İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kınyas Kaya Başvurusu (B. No: 2013/1071)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/1071Tarih10 Mart 2015Okuma13 dk · 2.633 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kınyas Kaya Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/1071
R.G. Tarih- Sayı
6/6/2015-29378
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.633 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

“teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti

yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığını ve hakkında beraat

kararı verildiğini, haksız olarak özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle açtığı

tazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul süre

içinde sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, manevi tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/1/2013

tarihinde Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 11/11/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/2/2015 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, “teşekkül

halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla

2/4/1997 tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997

tarihinde tutuklanmış ve 23/10/1998 tarihinde tahliye edilmiştir.

8. Başvurucunun yargılandığı Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesi, 12/3/1999 tarih ve E.1997/425, K.1999/41

sayılı kararıyla başvurucunun beraatine karar

vermiştir.

9. Temyiz üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 7/10/1999 tarih ve E.1999/7699, K.1999/11124 sayılı ilâmıyla

hüküm onanmıştır.

10. Başvurucu, Maliye Hazinesi aleyhine 31/10/2008

tarihinde açtığı davada, 2/4/1997 tarihinden 23/10/1998 tarihine kadar

özgürlüğünden yoksun kaldığını ve hakkında yapılan yargılama sonunda beraat

kararı verildiğini ileri sürerek, 7/5/1964 tarih ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı

Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri

uyarınca 15.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı

tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.

10. Yargılamaya başlayan Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E.2008/295, K.2009/425 sayılı kararıyla

başvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler ile bilirkişi raporu

dikkate alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 459,18 TL maddi

tazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; başvurucunun

596 gün boyunca özgürlüğünden yoksun kaldığı ve manevi çöküntü yaşadığı, sosyal

ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden

olan olayın meydana geliş şekli, tutuklu kaldığı süre de gözetilmek suretiyle

manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın

2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar

verilmiştir.

11. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarih ve E.2012/26096, K.2012/21647 sayılı ilâmı

ile hüküm onanmıştır.

12. Başvurucu, 4/1/2013 tarihinde onama

kararını öğrendiğini bildirmiştir.

13. Başvurucu, 17/1/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 466 sayılı mülga Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“…

6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer

olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine

mahal olmadığına karar verilen;

…

kimselerin uğrıyacakları her

türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”

15. 466 sayılı mülga Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“1 inci

maddede yazılı sebeplerle zarara, uğrıyanlar,

kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle

haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu

iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir

dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini istiyebilirler.

Dilekçede,

zarar isteminde bulunan kimsenin açık adresinin, zarara sebebiyet verdiği ileri

sürülen işlemlerin özetinin, zararın dayandığı sebepler ile sübut delillerinin

ve tazmini istenen zararın neden ibaret olduğunun yazılı olması ve sübut

delillerinin dilekçeye bağlı olarak verilmesi gereklidir.

Dilekçeye delillerini bağlı olarak ibraz etmeyenlere

Mahkeme, delillerini ibraz için 1 aylık süre verir.

Yukardaki

fıkrada yazılı hususları kapsamıyan dilekçe, mahkeme karariyle reddolunur.

Tazminat istemine esas olan işlem işi hükme bağlıyan ağır ceza mahkemesince yapılmışsa, bu istemi

incelemeye yetkili mahkeme, en yakın yer ağır ceza mahkemesidir.”

16. 466 sayılı mülga Kanun’un 3. maddesi şöyledir:

“2 nci maddede yazılı yetkili mahkeme, zarar istemine dair dilekçe üzerine, üyelerinden birisini işin incelenmesiyle görevlendirir. Görevlendirilen üye, ilk önce, istemin kanuni süre içerisinde yapılmış olup olmadığını inceler. İstem süresi içinde yapılmışsa, görevli üye, hüküm ve karar dosyasını aldırtmak, her türlü incelemeleri yapmak ve gerekiyorsa, tazminat isteminde bulunan kimseyi de dinlemek suretiyle delilleri topladıktan sonra, yazılı düşüncesini bildirmesi için evrakı Cumhuriyet Savcılığına gönderir.Mahkeme, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü üzerine,

duruşma yapmaksızın kararını verir.

Bu karar aleyhine tebliğ tarihinden başlayarak bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/1/2013 tarih ve 2013/1071 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, “uyuşturucu

madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997

tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998

tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde açılan kamu davası sonunda beraatine

karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğünden

yoksun kaldığını, haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için

31/10/2008 tarihinde açtığı tazminat davası sonunda ekonomik koşullara uygun

olmayan, adil tatminden uzak, oldukça düşük miktarlarda maddi ve manevi

tazminatlara hükmedildiğini ve yargılamanın makul ürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216

sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan

kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvuru

konusu olayda başvurucu, “uyuşturucu madde

ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997

tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998

tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesine açılan kamu davası sonunda beraatine

karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğünden

yoksun kaldığını, haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için

31/10/2008 tarihinde açtığı tazminat davası sonunda ekonomik koşullara uygun

olmayan, adil tatminden uzak, oldukça düşük miktarlarda maddi ve manevi

tazminatlara hükmedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucu,

31/10/2008 tarihinde Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinde

açtığı davada, 596 gün boyunca haksız olarak özgürlüğünden yoksun kaldığını

iddia ederek maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.

Başvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği tarihte yürürlükte olan 466

sayılı mülga Kanun gereği inceleme yapan Mahkeme, başvurucunun gözaltında ve

tutuklulukta geçirdiği süreleri göz önünde bulundurarak, tutuklamadan önce ve

halen yaptığı işi dikkate alarak gelir seviyesinin tespiti amacıyla

bilirkişiden rapor almıştır. Başvurucunun sürekli ve düzenli gelir getiren bir

işte çalışmadığı, bu nedenle asgari ücret üzerinden gelirinin hesaplanması

gerektiği belirtilerek maddi tazminatın hesaplandığı anlaşılmış, yine

başvurucunun 596 gün boyunca özgürlüğünden yoksun kaldığı ve manevi çöküntü

yaşadığı, sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına

alınmasına neden olan olayın meydana geliş şekli, tutuklu kaldığı süre de

gözetilmek suretiyle 459,18 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle

davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi

tarafından Mahkemece verilen karar yerinde görülerek hüküm onanmıştır.

25. Mahkemenin

gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece

Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. Başvurucu,

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

27. Açıklanan

nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

28. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu, Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinde haksız olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılma nedeniyle açtığı tazminat davasının makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 5. maddesi, tutuklama ve yakalamaya ilişkin esasları belirledikten

sonra 5. fıkrasında “Bu madde hükümlerine

aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutuklama işleminin mağduru olan

herkes tazminat hakkına sahiptir” şeklindeki düzenleme ile Sözleşme’de belirlenen esaslara aykırı olarak

gerçekleştirilen bir yakalama veya tutuklama işleminden dolayı zarar görenlerin

tazminat talep edebileceğini hüküm altına almıştır.

31. Sözleşme’nin 5. maddesine benzer şekilde Anayasa’nın 19.

maddesinin son fıkrasında, “Bu esaslar

dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun

genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir” şeklindeki düzenleme ile

hukuka aykırı şekilde yakalanan veya tutuklanan kişilerin tazminat davası açabilecekleri

hüküm altına alınmıştır.

32. Hukuka aykırı şekilde yakalandığını veya tutuklandığının

iddia eden kişi, 466 sayılı mülga Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

141. maddesinde belirtilen şekilde ilgili ağır ceza mahkemesinde, haksız olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılması nedeniyle tazminat davası açabilir. Bu davaya

bakan mahkeme, 466 sayılı mülga Kanun’un 3. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un

142. maddesine göre istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının

saptanmasında gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapabilir.

33. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

34. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

49). Başvuru konusu, haksız olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle

açılan tazminat davasında, 466 sayılı mülga Kanun ile 5271 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur.

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 31/10/2008 tarihidir.

37. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Somut

başvuru açısından bu tarih, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 12. Ceza

Dairesince onanarak kesinleştiği 11/10/2012 tarihidir.

38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucunun, “uyuşturucu madde ticareti

yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997

tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998

tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde açılan kamu davası sonunda beraatine

karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğünden

yoksun kaldığını belirterek, 31/10/2008 tarihinde Hakkâri Ağır Ceza

Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır.

39. Mahkemece,

30/12/2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar

verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarihli

ilâmıyla hüküm onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu durumda iki dereceli

bir yargılama sisteminde davanın üç yıl on bir ay on gün sürdüğü

anlaşılmaktadır.

40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

41. Başvurunun

değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu koruma tedbiri nedeniyle tazminat

davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına sebep olduğu

da söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, İlk Derece Mahkemesinde

31/10/2008 tarihinde açılarak 30/10/2009 tarihinde

sona eren yargılama sonunda hükmün temyizi üzerine Yargıtay tarafından

11/10/2012 tarihinde kararın onandığı, temyiz incelemesinin yaklaşık üç yıl

sürdüğü, davanın niteliği göz önünde bulundurulduğunda bu sürenin makul

olmadığı, tüm bu hususlar dikkate alınarak, somut başvuru açısından farklı bir

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu üç yıl on bir

ay on gün devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan

nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu,

uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

tespitini ve 50.000,00 TL manevi, 50.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesini

talep etmiştir.

44. 6216

sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucunun

tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin üç yıl on bir ay on gün devam eden yargılama

süreci nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 2.750,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu

tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen

ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu

tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç

ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 2.750,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Kınyas KAYA Vekili : Av. Adnan DEMİRKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1071, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1071
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Yunus Çiçek Başvurusu (B. No: 2013/8459)
  • Taylan Özgür Tor Başvurusu (B. No: 2013/2454)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/72
  • Selma Savaşçi ve Hıdır Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/4754)
  • Halil Canpolat Başvurusu (B. No: 2013/7662)
  • Yasin Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5511)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.