İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Ercan Başvurusu (B. No: 2014/17045)

1. Başvuru, menfi tespit ve alacak davasında usul ve kanuna

Başvuru No2014/17045Tarih20 Eylül 2017Okuma18 dk · 3.534 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Ercan Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/17045
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.534 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, menfi tespit ve alacak davasında usul ve kanuna

aykırı karar verilmesi, Mahkeme ve Yargıtay kararlarında esasa yönelik

savunmalarının karşılanmaması, duruşmalı temyiz talebinin posta pulu eksikliği

gerekçe gösterilerek reddedilmesi ve delillerinin incelenmesi talebi dikkate

alınmadan karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş

sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Olaya

Dayanak Kira Sözleşmesi ve İddialar

8. Başvurucu, başlangıç tarihi 1/8/2008 olan kira sözleşmesi ile

Ankara Kazım Özalp Mahallesinde yer alan iş yerini S.A. isimli kişiye

kiralamıştır.

9. Kiracı S.A. 6/3/2008 tarihli başvurucuya gönderdiği ihtarname

ile iş yerini karşılıklı anlaşma ile 10/3/2008 tarihinde tahliye ederek

anahtarını teslim etmesi akabinde iş yerinin 3. kişiye kiraya verildiğini,

taşınmazın yeni kiracısı tarafından 2008 yılı Mart ayı kira bedelinin ödendiği

gibi ASKİ aboneliğinin de yeni kiracı adına yaptırıldığını, bu sebeplerle

1/1/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesine istinaden ödediği 1.200 TL

depozito (güvence bedeli) ile 20 günlük fazla ödenen 800 TL kira bedelinin

şahsi hesabına yatırılmasını ve bir başka ifade ile taşınmazı tahliye ettiğini

belirterek 10/3/2008 tarihi sonrasına ilişkin bir kira borcunun bulunmadığını

iddia etmektedir.

10. Başvurucu ise kiracı S.A. ile arasındaki kira sözleşmesinin

devam ettiğini, fesih bildiriminin salt kira ilişkisini sona erdirmeye yeterli

olmadığını, iş yerinin anahtarlarının usulüne uygun şekilde kendisine teslim

edilmediğini, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesince 29/4/2010 tarihinde verilen

tahliye kararına kadar ödenmemiş kira bedeli alacaklarının bulunduğunu, kiracı S.A.nın ihtarnamesinde iddia edilen M.H. ve U.T.nin sahibi olduğu yeni kiracı şirkete iş yerinin

kiralandığına ilişkin 12/3/2008 başlangıç tarihli sözleşmedeki imzanın

kendisine ait olmadığını ve sözleşmenin sahte olduğunu ileri sürmektedir.

B. Bireysel Başvuru

Konusu Yapılmayan 2008 Yılına Ait Kira Bedellerine İlişkin İcra Takibi ve

Yargılama Süreci

11. Başvurucu, kiracı S.A. hakkında Ankara 9. İcra Müdürlüğünün

E.2008/8675 sayılı dosyasında ödenmeyen 2008 yılı 4 ila 12. aylara ait kira

bedellerinin toplam tutarı olan 10.800 TL üzerinden icra takibi başlatmıştır.

Kiracının borca itirazı nedeniyle takibin durdurulması üzerine başvurucunun

itirazın kaldırılması ve tahliye talebiyle açtığı davada Ankara 11. İcra Hukuk

Mahkemesi 29/4/2010 tarihli ve E.2010/341, K.2010/614 sayılı kararıyla itirazın

kaldırılmasına, takibin kaldığı yerden devamına ve kiracının tahliyesine karar

vermiştir.

12. Takibin kesinleşmesi üzerine kiracı S.A. başvurucu aleyhine

genel mahkemede menfi tespit davası açarak Ankara 9. İcra Müdürlüğünün

E.2008/8675 sayılı dosyasına konu 10.800 TL kira borcunun bulunmadığına karar

verilmesini talep etmiştir. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi 20/7/2011 tarihli

ve E.2010/222, K.2011/318 sayılı kararıyla davanın kabulü ile davacının

(kiracının) Ankara 9. İcra Müdürlüğünün E.2008/8675 sayılı dosyasında dava

konusu yapılan 10.800 TL kira alacağından davalıya (başvurucuya) borçlu

olmadığının tespitine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu

şekildedir:

"...Mahkememiz dosyası

grafoloji uzmanı bilirkişiye tevdi olunarak bilirkişiden 06/05/2011 tarihli

rapor aldırılmış, alınan bilirkişi raporu ile davalı Mustafa Ercan'ın mahkeme

huzurunda alınan imzaları ile mevcut mukayese imzalarının kıyaslandığında

tespit edilen çeşitli fiziki, ihtiyati, kaligrafik, grafolojik ve yapısal

özellikteki farklılıklara atfen tetkik konusu 12/03/2008 başlangıç tarihli 1

senelik kira karşılığı 12.000,00 TL karşılığı olan Öz Modek

Mobilya, kiraya veren Mustafa Ercan adına düzenlenmiş kira sözleşmesindeki

Mustafa Ercan adına atılı bulunan imzanın Mustafa Ercan eli ürünü olmadığı

bildirilmiştir.

Toplanan delillerin taktiri ve

değerlendirilmesi neticesinde, tüm dosya münderecatından, davacının 01/01/2008

başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalının maliki olduğu, Kazım Özalp

mahallesi Rabat Sokak No. 27/6 Çankaya Ankara adresinde bulunan taşınmazı

kiraladığı ancak davacının 01/03/2008 tarihinde Mart ayı kirasını ödemesine

müteakip 10/03/2008 tarihinde taşınmazı tahliye ettiği, davalının dava konusu mecuru tahliyeden 2 gün sonra 12/03/2008 tarihinde bu defa

dava dışı Öz Modek Mobilya Ltd. Şirketine akdedilen

sözleşme ile kiraya verdiği, dosyaya ibraz olunan sözleşme içerikleri ile beyan

olunmuş ise de davanın ihbar olunduğu Öz Modek Mob.Dek.San.Tic.Ltd.Şti. Şirket ortağı ve mesul müdürü U. T.'un huzurda alınan beyanı ile, dava konusu mecuru kiralamak suretiyle 3-4 ay kadar kullandıklarını

ancak hangi tarihte kullandıklarını hatırlamadığını, ASKİ'ye kendileri

tarafından ibraz edilen bir sözleşme olmadığını, ancak sözleşmedeki kaşenin

şirketlerine ait olduğunu, imzanın kendisine ait olmadığını ifade ettiği, yine

davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 20. Noterliğine ait 02.04.2008

tarih ve 6070 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "01.01.2008 tarihli yazılı

kira sözleşmesi ile mülkiyeti davalıya ait Ankara ili Çankaya ilçesi Kazım

Özalp Mah. Rabat Sk.No:27/6 adresinde bulunan işyerinin kiralandığı, aylık kira

bedelinin 1.200,00 TL olduğu, ancak kiracısı bulunduğu işyerini 06.03.2008

tarihli Ankara 20. Noterliği aracılığı ile gönderdiği ihtarname neticesinde

karşılıklı anlaşma ile 10.03.2008 tarihinde tahliye ederek anahtarını teslim

ettiği, anılan işyerinin M. H. ve U. T.'a aynı gün

kiraya verildiği, kiracılar M. H. ve U. T.'un da Mart

2008 ayı kira bedelini ödediği gibi ASKİ aboneliğini kendi adlarına

yaptırdıkları, bu sebeple 01.01.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesine

istinaden kendisine ödenen 1.200,00 TL depozito ile 20 günlük fazla ödenen

800,00 TL kira bedelinin şahsi hesabına yatırılmasının talep olunduğu

ihtarnamenin Mustafa Ercan'ın eşine usulüne uygun olarak 08.03.2008 tarihinde

tebliğ olunduğu, Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2008/-8675 E.sayılı

dosyasında ise 2008 yılının 8.(4.) Ayı ile 12. Ayı arasında ....olan kiralardan

dolayı takip yapıldığı, 2008 yılının Mart ayından 2008 yılının 12. ayına kadar

davalının ihtarnamenin tebliğine rağmen bu hususu araştırmamasının hayatın

olağan akışına aykırı olduğu tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde

davacıdan haksız kira bedellerinin istenilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı

anlaşılmakla davacının haklı davasının kabulü ile davacının Ankara 9. İcra

Müdürlüğünün 2008/8675 Esas sayılı dosyasında alacak konusu yapılan bedelden

borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olacağı

sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir."

13. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin

24/4/2012 tarihli ve E.2011/17817, K.2012/11033 sayılı kararı ile hüküm

onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 1/10/2012 tarihli ve

E.2012/14804, K.2012/21595 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

C. Bireysel Başvuru

Konusu Olan 2008 Yılı Sonrası Kira Bedellerine İlişkin İcra Takibi ve Yargılama

Süreci

15. Başvurucu, kiracı S.A. hakkında Ankara 2. İcra Müdürlüğünün

E.2010/5048 sayılı dosyasında ödenmeyen 2009 yılı 1 ila 12. aylar ile 2010 yılı

1 ila 4. aylara ait kira bedellerinin tutarı 19.200 TL ve işlemiş faizinden

oluşan toplam 20.329,70 TL alacak üzerinden 12/4/2010 tarihinde ilamsız icra

takibi başlatmıştır.

16. Kiracının borca itirazı sonucu takibin durdurulması üzerine

başvurucunun itirazın kaldırılması istemi ile açtığı davada Ankara 13. İcra

Hukuk Mahkemesi 9/3/2011 tarihli ve E.2010/1133, K.2011/197 sayılı kararıyla

"itirazın kaldırılması isteminin davalı S. A. yönünden kısmen kabulü ile

davalının itirazının 19.200 TL

asıl alacak ve 1.115,51 TL işlemiş faiz yönünden kaldırılmasına, fazlaya

ilişkin talebin reddine" karar vermiştir. Anılan karar Yargıtay 6. Hukuk

Dairesinin denetiminden geçerek 5/7/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

17. Takibin kesinleşmesi üzerine kiracı S.A. başvurucu aleyhine

bu defa 29/11/2012 tarihinde açtığı menfi tespit ve alacak davasında; ödenmeyen

1.200 TL güvence bedeli ve iade edilmeyen 800 TL fazla kira ödemesinin tahsili

ile Ankara 2. İcra Müdürlüğünün E.2010/5048 sayılı icra takibi dosyasına konu

19.200 TL kira borcunun bulunmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

18. Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) taraf vekillerinin

hazır olduğu 18/3/2013 tarihli ön inleme duruşması sonucunda "güvence

parası ile iade edilmeyen kira bedelinin davalıdan tahsiline, davacının

davalıya Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2010/5048 esas sayılı dosyasında borçlu

olmadığının tespitine" hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu

şekildedir:

"...Dosyasındaki

delillerden, davacının davalıdan 1.200,00-TL güvence parası ve iade edilmeyen

800,00-TL kira parası alacağı olduğu bu nedenle tahsilinin gerektiği... ve

davacının Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2010/5048 sayılı dosyasındaki borçtan

dolayı borçlu olmadığına karar vermek gerekmiştir."

19. Başvurucu 23/5/2013 tarihli dilekçesinde duruşmalı temyiz

talebinde bulunmuş, aynı tarihte temyiz harç ve posta giderlerini yatırmıştır.

20. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 20/3/2014 tarihli ve

E.62013/10845, K.2014/3463 sayılı kararıyla dosyada "...duruşma pulları

bulunmadığı..." gerekçesiyle duruşma isteminin reddine karar vererek hükmü

onamıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya kapsamına,

toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş

olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen

temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve

aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 20/03/2014 tarihinde

oybirliğiyle karar verildi."

21. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/9/2014 tarihli ve

E.2014/6475, K.2014/9439 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 316. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Basit yargılama

usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:

a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren (m.4) dava ve işler.

…"

23. 6100 sayılı Kanun'un 317. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

"Dava açılması ve davaya

cevap verilmesi dilekçe ile olur.

Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap

dilekçesi veremezler."

24. 6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

"Mahkeme, mümkün olan

hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.

Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin

incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen

duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan

daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe

yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim

gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve

ikiden fazla duruşma yapabilir."

25. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin

Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve

başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine

temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086

sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten

önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu

mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı

olmayan hükümleri uygulanır."

26. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile yapılan

değişiklikten önceki 438. maddesi şöyledir:

"Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar.

Ancak tüzelkişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin

butlanına veya feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya

ilişkin davalarla miktar veya değeri ikiyüzmilyon

lirayı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya

cevap dilekçesinden duruşma yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca

bir gün belli edilerek taraflara usulen tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile

duruşma günü arasında en az onbeş gün bulunması

gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse

duruşma isteği dikkate alınmaz.

...

Duruşma günü belli edilen hallerde Yargıtay, tarafları veya gelen

tarafı dinledikten sonra ve taraflardan hiç biri gelmemiş ise dosya üzerinde

inceleme yaparak kararını o gün tefhim eder.

..."

27. 1086 sayılı mülga Kanun'un ek 4. maddesi şöyledir:

"Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtayda duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki

taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki

parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda

uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun

mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit

ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu

şekilde belirlenen sınırların onmilyon lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama

nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.

Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere

uygulanan parasal sınırların artışı, artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce

ilk derece mahkemelerince nihaî olarak karara bağlanmış davalar ile bölge

adliye mahkemesi kararı üzerine yeniden bakılan davalarda ve Yargıtayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece

yeniden bakılan davalarda uygulanmaz."

28. 1086 sayılı mülga Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,

Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce

aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla

yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, Mahkeme kararında sadece "dosyasındaki delillerden" denilerek

savunmalarına neden itibar edilmediğinin açıklanmayarak ve aynı şekilde kanun

yolu mercii tarafından da bu husustaki itirazlarına cevap verilmeyerek temyiz

ve karar düzeltme taleplerinin reddedilmesi nedenleriyle gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Alpaslan Yıldırım, B. No: 2014/20301, 11/5/2017, § 18).

32. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Alpaslan Yıldırım,

§ 19).

33. Gerekçeli karar

hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır. Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan

mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı

atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, § 57).

34. Somut olayda "dosyadaki delillerden" taraflar

arasında görülen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen, 1/1/2008

başlangıç tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan 2008 yılı kira bedellerinin

uyuşmazlık konusu yapıldığı davadaki hüküm ve gerekçeye (bkz. §§ 11, 12) göre

"başvurucuya ait iş yerinin 10/3/2008 tarihinde kiracısı tarafından

tahliye edildiği" maddi bir vakıadır. Aynı kira sözleşmesine dayanılarak

bu defa 2009 yılı 1 ila 12. aylar ile 2010 yılı 1 ila 4. aylar kira bedellerine

ilişkin açılan başvuruya konu dava sonunda Mahkeme, kabul edilen bu vakıayı

esas alarak karar vermiştir. Başvurucu temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde

2008 yılı kira bedellerine ilişkin ilk yargı kararının hatalı olduğunu

belirtmiş ise de Yargıtay tarafından, ilk derece mahkemesince dosyadaki

deliller kapsamında karar verildiği ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmadığı belirtilerek hüküm onanmış, karar düzeltme istemi de uygun

bulunmayarak reddedilmiştir (bkz. §§ 20, 21). Dolayısıyla somut olayda Mahkeme

ve Yargıtay kararının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

35. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucunun bu yöndeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Duruşmalı Yargılama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu; temyiz aşamasında posta giderlerini yatırdığını

ancak mahkeme kaleminden kaynaklanan hata nedeniyle pul yokluğu gerekçesiyle

murafaa talebinin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa Mahkemesi; benzer konuda yapılan başvurularla ilgili

kararlarında, ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar

verildikten sonra kanun yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması hâlinde

temyiz aşamasında sözlü yargılama imkânının sunulmamasının yargılamayı bütün

hâlinde adil olmaktan çıkarmayacağını belirterek adil yargılanma hakkının

ihlalinden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır ( Mehmet Soysal ve diğerleri, B. No: 2014/2678, 16/11/2016, §§

42-44; Mustafa Doğan, B. No:

2014/1836, 28/9/2016, §§ 66-68).

38. Somut olayda başvurucunun posta giderini yatırdığı hâlde

posta pulu yokluğu nedeniyle temyiz incelemesi duruşmasız yapılmış ise de ilk

derece mahkemesinde -sözlü savunmaların dile getirildiği- ön inceleme duruşması

yapılmıştır. Basit yargılama usulünün uygulandığı davada; dava dosyasının

içeriği, yazılı belgeler ve başvurucunun kanun yolunda sunduğu dilekçelerindeki

beyanlarına istinaden Yargıtayın uyuşmazlığı hakkaniyete

uygun bir şekilde sonlandırma imkânına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bunun yanında başvurucunun temyiz incelemesinde sözlü yargılama yapılması

hâlinde dosyaya daha önce sunduğu belge ve delillerin dışında yargılamanın

sonucunu etkileyebilecek nitelikte, esasa yönelik hangi beyan veya delilleri

sunacağına ilişkin bir açıklamada bulunmadığı

anlaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu yönü itibariyle açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu; iş yerinin yeniden kiralandığına ilişkin

12/3/2008 başlangıç tarihli sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ve

sözleşmenin sahte olduğunu ancak bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadan ön

inceleme duruşmasında tahkikata geçilmeksizin karar verildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Başvurucunun belgedeki sahte imza iddiasına bağlı olarak

bilirkişi inceleme talebi dikkate alınmadan ön inceleme duruşmasında karar

verilmesi yönündeki şikâyetleri silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkeleri kapsamında değerlendirilmiştir.

42. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkeleri gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

43. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

44. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 47).

45. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda,

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanın

bütünü ışığında değerlendirilecektir (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).

46. Basit yargılama usulü 6100 sayılı Kanun’un 316. maddesinde

yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda uygulanan ve

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür.

47. 6100 sayılı Kanun'un 317. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkralarında, basit yargılama usulüne tabi davalarda dava açılması ve davaya

cevap verilmesinin dilekçe ile olacağı, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap

dilekçesi veremeyecekleri, aynı Kanun'un 320. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkralarında ise mahkemenin mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet

etmeden dosya üzerinden de karar verebileceği hususları düzenlenmiştir.

48. Başvuru konusu basit yargılama usulünün uygulandığı davada

başvurucu cevap dilekçesini sunmuş, delillerini bildirmiş, sözlü savunmalarını

dile getirildiği ön inceleme duruşmasında karar verilmiş, bir başka ifade ile

savunma yapma ve delil bildirme imkânından mahrum bırakılmamıştır. Başvurucunun

cevap dilekçesinde beyan ettiği gibi Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde

görülen E.2010/222 sayılı davada bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve 6/5/2011

tarihli bilirkişi raporu ile 12/3/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesindeki

başvurucu adına atılan imzanın başvurucunun eli ürünü olmadığı tespit edilmiş

ancak dosyada yer alan tüm deliller birlikte değerlendirilerek başvurucu

aleyhine hüküm verilmiştir (bkz. § 12).

49. Mahkemenin toplanan delilleri takdiri ve değerlendirmesi

neticesinde, taraflar arasındaki ilk yargılamada bilirkişi incelemesi yaptırılan

aynı konuda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmaması ve ön inceleme

duruşmasında karar vermesinin yargılamanın bütünü dikkate alındığında başvurucu

aleyhine dezavantajlı br durum meydana getirmediği

anlaşılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

D. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

51. Başvurucu, Mahkemenin eksik inceleme sonucu hakkaniyete

aykırı bir karar verdiğini ve kanun yolu merciince hukuka aykırı verilen bu

kararın onanması suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

52. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

53. Somut olayda Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde başvurucu

aleyhine açılan davada dosya kapsamındaki delillere göre değerlendirme

yapılarak, güvence parası ile iade edilmeyen kira bedelinin tahsili ve menfi

tespit taleplerinin kabul edildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20/3/2014

tarihli kararıyla hükmün onandığı ve aynı Dairenin 8/9/2014 tarihli kararı ile

karar düzeltme talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

54. Başvurucunun yargılama sürecinde sunduğu davaya cevap

dilekçesi, bildirdiği deliller, temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri birlikte

incelendiğinde, taraflar arasında görülen ilk davada verilen karar

doğrultusunda uyuşmazlık konusu iş yerinin 10/3/2008 tarihinde tahliye

edildiğinin kabul edilerek aleyhine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkin

başvurucunun iddiaların özünün, Mahkeme tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının

açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatası da

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Mustafa

ERCAN

Vekili

:

Av. Altan

BALANTEKİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17045, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Olaya
  7. B. Bireysel Başvuru
  8. C. Bireysel Başvuru
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Gerekçeli Karar
  12. B. Duruşmalı Yargılama
  13. C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama
  14. D. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına
  15. A. Başvurunun açıkça
  16. B. Yargılama
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Sevtekin
  20. Ercan
  21. Balantekin
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17045
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/18135)
  • Hakkı İlker Yaşar ve Birgün Yayıncılık ve İletişim Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/12902)
  • Ramazan Ayan Başvurusu (B. No: 2014/14924)
  • Fahrettin Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/18155)
  • Nimet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/11229)
  • Ozan Çağlar Akman Başvurusu (B. No: 2014/1622)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.