işkenceye uğradığı iddiasıyla

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur. Bunun üzerine

Savcılık başvurucunun tutulduğu nezarethaneye ilişkin kamera görüntülerini

Emniyet Müdürlüğünden istemişse de, Müdürlük 20/10/2017 tarihli cevap yazısında

şube içindeki güvenlik kameralarının otuz dokuz günlük süreyle kayıt yaptığını,

bu nedenle başvurucunun nezarethanede bulunduğu süreye ait görüntülerin mevcut

olmadığını bildirmiştir.

4. Savcılık Balıklıgöl Devlet Hastanesinden 21/6/2017

tarihli kamera kayıtlarını da talep etmişse de 20/10/2017 tarihli cevap

yazısında kayıtların altmış gün süre ile tutulması ve sonrasında otomatik

olarak silinmesi nedeniyle söz konusu tarihe ait kamera kayıtlarına

ulaşılamadığını belirtilmiştir.

5. İnfaz kurumundan hastaneye sevk edilen başvurucu

hakkında 24/8/2017 tarihinde düzenlenen taburcu özet formunda başvurucuya ait

kranial MR sonucuna göre başvurucuda periventriküler ve supraventriküler

beyaz cevher alanlarında milimetrik boyutlu non-spesifik birkaç adet glintik

sinyal izlendiği tespit edilmiştir.

6. AİHM ve AYM kararlarında, bir kişinin sağlıklı

haldeyken gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma

tespit edildiği durumlarda, söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda

makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak

kanıtları sunma yükümlülüğünün Devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların

doktor raporları ile doğrulandığı hallerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında

açık sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Selmouni/Fransa, § 87;

Ferhat/Türkiye, B. No: 12673/05, 25/9/2012, § 33, Cezmi Demir ve

diğerleri, B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 94).

7. Başvurucu gözaltına alınırken, gözaltı süresi boyunca

ve gözaltından çıkarılırken başvurucu hakkınd alınan sağlık raporlarında darp

ve cebir izine rastlanmadığı tespit edilmiştir. Buna karşılık başvurucu

hakkında Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından

düzenlenen 24/8/2017 tarihli taburcu özet formunda yukarıda belirtilen (§ 5)

tıbbi bulgulara rastlanmıştır. Özet formunda bu bulguların kendiliğinden

birtakım doğal süreçler veya bir hastalık sonucunda ortaya çıktığına dair bir tespitte

bulunulmamıştır. O zaman sorulması gereken soru, taburcu özet formunda ifade

edilen bulguların durup, dururken oluşmadığına göre nasıl oluştuğudur. Bunların

nedeni nedir?

8. Çoğunluk, taburcu özet formunda yer alan tespitlerin

“başvurucunun darp ve cebire maruz kaldığını kanıtlar nitelikte olduğunu kabul

etmek mümkün değildir” sonucunu ulaşmıştır (§ 43). Bununla birlikte tespitlerin

varlığı darp ve cebirin kanıtlanmadığını da bize göstermemektedir.

9. Ortada somut olan gerçek şudur: Başvurucu devletin

gözetimi altındayken vücudunun bazı yerlerinde bir takım tıbbi durumlar ortaya

çıkmakla beraber bunların herhangi bir hastalıktan kaynaklandığı yönünde

taburcu özet formunda ifade edilen tıbbi bir tespit de bulunmamaktadır.

10. Devletin, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu

pozitif yükümlülüğün usuli boyutuna göre devlet, doğal olmayan her türlü

fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları

altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

11. Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

halinde, etkili resmi bir soruşturmanın yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Şayet bu olanaklı olmazsa, bu madde, sahip olduğu öneme rağmen

pratikte etkisiz hale gelecek ve bazı hallerde devlet görevlilerinin fiili

dokunulmazlıktan yararlanarak, kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B.No:

2013/293, 17/7/2014, § 111).

12. Somut başvuruda bir Savcılık soruşturması yapılmış

olmakla birlikte bu soruşturmanın etkili bir şekilde yapıldığı söylenemez.

Soruşturma sadece ilgili kurumlardan kamera görüntülerinin istenmesiyle sınırlı

kalmış ve burada da görüntülerin silinmiş olması nedeniyle soruşturma akamete

uğramış gözükmektedir. Savcılığın, işkence ve kötü muamele gibi ciddi bir

konuda savunulabilir bir iddiada bulunan başvurucunun şikayetiyle ilgili olarak

soruşturmayı başka şekillerde sürdürebilirdi. Örneğin, işkence iddiasıyla

ilgili olarak kolluk görevlilerinin ifadelerine başvurabilirdi. Başvuru

dosyasından anlaşıldığı kadarıyla Savcılık işkence iddialarıyla ilgili olarak

hiçbir kamu görevlisinin ifadesi alınmamıştır.

13. Bundan daha önemli olarak başvurucu gözaltından

çıktıktan otuz dokuz gün sonra (16/7/2017- 24/8/2017) kötü muamele belirtisi

olarak nitelendirilebilecek bulgular taburcu özet formunda tespit edilmiştir.

Bu formda somut olarak ortaya konulan tıbbi tespitlerin varlığı, kötü muamele

iddialarının soruşturulması yükümlülüğü açısından kanıtlamayı sağlanması için

gerekli olmamakla beraber, savunulabilir bir iddia olması için yeterlidir.

14. Soruşturmada tıbbi tespitler ile başvurucunun

iddiaları arasında bir uyum olup, olmadığının makul şekilde incelenmesi bir

zorunluluktur. Başvurucunun Emniyet Müdürlüğüne getirildiği tarihte (16/6/2017)

vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığı açıktır. İnfaz Kurumuna tekrar

yerleştirilmesinden sekiz gün sonra alınan raporda ise başvurucunun vücuduna

yönelik darp ve cebir uygulandığına işaret edebilecek birtakım bulgular tespit

edilmiştir. Başvurucu gözaltına alındığı dönemden sonra bütünüyle devletin

kontrolü altında olduğuna göre bu bulguların devlet gözetimi altındayken

gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekir. Başvurucunun vücudunda ortaya çıkan

bulguların ki bunları zedelenme olarak değerlendirme daha doğru olacaktır, kamu

görevlilerinin kötü muamelesinden kaynaklanıp, kaynaklanmadığının etkili bir

soruşturma sonucunda ortaya çıkarılması gerekmektedir.

15. Sonuç olarak, açıkça bir dayanaktan yoksun olmayan

başvurunun kabul edilebilir olduğu ve Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına

alınan kötü muamele yasağının yukarıda izah edilen gerekçelerle usul boyutunun

ihlal edildiği sonucuna ulaştığımdan, çoğunluk kararına muhalif kaldım.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ Başvurucu : Musa GÜNAY Vekili : Av. Bahyettin ASOĞLU Üye Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/2198, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Gözaltında
  12. B. Kolluk
  13. A. 1. Gözaltında tutulma koşullarından dolayı kötü muamele
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/2198
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Nedret Başaran Başvurusu (B. No: 2017/30316)
  • Cesur İpek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/9347)
  • Elif Server Alp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37702)
  • Nilgül Uyğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26695)
  • Ayşe Çiçek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/24191)
  • Sevda Keleş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/29780)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.