İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Taylan Özgür Tor Başvurusu (B. No: 2013/2454)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Başvuru No2013/2454Tarih12 Mart 2015Okuma21 dk · 4.122 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Taylan Özgür Tor Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/2454
R.G. Tarih- Sayı
16/5/2015-29357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.122 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.

maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı başvurunun reddi

üzerine açtığı davada, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 19/12/2014 tarihinde başvurunun karara

bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı, 26/1/2015 tarihli dilekçesi ile başvuru hakkında görüş

sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) emrinde astsubay statüsünde görev yapmakta iken, Yüksek Askeri

Şura (YAŞ) kararıyla 2007 yılında resen emekliye sevk edilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)

ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye

başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı

Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına

başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde hükmünden yararlandırılması talebiyle yaptığı

başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 6/6/2011 tarihli

işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesi şu şekildedir:

“… askeri ve sivil

personel ile toplu olarak UYUŞTURUCU MADDE kullanmanız, askeri personeli

uyuşturucu maddeye özendirmeniz ve kullanmaya teşvik etmeniz gerekçesi ile,

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere başvurunuzun

REDDİNE…”

10. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı 19/7/2011

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava

açılmıştır.

11. Davalı Milli Savunma

Bakanlığı tarafından sunulan savunma dilekçesinde, dava konusu işlemin hukuka

uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi talebinde

bulunulmuştur.

12. AYİM Birinci Dairesi 3/5/2012 tarihli kararı ile duruşma günü verilmesine karar

vermiş ve duruşma davetiyesinde duruşmanın 20/11/2012 tarihinde yapılacağı

başvurucuya bildirilmiştir.

13. Başvurucu vekili duruşma

tarihinden bir gün önce dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeleri inceleme

talebinde bulunmuş, bu talep üzerine gizli belgeler hariç tüm dava dosyasının

incelendiğine ilişkin 19/11/2012 tarihli inceleme

tutanağı tutulmuştur.

14. AYİM Birinci Dairesi, 20/11/2012 tarih ve E.2012/389 ve K.2012/1236 sayılı kararı

ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir

“Dava dosyasındaki

mevcut bilgi, belge ve yazılı ifadeler kapsamında davacının disiplin durumu

incelendiğinde; davacının uyuşturucu madde kullanmayı alışkanlık haline

getirdiği, ayrıca uyuşturucu maddeyi diğer asker şahıslara tedarik ettiği, daha

ucuz uyuşturucu madde temini için Şanlıurfa şehrinde uyuşturucu satıcıları ile

buluştuğu dikkate alındığında, disiplin durumunun vahamet derecesine ulaştığı

ve statüsü itibariyle kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği,

bu durum karşısında davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu

yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından; "Silahlı

Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmesi işlemi ve

bu sicil belgesine istinaden ayırma işlemi tesis edilmesinde takdir yetkisinin

objektif olarak kullanıldığı değerlendirilmekle; davacının 926 Sayılı Kanunun

Geçici 32'nci madde hükümlerinden yararlandırmaması işleminde hukuka aykırı bir

yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle;

1 - Hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın

REDDİNE,

2- 1602 Sayılı Kanunun 71'inci maddesi

uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3- Duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucu

verilen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri ve

659 Sayılı KHK.'nin (R G 02.11.2011/28103) 14'üncü

maddesi uyarınca belirlenen 2.400.00 TL (İki Bin Dört Yüz Türk Lirası) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye

verilmesine.

4- Bir

adet gizli zarfın iadesine,

...”

15. Başvurucu, bu karara karşı

yapılan karar düzeltme talebinde diğer iddialarının yanında, dava dosyasına

gizli belgelerin sunulduğuna ilişkin bir bilginin olmaması nedeniyle 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu’nun 52. maddesine göre talepte bulunulmadığı, kararın bu belgelere

dayandığı, incelenen belgeler arasında bu belgelerin yer almadığı gerekçesiyle

belgelerin incelettirilmesi talebinde de bulunmuştur. AYİM Birinci Dairesi 5/3/2013 tarih ve E.2013/288, K.2013/262 sayılı kararı ile

karar düzeltme talebini reddetmiştir.

16. Karar, başvurucuya 15/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 12/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

18. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan

makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî

hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı

denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik

yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı

aranmaz.

Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan

başkan ve üyeleri tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf

askerî hâkimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim

sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar

arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday

içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev

süresi en fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire

başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre

atanırlar.

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21

md.)Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu,

işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri

mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla

düzenlenir.”

19. 1602 sayılı Kanun’un 4.

maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri

olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında

hizmet görürler.”

20. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim

sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt

çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve

üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının

onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'de

yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Hakim sınıfından olmayan

üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

21. 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek

menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile

birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya

ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri

vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik

derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,

diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili

kanun hükümleri saklıdır.”

22. 5/12/1984 tarih ve 14251 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi İçtüzüğü’nün 38. maddesi şöyledir:

“Dosyaları incelemek isteyen vekil veya temsilcilerin vekaletname veya temsil belgeleri ile gerektiğinde

hüviyetlerini göstermeleri zorunludur. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri

saklıdır.

Taraflar da hüviyetlerini göstermek suretiyle dosyaları inceleyebilirler .

Dosyalar, ancak ilgili başkan, üye, raportör,

Başsavcı, savcı, Genel Sekreter veya birimlerin başkatiplerinin gözetimi

altında incelenebilir.

Dava dosyaları içinde bulunan gizli bilgi ve belgeler taraf

ve vekillerine gösterilemez.

Tereddüt halinde gizliliğin takdiri; kurul başkanlarına,

Başsavcıya veya Genel Sekretere aittir.”

23. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 12/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

12/4/2013 tarih ve 2013/2454 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, idare tarafından

mahkemeye sunulan ve hükme esas alınan belgelerin bazılarının tarafına

bildirilmediğini, mahkeme kararı ile varlığını öğrendiği belgeleri karar

düzeltme aşamasında incelemeyi istemekle birlikte talebinin gerekçesiz olarak

reddedildiğini, aleyhine avukatlık ücretine hükmedildiğini, AYİM’in

bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını

belirterek, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucunun

iddialarının adil yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası

27. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve

bağımsız olmadığını ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

28. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.

No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

29. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en

fazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda

bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari

veya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu

subayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz: Mustafa

Yavuz ve Diğerleri/Türkiye (kk.), B. No:

29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).

30. Somut olayda, mahkemenin

bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmamış olup, başvurunun

bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İdare Lehine Vekâlet Ücreti Takdirinin Adil

Yargılanma Hakkını İhlal Ettiği İddiası

31. Başvurucu, idare lehine

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

32. Aynı kapsamdaki bireysel

başvurular Anayasa Mahkemesince incelenmiş ve başvuruya konu maktu vekalet

ücretinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu, bu müdahalenin meşru

olduğu tespit edilerek, her somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde

müdahalenin orantılılığı değerlendirilmiş, orantılı görülen müdahaleleri konu

alan başvuruların, açıkça dayanaktan yoksun olduklarına karar verilmiştir (B.

No: 2012/1061, 21/11/2013, §§

28-33; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39). Olayda

hükmedilen vekâlet ücretinin, dava açmayı imkânsız kılacak veya aşırı derecede

zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğine dair somut herhangi bir bulgu

tespit edilememiş olması itibarıyla, somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Celal

Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

c. Gizlilik Dereceli Belgelerin

İncelettirilmediği İddiası

33. Başvurucu, idare tarafından

mahkemeye sunulan ve hükme esas alınan belgelerin bazılarının tarafına

bildirilmediğini, mahkeme kararı ile varlığını öğrendiği belgeleri karar

düzeltme aşamasında incelemeyi istemekle birlikte talebinin gerekçesiz bir

şekilde reddedildiğini, bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

34. Başvurucunun, gizlilik

dereceli belgelerin incelettirilmemesine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucu, gizlilik dereceli

belgeleri inceleyememesinin ve bu belgelere dayanılarak davanın

sonuçlandırılmış olmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

36. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

38. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).

39. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine

tanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna

dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

40. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,

delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete

aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe

aktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).

41. AİHM, hükme esas olan ve

gizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal

sebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri

Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada "gizli"

ibareli belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet

yönünden AİHS'in 6/1. maddesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir (Miran/Türkiye,

B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir

kararında da “gizli” ibareli

belgelere erişimin sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle AİHS'in 6/1.

maddesinin ihlal edildiğini hükme bağlamıştır (Güner

Çorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006,

§§, 21-30).

42. Başvuru konusu olayda,

davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan savunma dilekçesinde dava konusu

işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddi gerektiği belirtilmiş,

bu savunma dilekçesi başvurucuya bildirilmiş, bunun dışında dava dosyasına

gizlilik dereceli belgelerin sunulduğuna dair başvurucuya bir bilgi

verilmemiştir. Başvurucu vekili duruşma tarihinden bir gün önce dava dosyasını

inceleme talebinde bulunmuş, 19/11/2012 tarihli

tutanağa göre gizli belgeler hariç tüm dava dosyasının incelendiği kayıt altına

alınmış, AYİM Birinci Dairesinin davanın reddine ilişkin 20/11/2012 tarihli

kararından sonra yapılan karar düzeltme başvurusunda, dava dosyasına sunulan

ancak incelettirilmeyen gizli belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunulmuş,

AYİM bu talep hakkında bir karar vermeksizin karar düzeltme başvurusunu

reddetmiştir.

43. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden

bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının

verilmesi olup kamu güvenliği, şahitlerin korunması, soruşturma usullerinin

gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılama usulünde yer alması mümkündür.

Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgi ve belgelere karşı ilgilinin

mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına

alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010 tarih ve 6000

sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un genel

gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup, değişikliğin sebebi

olarak da AİHM’in 31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye kararı

gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 74).

44. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:

2013/6428, 26/6/2014,§ 75).

45. Somut olayda, AYİM

tarafından davalı idarenin sunduğu gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

bildirilmediği, başvurucunun dava dosyasını inceleme talebi üzerine gizlilik

dereceli belgeler dışında dava dosyasının incelettirildiği, karar düzeltme

aşamasında da bu belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunulmasına karşın, bu

talep hakkında bir karar verilmeden karar düzeltme başvurusunun reddine karar

verildiği görülmektedir.

46. Bu durumda, başvurucu,

kendisine bildirilmeyen ve hükme esas alındığı görülen belgelerin

incelettirilmesi için talepte bulunduğu, bu talebi hakkında AYİM tarafından bir

karar verilmediği gibi gizlilik dereceli belgelerin, başka şahıs ve makamların

özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzeri haklı görülebilecek

hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığını ortaya koyacak hiçbir

argümanın da ileri sürülmediği görülmekle, somut

başvuruda, davalı idare tarafından sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan

gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle, silahların eşitliği

ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

47. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

48. Başvurucu, adil yargılanma

hakkına yapılan ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,

uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvuruya konu yargılamada

davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

incelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş

olup, bu ihlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

51. Başvurucu uğradığını ileri

sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini talebinde bulunmuş ise de, Mahkemece

yargılamanın yeniden yapılmasına karar verildiğinden tazminat taleplerinin

reddedilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız olmadığı şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

2. İdare lehine vekalet ücretine

hükmedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI’nın

karşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

3. Gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmediğine ilişkin

şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

4. Gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OY BİRLİĞİYLE,

B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın

bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE, OY

BİRLİĞİYLE,

D. 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, OY BİRLİĞİYLE,

12/3/2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucu,

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde astsubay statüsünde görev yapmakta iken,

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla 2007 yılında resen emekliye sevk edilmiştir.

6191

sayılı Kanun’un 10. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a

eklenen geçici 32. madde, 12/3/1971 tarihi

sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla Türk

Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin

sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek

için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Başvurucunun, 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. madde

hükmünden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvuru, Milli Savunma

Bakanlığının 6/6/2011 tarihli işlemi ile

reddedilmiştir.

Başvurucu tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle Milli

Savunma Bakanlığına karşı 19/7/2011 tarihinde Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.

AYİM Birinci Dairesi, 20/11/2012 tarih

ve E.2012/389 ve K.2012/1236 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Ret

kararının hüküm fıkrasında;

“Duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucu

verilen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri ve

659 Sayılı KHK.'nin (R G 02.11.2011/28103) 14'üncü

maddesi uyarınca belirlenen 2.400.00 TL (İki Bin Dört Yüz Türk Lirası) vekalet

ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine....”

denilerek,

davacının dava açtığı tarihte yürürlükte olmayan, 02.11.2011 tarihinde

yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca başvurucu

2.400.-TL avukatlık ücreti ödemeye mahkum edilmiştir.

Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak veya kanun yoluna başvurmak

isteyen kişilerin ilgili mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara

sahip olmasını gerektirmektedir. Özellikle hukuki belirsizlikler ya da

uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilmektedir

(Benzer AİHM kararı için bkz. Geffre/Fransa,

B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34). Bu nedenle,

mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan âdil yargılanma hakkını ihlâl

edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen

usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı

gevşeklikten kaçınmalıdırlar (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29; Eşim/Türkiye,

B.No: 59601/09, 17/9/2013, § 21).

Usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın

düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek

yerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi

bakımından bir çeşit engel haline gelmeleri durumunda, mahkemeye erişim hakkı

ihlal edilmiş olacaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Efstathiou ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02,

27/7/2006, § 24).

Dosyamızda da başvurucunun dava açtığı esnada yürürlükte olmayan

bir yükümlülükle (vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü)

ile karşı karşıya kaldığı, böylece “hukuki

güvenlik ve mahkemeye erişim hakkının” ihlal edildiği kanısındayım. Başvurucu

(davacı), açtığı dava sonucunda vekalet ücretine

mahkum edileceğini bilseydi, öngörebilseydi belki de bu davayı açmayacaktı.

Mahkememiz kararında, “Hükmedilen

vekalet ücretinin, dava açmayı imkansız kılacak veya aşırı derecede

zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiği … tespit edilmemiş olması”

gerekçe gösterilerek “başvuru açıkça

dayanaktan yoksun” bulunmuş ise de, başvurucunun dava açarken

öngöremediği ve dava açıldıktan sonra yürürlüğe konulan KHK uyarınca,

azımsanmayacak ve her şeyden önce öngörülemeyecek şekilde 2.400.-TL vekalet

ücreti ödemeye mecbur bırakılmış olması hukuki güvenlik ve adil yargılanma

hakkının ihlali mahiyetindedir.

Açıklanan nedenlerle, idare lehine vekalet

ücreti takdiri yönünden çoğunluk görüşüne katılmadım.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Taylan Özgür TOR Vekili : Av. Kadir GÜNDOĞAN Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2454, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Reddine…”
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir
  17. A. Başvurucunun
  18. C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE, OY
  19. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  20. Karşı Oy
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2454
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/72
  • Selma Savaşçi ve Hıdır Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/4754)
  • Halil Canpolat Başvurusu (B. No: 2013/7662)
  • Yasin Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5511)
  • Emine Velioğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/993)
  • Hediye Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/2100)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.