İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Asilsoy Başvurusu (B. No: 2014/99)

1.

Başvuru No2014/99Tarih11 Mart 2015Okuma15 dk · 2.939 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Asilsoy Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/99
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.939 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, tutukluluğun kanuni süreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin yetersiz olması ve yargılanmanın uzun sürmesi

nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular 12/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

6. Adalet

Bakanlığının 14/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7/10/2008 tarihinde

gözaltına alınmış, yakın akrabayı öldürme suçunu işlediği iddiasıyla Bakırköy

7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 8/10/2008 tarih ve 2008/205 sorgu sayılı kararıyla

tutuklanmıştır.

9. Bakırköy

Cumhuriyet Başsavcılığının 4/12/2008 tarih ve E.2008/46469 sayılı

iddianamesiyle başvurucu hakkında "kasten

yakın akrabayı öldürme" suçundan cezalandırılması istemiyle

kamu davası açılmıştır.

Bakırköy

15. Ağır Ceza Mahkemesi, 1/4/2011 tarih ve E.2008/264, K.2011/122 sayılı

kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiş, ancak bu karar Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 2/5/2012 tarih ve E.2012/747, K.2012/3457 sayılı ilamıyla

bozulmuştur. Yargıtay kararının gerekçesi özetle şu şekildedir; “… savunması alınamayan ve hakkında yakalama kararı

çıkarılan sanık A.O. hakkında açılan kamu davasının tefrik edildiği görülmekle;

hakkında yakalama kararı çıkarılan sanık A.nın makul

bir süre aranması, yakalanmışsa dosyalarının birleştirilmesi, karar verilmiş ve

kesinleşmiş ise denetime olanak verecek biçimde dosyanın getirtilerek bu dosya

içine konularak kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların

hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülememesi, …”

10. Bozma

sonrası yeniden yargılama yapan Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi, 9/10/2012

tarih ve E.2012/289, K.2012/420 sayılı kararıyla, başvurucunun isnat edilen

suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk

halinin devamına karar vermiştir. Anılan karar başvurucunun yüzüne karşı tefhim

edilmiştir.

11. Kararın

temyiz incelemesi için Yargıtay da bulunduğu sırada başvurucu, 8/10/2013

tarihli dilekçesi ile Yargıtay 1. Ceza Dairesine müracaat ederek tahliye

talebinde bulunmuştur. Bu talep Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/10/2013 tarih ve

E.2013/4319, 2013/118 müteferrik sayılı kararıyla reddedilmiştir.

12.

Başvurucunun Yargıtay 1. Ceza Dairesinin anılan kararına yapmış olduğu itiraz,

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 11/11/2013 tarih ve 2013/2 müteferrik sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

13.

Başvurucu, bu kararın 11/12/2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiştir.

14.

Başvurucu 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

Yargıtay 1.

Ceza Dairesi, 24/12/2013 tarih ve E.2013/4319, K.2013/8085 sayılı kararıyla,

Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2012 tarih ve E.2012/289, K.2012/420

sayılı kararının bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay kararının gerekçesi şu

şekildedir: “Aynı olay nedeniyle,aynı

iddianame ile hakkında kasten öldürme suçundan dava açılan ve hakkındaki

yakalama emri infaz edilemediği için dosyası tefrik edilen sanık A.O.

hakkındaki yakalama emrinin infaz edilip savunmasının alındığı ve dosyanın

karara bağlanıp temyiz incelemesi için Dairemize gönderildiği yapılan inceleme

sonrasında Dairemizin 07/05/2013 tarihli 2013/1037 Esas ve 2013/3607 Karar

sayılı ilamı ile aynı öldürme olayından yargılanan sanıklar Osman Asilsoy,…

hakkındaki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla;

incelemeye konu bu dava dosyası ile sanık A.O. hakkındaki dava dosyası arasında

fiili ve hukuki irtibat bulunduğu anlaşıldığından, her iki dava dosyasının birleştirilmesine

karar verilip delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların

hukuki durumunun tayın ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi,”

15.

Yargıtay kararı sonrası tekrar başlayan yargılamada Bakırköy 15. Ağır Ceza

Mahkemesi 2/4/2014 tarih ve E.2014/62, K.2014/89 sayılı ilamla başvurucunun

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk

halinin devamına karar vermiştir.

16. Temyiz

üzerine dosya Yargıtay’a gönderilmiş olup, dava hâlen temyiz aşamasında

derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

17.

4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi

şöyledir:

“(1) Kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri

ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde

bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme,

gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların

işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

2. Kasten öldürme (Madde

81, 82, 83),

....”

18. Anılan

Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok

iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç

yılı geçemez.”

19.

26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 82. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (d) bendi şöyledir:

“(1) Kasten öldürme

suçunun;

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya

kardeşe karşı,

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20.

Mahkemenin 11/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/1/2014

tarih ve 2014/99 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21.

Başvurucu, Yargıtay da geçen sürenin tutuklulukta geçen süreden sayılmamasının

kanuni dayanağının bulunmadığını, kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını,

tahliye talebinin reddine ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığını

ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa'nın

19. ve 141. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, incelemenin

duruşmalı yapılması ile tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22.

Başvurucunun, kanuni tutukluluk süresinin aşıldığı ve tahliye taleplerinin

reddine ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğuna ilişkin

şikayetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, makul sürede yargılanma hakkının ihlali yönündeki şikayetinin

ise 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi

Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiaları

23.

Başvurucu, kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını ve tahliye taleplerinin

reddine ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğuna ileri sürmüştür.

24.

30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru

usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

25. Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

26.

Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine

riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen

nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

27.

Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi

ve başvuru süresine ilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır.

Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin,

başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak

anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin

katı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

28. Devam

eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda

şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını

haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit

yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına

gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece

kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir

başvuruda, itiraz kanun yolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği

gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır.

Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir

karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları

tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi

mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Kişi

serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü

bu durumda kişinin hukuki durumu "bir

suç isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından

çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile

mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira

mahkûmiyete karar verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan

suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte

ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,

tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak bir

kabulü ifade eden "kanaat"e

bırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin

ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü

gerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez

(B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 32).

30. Bu

nedenle mahkûmiyete ilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin

hukuki statüsü ve dolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük

başvuru süresinin, itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle

birlikte devamına dair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten

itibaren hesaplanması gerekir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 33).

31. Somut

olayda başvurucu isnat edilen suç nedeniyle 8/10/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

Başvurucu hakkında Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi 1/4/2011 tarihinde mahkûmiyetine

ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Bu kararın temyiz incelemesi

sonucu Yargıtay tarafından 2/5/2012 tarihli kararla bozulması sonrası yeniden

başlayan yargılamada Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi 9/10/2012 tarihli kararla

başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Buna

göre ilk derece mahkemesinin 9/10/2012 tarihli mahkûmiyet ve tutukluluğun

devamı kararı ile başvurucunun tutukluluk hali bu anlamda sona ermiştir. Bu

karar, başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Başvurucu tutukluluk

halinin devamına ilişkin bu karara karşı kanuni süresi içerisinde itiraz kanun

yoluna başvurduğuna dair bir belge ve bilgi sunmamıştır. Başvurucunun 8/10/2013

tarihli tahliye talebi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin verdiği 23/10/2013

tarih ve 2013/118 müt. sayılı

tahliye talebinin reddi ve bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Yargıtay 2.

Ceza Dairesinin verdiği 11/11/2013 tarih ve 2013/2 müt.

sayılı kararın bireysel başvuru süresi üzerinde etkisi

bulunmamaktadır.

32. Bu

belirlemeler karşısında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikayetleri içeren bireysel başvurunun, Bakırköy 15. Ağır Ceza

Mahkemesinin tutukluluğun devamına ilişkin kararın tarihi olan 9/10/2012

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 3/1/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

33.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlali

iddiasına ilişkin kısmının “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.

b. Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

34.

Başvurucunun, yargılamanın makul süreyi aştığına ilişkin şikâyeti açıkça

dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun bu şikâyetine ilişkin kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

35.

Başvurucu, yargılamasının makul olmayan bir süredir devam ettiğinden şikâyetçi

olmuştur.

36. Anayasa

ve Sözleşme’sinin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır.

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

37. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38.

Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç

isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç

isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı

niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitif

düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen

cezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan

fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza

hukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi

yapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.

No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

39. Başvuru

konusu olayda, başvurucu hakkında, “yakın

akrabayı kasten öldürme” suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.

Başvurucu hakkında isnat olunan suç 5237 sayılı Kanun’da hapis cezasını

gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

40. Cezai

alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut

başvuru açısından bu tarih, başvurucunun gözaltına ve böylece isnattan haber

olduğu anlaşılan 7/10/2008 tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına

ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara

ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren

başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı

bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34). Bu

kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihi olan 11/3/2015 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

41. Başvuru

konusu olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7/10/2008

tarihinde gözaltına alınmış, 8/10/2008 tarihli karar ile tutuklanmıştır.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 4/12/2008 tarihinde başvurucunun da aralarında

bulunduğu beş şüpheli hakkında kamu davası açmıştır.

42.

Başvurucunun yargılandığı dosya kapsamında sanık ve tanıkların ifadelerinin

alınması, sanıklara savunmaları için süre verilmesi ve hakkında yakalama kararı

bulunan bir sanığın yakalanması için duruşmaların ertelendiği, başvurucunun

yargılamanın uzamasına neden olacak eyleminin olmadığı tespit edilmiştir.

43.

Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda, 2/4/2014 tarihli

kararıyla başvurucunun yakın akrabayı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına

hükmetmiştir. UYAP sisteminde yapılan araştırmada dosyanın temyiz incelemesi

için Yargıtay’da olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği

7/10/2008 tarihi ile bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih arasında geçen

süre yaklaşık altı yıl beş aydır.

44. Bu

belirlemelere göre somut olayda yargılamanın uzamasındaki esas etkenin hakkında

yakalama kararı bulunan bir sanığın yakalanmasının beklenmesi olduğu, sanık

sayısının yargılamanın uzamasını makul gösterecek nitelikte olmadığı, kararın

temyiz inceleme safhasının halen devam ettiği belirlenmiştir.

45. 5271

sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/625,

9/1/2014, §§ 23-44).

46. Başvuruya

konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın nispeten karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut

başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı

ve söz konusu yaklaşık altı yıl beş aylık yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

47.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

48. 6216

sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49.

Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

50. Başvurucu, 10.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

51.

Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık altı yıl beş aylık

yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle,

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında

başvurucuya net 4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53.

Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık altı yıl beş aydır devam ettiği ve bu

hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir

hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve

mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla,

yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

Başvurucunun,

A. Kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının “süre

aşımı” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 4.150,00 TL. manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin Mahkemesine gönderilmesine,

11/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Osman ASİLSOY Vekili : Av. Metin FEYZİOĞLU, Av. Necat YILMAZ, Av. Pınar Melis EVRANOSOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/99, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kişi özgürlüğü ve güvenliği
  16. B. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki
  17. E. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. Kaleli
  20. Dursun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/99
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şener Eruygur Başvurusu (B. No: 2013/6901)
  • Engin Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/3060)
  • Ali Erden Başvurusu (B. No: 2013/1913)
  • Mehmet Peker Başvurusu (B. No: 2013/433)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8396
  • Mehmet Ali Turan Başvurusu (B. No: 2013/5878)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.