İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Velioğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/993)

1. Başvurucular, satın alma ve

Başvuru No2012/993Tarih12 Mart 2015Okuma19 dk · 3.760 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emine Velioğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2012/993
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.760 kelime·19 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, satın alma ve

eklemeli zilyetliğe dayanarak kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşulları

oluşan taşınmazın adlarına tescili talebiyle açtıkları davanın reddedilmesi ve

yargılamanın 25 yıldan fazla sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, uğradıkları maddi ve manevi

zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/12/2012

tarihinde Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 6/1/2014 tarihli yazısında

görüşlerini sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığının görüş

yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular 24/1/2014

tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Dava dışı Firdevs Dinçler ve

İhsan Kızılkaya mirasçıları tarafından İstanbul ili Ümraniye ilçesi İnkılap mahallesi 15 ada 19 parsele ilişkin olarak 1/5/1987

tarihinde Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası, Mahkemenin

30/3/1993 tarih ve E.1987/298, K.1993/659 sayılı kararı ile taşınmazın kadastro

tespit çalışmaları sırasında malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespitinin

yapıldığından bahisle, görevsizlik kararı verilerek Üsküdar Kadastro

Mahkemesine gönderilmiştir.

9. Mahkemenin E.1994/7 sırasına

kaydı yapılan davanın yargılaması sırasında, başvurucular tarafından başvuru

konusu taşınmazın önceki zilyetlerinden olduğu iddia edilen Yılmaz Öztürk ve bu

şahıstan başvuru konusu taşınmazı satın aldığını iddia eden başvurucular murisi

Tahsin Velioğlu tarafından müdahale talebinde bulunulmuştur.

10. Mahkemenin 6/7/2001 tarih ve E.1994/7, K.2001/8 sayılı kararı ile

taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibarıyla Firdevs Dinçler’in de aralarında bulunduğu davacılar lehine

kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle iktisap koşulları oluşmamış olduğundan

bahisle, davacıların davasının reddine, taşınmazın malik hanesinin hazine adına

doldurularak tapuya tesciline ve müdahiller Yılmaz Öztürk ile Tahsin Velioğlu

tarafından kadastrodan sonraki bir nedene dayanılarak tescil talebinde

bulunulduğundan bu kişiler yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın

Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

11. İlk derece Mahkemesi kararı

temyiz edilmekle Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15/10/2002

tarih ve E.2002/2169, K.2002/4967 sayılı kararı ile onanmıştır.

12. Görevsizlik kararı sonrası

dosyanın Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/589 sırasına kaydı

yapılmış, taşınmazın yer aldığı Ümraniye ilçesinde adli teşkilat kurulduğundan

bahisle dosya Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek, Mahkemenin

E.2004/132 sırasına kaydedilmiştir.

13. Ümraniye 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2004/132 dosyası üzerinde yapılan yargılama sonunda, 17/11/2006 tarih ve E.2004/132, K.2006/466 sayılı kararla,

Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararından itibaren süresi içinde

HUMK’ un 193. maddesi gereğince gerekli işlem yapılmadığından davanın açılmamış

sayılmasına karar verilmiştir. Başvurucular temyiz talebinde bulunmamış, karar

başvurucular yönünden verildiği tarihte, temyiz talebinde bulunan diğer

davacılar yönünden ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E.2007/2946, K.2007/3555

sayılı ilamıyla onanarak 5/6/2007 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Başvurucuların murisi Tahsin

Velioğlu 13/7/2001 tarihinde vefat etmiştir.

Başvurucular tarafından 13/2/2007 tarihinde, başvuru

konusu 15 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 5411 m2’lik kısmı açısından satın

alma, miras ve eklemeli zilyetliğe istinaden lehlerinde kazandırıcı zamanaşımı

suretiyle iktisap koşulları oluştuğundan bahisle adlarına tescili istemiyle

Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/106 sayılı dosyasında tapu iptal ve

tescil talebiyle dava açılmıştır.

15. Mahkemece yapılan yargılama

sonucunda, 27/12/2007 tarih ve E.2007/106, K.2007/648

sayılı karar ile davanın kabulüne ve başvuru konusu 15 ada 19 parsel sayılı

taşınmazın 5411 m2’lik kısmının Hazine adına olan tapusunun iptali ile veraset

ilamındaki payları oranında başvurucular adına tapuya tesciline karar

verilmiştir.

16. Karar temyiz edilmekle,

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11/3/2008 tarih ve E.2008/919, K.2008/1308 sayılı

kararı ile, davacıların eklemeli zilyetlik açısından

bayii olan Firdevs Dinçler adına kadastro tespitinden önce geriye doğru yirmi

yıla ulaşan zilyetlik süresinin oluşmadığı gerekçesiyle verilen ve kesinleşen

Mahkeme kararının, eklemeli zilyetliğe dayanan başvurucular açısından da

bağlayıcı olduğu ve bu nedenle kadastro tespit tarihi itibarıyla kazanmaya

yeterli zilyetlik süresi oluşmadığından davanın reddedilmesi gerektiğinden

bahisle bozulmuştur.

17. İlk derece Mahkemesince

verilen 9/6/2009 tarih ve E.2008/452, K.2009/286 sayılı direnme kararı üzerine,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/10/2010 tarih ve E.2010/8-627, K.2010/649

sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü

bozulmuş, başvurucularca yapılan karar düzeltme talebi de reddedilmiştir.

18. Bozma sonrası Ümraniye 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/418 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması

sonucunda, Mahkemenin 27/10/2011 tarih ve E.2011/418,

K.2011/572 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

19. Karar temyiz edilmekle,

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 9/4/2012 tarih ve

E.2012/2076, K.2012/2599 sayılı kararı ile onanmıştır.

20. Karar düzeltme talebi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1/10/2012 tarih ve

E.2012/7002, K.2012/8399 sayılı kararı ile reddedilmiş olup, Yargıtay ilamı

13/11/2012 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucular 5/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

22. 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun 996. maddesi şöyledir;

“Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan

zilyet, zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik

süresini kendi süresine ekleyebilir”.

23. 3402 Kadastro Kanunu’nun 14.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir;

“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan

ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40,kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve

100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal,

çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle

veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit

edilir”.

24. 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şu şekildedir;

Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde

yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 12/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

5/12/2012 tarih ve 2012/993 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, İstanbul ili

Ümraniye ilçesi İnkılap mahallesi 15 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 5411

m2’lik kısmının 1930 senesinden beri Firdevs Dinçler’in

zilyetliğinde iken, belirtilen şahıs tarafından Beyoğlu 7. Noterliğinin 29/6/1987 tarih ve 18011 yevmiye nolu

devir sözleşmesi ile Yılmaz Öztürk isimli şahsa satılıp devredildiğini,

akabinde taşınmazın Yılmaz Öztürk mirasçıları tarafından Üsküdar Kadastro

Mahkemesinin E.1994/7 sayılı dosyasının 10/9/1996 tarihli duruşmasındaki imzalı

beyanları ile başvurucuların murisleri olan Tahsin Velioğlu’na satılarak

zilyetliğinin devredildiğini, ancak taşınmazın önceki zilyedi olan Firdevs Dinçler’in kadastro tespit tarihi itibarıyla kazanmaya

yeterli zilyetlik süresi oluşmadığı gerekçesiyle verilen ve kesinleşen Mahkeme

kararı nazara alınarak, başvurucular açısından da kazandırıcı zamanaşımı ile

iktisap koşulları oluşmadığından bahisle tapu iptal ve tescil taleplerinin

reddedildiğini, Mahkemelerce zilyetlik süresine ilişkin olarak yapılan tespitin

doğru olmadığını, bu suretle mahkeme yolu ile taşınmazlarının tapusunun

alınmasının engellendiğini, ayrıca belirtilen uyuşmazlığın yirmi beş yılı aşkın

süre sonunda sonuçlandırıldığını beyan ederek, Anayasa’nın 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

27. Başvurucular, dava konusu

taşınmazın Üsküdar Kadastro Mahkemesinin E.1994/7 sayılı dosyasının 10/9/1996 tarihli duruşmasındaki imzalı beyanları ile

başvurucuların murisleri olan Tahsin Velioğlu’na satılarak zilyetliğinin

devredildiğini, ancak taşınmazın önceki zilyedi olan Firdevs Dinçler’in kadastro tespit tarihi itibarıyla kazanmaya

yeterli zilyetlik süresi oluşmadığı gerekçesiyle verilen ve kesinleşen Mahkeme

kararı nazara alınarak, başvurucular açısından da kazandırıcı zamanaşımı ile

iktisap koşulları oluşmadığından bahisle tapu iptal ve tescil taleplerinin

reddedildiğini, Mahkemelerce zilyetlik süresine ilişkin olarak yapılan tespitin

doğru olmadığını, bu suretle mahkeme yolu ile taşınmazlarının tapusunun

alınmasının engellendiğini beyan ederek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

28. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında; başvurucuların mülkiyet hakkı iddialarının açtıkları tapu iptal ve

tescil davasına bağlı ve bu davanın kendileri hakkında olumlu sonuçlanmış

olması halinde ileri sürülebilecek bir iddia olduğu, bu iddianın başvurucular

tarafından ileri sürülemeyeceği, yerel mahkemece ihtilaf konusu taşınmaz

hakkında başvuruculara mülkiyet hakkı tanınamayacağı belirtilmiştir.

29. Başvurucular Adalet

Bakanlığı görüş yazısına karşı beyanlarında; dava konusu taşınmazda kadastro

tespit tarihi olan 1971 yılından önce 20 yılı aşkın süredir eklemeli zilyetlik

yoluyla nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla mülk edinme koşullarının

oluştuğunu, tazminat ödenmeksizin mülklerinden yoksun bırakılmalarının ölçüsüz

bir müdahale teşkil ettiğini belirterek, tazminata hükmedilmesi taleplerini

yinelemişlerdir.

30. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

"Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu

yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının

kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu Protokol'ün

"Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

33. Anayasa'nın 35. maddesinde

herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı

amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum

yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Belirtilen hükümler uyarınca,

bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi

dâhilinde olabilmesi için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında

yer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına

giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 23).

34. Anayasa'nın 35. maddesinde

yer verilen mülkiyet kavramı, kapsam itibariyle 4721 sayılı Kanun'da yer alan

mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte, taşınmaz mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur. Bununla

birlikte Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri

süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle,

öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2013/539, 16/5/2013,

§ 30-31).

35. Anayasa'nın 35. maddesi ile

düzenlenen mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır (B.

No: 2013/1012, 16/4/2013, § 17). Başvurucular, bu

haktan yararlanmak adına ancak kendi mülkleriyle ilgili ihlal iddiasında

bulunabilirler. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında sadece sahip olunan bir

mülke ve varlıklara koruma sağlanmaktadır. Bir kişinin hâlihazırda sahip

olmadığı bir varlığın mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati

ne kadar güçlü olursa olsun, mevcut mülke sağlanan bu korumadan

yararlanamayacaktır. (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Marckz/Belçika [Genel Kurul (GK)], B. No:

6833/74, 13/6/1979, § 50; Van der Mussele/Belçika [GK], B.

No: 8919/80, 23/11/1983, § 48).

36. Ancak, belli durumlarda, bir

"malı" elde etmeye

yönelik "meşru bir beklenti",

Anayasa'nın 35. maddesinin güvencesinden yararlanabilir. Mülkiyete

konu olabilecek bir değeri elde etme konusundaki bir beklentinin "meşru bir beklenti" olarak kabul

edilebilmesi için bu beklentinin temelsiz bir hak kazanma beklentisi değil;

somut nitelikte, örneğin, belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir

içtihada dayanan bir yargı kararı gibi sağlam ve yeterli bir hukuki temeli

bulunan bir beklenti olması gerekmektedir. Diğer yandan, bir hakkın

varlığına ilişkin hukuk kuralının doğru yorumlanması ve uygulanması konusunda

bir uyuşmazlık var ve bu konudaki iddia yetkili bir mahkeme tarafından

reddedilmiş ise meşru bir beklentinin varlığından söz edilemez (benzer yöndeki

AİHM kararları için bkz. Özden/Türkiye (No.

2), B. No: 31487/02, 3/5/2007, § 29, Kopecky / Slovakya, B. No. 44912/98, 28/9/2004, §

50 ve Remzi Balcı/Türkiye, B. No:

68545/01, 10/1/2008).

37. 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun 704. maddesinde mülkiyet hakkının kapsamına arazi, tapu kütüğünde

ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne

kayıtlı bağımsız bölümlerin girdiği, 705. maddesinde, taşınmaz mülkiyetinin

kazanılmasının kural olarak tescille gerçekleşeceği; miras, mahkeme kararı,

cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde,

mülkiyet hakkının tescilden önce kazanılacağı, ancak, bu hâllerde malikin tasarruf

işlemleri yapabilmesinin, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına

bağlı olduğu hükme bağlanmıştır.

38. Başvuru konusu olay bu

hükümler yönünden değerlendirildiğinde, başvurucular, 13/2/2007

tarihinde, herhangi bir tapu kaydına dayanmaksızın, söz konusu taşınmazın

nizasız fasılasız zilyetliğine bağlı olarak adlarına tescili talebiyle Ümraniye

Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Mahkeme, taşınmazın malik hanesinin

hazine adına doldurularak tapuya tesciline ve müdahiller Yılmaz Öztürk ile

Tahsin Velioğlu (başvurucuların murisi) tarafından kadastrodan sonraki bir

nedene dayanılarak tescil talebinde bulunulduğundan bu kişiler yönünden

görevsizlik kararı verilerek dosyanın Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar vermiştir. Dolayısıyla başvurucuların tapu iptal ve tescil

talebinde bulunduğu taşınmaza ait herhangi bir tapu kaydı bulunmamaktadır.

39. Başvurucuların, uyuşmazlık

konusu taşınmaz üzerinde tapu kaydına bağlanmış geçerli bir mülkiyet hakkı

bulunmadığına göre, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkının

ihlalinin söz konusu olabilmesi için başvurucuların uyuşmazlık konusu taşınmaza

ilişkin meşru bir beklentilerinin bulunduğunun ortaya konulması gerekir.

Başvurucular murisleri ve kendilerinin 20 yıldan çok daha uzun bir süre

taşınmazı ellerinde bulundurduklarını, taşınmazın kendi adlarına tapu

kayıtlarına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürmektedirler.

40. 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun 713. maddesinin birinci fıkrasında, "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız

olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o

taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu

kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." denilerek,

kişilerin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıyla tapu kütüğüne kayıtlı olmayan

bir gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkına sahip olabilecekleri ve bu haklarını

tapu kütüğüne kaydettirebilecekleri hükme bağlanmıştır.

41. Konuya ilişkin bir Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu kararında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlarda, 4721 sayılı

Kanun'un 713. maddesinin koyduğu 20 senelik sürenin taşınmazın mülkiyetinin

kazanılması için geçerli olduğu, kanunun öngördüğü koşullara sahip olan kişinin

tescil talebinde bulunabilmesinin hakkın doğmuş olması koşuluna bağlı olduğu,

kişinin talebi üzerine mahkemece yapılacak işlemin (koşulların mevcut olduğunun

tespiti halinde) tescile karar vermekten ibaret olduğu, tescil kararının hukuki

niteliği konusunda kanunlarımızda açık hüküm bulunmadığı, Anayasa'nın 35.

maddesine göre mahkemelerce verilen tescil kararı ile yasal olarak korunmakta

olan eylemli durumu gösteren zilyetliğin mülkiyet hakkına dönüşmekte ve

anayasal olarak temel insan hakkı niteliği ile korunduğu, diğer yandan mülkiyet

hakkının ayni bir hak olduğu, tapu kütüğüne tescili gerektiği, taşınmaz

mallardaki mülkiyet hakkının 4721 sayılı Kanun'un 705. maddesinin hükmü gereği

kural olarak tescille doğduğu, bu durumda kazandırıcı zamanaşımı koşullarının

oluşması ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğin kendiliğinden mülkiyet hakkına

dönüşmeyip zilyet yararına "tescili

talep hakkı" doğurduğu, bu nedenle hakimin

tescil kararı ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı ve bu kararın

kesinleştiği tarihten ileriye yönelik olarak sonuç doğurduğu ifade edilmiştir

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7/2/2007 tarih ve E.2007/8-76, K. 2007/58,

sayılı kararı).

42. Başvuru konusu olayda,

başvuruya konu taşınmaz, 1971 yılında kadastro tespiti görmüş, taşınmazın

mülkiyetinin ihtilaflı olması nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında malik

hanesi boş bırakılmıştır. Üsküdar Kadastro Mahkemesi 6/7/2001

tarihli kararıyla başvuruya konu taşınmazın hazine adına tapuya kayıt ve

tesciline karar vermiştir. Başvurucular tarafından 13/2/2007

tarihinde, başvuru konusu 15 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 5411 m2’lik kısmı

açısından satın alma, miras ve eklemeli zilyetliğe istinaden lehlerinde

kazandırıcı zamanaşımı suretiyle iktisap koşulları oluştuğundan bahisle

adlarına tescili istemiyle Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/106

sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil talebiyle dava açılmıştır. Mahkeme,

davanın kabulüne ve başvuru konusu 15 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 5411

m2’lik kısmının hazine adına olan tapusunun iptali ile veraset ilamındaki

payları oranında başvurucular adına tapuya tesciline karar vermiştir. Karar

temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11/3/2008

tarihli ilamıyla davacıların eklemeli zilyetlik açısından bayii olan Firdevs

Dinçler adına kadastro tespitinden önce geriye doğru yirmi yıla ulaşan

zilyetlik süresinin oluşmadığı gerekçesiyle verilen ve kesinleşen Mahkeme

kararının, eklemeli zilyetliğe dayanan başvurucular açısından da bağlayıcı

olduğu ve bu nedenle kadastro tespit tarihi itibariyle kazanmaya yeterli zilyetlik

süresi oluşmadığından davanın reddedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Mahkemenin direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İlk Derece

Mahkemesi hükmünü bozmuş, karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Bozma

sonrası Mahkeme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda davanın

reddine karar vermiş, karar, Yargıtay’ın ilgili Dairesince onanmış, karar

düzeltme talebi reddedilmiştir. (§ 14-20).

43. Bu durumda, uyuşmazlık

konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunmayan başvurucuların, belirli bir

kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayanan sağlam ve yeterli bir

hukuki temele sahip meşru bir beklentisinden de söz edilemez. Çünkü

başvurucuların bu beklentisi zilyetliğe dayalı kazandırıcı zaman aşımı

süresinin hesabına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı dikkate

alınarak bu konuda yetkili bir mahkeme (Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi)

tarafından reddedilmiştir.

44. Açıklanan nedenlerle,

mülkiyet hakkına konu olabilecek bir malvarlığı değeri ve bu şekildeki bir

değeri elde etme "meşru beklentisi"

bulunmayan başvurucuların şikâyetlerinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp,

başvurunun bu kısmının "konu bakımından

yetkisizlik" nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı

İddiası

45. Başvurucuların Ümraniye 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2011/418 sayılı dosyasında yürütülen yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiası açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi,

bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de

bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul

edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

46. Başvurucular, murislerinden

intikal eden taşınmazları ile ilgili davanın 25 yıldan uzun sürede

sonuçlandığını belirterek, makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

47. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

48. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

49. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, başvurucuların satın alma ve eklemeli zilyetliğe dayanarak kazandırıcı

zamanaşımı ile zilyetlik koşulları oluşan taşınmazın adlarına tescili talebiyle

açtıkları tapu iptal ve tescil davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’na ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

50. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 13/2/2007

tarihidir.

51. Her ne kadar başvurucular

tarafından yargılamanın 25 yıldan fazla süredir devam ettiği ileri sürülmüşse

de başvurucuların murisleri tarafından açılan davada, dosyanın Üsküdar Asliye

Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı ile Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderildiği, 2004/132 esasa kaydedilen dosyada davanın HUMK’un

193/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 5/6/2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Başvurucular,

murislerinin vefatı üzerine 13/2/2007 tarihinde

Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Bu nedenle,

başvurucular açısından yapılacak makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, başvurucular tarafından zilyetliğe dayalı tapu

iptal ve tescil talebiyle davanın açıldığı 13/2/2007

tarihidir.

52. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu

kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun

karar düzeltme talebi hakkında Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E.2012/7002,

K.2012/8399 sayılı karar tarihi olan 1/10/2012 tarihi

olduğu anlaşılmaktadır.

53. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

54. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun dava konusu taşınmazın tespit

tarihinden önce 20 yıldan fazla bir süre ile aralıksız ve çekişmesiz olarak

malik sıfatıyla iyiniyetle ve eklemeli zilyetlik

suretiyle başvurucuların murisi ve onun ölümünden sonra da başvurucuların

zilyet ve tasarrufunda bulunduğu ileri sürülerek açılan tapu iptal ve tescil

davası olduğu, 13/2/2007 tarihinde açılan davanın

yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın temyiz incelemesi

neticesinde bozulduğu, mahkemenin direnme kararı üzerine dosyanın HGK’da görüşüldüğü, direnme kararının bozulmasına karar verilemesinin ardından Mahkemenin bozma kararındaki

gerekçelerle davanın reddine karar verdiği, kararın temyiz ve karar düzeltme

incelemelerinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

55. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla

birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık 5 yıl

7 ay 18 günlük yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. maddesi Yönünden

57. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle taşınmazın

rayiç değeri oranında tazminata hükmedilmesini

talep etmişlerdir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık altı yıllık yargılama

süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuların her birine net 4.150,00TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

60. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının "konu bakımından yetkisizlik"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine net 4.150,00 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Aliye YILDIZ VARSIN Başvurucular : Emine VELİOĞLU İlknur VELİOĞLU Yasin VELİOĞLU Serdar VELİOĞLU Gülşen VELİOĞLU Vekilleri : Av. Hasan Hüseyin BÜBERAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/993, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/993
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Hediye Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/2100)
  • Osman Asilsoy Başvurusu (B. No: 2014/99)
  • Mehmet Şener Eruygur Başvurusu (B. No: 2013/6901)
  • Engin Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/3060)
  • Ali Erden Başvurusu (B. No: 2013/1913)
  • Mehmet Peker Başvurusu (B. No: 2013/433)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.