İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hediye Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/2100)

1. Başvurucu, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

Başvuru No2013/2100Tarih10 Mart 2015Okuma12 dk · 2.430 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hediye Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/2100
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.430 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı anonim şirket hissedarlığının tespiti ve tescili davasında usul ve

yasaya uygun yargılama yapılmadığını ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/3/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 25/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 10/12/2014 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, hissedarı olduğu

Özel Mersin Eğitim Öğretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin

genel kurulu tarafından hukuka aykırı olarak ortaklıktan çıkarıldığı,

şirketteki hisselerinin hukuka aykırı olarak H.M.İ.'ye

geçirildiği iddiasıyla 19/10/2007 tarihinde Mersin 2.

Asliye Ticaret Mahkemesinde şirket aleyhine açtığı davada hissedarlığının

tespitini ve ticaret siciline tescilini talep etmiştir.

8. Mahkemenin 14/10/2010 tarih ve E.2007/506, K.2010/267 sayılı kararıyla

başvurucunun davalı şirkete aynî sermaye olarak adına kayıtlı Mersin ili Tarsus

ilçesi 2. Bölge Konaklar köyü 373 parselde kayıtlı taşınmazını koyması

karşılığında şirketin diğer ortaklarından 4960 hisse almak suretiyle ortak

olmak istediği ve aralarında protokol imzalandığı, bu protokolün 5. maddesinde

açıkça yer alan "... Hediye Yıldırım'a

hisse devri, yönetim kuruluna alınması ve imza yetkisi verilmesi hususunda

genel kurulun yapılıp ticaret sicilinde tescili yapılmadığı takdirde taşınmazın

bugünkü değerinin iki katı değeri alınacak çeklere yazılıp şirket ortakları

aleyhine icra takibine geçilecektir. Hediye Yıldırım'ın

ortaklıktan çıkarılması halinde yine taşınmazın rayiç bedelinin iki katı kadar

çekler yazılmak suretiyle çekler icrai takibe

konulacaktır." şeklindeki düzenleme ile

tarafların anlaştığı, ancak başvurucunun protokole uyulmaması üzerine

protokoldeki 5. maddede öngörülen şartı işleterek takip yoluyla alacağını

tahsil ettiği, bu durumun başvurucu tarafından Tarsus 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan E.2006/90 sayılı tapu iptali ve tescil davasında verilen

karar ile sabit hale getirildiği, protokol uyarınca taşınmazın ortaklık için

aynî sermaye olarak kabulü ile karşılığında diğer ortaklardan hisse alma hususu

gerçekleşmediğinden başvurucunun seçimlik hak olarak protokolde öngörülen

çekleri icra takibine koyduğu ve satışı yapılan taşınmazın karşılığını aldığı,

başvurucunun bu seçimlik hakkını kullanmasının şirketteki paylarından

vazgeçmesini de kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

9. Temyiz incelemesi sonucunda

ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2/7/2012 tarih ve

E.2011/4790, K.2012/11689 sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı

onanmıştır.

10. Karar

düzeltme istemi aynı Dairenin 22/1/2013 tarih ve

E.2012/17806, K.2013/1347 sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.

11. Karar,

başvurucuya 1/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu,

26/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi

ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

14. 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı mülga

Türk Ticaret Kanunu'nun 381. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas

mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi

heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin

bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabilirler:

1. Toplantıda hazır

bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya reyini

kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut

toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi

ilan veya tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake

salahiyetli olmıyan kimselerin karara iştirak etmiş

bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;

2. İdare

meclisi;

3. Kararların infazı

idare meclisi azalariyle murakıpların şahsi

mesuliyetlerini mucip olduğu takdirde bunların her biri.

İptal davasının

açılması keyfiyetiyle duruşmanın yapılacağı gün, idare heyeti tarafından usulen

ilan olunur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

26/3/2013 tarih ve 2013/2100 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, kendisine ait

taşınmazı aynî sermeye olarak koyması sonucu %49 hisse ile ortağı olduğu

şirketin, bilgisi ve iradesi dışında olağanüstü olarak toplanan genel kurul

kararıyla hukuka aykırı olarak ortaklığından çıkarıldığını, olağanüstü genel

kurul toplantısı hakkında kendisine tebligat yapılmadığını, böylece alınan

kararlara itiraz etme imkanının elinden alındığını, hisselerinin H.M.İ'ye usulsüz bir şekilde devredildiğini, ilgili

kararların kanunen yok sayılması gerektiği iddiasıyla 19/10/2007

tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde şirket aleyhine açtığı

hissedarlığının tespiti ve ticaret siciline tescili davasında usul ve yasaya

uygun yargılama yapılmadığını, anılan genel kurul kararının hukuka aykırı

olduğunu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı

şirket hissedarlığının tespiti ve ticaret siciline tescili davasının reddedilmesinin

mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan

ihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması

ile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu

iddiaların tamamı adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

nitelendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmadığı yönündeki

iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

22. Başvuru konusu olayda

başvurucu, kendisine ait taşınmazı aynî sermeye olarak koyması sonucu %49 hisse

ile ortağı olduğu şirketin, bilgisi ve iradesi dışında olağanüstü olarak

toplanan genel kurul kararıyla hukuka aykırı olarak ortaklığından

çıkarıldığını, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye

Ticaret Mahkemesinde şirket aleyhine açtığı şirket hissedarlığının tespiti ve

ticaret siciline tescili davasında usul ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

davada Mahkemece, tarafların dilekçeleri ve delilleri toplanmış, başvurucunun

27/9/1995 tarihli protokol uyarınca seçimlik hakkını çekleri icraya koyarak ve

devrederek kullandığı, bu durumun Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen

Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 2006/90 sayılı tapu iptali ve tescil

davasında verilen karar ile sabit hale geldiği, protokol uyarınca başvurucuya

ait taşınmazın ortaklık için ayni sermaye olarak kabulü ile karşılığında diğer

ortaklardan hisse alma hususu gerçekleşmediğinden, başvurucunun seçimlik hak

olarak protokolde öngörülen çekleri icra takibine koyduğu ve satışı yapılan

taşınmazın karşılığını aldığı, başvurucunun şirkete ortak olma amacının

gerçekleşmemesi üzerine maddi alacağını talep edip aldığı, böylece şirketteki

paylarından vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve

Yargıtay tarafından onanarak karar kesinleşmiştir.

24. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

27. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı şirket hissedarlığının tespiti ve ticaret siciline tescili davasında

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır.

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

30. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

31. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu,

şirket hissedarlığının tespiti ve ticaret siciline tescili davasında, 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

32. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 19/10/2007 tarihidir.

33. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından

bu tarih, Yargıtay tarafından karar düzeltme isteminin reddedildiği 22/1/2013 tarihidir. Buna göre değerlendirmede dikkate

alınması gereken süre beş yıl üç ay üç gündür.

34. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, 19/10/2007 tarihinde Mersin

2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada, Mersin Ticaret Sicil

Memurluğundan davalı şirketin sicil kaydının alındığı, 1995 yılından itibaren

genel kurul tescilinin yapılmadığının ve şirketin organsız kaldığının tespit

edilmesi üzerine 25/12/2008 tarihinde şirkete kayyım atanmasına karar

verildiği, 16/6/2010 tarihinde bilirkişi raporu alındığı, 14/10/2010 tarihinde İlk

Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtayın 2/7/2012 tarihli ilâmıyla onandığı, karar

düzeltme isteminin Yargıtay tarafından verilen 22/1/2013 tarihli ilâmla

reddedildiği ve bu tarihte kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

35. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

36. Başvuruya konu şirket

hissedarlığının tespiti ve ticaret siciline tescili davasının incelenmesinde;

hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamanın uzun sürmesinde, başvurucuya

atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu beş yıl üç ay

üç günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

38. Başvurucu, 19/10/2007 tarihinde Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, Derece Mahkemesi kararının iptalini ve

yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

39. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari

eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

41. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte,

başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında,

başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışında

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

42. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun diğer taleplerinin reddine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Hediye YILDIRIM Vekili : Av. Bilal ÇALIŞIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2100, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2100
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Osman Asilsoy Başvurusu (B. No: 2014/99)
  • Mehmet Şener Eruygur Başvurusu (B. No: 2013/6901)
  • Engin Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/3060)
  • Ali Erden Başvurusu (B. No: 2013/1913)
  • Mehmet Peker Başvurusu (B. No: 2013/433)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8396

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.