İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yunus Çiçek Başvurusu (B. No: 2013/8459)

1. Başvurucu, 8/1/1997

Başvuru No2013/8459Tarih10 Mart 2015Okuma13 dk · 2.557 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yunus Çiçek Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/8459
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.557 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 8/1/1997

tarihinde Kozan 1. Kadastro Mahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz

davasının reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede yapılmadığını belirterek,

mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğü

ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile mahkeme

kararının iptalini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/11/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 29/9//2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 8/1/1997 tarihli

dilekçeleri ile Kozan 1. Kadastro Mahkemesinde açtığı davalarda, Adana ili

Kozan ilçesi Damyeri köyünde bulunan 104 ada 14, 15

ve 17 parsel numaralı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar

adına tescil edildiğini, ancak söz konusu yerlerde tapu kayıtlarına göre kendi

hissesinin de bulunduğunu belirtmiş, bu nedenle kadastro tespitlerinin iptali

ile taşınmazların adında tescilini talep etmiştir.

8. Yargılamanın ilerleyen

safhalarında, Kozan 1. Kadastro Mahkemesinin 31/8/1998 ve 21/9/1998 tarihli

kararlarıyla 14 ve 15 parsel numaralı taşınmazlara ilişkin devam eden

davaların, 17 parsel numaralı taşınmaza ilişkin aynı Mahkemenin devam etmekte

olan E.1998/51 sayılı dava dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir.

9. Kozan 1. Kadastro Mahkemesi

27/9/1999 tarih ve E.1998/51, K.1999/98 sayılı kararı ile davanın reddine

hükmetmiş, başvurucu tarafından karara karşı temyiz talebinde bulunulmuş, ancak

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15/12/1999 tarih ve E.1999/5575, K.1999/5695 sayılı

ilâmı ve 25/10/2000 tarih ve E.2000/4104, K.2000/4857 sayılı ilâmı ile iki kez

eksiklik nedeniyle dosyayı geri çevirmiştir.

10. Eksikliklerin

tamamlanmasının ardından yapılan temyiz incelemesi sonunda ise İlk Derece

Mahkemesinin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/4/2001 tarih ve E.2001/749,

K.2001/1619 sayılı ilâmı ile esasa ilişkin karar verilebilmesi için yapılması

gerekenlere hükmedilerek bozulmuştur.

11. Kozan 1. Kadastro Mahkemesi

bozma kararına uymuş, yargılamaya E.2001/173 sayılı dava dosyasında devam

etmiştir.

12. Yargılama devam ederken

başvurucu, 7/2/2002 tarihli dilekçesi ile Kozan 1. Kadastro Mahkemesinde yeni

bir dava açmış, aynı köyde bulunan 104 ada 16 parsel numaralı taşınmazın da

kadastro tespitine itiraz ederek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tescilini

istemiştir.

13. Kozan 1. Kadastro Mahkemesi

10/6/2002 tarih ve E.2002/42, K.2002/58 sayılı kararı ile 16 parsel numaralı

taşınmaza ilişkin açılan bu davanın 14, 15 ve 17 parsel numaralı taşınmazların

konu olduğu dava ile birleştirilmesine karar vermiş, yargılamaya E.2001/173

sayılı dava dosyasında devam edilmiştir.

14. Yargıtay 17. Hukuk

Dairesinin 10/4/2011 tarihli bozma ilâmına uyularak tüm parsellere yönelik

yapılan yargılama sonucunda, Kozan 1. Kadastro Mahkemesi, 10/7/2012 tarih ve

E.2001/173, K.2012/62 sayılı kararıyla dinlenen tanık beyanları, yapılan keşif

ve sonrasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, ayrıca bunlardan başka

yargılama boyunca toplanan başkaca delilleri de değerlendirerek, kadastro

tespitlerinin iptali ve başvurucu adına tescilleri istenen 14, 15 ve 17 parsel

numaralı taşınmazlarda başvurucunun mülkiyeti bulunmadığından, 16 parsel sayılı

taşınmaza yönelikse başvurucunun iddiasını kanıtlayan tam bir bilgiye

ulaşılamadığından davanın reddine karar vermiştir.

15. Temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 18/2/2013 tarih ve E.2012/7668, K.2013/1008 sayılı

ilâmı İlk Derece Mahkemesinin kararını onamıştır.

16. Aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi de 31/10/2013 tarih ve E.2013/6113, K.2013/10050 sayılı ilâm

ile reddedilmiştir.

17. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilâm başvurucu tarafından 11/11/2013 tarihinde öğrenilmiştir.

18. Başvurucu, 20/11/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§

16-22).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/11/2013 tarih ve 2013/8459

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, 8/1/1997

tarihinde Kozan 1. Kadastro Mahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz

davasının, mevcut delillerin takdirinde hataya düşülerek ve davanın bir an önce

bitirilmesi düşüncesi ile hareket edilerek reddedildiğini ve ayrıca

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarıyla, hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğü ilkelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun açtığı davada delillerin takdirinde hataya

düşüldüğünü ve davanın bir an önce bitirilmesi düşüncesi ile hareket edilip

taleplerinin reddedildiğini belirterek hukuk devleti ilkesinin, anayasanın

üstünlüğü ilkesinin, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Anılan ihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin

olduğundan, bu iddiaların tamamı yargılama sonucunun adil olmadığı iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığı iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Somut olayda başvurucu,

Kozan 1. Kadastro Mahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz davasında

delillerin takdirinde hataya düşülerek ve uzun süren yargılamanın bir an önce

bitirilmesi amaçlanarak yapılan eksik inceleme sonucu dava konusu taleplerinin

reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

28. Başvuru

konusu yargılamada, Kozan 1. Kadastro Mahkemesi, 10/7/2012 tarihli esasa

ilişkin kararında, tarafların iddia ve savunmalarını, dosyaya sundukları delilleri

değerlendirerek, keşif yaparak ve bilirkişi raporları alarak, ilgili hukuk

kurallarını da yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşmıştır. Ardından İlk Derece

Mahkemesinin bu kararı Yargıtay tarafından onanmış, karar düzeltme talebi ise

reddedilmiştir.

29. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

32. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

33. Başvurucu, 8/1/1997 tarihinde Kozan 1. Kadastro

Mahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz davasında makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

34. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, kadastro mahkemesi

nezdinde açılan tespite itiraz davasının söz konusu olduğu görülmekle, 3402

sayılı Kadastro Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

37. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

8/1/1997 tarihidir.

38. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,

başvurucunun karar düzeltme talebi hakkında Yargıtay 16. Hukuk Dairesince

verilen ilâmın tarihi olan 31/10/2013 olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, Kadastro Mahkemesinde açılan ve muhtelif taşınmazları

konu alan tespite itiraz davalarının verilen bozma, ayırma ve birleştirme

kararları sonucunda birçok farklı esas numarası aldığı, nihai olarak, dayanılan

kayıtlar ve davanın taraflarının aynı olması nedeniyle belirtilen davaların

tümünün Kozan 1. Kadastro Mahkemesinin E.1998/51 sayılı dosyası üzerinde

birleştirildiği, yapılan yargılamanın ardından İlk Derece Mahkemesinin

27/9/1999 tarih ve E.1998/51, K.1999/98 sayılı kararı ile davanın reddine karar

verdiği, başvurucu tarafından bu karara karşı temyiz talebinde bulunulduğu,

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/12/1999 ve 25/10/2000 tarihlerinde iki kez

eksiklik nedeniyle dosyayı geri çevirdiği, eksikliklerin giderilmesinin

ardından yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin

10/4/2001 tarihli kararı ile bozmaya hükmettiği, İlk Derece Mahkemesinin

bozmaya uyması üzerine dosyanın E.2001/73 sayısına kaydedilerek yargılamaya

devam olunduğu anlaşılmıştır.

40. Dava Kozan 1. Kadastro

Mahkemesinin E.2001/73 dosya sayısına kaydedilerek görülmeye devam ederken,

başvurucunun 7/2/2002 tarihinde anılan Mahkemede bu defa bir başka parsel için

daha tespite itiraz davası açtığı, bu davanın da aralarındaki hukuki ve fiili

bağlantı nedeniyle 10/6/2002 tarihinde, Mahkemenin E.2001/73 sayılı dosyası ile

birleştirildiği anlaşılmış, yapılan yargılama sonunda Kozan 1. Kadastro

Mahkemesinin 10/7/2012 tarihli kararı ile başvurucu tarafından açılan davanın

reddine hükmedilmiştir. Bu karar temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 16. Hukuk

Dairesinin 18/2/2013 tarihli ilâmı ile onanmış, aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi de 31/10/2013 tarihli ilâm ile reddedilmiş ve böylelikle

başvuruya konu yargılama süreci sona ermiştir.

41. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin ilk derece mahkemesi

nezdinde geçen bölümünün tamamının Kadastro Mahkemesinde sürdüğü görülmekle,

3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin

söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu

Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 19).

42. Özellikle somut yargılama

açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı

nazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün

daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No. 2012/12,

17/9/2013, § 58; B. No. 2013/1115, 5/12/2013, § 64).

43. Kadastro mahkemesi

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,

özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye

hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir

(B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;

2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

44. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla

birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık

on yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

46. Başvurucu, başvuru konusu

yaptığı yargılamada mevcut delillerin takdirinde hataya düşülerek ve davanın

bir an önce bitirilmesi düşüncesi ile hatalı hüküm kurulması ve yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmamasından dolayı mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının, hukuk devleti ilkesinin, anayasanın üstünlüğü ilkesinin ihlal

edildiğinin tespit edilmesini ve İlk Derece Mahkemesi kararının iptal edilmesini

talep etmiştir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari

eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

49. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, başvuruya konu

olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında,

başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışında

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

50. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun diğer taleplerinin reddine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

İsmail

Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Yunus

ÇİÇEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8459, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Altan
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Çiçek
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8459
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Taylan Özgür Tor Başvurusu (B. No: 2013/2454)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/72
  • Selma Savaşçi ve Hıdır Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/4754)
  • Halil Canpolat Başvurusu (B. No: 2013/7662)
  • Yasin Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5511)
  • Emine Velioğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/993)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.