İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Can Başvurusu (B. No: 2013/5874)

1. Başvurucu, hizmet

Başvuru No2013/5874Tarih10 Mart 2015Okuma12 dk · 2.390 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Can Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/5874
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.390 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hizmet

sürelerinin tespiti istemiyle 9/2/2010 tarihinde açtığı davanın hatalı

değerlendirme ve eksik inceleme sonucunda reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedenleriyle, adil yargılanma ve sosyal güvenlik hakları ile hak

arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 31/7/2013 tarihinde

İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle

şöyledir:

5. Başvurucu, hizmet

sürelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) eksik bildirildiğini ileri sürerek,

1/1/1986–30/9/1987 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde

çalıştığının tespit edilmesi istemiyle, 9/2/2010 tarihinde İnegöl 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) SGK ve işveren M.Y. aleyhine dava

açmıştır.

6. Mahkeme, dinlenilen tanık

ifadeleri ve toplanan delilleri değerlendirerek 4/7/2011 tarih ve E.2010/66,

K.2011/433 sayılı kararı ile davanın kabulüne hükmetmiştir.

7. Tarafların temyiz istemi

üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 8/10/2012 tarih ve E.2011/16741,

K.2012/17927 sayılı ilâmı ile söz konusu karar, “davacının [başvurucu] uyuşmazlığa konu dönemde yaklaşık 12 yaşında

olması, 30/9/1987-30/9/1990 tarihleri arasında aynı işyerinde çırak olarak

çalıştığına dair sözleşme, Halk Eğitim Merkez Müdürlüğünün yazıları ve tanık

beyanları karşısında; uyuşmazlığa konu olan tarihlerdeki çalışmanın tüm sigorta

kollarına tabi bir çalışma olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı” gerekçesiyle

bozulmuştur.

8. Mahkeme bozma ilâmına

uyarak; 7/3/2013 tarih ve E.2012/775, K.2013/141 sayılı kararı ile yapılan

yargılama, taraf beyanları, tanık anlatımları, dosyaya celp edilen SGK

kayıtları, şahsi işyeri dosyası ve alınan bilirkişi raporunu hep birlikte

değerlendirmiş, 17/07/1964 tarih

ve 506 sayılı [mülga] Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3. maddesinin (II) numaralı

fıkrasının (B) bendi uyarınca özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen

çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulanmadığı, uyuşmazlık konusu dönemde

yürürlükte bulunan 20/6/1977 tarih ve 2089 sayılı [mülga] Çırak Kalfa ve

Ustalık Kanunu’nun 4. maddesinde, bu kanuna tabi bir sanatı o sanat için

düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek

amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren

kimseye çırak deneceğinin düzenlendiğini belirtilerek, “dosyadaki kayıt ve belgelere göre; … davacının

30/9/1987-30/9/1990 tarihleri arası dönemde kaynakçılık meslek dalında çırak

öğrenci statüsünde eğitim gördüğü; davacı ile davalı işveren arasında 24/9/1986

tarihli çıraklık sözleşmesi imzalandığının anlaşıldığı, dinlenen tanıkların,

davacının, talebe konu dönemde çırak olarak çalıştığını beyan ettikleri,

uyuşmazlığa konu olan 1/1/1986-30/9/1987 tarihleri arası dönemdeki çalışmanın

tüm sigorta kollarına tabi bir çalışma olmadığı” gerekçesiyle

davanın reddine karar vermiştir.

9. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 6/6/2013 tarih ve E.2013/10598,

K.2013/12631 sayılı ilâmıyla onanmıştır.

10. Onama kararı başvurucuya

31/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu aynı tarihte bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

11. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§

16–20).

12. 506 sayılı mülga Kanun’un “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 3.

maddesinin (II) numaralı fıkrasının (B) bendi şöyledir:

“Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen

çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümleri

uygulanmaz.”

13. 2089 sayılı mülga Kanun’un

4. maddesi şöyledir:

“Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için

düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacı

ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimseye

çırak denir. Ancak, aynı maksatla veli veya vasisinin yanında çalışanlardan çıraklık

sözleşmesi aranmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 31/7/2013 tarih ve 2013/5874

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, hizmet tespiti istemiyle 9/2/2010 tarihinde açtığı davada,

tanıkların yaptıkları çırak nitelemelerinin gündelik dilde kullanılan anlamda

olmasına karşın Mahkemenin bu ifadeleri yanlış değerlendirdiğini, bunun üzerine

tanıkların tekrar dinlenmesini talep ettiğini ancak bu talebinin

karşılanmadığını, tanıklara soru sormasına izin verilmediğini belirterek, adil

yargılanma ve sosyal güvenlik hakları ile hak arama özgürlüğünün, yargılamanın

makul sürede tamamlanmaması nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun; açtığı hizmet tespiti davasında delillerin hatalı

değerlendirilmesi sonucunda davanın reddedilmesi nedeniyle, sosyal güvenlik

hakkı, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürdüğü anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucunun anılan iddiaları yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına

yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun, tanıklarının yeterince dinlenmemesi ve

tanıklara soru sormasına izin verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlali iddiaları ile makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

17. Başvurucu, başvuruya konu davada, tanıkların yaptıkları çırak

nitelemelerinin gündelik dilde kullanılan anlamda olmasına karşın Mahkemenin bu

ifadeleri yanlış değerlendirdiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz."

19. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

20. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Başvurucunun çalışma

sürelerinin SGK’ya eksik bildirildiği iddiasıyla

açtığı hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonucunda Mahkeme,

uyuşmazlığa konu dönemde başvurucunun çırak olarak çalıştığı ve bu dönemde

yapılan çalışmanın tüm sigorta kollarına tabi bir çalışma olmadığı gerekçesiyle

davanın reddine karar vermiştir (§§ 7, 8). Başvurucu, Mahkemenin tanık

ifadelerini yanlış değerlendirmesi nedeniyle davanın reddine hükmedildiğini

ileri sürmektedir.

23. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmış olup, Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya

açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiği İddiası

25. Başvurucu, yargılama

sürecinde tanıkların yeterince dinlenmediği ve tanıklara soru sormasına izin

verilmediğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

27. 6216 sayılı Kanun'un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

28. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

29. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

30. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

31. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

32. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden, somut olayda başvurucunun, tanıkların yeterince

dinlenilmediği ve tanıklara soru sormasına izin verilmediği yönündeki iddialarını

temyiz incelemesi aşamasında ileri sürmediği tespit edilmiştir. Başvurucunun,

delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasında eksik yapıldığını iddia

ettiği hususları öncelikle olağan kanun yollarını tüketerek temyiz merci önünde

ileri sürmesi gerekirken bu yola başvurmadan bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

34. Başvurucu, 9/2/2010

tarihinde açtığı hizmet tespiti davasının makul sürede tamamlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

36. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

37. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, hizmet tespiti istemli bir davanın söz konusu olduğu görülmekle, 5521

sayılı Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

39. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 9/2/2010

tarihidir.

40. Sürenin bitiş tarihi ise,

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut olayda

yargılamanın sona erdiği tarihin, İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onandığı 6/6/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

41. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri

çerçevesinde, bireylerin ekonomik geleceği ile çalışma barışı açısından arz

ettiği önem nazara alındığında, iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi

hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bu

nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş

davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin dışında, sözlü

yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas ederek iş

davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz

bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §

59).

42. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

43. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde

görüldüğü anlaşılmakla, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 11).

44. Anayasa Mahkemesinin, derece

mahkemelerinin yargılama sürelerine riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl

yorumladıklarını ve uyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme,

davaların “makul süre” içerisinde

tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü

ele alarak, bu sürenin Anayasa’nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı

bir inceleme yapmaktadır.

45. Başvuruya konu dava süreci

incelendiğinde, ilk karar tarihine kadar geçen yaklaşık bir yıl beş aylık süre

zarfında yapılan dokuz duruşma süresince, tanıkların dinlendiği, bilirkişi

raporu alındığı ve delillerin toplandığı anlaşılmaktadır. Bozma kararı üzerine

Mahkemenin, yaklaşık beş aylık sürenin sonunda hüküm verdiği ve söz konusu

kararın Yargıtay tarafından üç ay içinde onanarak kesinleştiği görülmektedir.

Böylece davanın, iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam üç yıl üç ay

yirmi yedi gün sonunda karara bağlandığı anlaşılmaktadır.

46. Yargılama süresinin bütünü

dikkate alındığında İlk Derece Mahkemeleri ve Yargıtaydaki

yargılama sürecinde başvurucunun haklarını ihlal edecek şekilde gecikme olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvuruya konu yargılamanın makul süreyi aşmadığı ve başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Tanık

dinletme hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

3. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Gizem

Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Mustafa

CAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5874, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Kömürcü
  17. Yıldırım
  18. Can
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5874
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Mızrap Ateş Başvurusu (B. No: 2014/3076)
  • Mustafa Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5680)
  • Musa Kalkan Başvurusu (B. No: 2014/9906)
  • Mehmet Emin Savaş Başvurusu (B. No: 2014/3154)
  • Emin Menteş Başvurusu (B. No: 2013/8593)
  • Kınyas Kaya Başvurusu (B. No: 2013/1071)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.